İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın 2001 22349 sayılı, 2008 32666 sayılı , 2013 66967 sayılı , 2013 90293 sayılı , 2013 103305 sayılı ve 2014 03556 sayılı markalarının 556 sayılı KHK m.42, m.7/1 (a) ve m.7/1 (c) maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü talebiyle ikame…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1207 Esas KARAR NO: 2025/1587 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 18/06/2025 NUMARASI: 2022/269 E. - 2025/147 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın 2001 22349 sayılı, 2008 32666 sayılı , 2013 66967 sayılı , 2013 90293 sayılı , 2013 103305 sayılı ve 2014 03556 sayılı markalarının 556 sayılı KHK m.42, m.7/1 (a) ve m.7/1 (c) maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü talebiyle ikame edildiğini, davacı vekili özetle; dava konusu markaların hiçbirisinde şekiller belirli bir sınırla tespit edilmediğini, markaların görsel/fiziksel sınırlarını tespit etmenin mümkün olmadığını, belirtilen sebeple marka tescillerinin KHK'nın 5'inci maddesine göre çizimle görüntülenme şartını yerine getirmediğini, davacının markalarının renk markası olduğunu ve renk markalarının tescil edilmemesi gerektiğini, renk markalarının tescil edilebileceğinin kabulü halinde dahi renklerin grafik gösterimi şartının karşılanması için renk markaları tescillerde Pantone vb uluslararası sınıflandırma sistemlerine göre belirlendiği ancak davalı markalarının bu koşulu yerine getirmediği, marka tescillerinin hiçbirisinde davalı tarafın hangi renk tonları üzerinde tescil gerçekleştirdiğini gösteren bir ibare bulunmadığını bu yönüyle aynı zamanda ayırt edici nitelik de taşımadıklarını dolayısıyla davalı marka tescillerinin KHK'nın 5'inci maddesinde aranan şartı gerçekleştirmediklerini, markalardaki mavi rengin içecekler üzerinde fonksiyonel kullanım amacı olduğunu, gri (gümüş) rengin hammaddenin doğal rengi olduğunu ve bu durumun kullanımın maliyet bakımından avantaj sağladığı, mavi/gri (gümüş) rengin bu fonksiyonel kullanımının yaygınlığı ve pazarlama biliminin kabul görmüş teknikleri ile açıklanabilmesinin; markaların tescilinin KHK m.7/1 (c) hükmüne de aykırı olduğunu gösterdiğini iddia ve talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Süresi içerisinde cevap sunulamadığından ötürü davayı inkar kapsamında beyanlarını sunduklarını, davacının uzun süre sessiz kalıp ancak kendilerine dava yöneltilince hükümsüzlük davası açtıklarını, kötü niyet olduğunu, bazı markalar yönünden (2001 22349 siyah - beyaz ve mavi) ve 2008 32666 (mavi-gümüş) dava açmak için 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, ayrıca MK m. 2 uyarınca da davanın reddinin gerektiği, dava konusu markalardan sadece 2014/03556 sayılı markanın renk markası olduğunu diğer markaların ise renk kombinasyonlarından oluşan şekil markası olduğunu, TRAPOZEİD ya da %50 %50 şeklini haiz oldukları üzere çizimle görüntülenebilme şartını sağladıkları, markaların kendiliğinden ayırt edici olduklarını ayrıca kullanım yoluyla da ayırt ediciliğin kazanılmış olduğunu, dünya çapında tanınmış marka niteliğini haiz olduğunu belirtmiştir. Dairemizin 22/11/2022 tarih 2020/1062 Esas 2022/1599 K. Sayılı kararıyla;"ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmadığı gerekçesiyle;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/04/2018 tarih, 2015/63 E. 2018/180 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE," karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararıyla; " Mahkemece; davalı markasının kullanım yoluyla ayırt edici hale geldiği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğu kanaatine varılmıştır." bu hususun vurgulandığı anlaşılmakla davalı yanın bu yöndeki itirazları yerinde görülmediği ve yine davalı yan her ne kadar aşamalardaki itirazlarda emsal mahiyet teşkil ettiğini iddia ettiği dava dosyalarında verilen kararları sunmuş buna dair bilgiler vermiş , özellikle itiraz dilekçesinde bahsini geçtiği Bakırköy 2.FSHHM 2021/5 Esas sayılı dava dosyasından bahsedilmiş