10. Hukuk Dairesi 2023/947 E. , 2024/5662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/255 E., 2022/1731 K. KARAR : Davalı yönünden red, davacı yönünden kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2009/800 E., 2018/471 K. Taraflar arasında, iş kazasından tazminat istemine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin esas hakkında kısmen kabule dair verdiği kararın Dairemizce bozulması üzerine bozma ilamına uyularak Bölge Adliye Mah
**10. Hukuk Dairesi 2023/947 E. , 2024/5662 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/255 E., 2022/1731 K. KARAR : Davalı yönünden red, davacı yönünden kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2009/800 E., 2018/471 K. Taraflar arasında, iş kazasından tazminat istemine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin esas hakkında kısmen kabule dair verdiği kararın Dairemizce bozulması üzerine bozma ilamına uyularak Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine davacının istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği, davacı vekili tarafından cevapla katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunulduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I. DAVA Davacı vekili, 01.10.2009 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07.12.2006 tarihinde iş kazası geçirmesi nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkı saklı olmak üzere 1.000 TL maddi ve 70.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, 05.12.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle; maddi tazminat istemini 146.000 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; kazada kusurun davacıya ait olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmamasına rağmen davacıyı hastaneye götürerek tüm tedavi masraflarını karşıladığını, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2018 tarih ve 2009/800 Esas - 2018/471 Karar sayılı ilamıyla; davacının, olay günü, işi olan plastik enjeksiyon makinesinde çalışırken, makine içine sıkışmış olan malzemeyi sağ eline aldığı pense ile çıkardığı, akabinde sol eline almaya çalışırken makinenin çalıştırma düğmesine dokunduğu, harekete geçen makinenin kalıbının çalışarak kapandığı, bu şekilde davacının kalıplar arasında kalan sol eli işaret parmağını yaralandığı, bilirkişi raporuna göre davalı işverenin %70, davacının %30 kusurlu olduğunun tespit edildiği, sürekli iş göremezlik oranının %29,2 olarak kesinleştiği, maddi tazminat alacağının bilirkişi marifetiyle hesaplatıldığı, manevi tazminat miktarının da hakkaniyete göre belirlendiği belirtilerek; davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 123.678,70 TL maddi ve 45.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 30.06.2020 tarih ve 2019/956 E- 2020/1116 K sayılı ilamında özetle; kusur raporundaki değerlendirmelerin oluşa, dosya kapsamına ve iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu kanaatine varıldığından, taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf başvurularının reddine karar verildiği, davacı tarafça %29,2 oranındaki sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmediğinden bu oranın davalı yönünden usulü kazanılmış hak oluşturduğu açık olup Mahkemece sürekli iş göremezlik oranın %29,2 olarak kabul edilmesinde herhangi bir isabetsizlik olmadığı, manevi tazminat miktarının yerinde olduğunu, davacı vekili, müvekkili evli ve çocuklu olduğu halde maddi tazminat hesabında bekar çalışanlar için geçerli olan asgari geçim indirimi miktarının hesaplamaya esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürdüğü, UYAP üzerinden davacının aile nüfus kayıt tablosu dosya içerisi alınmış olup anılan kayıtlara göre davacının evli ve 1 çocuklu olduğunun anlaşıldığı, davacı evli ve 1 çocuklu olmasına rağmen bekar çalışan işçiler için geçerli olan asgari geçim indirimi ücreti eklenerek maddi tazminat hesabı yapılması hatalı olduğundan davacı vekilinin bu husustaki istinafının yerinde olduğu sonuç ve kanaatine varılarak bilirkişiden ek rapor alındığı, alınan 27.03.2020 tarihli ek bilirkişi raporundaki maddi tazminat hesabı dosya kapsamına uygun olduğundan Dairece benimsenerek; davalı tarafın ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine, davacı tarafın istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan yönlerden kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 126.182,96 TL 'nin kaza tarihi olan 07.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 45.000,00 TL 'nin kaza tarihi olan 07.