TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :14/03/2024 NUMARASI :2022/456 Esas 2024/183Karar DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/07/2022 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf v…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/833 Esas 2025/1752 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/833 KARAR NO : 2025/1752 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :14/03/2024 NUMARASI :2022/456 Esas 2024/183Karar DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/07/2022 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş. ile ... Elektrik Dağıtım A.Ş. arasında 24/07/2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin anılan sözleşme ve mevzuata aykırı olarak mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait olan ... parsel no'lu 47,50 m2 yüzölçümlü taşınmazdan kira bedeli elde ettiğini, elde edilen bu bedellerden şimdilik 1.000 TL'nin sözleşme tarihi baz alınarak tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili talebinde bulunmaktadır. Davacı vekili 26/10/2023 tarihli talep artırım dilekçesinde özetle; müvekkili Kuruma ait olan ... parsel sayılı , 47,50 m2 yüzölçümlü taşınmazda bulunan trafo binası üzerinde yer alan ticari faaliyete konu yapı üzerinden elde edilen kira gelirinin toplam 1.845.378,60 TL olduğu bilirkişi raporunda tespit edildiğinden HMK 107/2 madde gereği dava değerini 1.845.378,60 TL'na artırdıklarını beyan etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, dava konusu kira bedellerinin müvekkili şirket tarafından tahsil edildiğine ilişkin ispat yükümlülüğünün davacı tarafta olduğunu ve bu yükümlülüğünü yerine getiremediğini, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla faiz istenilmesi halinde bile dava tarihinden önce faiz istenemeyeceğini, avans faiz talebinin yerinde olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunun ... Gıda ......A.Ş. tarafından beyan dilekçesi verilmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ... Parsel üzerindeki trafonun mülkiyetinini davacıya ait olduğu, trafo üzerinde 1995 yıllarında kaçak olarak iki katlı bina yapıldığı ve bu tarihten itibaren dava dışı ... Gıda San. Tic. A.Ş. tarafından kendisine ait taşınmazlarla birlikte imalathane olarak kullanıldığı, taraflar arasında 24.07.2006 tarihinde işletme devir sözleşmesi gereğince taşınmaz üzerinde bulunan trafonun işletmesinin davalı şirkete devir edildiği, davalı şirketin 12.09.2019 tarihinden itibaren trafo üzerindeki binayı dava dışı ... Gıda San. Tic. A.Ş.'ye kiraladığı ve dava tarihine kadar bu işlemden 1.408.953,65TL kira geliri elde ettiği, bu bedelin ... Gıda San. Tic. A.Ş. ' nin defterlerinde ecrimisil bedeli olarak kayıtlı olduğu , trafo üzerinde ki binanın elektrik üretim ve dağıtım faaliyetlerine ilişkin olarak kullanılmadığı, binanın dava dışı şirket tarafından gıda imalatında kullanıldığı, bu nedenle bu taşınmazdan elde edilen gelirin ( kira veya ecrimisil bedeli adı altında) işletme devir sözleşmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, mülkiyet hakkı davacı şirkete ait olduğundan bu kiraya verme hakkının da davacıda olduğu, davacının sözleşme kapsamında bu hakkını devretmediği bu nedenle dava tarihi dikkate alındığında davalıdan 1.408.953,65TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarında belirttiğimiz gibi kira gelirinin hangi tarihten itibaren alınmaya başlandığının mahkemece tespit edilmediğini, talebinin hatalı değerlendirme