ise de; ilgili dosyadaki markaların iş bu dava dosyası markaları ile aynı olmadığı, her markanın ikame edildiği dava içerisinde sunulu iddia ve savunmalar muvacehesinde ayrı değerlendirilmesinin icap edeceği nitekim ilgili mahkemede kullanım yolu ile ayırt edicilikten bahsedilmek suretiyle tespit ve kararların verildiği halbuki mahkememiz nezdinde markalar farklı olduğu gibi süresinde kullanım yolu ile ayırt edicilik kazanılması yönünde bir defi de bulunmadığı ve yine mahkememiz nezdinde görülen davaya konu her bir markanın usul ve yasaya uygun olarak incelemeleri gerçekleştirilmiş, BAM ilamı nazara alanmış , 23/04/2025 tarihli ek rapor ile evvelce alınan raporlar arasındaki çelişkiler giderilmiş, itirazlar denetime elverişli olarak karşılanmış olup, usul ve yasaya uygun tespitler ihtiva eden 23/04/2025 tarihli ek rapor ve yukarıda aktarılan gerekçeler ışığında -Dava konusu 2013 66967, 2013 90293, 2013 103305 ve 2014 03556 nolu markaların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE; kararın kesinleşmesi ile infaz için TPMK'ya müzekkere yazılmasına, 2001 22349 ve 2008 32666 numaralı markalar yönünden açılan davanın REDDİNE" 1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 2-Dava konusu 2013 66967, 2013 90293, 2013 103305 ve 2014 03556 nolu markaların3-HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE; kararın kesinleşmesi ile infaz için TPMK'ya müzekkere yazılmasına,4-2001 22349 ve 2008 32666 numaralı markalar yönünden açılan davanın REDDİNE, karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından davalı şirket adına tescilli altı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karara bağlanan davada, yerel mahkemece kısmen kabulü ile dört markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verdiğini, ancak 2001/22349 ve 2008/32666 nolu iki marka yönünden ise hükümsüzlük davasının belirlenen beş yıllık süreden sonra açılmasının Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle reddine karar verdiğini, davacı vekilinin ise bu kısmen ret kararının somut olayın gerçeklerine, usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu markaların mutlak ret nedenlerine (kamu düzenine aykırılık) ilişkin düzenlemelere aykırı olarak tescil edildiğini, renk kodlarının belirtilmemesi ve çizimle görüntülenme şartını sağlamamaları nedeniyle tescil kriterlerini karşılamadığını, bilirkişi raporlarında da bu markaların ayırt edici olmadığının ve şekil/renk markası olarak tescil koşullarını sağlamadığının tespit edildiğini, bu vakıaların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK'da düzenlenmeyen ve o dönem Yargıtay içtihatlarında sadece nispi ret nedenlerine uygulanan beş yıllık hak düşürücü süreden etkilenmesinin mümkün olmadığını, zira mutlak ret nedenlerinde kamusal yararın ön planda olduğunu ve süre geçmekle ortadan kalkmayacağını ileri sürerek, aksine kabul edilse bile müvekkilinin markalardan kendisine açılan davalar neticesinde haberdar olduğunu, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığından söz edilemeyeceğini belirttiğini, ayrıca kısmen ret kararına bağlı olarak davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin ve yargılama harçlarının kabul-ret oranında bölüştürülmesinin davanın genel sonucu ve yasa gereği hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ifade ettiğini, sonuç olarak yerel mahkeme kararının istinaf itirazları çerçevesinde kaldırılmasına ve davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, İlk Derece Mahkemesinin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını değerlendirmeden ve dosyadaki çelişkileri gidermeden davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, özellikle ek bilirkişi raporunda müvekkilin markalarının nitelendirilmesindeki hataların (şekil markası yerine renk markası denilmesi veya nitelendirme dahi yapılmaması gibi) ve önceki kök raporla olan çelişkilerin (2001/22349, 2008/32666, 2013/66967, 2013/103305 ve 2013/90293 sayılı markaların şekil markası olduğunun kök raporda tespit edilmişken, ek