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA KARARI VE BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Dairemizin 02.11.2021 tarih ve 2020/9713 E- 2021/13292 K sayılı ilamında özetle; "Somut olayda, davacı sigortalının davalıya ait işyerinde enjeksiyon preste çalışırken iş kazası geçirdiği, tek iş güvenliği uzmanından alınan her iki raporda da davalı işverene %70 ve davacı sigortalıya %30 oranında kusur verilmiş ise de; kusur raporlarında olayın tam olarak ne şekilde meydana geldiğinin ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davacı işçinin imzasını taşıyan iş kazası tutanağında da “işçinin makineyi otomatiğe aldığını, makine otomatikteyken içinde ürün var mı diye operasyon bölgesini açtığını, manivela kullanmayı unuttuğunu ve operasyon bölgesini eliyle kontrol ederken kazanın gerçekleştiğini” beyan eder şekilde tespitin yer aldığı gözetilerek, iş bu tutanak altında imzaları bulunan davacı ve tanıklardan tutanağa karşı diyecekleri sorulmak bu surette kazanın ne şekilde meydana geldiğini açıklığa kavuşturduktan sonra, işverenin işyerinde hangi önlemleri aldığı hangi önlemleri almadığı noktasında somut tespitlere yer verecek şekilde A sınıf iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak üçlü heyetten kusur raporu almak, davacının iş bu kararı temyiz etmemesi nedeniyle davalı lehine davacının %30 düzeyindeki kusur oranı üzerinden oluşan usuli kazanılmış hakkı da gözeterek kusur oranlarının aidiyetini belirlemek suretiyle sonucuna göre tazminat miktarları noktasında davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı gözeterek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir." gerekçeleriyle davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Son Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2022 tarih ve 2022/255 E- 2022/1731 K sayılı ilamıyla; işverence kazanın önlenmesine yönelik olarak enjeksiyon preste mekanik koruyucu (mekanik durdurucu) yapılmadığı, herhangi bir nedenle elle müdahale ile sürgülü koruyucu kapağı açmak gerektiğinde veya svicleri temas veya arıza vs. kalıp hareket ettiğinde, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 180 inci maddesinde belirtildiği şekilde kalıpların her durumda kapanmasına imkan vermeyen mekanik durdurucu tertibatı konulmadığı veya teknolojik gelişmelerin gereği olarak mekanik durdurucu olan makinelerin kullandırılmadığı, koruyucu kapak açıkken kalıbın hareketine izin vermeyecek şekilde, kazalının el, kol ve gövdesi ile devrede olan fotoselli durdurucu konularak kazanın önlenebilmesi mümkün iken işverence bu yönde herhangi bir tedbir alınmadığı, sürgülü kapağın ön tarafında ve arka tarafında kapağın hareketi ile devreye giren iki ayrı svic yer alması halinde sürgülü kapak ön svicten kurtulduğunda makinenin kapanmayacağı, sürgülü kapak arka svicten kurtulup ön svice temas edince hareketli kalıp kapanışı gerçekleşecek durumda olması gerektiği, makinenin ön tarafına konulan svicin kaza ile dokunulamayacak şekilde en uygun yerde konumlandırılmış olması gerektiği, işverence kazanın önlenmesine yönelik bu hususlardaki yeterli tedbirlerin alınmadığı, yine ilave durdurucuların olmadığı durumda , makine şalterinden kapatılıp sıkışan malzemenin alınması gerektiği halde işverence işçi üzerinde yeterli gözetim ve denetimin sağlanmadığı, bu nedenlerle kazanın oluşumunda kusurlu olduğu, davacı işçinin ise, olay tarihinde 35 yaşında olup mesleki tecrübesi itibariyle, koruyucu kapak açıkken kalıbın kapanma durumunda elinin arada kalabileceğini öngörmesi ve kalıbın hareketini sağlayan svice temas etmemek için dikkatli ve özenli davranması, kapanış başladığında hızla elini çekip sol el parmağını kurtarması gerektiği halde davacı işçinin bu hususlarda tedbirsiz davrandığı, bu nedenle kazanın oluşumunda kusurunun bulunduğu, olay tarihinde yürürlükte olan 4857 sayılı Kanun’un 77 nci maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptadığından kusur raporundaki davacı işçinin %30 oranında, davalı işveren ise %70 oranında kusurlu olduğuna yönelik değerlendirmelerin oluşa, dosya kapsamına ve iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu kanaatine varılmış ve taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, diğer istinaf sebepleri ile ilgili olarak önceki Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelerle; davalı tarafın ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine, davacı tarafın istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan yönlerden kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 126.182,96 TL'nin kaza tarihi olan 07.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 45.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 07.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; istinaf karar harcı bakımından Harçlar Kanunu'nun Mahkeme harçlarını düzenleyen I. Tarife, A-3-e bendi gereği alınması gerekli 80,70 TL harçtan peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile 36,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcı bakımından Harçlar Kanunu'nun Mahkeme harçlarını düzenleyen I. Tarife, A-3-e bendi gereği alınması gerekli 11.693,51 TL harçtan peşin alınan 2.880,90 TL harcın mahsubu ile 8.812,61 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, istinaf yargılaması duruşmalı olarak yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısım ikinci bölüm 17/c maddesi gereğince istinafa başvuran davacı vekili için hesap olunan 11.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, istinaf yargılaması duruşmalı olarak yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısım ikinci bölüm 17/c maddesi gereğince istinafa başvuran davacı vekilinin istinaf başvurusu kısmen reddedildiğinden davalı vekili için hesap olunan 11.