ile ecrimisil olarak sınırlandırıldığını, ancak taleplerinin ecrimisil olmadığını, davalı tarafça müvekkili Kurum ile arasında imzalanan İHDS'ne aykırı olarak elde edilen gelirlerin tespiti ve davacıya ödenmesi talebi bulunduğunu, kararın bu yönüyle eksik olup, mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait olan ... parsel sayılı 47,50 m² yüzölçümlü taşınmazda bulunan trafo binasının üzerinde yer alan ticari faaliyete konu yapıya ilişkin dava tarihine kadar elde edilen gelirlerin yeniden tespiti gerektiğini, bu nedenle davanın kısmen kabulüne dair kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin dava konusu uyuşmazlığı ve taraflar arasındaki İşletme Hakkı Devir Sözleşmesini yanlış yorumlamak suretiyle verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yanın mülkiyet hakkını İHDS ile bizzat kısıtlamış olduğundan davanın mülkiyet hakkı bağlamında davanın kabulünün mümkün olmadığını, hüküm altına alınan bedel ve faizin hatalı olarak fahiş belirlendiğini , bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava;vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Yargılama aşamasında alınan ve davalının defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan 04/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda ; davalı firma ... Elektrik Dağıtım A.Ş.’ nin ... adresinde yerinde yapılan incelemede, ... Gıda San. Tic. A.Ş. işlettiği ... parsel sayılı 47,50 m2 yüzölçümlü taşınmazda bulunan trafo binası üzerinde yer alan ticari faaliyete konu yapıya ilişkin olarak 2017 ile 2022 yılları arasında 1.845.378,60 TL kira geliri elde edildiği tespit edilmiştir. Davacı tarafça, davalı ile yapılan işletme hakkı devir sözleşmeleri hükümlerine aykırı olarak, mülkiyeti davacıya ait taşınmazın davalı tarafça dava dışı üçüncü kişilere kiraya verilmesi suretiyle elde edilen gelirin davalıdan tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı, davalı tarafın, işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında taşınmazı kiraya vererek gelir elde etmesinin mevzuata uygun olduğunun savunulduğu, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ilgili karara karşı tarafların istinafa geldiği görülmüştür. Tarafların istinaf itirazları doğrultusunda dosyamız kapsamındaki uyuşmazlığın, mülkiyeti davacıya ait olan, işletme hakkı ise davalıya devredilen taşınır ve taşınmazlar üzerinden davalının reklam ve kira geliri elde etmesinin taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesine aykırılık teşkil edip etmediği, aykırılık teşkil ediyor ise davalının ne kadar reklam ve kira geliri elde ettiği, davacının davalının elde ettiği reklam ve kira gelirlerinin tahsilini davalıdan talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise miktarı, uygulanması gereken zaman aşımı süresi hususlarında toplandığı görülmüştür. Taraflar arasında akdedilen İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; "... Anonim Şirketi (...) ile ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi arasında imzalanan bu Sözleşme'nin amacı; Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova illerinden oluşan Elektrik Dağıtım Bölgesi'nde yer alan ve ... uhdesinde bulunan Dağıtım Sistemi'nin, Dağıtım Tesisleri'nin ve Dağıtım Tesisleri'nin işletilebilmesi için varlığı zorunlu diğer taşınır ve taşınmazların, mülkiyet hakkı saklı kalmak koşuluyla ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi'ne İşletme Hakkının devredilmesi ile Dağıtım Tesisleri'nin ve gerekli