raporda aksinin belirtilmesi) altını çizdiğini, bu çelişkilerin giderilmesi için yeni bir heyetten rapor alınması talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 2014/03556 sayılı renk markasının KHK'nın 7/1 (a) maddesi kapsamında ayırt edici olduğunu ve Pantone kodları ile (Pantone 2747C mavi ve Pantone 877C gümüş) %50-%50 oranında gösteriminin açıklık, kesinlik ve objektiflik kriterlerini sağladığını, bu konuda Türkpatent'in Marka İnceleme Kılavuzunda yer alan örnek ve kriterlere dikkat çektiğini, mavi-gümüş renk kombinasyonunun ilgili sektörde doğrudan ... ürününü akıllara getirdiğine ve tanımlayıcı nitelikte olmadığına dair delillerin ve benzer uyuşmazlıklarda Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi'nin onadığı kararların (markaların ayırt edici olduğu ve hükümsüz kılınamayacağı yönünde) göz ardı edildiğini, 2013/90293, 2013/66967 ve 2013/103305 gibi markaların renk unsuru barındıran şekil markası olarak kabul edilmesi gerektiğini, zira kenar ve köşelerinin belirli olduğunu, bilirkişilerin marka örneğinin yerleştirileceği kutucuğu referans alarak yaptığı nitelendirmenin mevzuata ve marka hukuku prensiplerine aykırı olduğunu, markaların kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığına dair beyanlarının savunmanın genişletilmesi niteliğinde olmadığını, KHK'nın 7. maddesinin son fıkrası gereği inkâr kapsamında ve kamu yararı nedeniyle Mahkemece re'sen dikkate alınabileceğini, sunulan kamuoyu araştırması ve diğer delillerin bu durumu kanıtladığını, davacının istinaf taleplerine karşı ise 2001/22349 ve 2008/32666 sayılı markalar aleyhine davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması nedeniyle hakkın kötüye kullanılması (TMK m. 2) ve sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı yönündeki mahkeme ve Yargıtay tespitlerinin yerinde olduğunu, davacının mavi ve gümüş renklerin teknik bir zorunluluktan doğduğu ve soğukluğu veya alüminyumu çağrıştırdığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve bu renk kombinasyonunun sektörde müvekkili ile özdeşleştiğini belirterek, davacının istinaf talebinin reddi ile kendi istinaf taleplerinin kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, yeni bir heyetten rapor alınarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalıya ait mavi-gümüş renk kombinasyonu, içecek sektöründe fonksiyonel ve tanımlayıcı nitelikte olduğu ve bu şekilde tanımlayıcı işaretlerin ve fonksiyonel renklerin ayırt edici hale gelmesi mümkün olmadığını, Kamu yararı gereği, bu renklerin serbestçe kullanılması gerektiğini, bununla birlikte davalıya ait markaların tescil edildiği sınıflar bakımından ayırt edici olmadığını ileri sürerek davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine, İlk derece mahkeme kararının istinaf itirazları ve resen gözetilecek nedenler çerçevesinde müvekkili lehine kaldırılmasına, davanın tüm talepleri yönünden KABULÜNE, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizin 2020/1062 esas,2022/1599 karar sayılı iade kararında;" Mahkemece; davalının renk markalarının kullanımla ayırt edicilik kazandığı, davalının ... ibaresi ile markaları kullandığı ve içeceklerin üzerinde de markanın menşeinin yazıldığı, tüketicinin içecek konusunda tercihini renklere göre yapmadığı, içeceğin üzerindeki markayı esas aldığı, dava konusu markaların tanımlayıcı olmadığı, bu itibarla tüm markalar yönünden hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı gerekçelerine dayanılarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Ancak kullanım yoluyla ayırt edicilik iddiasının ancak def'i yoluyla ileri sürülebilmesi mümkün olup, davalı yanın süresi içerisinde davaya cevap vermeyerek bu hususu aşamalarda ileri sürmüş olmasının savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğu, davacı yanca savunmanın genişletilmesine açıkça muvafakat verilmediği, somut olayda savunmanın genişletilmesi istisnasının da yer almadığı dikkate alındığında, Mahkemece; davalı markasının kullanım yoluyla ayırt edici hale