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekilinin temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. B.Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz sebepleri olarak özetle; davacının uzun süreden beri makinede çalıştığını beyan etmesi nedeniyle usta olarak işe alındığını, tanık ... ve ... beyanlarına göre davacının makinenin bozuk olduğunu bildiği halde çalıştırdığını ve bu hususu beyanlarında da dile getirdiği, bu durum müvekkillin bu kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığını izah ettiği, ayrıca davacı beyanlarında kendi hatasından dolayı kazanın meydan geldiğini beyan etmiş tanık ustabaşı ... da, bu beyanı imzaladığını, müvekkilinin yardımda bulunduğunu kazadan sonra 13.09.2011 tarihine kadar işyerinde çalıştığını, davacının ise ikinci bir iş kazası geçirdiğini iddia ederek işi terk ettiğini, tedavi masraflarının müvekkilince karşılandığını, maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, rücu davasında müvekkilinden tahsil edilen miktar gözetildiğinde davacının davacının zararının giderildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddedilmiş olmasına karşın Bölge Adliye Mahkemesi yargılamasına katılmayan davalı vekili nedeniyle lehine istinaf vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, kusurun tamamının davalıya ait olduğunu, tutanağın geçersiz olduğunun tanık beyanları ile ortaya konulduğunu, ilk karardan sonra değişen asgari ücretlerin dikkate alınarak hesap raporu düzenlenmesi gerektiğini, bilimeyen dönemde gerçekleşen bu değişiklik yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hakkın doğmayacağını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "Tazminat sorumluluğu ve miktarının tespiti" açısından iş kazasının gerçekleştiği tarih de gözetilerek yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanun'un 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı Kanun'un 41, 42, 43, 44, 45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 ve 420 nci maddesi hükümleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti, sürekli iş göremezlik oranının tespiti ile iş kazasının SGK yönünden sonuçları" açısından 506 sayılı Kanun maddeleri ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 28.06.1976 gün, 1976/6-4 sayılı Kararı, "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısından iş kazasının gerçekleştiği tarih de gözetilerek yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 04.12.1973 tarih ve 7/7583 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlükte bulunan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü maddeleri, "usuli kazanılmış hak" açısından 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı ve 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıdır. 3. Değerlendirme A) Manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3.Somut olayda davacı vekilinin müvekkili lehine 70.000,00 TL'lik manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ettiği, Bölge Adiye Mahkemesinin bozma ilamına uyarak vermiş olduğu son kararda 45.000 TL'lik manevi tazminatın kabulüne karar verildiği, karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının 107.090,00 TL olup hüküm altına alınan ve reddolan manevi tazminatın maddi tazminat hükmünden bağımsız olarak kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının kesinlikten reddine karar verilmiştir. B) Maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle uyulmasına karar verilen bozma kararı kapsamında usuli kazanılmış hak teşkil eden yönlerin yeniden incelenerek bozma sebebi yapılamayacak olmasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2. 6100 sayılı HMK'nın 326 ncı maddesinde;Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceği düzenleme altına alınmıştır. 3. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusu maddi tazminatın hesabı noktasından kısmen de olsa kabul edilmekle davacının istinaf başvurusunda haklı olduğunun anlaşılması nedeniyle istinaf başvurusuna ilişkin yatırdığı peşin harcın iadesi, ayrıca davalının istinaf başvurusunun esastan reddedilmiş olması nedeniyle davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. 9. O halde, HMK'nın 369 uncu maddesi kapsamında kanunun emredici hükmüne aykırı görülen hususlar ile davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır. 10. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazları reddedilerek maddi tazminat hükmü yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 15.11.2022 tarih ve 2022/255 E-1731 K sayılı kararının hüküm fıkrasında; a) 11 nolu bendin silinerek yerine; "11-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü nedeniyle davacı tarafça yatırılan peşin istinaf karar ve ilam harcının istem halinde davacıya verilmesine" ibaresinin yazılmasına, b) 14 nolu bendin silinerek hükümden çıkartılmasına takip eden numaraların bu numaradan devamla teselsül ettirilmesine hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3.Aşağıda dökümü yapılan harcın davalıdan tahsiline, 4.Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.