diğer unsurların iyileştirilmesi, güçlendirilmesi ve yeni Dağıtım Tesisi yapımının esaslarını ve tabi olduğu hükümleri belirlemektir.'' hükmüne yer verildiği, İşletme Hakkı Devi Sözleşmesinin “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 2 maddesinde işletme hakkının , “Şirket'in, Dağım Tesisleri ve Dağıtım Tesisleri'nin işletilmesinde kullanması gerekli diğer ilave unsurlar üzerinde bu sözleşmede yer alan hükümlerle sınırları belirlenen hakkı ve bu hakkın tanınması nedeniyle yürürlükteki mevzuattan ve bu sözleşmeden doğan bütün sorumlulukları” şeklinde tanımlandığı, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin “Sözleşmenin Konusu” başlıklı 3.maddesinde; “Sözleşme'nin konusunu; sözleşme'de yer alan kapsam ve sartlar dahilinde, dağım bölgesi'ndeki mevcut ve yem yapılacak elektrik Dağıtım Sistemi'nin, Dağıtım Tesisleri'nin ve Dağıtım Tesisleri'nin işletilebilmesi için varlığı zorunlu diğer taşınır ve taşınmazların dağıtım faaliyeti için işletme hakkının devri bu tesislerin iyileştirilmesi ve güçlendirilmesi ile ihtiyaç duyulan yeni dağıtım hat ve tesislerinin yapımı ve Sözleşme'nin herhangi bir şekilde sona ermesinde söz konusu bütün tesislerin ...'a veya ...'ın belirleyeceği kuruluşa geri devredilmesi ile bu konularda Tarafların her türlü hak ve yükümlülüklerinin tespit edilmesi oluşturmaktadır." hükmüne haiz olduğu görülmüştür. Yine İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin “Devir” başlıklı 5.1 maddesinde de; “Devir,DağıtımBölgesi'nde yer alan, mülkiyeti ve/veya kullanma hakkı ...'a ait olan Dağıtım Tesisleri ve Dağıtım Sistemi ile bunların üzerlerinde yer aldığı mülkiyetindeki ve/veya kullanımındaki taşımazlar, bu taşımazlar üzerindeki kullanım hakları, Dağıtım Tesisleri'nin gereği gibi işletilebilmesi için varlığı sorumluluk arz eden taşınmaz, tesis, araç-gereç, is makinaları, telsiz cihazları ve bunların mütemmim cüzlerinin mülkiyet hakları saklı kalmak kaydıyla, İşletme Haklarının halihazır fiili ve hukuki durumu ile Şirket'e devredilmesidir.” ifadelerine yer verildiği anlaşılmıştır. Davacı ...'ın, taşınmaz ve tesislerin kullanım hakkını davalı yana devretmekle, kullanım hakkı konusunda tasarruf yapma yetkisini de davalıya devretmiş olduğu kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşme ...'in özelleştirilmesinde kabul edilen yöntemin gerçekleştirilmesine yönelik olarak imzalanan bir sözleşmedir. Sözleşmenin amacı sözleşmenin birinci maddesinde sözleşmede belirtilen bölgede “...'ın uhdesinde bulunan Dağıtım Sistemi'nin, Dağıtım Tesisleri'nin ve Dağıtım Tesisleri'nin işletilebilmesi için varlığı zorunlu diğer taşınır ve taşınmazların, mülkiyet hakkı saklı kalmak koşulu ile ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi'ne İşletme Hakının devredilmesi ile Dağıtım Tesisleri'nin ve gerekli diğer unsurların iyileştirilmesi, güçlendirilmesi ve yeni Dağıtım Tesisi yapımının esaslarını ve tabi olduğu hükümleri belirlemek” olarak belirtilmiş, sözleşmenin konusunu düzenleyen 3.1 maddesinde de “Dağıtım bölgesindeki mevcut ve yeni yapılacak Elektrik Dağıtım Sistemi'nin, Dağıtım Tesislerinin işletilebilmesi için varlığı zorunlu diğer taşınır ve taşınmazların, Dağıtım Faaliyeti için İşletme Hakkı'nın devri, bu tesislerin iyileştirilmesi ve güçlendirilmesi ile ihtiyaç duyulan yeni dağıtım hat ve tesislerin yapımı ve sözleşmenin herhangi bir şekilde sona ermesinde söz konusu bütün tesislerin ...'a veya ...'