geldiği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğu kanaatine varılmıştır.Diğer yandan davalı markalarının tanımlayıcı olduğuna ilişkin iddia incelendiğinde; Mahkemece yapılan değerlendirme ile davalı markalarının ayırt edici nitelikte olduğuna dayanan ve ayrıksı rapor sunan bilirkişi incelemesine dayanarak, davanın reddine karar verilmiş ise de; dosyaya sunulu raporların, davalı markalarının, ürünün kullanıcıları nezdinde karakteristik özellik olarak algılanıp algılanamayacağı, bu bağlamda 556 sayılı K.H.K.'nin 7/1-c anlamında cins, çeşit, vasıf, kalite, amaç, değer, belirten veya malın diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmayı münhasıran veya esas unsur olarak içeren marka olarak kabul edilip edilmeyeceği hususunda yeterli teknik bilgiyi içermediği, aynı şekilde davalı marklarının soyut renk kombinasyonlarından oluşan bir marka mı, yoksa bir şekil markası mı olduğu, ihtimallere göre ayırt ediciliklerinin bulunup bulunmadığı hususlarında da yeterli değerlendirmeyi içermediği, bu konuda sektörden temsilcinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulundan görüş alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile iade kararı verilmiştir.Davanın konusu; Davalı adına kayıtlı 2001 22349, 2008 32666, 2013 66967, 2013 90293, 2013 103305, 2014 03556 nolu markaların KHK 7/1-a,ve c bentleri kapsamına göre hükümsüzlüğüne karar verilmesi talepli davadır. Dava tarihi itibarı ile 556 sayılı KHK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.İade kararımız üzerine mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişiler ...11.10.2023 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Tarafların itiraz ve beyanlarının her türlü hukuki tavsif ve nihai kararın takdiri Mahkememize bırakılarak; huzurdaki davaya konu ve hükümsüzlüğü talep edilen 2001/22349 25,32,33. Emtia sınıfında, 2008/32666 - 2013/66967 2013/103305 2013/90293 ve 2014/03556 markalarının 32. Emtia sınıfında davalı adına tescil edilmiş olduğu, “Davalı adına tescilli bulunan 2001/22349, 2008/32666, 2013/66997ve 2013/103305 nolu markaların 556 sayılı KHK m. 7/l-a kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, Davalı adına tescilli bulunan 2013/90293 ve 2014/03556 nolu markaların 556 sayılı KHK m. 7/1-a kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, -Davacı tarafın savunmanın genişletilmesi ile ilgili beyanlarının değerlendirilmesinin Mahkememizin takdirine bırakıldığı, Davaya konu 2001/22349 - 2008/32666 - 2013/66967 - 2013/103305 , 2013/90293 - 2014/03556 nolu markaların 556 sayılı KHK m. 7/l-c kapsamında hükümsüz kılınamayacağı, 556 sayılı KHK m. 42/1-a hükmü uyarınca davalı adına tescilli 2001/22349 ve 2008/32666 tescil nolu markaların tescil tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 5 yıllık süre geçtiğinden dolayı hükümsüz kılınamayacağı sonuç ve kanaatine varmışlardır. Bilirkişiler ...Teselli 05.08.2024 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; 2014/03556 marka renk kombinasyon markası olarak diğerleri şekil markası olarak kabul edildiği, 556 sayı KHK m.7/1(a) hükmü uyarınca markalara ilişkin değerlendirmeler sonucunda; renk kombinasyon markasının; açık, kesin, anlaşılır, objektif olmayan tanım nedeniyle, KHK m.5'de aranan çizimle görüntülenebilme veya benzer biçimde ifade edilebilme kriterini gerçekleştiremediği zira çizimle görüntülenebilmenin doğal olarak ön koşulunun; açık, kesin, anlaşılır, objektif olmasını gerektirdiği, ayrıca; markanın farklı olası versiyonları nedeniyle; koruma kapsamının, yasal merciler dahil ilgili 3. kişiler açısından, açık, kolay, kesin, objektif olarak anlaşılamaması ve tüketicinin aklında belirgin bir markanın kalmaması nedeniyle ayırt edicilikten yoksun olduğu; ayrıca ilgili sektörde gümüş renk tüketici tarafından marka olarak algılanmadığı için ayırt ediciliğinin bulunmadığı, kombinasyondaki mavi rengin doğada sınırlı olan 3 ana renkten birisi olması nedeniyle ayırt edici olmayan gümüş renkle kombinasyonunun, marka tesciline uygun olmadığı 