ın belirleyeceği kuruluşa geri devredilmesi ile bu konularda tarafların her türlü hak ve yükümlülüklerinin tespit edilmesi” olarak belirtilmiştir. 4628 Sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 14. maddesinde ...'ın özelleştirilmesine ilişkin olarak, Bakanlık, ..., Elektrik Üretim Anonim Şirketi, bunların müessese, bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarının özelleştirilmesine yönelik öneri ve görüşlerini Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bildirir. Özelleştirme işlemleri, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri dairesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülür. (Ek fıkra: 10/05/2006-5496 S.K./4.mad) ...'ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme ve varlıklar üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ile ... ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir. Bu özelleştirme uygulamaları çerçevesinde, bu Kanunda belirtilen piyasa faaliyetlerinde yer alan gerçek ve tüzel kişilerden, yabancı gerçek ve tüzel kişiler elektrik üretim, iletim ve dağıtım sektörlerinde, sektörel bazda kontrol oluşturacak şekilde pay sahibi olamazlar. (Ek fıkra:09.07.2008-5784 S.K./4.mad) '' Elektrik Üretim Anonim Şirketi ve/veya müessese, bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıkları özelleştirme programına alınsa bile bunların bağlı oldukları Bakanlık veya kurumları ile ilgileri ve mülkiyetinin bağlı bulundukları kurum ve/veya kuruluşlara aidiyeti aynen devam eder. Ancak, bu kuruluşların özelleştirmeye hazırlanmalarına yönelik teknik, mali, idari ve hukuki işlemler, personele ilişkin işlemler ve özelleştirilmelerine ilişkin iş ve işlemler, 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilir. Ancak bu kuruluşların ve bu kapsamda oluşturulabilecek yeni anonim şirketlerin yönetim kurulu başkanlığı ve üyelikleri, denetim ve tasfiye kurulu üyelikleri ve genel müdürlükleri ile ait oldukları kuruluşlardan ayrı olarak özelleştirme programına alınan ve anonim şirkete dönüştürülmelerine gerek görülmeyen müesseselerde, müessese müdürlükleri ve yönetim komitelerine, işletme ve işletme birimlerinde bunların müdürlüklerine yapılacak atamalar ve bu görevlerden alınma işlemlerine ilişkin olarak Başbakana teklifte bulunma yetkisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına aittir. Başbakan bu maddeyle ilgili yetkisini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına devredebilir. “ düzenlemesine yer verilerek, ... ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalanması mümkün kılınmıştır. 4046 Sayılı Özelleştrime Uygulamaları hakkında kanunun 18/A maddesinde özelleştirme yöntemleri düzenlenirken, kiralama ve işletme hakkının devredilmesi de özelleştirme yöntemleri arasında gösterilmiş ayrı ayrı belirtilmiş, 18/A-b maddesinde kiralama “kuruluşların aktiflerindeki varlıklarının kısmen veya tamamen bedel karşılığında ve belli bir süre ile kullanma hakkının verilmesidir.”, şeklinde, 18/A-c maddesinde İşletme Hakkının Verilmesi “ Kuruluşların bir bütün olarak veya aktiflerindeki mal ve hizmet üretim birimlerinin-mülkiyet hakkı saklı kalmak kaydıyla bedel karşılığında belli süre ve şartlarla işletilmesi hakkının verilmesidir.” şeklinde tanımlayarak, her iki durum biribirinden ayrılmıştır. İşletme hakkının devredilmesinde “belirli süre” ile devredilebileceği kabul edilmiş olup, gerek kiralamada gerekse işletme hakkının devrinin belirli bir süre ile yapılma imkanı olduğu halde ayrı ayrı yasada düzenlemiş olması söz konusu sözleşmenin kira sözleşmesinden farklı bir sözleşme olduğunu ortaya koymaktadır. Kiralama ile işletme hakkının devri sözleşmesi arasındaki fark sözleşmelerin süreli olup olmamasından değil kiralamada özelleştirilen kuruluşların ve varlıkların kullanılma hakkı verilirken, işletme hakkının devredilmesinde, Kuruluşların bir bütün olarak veya aktiflerindeki mal ve hizmet üretim birimlerinin mülkiyet hakkı saklı kalmak kaydıyla işletilmesi hakkının verilmesinden kaynaklanmaktır. İşletme hakkının verilmesinde esas olan bir malın kullanımı değil, Kamu İktisadi Kuruluşu tarafından hali hazırda yürütülmekte olan hizmetlerinin, işletme hakkını devralan tarafından yerine getirilmesine devam edilmesi ve hizmetlerin iyileştirilmesidir. İşletme Hakkının Devri sözleşmesinden önceki devreden kuruluşun dağıtım bölgesindeki abonelerle yapılan abonelik sözleşmeleri, devir sözleşmesinden sonra da devam ettiği ve devralanı bağladığı gibi, işletme hakkını devralan tarafından işletme süresince yapılan aboneliklerde, sözleşmenin sona ermesinden sonra da işletmeyi işletecek olan firmaları bağlayacak olması nedeniyle hasılat kira sözleşmesinin unsuru olan “hasılat veren bir malın veya hakkın kullanılmasını ve semerelerinin iktitafını terk etme” kavramından daha geniştir. Bu nedenle sözleşmenin sırf belirli süreli olduğundan bahisle kira sözleşmesi olduğu söylenemez (Emsal Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2013 tarih, 2013/13729 Esas 2013/14873 Karar sayılı ilamı) Yapılan açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin konusunun, elektrik dağıtım sisteminin, dağıtım tesislerinin ve dağıtım tesislerinin işletilebilmesi için varlığı zorunlu diğer taşınır ve taşınmazların Dağıtım Faaliyetleri için işletme hakkının devrini oluşturduğu , 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ile davalıya, sadece “işletme hakkı” kapsamında kalan ve sadece bu amaca hizmet eden taşınır ve taşınmaz malvarlığı değerlerinin işletme amacıyla sınırlı olmak üzere tahsisinin öngörülüp mülkiyet hakkı davacıda kalma şartı ile işletme hakkının devrinin amaçlandığını, 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinde mülkiyeti davacıya ait olan tesisler üzerinde davalının herhangi bir reklam ve kira geliri elde etme hakkı düzenlenmediğini, ilgili hakların dağıtım şirketlerine devredildiğine dair sözleşmede bir hüküm bulunmadığı, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda yanlar arasında akdedilen işletme hakkı devir sözleşmesinde davaya konu edilen kira ve reklam gelirlerinin kime ait olacağına dair bir düzenleme bulunmadığı, işletme hakkı devir sözleşmesi ile kararlaştırılmayan hususlarda mevzuat hükümleri, kurul ve kurul kararlarının uygulanabileceği, reklam ve kira gelirlerinin EPDK kararına bağlı Tebliğ kapsamında, davalı şirketin gelir tarifesi içinde yer aldığı, EPDK'nın tebliğinin de yürürlükte olduğu gözetildiğinde, davalı tarafın elde edilen reklam bedellerinin, baz istasyonu, telsiz ve tv aktarıcı vb gibi kurumuna ilişkin bedellerinin ve taşınmazların kiraya verilmesinden elde edilen bedellerin davalıdan tahsilini talep edemeyeceği kanaatine varılmış ise de, ayrıntısı ile izah edildiği üzere, sözleşmenin konusunun sözleşmede yer alan kapsam ve şartlar dahilinde dağıtım bölgesindeki mevcut ve yeni yapılacak elektrik dağıtım sisteminin dağıtım tesislerinin işletilebilmesi için varlığı zorunlu diğer taşınır ve taşınmazların dağıtım faaliyeti için işletme hakkının devri