2013/90293 sayılı kontursuz ve basit formdaki renkli şekil markasının bir bütün olarak değerlendirildiğinde; KHK m.5'e göre gerekli itelikten yoksun olduğu, çizimle görüntülenebilme kriterini gerçekleştirdiği, 2013/66967 - 2013/103305 - 2001/22349 sayılı şekil markalarının, ayırt edici nitelikte olduğu, çizimle görüntülenebilme kriterini gerçekleştirdikleri, 2001/22349 ve 2008/32666 sayılı markaların tescil tarihleri ile davanın açıldığı tarih olan 28.03.2015 tarihi arasında 5 yıllık sürenin sona erdiği, hak düşürücü süre yönünden değerlendirmenin Mahkememize bırakıldığı, Davacı tarafın savunmanın genişletilmesi ile ilgili itirazlarının değerlendirilmesinin Mahkememize bırakıldığı, markaların kullanımla ayırt edicilik sağladığına dair yeterli bilgi belge olmadığı, gümüş rengin enerji içeceklerin ambalajlarının yapası itibariyle sık kullanılan bir renk olduğu ilgili sektörde 556 sayılı KHK m.7/1 (c) anlamında; tanımlayıcı nitelikte bir renk olamayacağı, davalının 2014/03556 sayılı renk kombinasyon markasının; tescilli olduğu 32. sınıftaki malların karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları esas unsur olarak içermediği sonuç ve kanaatine varmışlardır. Bilirkişiler ...Teselli 23.04.2025 tarihli bilirkişi Ek raporlarında özetle; 05/08/2024 tarihli raporumuzda; 2014/03556 tescil numaralı marka dışındaki markalar şekil markası olarak kabul edilmiş ve çizimle görüntülenebilme kriterini sağladıkları yönünde görüş belirtildiği, ancak rapora itiraz kapsamında tekrar yapılan değerlendirme neticesinde; dosyada mevcut olmayan marka başvuru örnekleri, TPMK online veri tabanında incelendiği, inceleme neticesinde, başvuru aşamasında sunulmuş marka örneklerinin, şekil marka başvurularına uygun yöntemle yapılmadığı ve şekil markası olmadığı, başvuru yapılırken; marka örneği kare formatında bir kutucuğa yerleştirdiği, şekil ya da kelime markalarında, markanın koruma talep edilen tüm unsurları, açıkça görülecek şekilde bu kutucuğun içinde yer alması gerektiği, kutucuk bir dış çerçeve olup, markanın bir unsuru olmadığını, davalı marka örnekleri incelendiğinde; herhangi bir form/şekil oluşturacak sınırlara sahip olmadığını, bir şeklin yamuk ya da dikdörtgen olarak kabul edilebilmesi için 4 kenarı olmalı ve kenarlar marka örneğinin unsuru olarak açıkça belirtilmiş olması gerektiğini, davalı markalarında görülen dış çerçeve; marka örneğinin içine yerleştirileceği kutucuğun çerçevesi olup, marka örneğinin bir unsuru değildir. Başvuru sahibi ya da TURKPATENT dahil hiç kimse, başvuru sonrasında marka örneğini değiştiremez, ilave unsur ya da sınır çizgisi ekleyemeyeceği, davalı markaları renklerin sınırları olmayan çizgilerle birbirinden ayrılmasından ibaret olduğunu, çünkü kutucuğun içerisinde sadece bunlar yer almaktadır ve başvurusu yapılan marka bu unsurlardan ibaret olduğunu, davalının 2013/66967 - 2013/103305 - 2001/22349 - 2008/326 66 ve 2013/90293 sayılı markaları şekil markası olmadıklarını, 2001/22349 tescil numaralı marka dışındaki davalı marka örnekleri; renk kombinasyon marka başvurularına uygun olarak yapılmıştır. Renk markalarında; marka örneğini oluşturan renk kombinasyonu, marka örneği kutucuğunun tamamını kaplayıp, arada boşluk kalmayacak şekilde yapılacağını, ancak pantone kodları ve renklerin oranı belirtilmediğini, 2001/22349 tescil numaralı markada ise sağ ve alt tarafında ters L oluşturulmuş ancak ters L devamında pantone kodu ve oranı belli olmayan renkler yer aldığını, sınırları belli bir form oluşmadığını, şekil markasına ne de renk markasına uygun yapılmadığını, başvuru yapılan markanın ne olduğu; açık, kolay, kesin, objektif olarak anlaşılamamakta olduğu, davalının 2013/66967 - 2013/103305 - 2001/22349 - 2008/326 66 ve 2013 90293 sayılı markaları, pantone kodları ve renklerin hangi oranda kullanıldıkları belirtilmediği, sınırları bilinmediğinden belli bir form da oluşturmadıkları için 556 sayılı KHK m.7 1 (a) hükmü uyarınca markalara ilişkin değerlendirmelerimiz sonucunda; KHK m.5'de aranan “çizimle