olup, davalı tarafça dağıtım faaliyetini gerçekleştirdiği, mülkiyetinin davacıya ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmayan taşınır/taşınmazlarda GSM baz istasyon ve reklam gelirleri elde etmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye göre mümkün olmadığı, bahsi geçen tebliğde “Dağıtım şirketinin bölgede işlettiği dağıtım şebekesi üzerinden elde ettiği reklam ve kira (baz istasyonu, araç, bina, arazi, veri transferi iletişim alt yapısı kullanım geliri)'' gelirlerinin dağıtım şirketinin gelirleri arasında sayılmasının bu gelirlerin davalı tarafça elde edilmesini meşrulaştırmayacağı, ilgili tebliğin davalıyı, davacının mülkiyet hakkı karşısında üstün hak sahibi yapamayacağı, kaldı ki mahkemenin gerekçesinde belirtildiği üzere taşınır/taşınmazların kiraya verilmesi eyleminin dağıtım faaliyetiyle birlikte yürütülmesi verimlilik artışı sağlayacak nitelikteki piyasa dışı bir faaliyet olarak değerlendirilmeyeceği, bu hali ile davalı tarafça mülkiyeti davacıya ait olan taşınır ve taşınmaz malvarlığı değerlerinin dava dışı III.kişiye kiraya verilip kullandırılması hakkı olmamasına rağmen , aksi yönde davranarak gelir elde ettiği ve ve davacının iş bu gelirin davalıdan tahsili talebiyle eldeki davayı açtığı görülmüştür. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ilgili yasal düzenleme ve kavramlar ile davanın hukuki niteliğinin açıklanması gerekmektedir. Vekâletsiz iş görme 6098 sayılı TBK'nın 526 ile 531. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, genel olarak bir kimsenin sözleşme veya hukuken yükümlü olmadığı hâlde başka bir kimsenin hukuk ve menfaat alanına müdahale ederek iş görmesinden doğan hukuki ilişkiyi ifade etmektedir. Vekâletin bulunmaması, görülen işin bir vekâlet ilişkisine veya başka bir sözleşmesel ilişkiye ya da benzer bir yükümlülüğe dayalı olmadan yapılması anlamına gelmektedir. Görülen işin başkasına ait olması gerektiği de açıktır. Ancak bazı durumlarda görülen işte vekâletsiz iş görenin de menfaati olabilir. Bu durumda ortak yarar söz konusu olur ki; ortak yararın bulunduğu durumlarda iş göreninin menfaati iş sahibinin menfaatine göre daha üstün değilse işin başkasına aidiyeti unsuru var sayılır. Vekâletsiz iş görme nedeniyle taraflar arasında kurulan ilişki bir sözleşme ilişkisi olmamakla beraber iş gören ile iş sahibi arasında kanuni bir borç ilişkisi doğmaktadır. Vekâletsiz iş görme, yasal düzenleme uyarınca gerçek (caiz olan) vekaletsiz iş görme ve gerçek olmayan vekaletsiz iş görme olmak üzere ikili bir ayrıma tabiidir. TBK’nın 526. maddesine göre, bir kimsenin vekâleti olmaksızın iş sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak veya onun hukuka ve ahlaka aykırı yasaklaması olmadan gördüğü iş, gerçek vekâletsiz iş görmedir. Gerçek vekâletsiz iş görmede, iş gören iş sahibinin menfaatine ve yararına iş görme iradesi ile hareket etmektedir. TBK'nın 530. maddesinde ise iş görenin başkasının işini kendi menfaatine görmesi suretiyle oluşan gerçek olmayan vekâletsiz iş görme düzenlenmiştir. Bu hükme göre göre iş sahibi, kendi menfaatine yapılmamış olsa bile, iş görmeden doğan faydaları edinme hakkına sahiptir; ancak zenginleştiği ölçüde, iş görenin masraflarını ödemek ve giriştiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür. Görüleceği üzere gerçek olmayan vekâletsiz iş görmede, iş görende başkasının işini görme iradesi bulunmamaktadır. İş gören başkasının hukuk alanına girerek bir iş görmekte ise de bu