görüntülenebilme veya benzer biçimde ifade edilebilme kriterini gerçekleştiremedikleri ve ayrıca koruma kapsamının, yasal merciler dahil ilgili 3. kişiler açısından, açık, kolay, kesin, objektif olarak anlaşılamadığı, itirazların değerlendirilmesi aşamasında; 2014 03556 sayılı E renk kombinasyon markasına yönelik olarak “İlgili sektörde gümüş renk tüketici tarafından marka olarak algılanmadığı için kendiliğinden ayırt ediciliğinin bulunmadığı, kombinasyondaki mavi renk ise doğada sınırlı olan 3 ana renkten birisi olması nedeniyle ayırt edici olmayan renklerle kombinasyonunun marka tesciline uygun olmaması” tespitimiz raporumuzun sonuç kısmından çıkartıldığı, zira tarafımızca yapılan değerlendirmenin, SMK m.5/1 (b) kapsamında kaldığı, benzer düzenlemenin KHK m.7'de yer almadığı tarafımızca resen dikkate alınarak, 556 sayılı KHK m.7/1(a) hükmü uyarınca 2014 03556 sayılı renk kombinasyon markasının; Açık, kesin, anlaşılır, objektif olmayan tanım nedeniyle, KHK m.5'de aranan “çizimle görüntülenebilme veya benzer biçimde ifade edilebilme kriterini gerçekleştiremediği zira çizimle görüntülenebilmenin doğal olarak ön koşulunun; açık, kesin, anlaşılır, objektif olmasını gerektirdiği, tarifnamesindeki “yan yana” ifadesinin markanın farklı versiyonlarına sebep olması nedeniyle; koruma kapsamının, asal merciler dahil ilgili 3. Kişiler açısından, açık, kolay, kesin, objektif olarak anlaşılamaması ve tüketicinin aklında beli bir markanın kalmaması nedeniyle ayırt ex ikten yoksun olduğu; Dava konusu markalardaki gümüş renk, ürünün piyasaya sunumunda yaygın kullanılan alüminyum kutuların rengi ile tüketici algısında ayırt edilemeyecek nitelikte olması nedeniyle tanımlayıcı niteliktedir. Mavi renk, ilgili tüketici nezdinde doğrudan soğukluk algısı oluşturmadığını, bununla birlikte; renklerin kombinasyonu, tüketici algısında başka bir renk algısı yaratmadığını, kombinasyon, tanımlayıcılığa neden olan unsuru ortadan kaldıracak bir etki de yapamadığını, kombinasyondaki gümüş-mavi renklerin her birinin markanın esas unsurunu teşkil ettiği, esas unsur niteliğindeki gümüş rengin, enerji içecekleri dahil sıvı içecek grubunun ambalajındaki alüminyum rengi nedeniyle tanımlayıcı olduğu ve bu gerekçelerle davaya konu tüm markalar KHK m.7/1 (c) anlamında değerlendirildiğinde; davalının 2013/66967 sayılı siyah - beyaz renk kombinasyonu markası hariç, diğer davalı markalarının KHK m.7/1 (c) kapsamında; tescilli olduğu 32. sınıftaki malların karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları esas unsur olarak içerdiği ve tanımlayıcı nitelikte olduğu, kullanım yoluyla ayırt ediciliği ispata elverişli delillerin, öncelikle Türkiye'deki kullanıma yönelik olması gerektiği, ikinci olarak da; bilgi ve belgelerin hangi tarihe ait olduğuna göre karar verilmesi gerektiğini, bu tarih KHK'da açıkça belirtildiği üzere, tescil tarihinden öncesi olduğunu, ancak bir kısım Yargıtay kararları dikkate alınarak, markaların tescil tarihinden sonraki tarih olan dava tarihine göre değerlendirildiğinde dahi, markaların kullanımla ayırt edicilik sağladığına dair yeterli bilgi belge olmadığı, davacı tarafın savunmanın genişletilmesi ile ilgili itirazlarının değerlendirilmesinin Mahkemeye bırakıldığı, 2001/22349 ve 2008/32666 sayılı markaların tescil tarihleri ile davanın açıldığı tarih olan 28.03.2015 tarihi arasında 5 yıllık sürenin sona erdiği, hak düşürücü süre yönünden değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir.Davanın açılış tarihinin 28/03/2015 tarihi olduğu, uyuşmazlığın çözümünde 556 Sayılı KHK hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır.Mahkemece davaya konu 2001/22349 ve 2008/32666 sayılı markaların hükümsüzlüğüne ilişkin davanın sessiz kalma süresi dolduğundan reddine karar verildiği, diğer markalara yönelik olarak hükümsüzlük davasının kabulüne karar verildiği görülmüştür.Davacı vekilinin hükümsüzlük talebi reddedilen iki marka yönünden istinaf başvurusunda bulunmuş, davada her iki markanın 556 Sayılı KHK 5/1 maddesi gereğince tescil edilemeyecek işaretlerden olduğu, KHK 7/1-a maddesi gereğince mutlak red nedenlerinin bulunduğunun ileri sürüldüğü anlaşılmıştır. Sessiz kalma nedeniyle hak kaybı müessesesi temelini, MK 2. Madde d düzenlenen iyiniyet ilkesinden almaktadır, tescil sahibinin tescil tarihinde iyiniyetli olma koşulunun bulunduğu, marka olarak tescil edilemeyecek bir renk yada çizimle görüntülenemeyen, benzer biçimde ifade edilemeyen, baskı yoluyla yayınlanamayan bir işareti tescil ettiren davalının iyiniyetli kabul edilemeyeceği, usulüne uygun olarak tescil ettirilmeyen bu markalar nedeniyle, davalıya tekel hakkı tanınmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.Sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin AB direktifinin 9. Maddesinde de, 5. Maddeye atıf yapılarak "önceki markanın sahibi yönünden" bir sınırlama getirildiği, sessiz kalma yoluyla hak kaybının AB direktifinde sadece nispi red nedenleriyle, onun da bir kısmı ile ilgili bir hukuk kurumu olarak ele alındığı anlaşılmaktadır. (bkz. Uğur Çolak-Türk Marka Hukuku, Güncellenmiş 5. Baskı sf 1145) Ayrıca mutlak red nedenlerinde kamusal yarar bulunduğundan, belli bir sürenin geçmesiyle kamusal yararın ortadan kalktığının düşünülmesi de mümkün değildir.Bu açıklamalar doğrultusunda değerlendirme yapıldığında; mahkemece alınan 23/04/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda, davalı adına tescilli 2001/22349 tescil numaralı markada, pantone kodu belli olmayan renklerin yer aldığı, sınırları belli bir form oluşmadığı, ne şekil, nede renk markasına uygun bir başvuru yapılmadığı, başvuru yapılan markanın ne olduğu, açık, kolay, kesin objektif olarak anlaşılamadığı, davalının 2008/32666 sayılı markasında da, renklerin pantone kodları ve renklerin ne oranda kullanıldıklarının belirtilmediği, sınırları bilinmediğinden belli bir form oluşturmadıkları için, 556 Sayılı KHK 5. Madde de aranan çizim ile görüntülenebilme veya benzer biçimde ifade edilebilme kriterini gerçekleştiremedikleri, ayrıca koruma kapsamının, yasal merciler dahil üçüncü kişiler açısından, açık, kolay, kesin ve objektif olarak anlaşılamadığı tespit edilmekle, mahkemece 2001/22349 tescil numaralı ve 2008/32666 sayılı tescil numaralı markalar yönünden davanın kabulü gerekirken, mahkemece sessiz kalındığından bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-b-2 madde gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde, 2014/03556 sayılı markanın renk markası olduğu, tescil edilirken tarifnamedeki renk kodlarının: Mavi (pantone 2747C) Gümüş (pantone 877C) olarak belirtildiğini, bilirkişi raporunda renklerin aynı oranda ve yan yana yer aldığı (%50-50) olarak gösterildiği, yan yana ibaresinin " açıklık, kesinlik, müstakil, kolay erişilir ve anlaşılır olma, dayanıklılık ve objektiflik" kriterini taşıdığı bilirkişi raporundaki tespitlerin yerinde olmadığı ileri sürülmüştür.Dosya kapsamında yapılan tescil kayıtlarından, marka tescil başvurusunda, renklerin pantone kodlarının yer aldığı, renklerin oranının (%50-50) olarak yan yana gösterildiği, renk markalarında ayrıca "çizimle görüntülenebilme veya benzer biçimde ifade edilebilme" koşulunun aranmadığı, Marka İnceleme Kılavuzu 7/4 maddesinde; "renk kodunun" belirtilmesinin yeterli olduğu düzenlenmekle, davaya konu 2014/03556 sayılı markanın renk markası olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin, marka inceleme kılavuzunda "renk markalarının esas olarak belli bir konturu, yani dış hat fizgileri, sınırları ve somut şekilleri bulunmayan markaları" ifade ettiği hükmünün düzenlendiğini, 2013/90293 sayılı markanın şekil markası olarak kabul edilmesi gerektiğini, 2010/28338 sayılı şekil markasının hükümsüzlük talebinin, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/15 Esas-2021/102 Karar sayılı kararıyla reddine karar verildiğini, istinaf başvurusunun, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 23/11/2023 tarihli 2021/1537 Esas-2023/1455 Karar sayılı kararıyla reddedildiğini, ...İçecekler ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti. Tarafından yapılan temyiz başvurusunun reddedildiğini , TPMK'da başka renk kombinasyon şekil markalarının da bulunduğunu ileri sürdüğü anlaşılmıştır.Dosya kapsamında yapılan inceleme, davalı tarafça dayanılan yargı kararları ve tescil kayıtlarından; davaya konu 2013/90293 sayılı marka başvurusunda pantone kodlarının belirtilmediği, bununla birlikte gerek, taraflar arasında görülerek Yargıtay denetiminden geçerek kesin hükme bağlanan mahkeme ilamı ve Marka İnceleme Kılavuzunda da açıklandığı üzere, başkaca renk kombinasyon markalarının tescil edilmiş olduğu, tescil edilen renk kombinasyonunun (lacivert/gri) davalının sürekli kullanımları ile ayırt edici hale geldiği, davacı ile özdeşleştiği, davacı tarafça kullanılan renklerin enerji içeceklerinde ayırt ediciliğinin bulunmadığına yönelik itirazların yerinde olmadığı göz önüne, davaya konu 2013/90293 sayılı markanın hükümsüzlüğü talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin davaya konu 2013/103305, 2013/66967 sayılı markalar yönünden de hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını ileri sürdüğü anlaşılmıştır.556 Sayılı KHK 5/1. Madde de; "... " başlığı altında; " Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir. " hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu her iki markaya baktığımızda, markaların sınırlarının belirli olmadığı, renklerin somutlaşmış ve sınırları belirli bir şekilde yer almadığı, renk pantone numaraları yer almadığından renk markası olarak, sınır ve şekilleri belli olmadığından şekil markası olarak korunamayacağı, renk kombinasyon markası olarak da korunmasının mümkün olmadığı, çünkü renk oranları ve konumlarının tescil başvuru kaydında bulunmadığı, her iki markanın 556 Sayılı KHK 5/1 ve 7/1-a maddesi gereğince tescil edilemeyecek işaretlerden olması nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalı vekilinin bu markalara yönelik istinaf başvurusunun reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince Kabulüne, ve davalı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince KISMEN kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı istinaf isteminin KABULÜ ile,2-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3-İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 18/06/2025 tarih, 2022/269 E. 2025/147 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,-Dava konusu davalı adına 2014/03556 başvuru numarasıyla tescilli markanın ve 2013/90293 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğü davasının REDDİNE, - Dava konusu 2013/66967 - 2013/103305 -2001/22349 ve 2008/32666 tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Kabul edilen marka hükümsüzlüğü talebi yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan peşin alınan 27,70 TL 'nin mahsubu ile bakiye 587,70 TL maktu harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 27,70 TL başvurma harcı, 27,70+50 -TL peşin ve tamamlama harcı, 4,10 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 109,50 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 25.200,00 TL bilirkişi ücreti, 220,30-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 25.420,30 TL yargılama giderinden kabul ret olanına göre 16.946,87 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4/d-Davalı tarafça yapılan 6.100,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren 2.033,00 TL olan kısmının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen marka hükümsüzlüğü yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen marka hükümsüzlüğü yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.68310 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 75,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.758,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf yargılaması için davacı/davalı tarafından yapılan 1.68310 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 800 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.483,10 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025