işi kendi işi olarak kendi menfaatine yapmaktadır. Kanundaki bu hükme göre iş sahibi, kendi menfaatine yapılmamış olsa bile gerçek olmayan vekaletsiz işgörmeden doğan faydaları edinme hakkına sahiptir. Bu bağlamda, konularının benzer olması nedeniyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04/06/1958 tarih ve 1958/15 E., 1958/6 K. sayılı kararına değinmekte fayda bulunmaktadır. Çünkü içtihadı bileştirme kararları, konularıyla sınırlı ve sonuçlarıyla bağlayıcı olmakla birlikte gerekçeleriyle de yol göstericidir. Bu yol göstericilik kararın sonuç kısmının yorumlanması, kapsamının belirlenerek uygulanması için gerekli olduğu kadar, dayandığı esasların başka müesseselerin yorumlanıp uygulanabilmesi için de geçerlidir. Anılan karar gerekçesinde; “Bir kimsenin kendisine ait olmadığını bildiği veya bilebilecek durumda olduğu bir malı kendisinin malı imiş gibi kiraya vermesi ve kiracılardan kira paralarını toplaması faaliyeti bir iş görmedir ve mal kiraya verene ait olmadığı cihetle görülen iş, başkasının işidir. Malı kiraya verip kira paralarını alan kimse, mal sahibinin menfaatine değil, fakat kendi menfaatine hareket ettiğinden dolayı, ortada başkasının işini gören kimsenin, iş sahibinin yerine kendi menfaatine hareket etmiş olması durumu vardır ki böyle bir durumda işi görülen kimse (yani mal sahibi), işi görenden (yani kiraları toplayandan) Borçlar Kanununun 414. maddesi hükmünce, kira paralarının (yani işin görülmesinden iş görenin elde ettiği menfaatlerin) kendisine verilmesini isteyebilir. Borçlar Kanununun bu maddesinin matlabı (İş yapan kimsenin kendi menfaati için yapıldığı halde) ve metni ise (Kendi menfaati için yapılmamış olsa bile iş sahibi, yapılan işten hasıl olan faideleri temellük etmek hakkını haizdir. Temellük ettiği faidelere göre, işi yapan kimsenin masrafını tazmin ve yapmış olduğu taahhütlerden onu tahlis eder) şeklindedir. Az önceki açıklamalardan hadisede, bu maddenin ilk cümlesinin tatbik şartlarının gerçekleşmiş olduğu anlaşılmaktadır” “Vekâletsiz tasarrufta iş görenin başkasının işini görme niyetiyle hareket etmesi esas olması itibariyle kiraya verdiği malı kendi malı gibi kiraya veren ve kiraları kendi malının kirası gibi toplayan kimse de başkasının işini görme kastı bulunmadığı cihetle hadisede Borçlar Kanununun 414. maddesi hükmünün tatbiki mümkün olmayacağı ileri sürülemez. Zira, Borçlar Kanununun 410 ile 413. maddelerinde kanun, hakiki vekaletsiz tasarrufu tanzim etmekte, 414. maddesinde ise hakiki olmayan vekaletsiz tasarrufa diğer tabirle hükmi vekaletsiz tasarrufa ait bazı esasları bildirmektedir; hakiki vekaletsiz tasarrufun kanuni şartları arasında, iş görenin başkasının işini gördüğü iradesiyle hareket etmiş olması durumu varsa da hükmi vekaletsiz tasarrufta böyle bir şart aranmaz (Oser - Sechönenberger - yukarıda anılan eser - Art. 419 N. 9). İsviçre Federal Mahkemesinin kararlarından alınmış olan şu örnekler dahi hükmi vekaletsiz tasarrufta başkasının işini görme niyetinin kanuni şartlardan bulunmadığını göstermektedir: Bir ihtira beratının kanuna aykırı olarak bir üçüncü kişi tarafından kullanılması; makine ısmarlamış bulunan bir kimsenin işinde kullanılmak üzere fabrikacıya vermiş olduğu model ve resimlerin fabrikacı tarafından üçüncü kişiye satılacak makinelerin yapılması için müsaadesiz olarak kullanılması; rehinli alacaklının rehin edilmiş malı akde aykırı olarak temlik etmesi.. bütün bu hallerde Federal Mahkemece Borçlar Kanununun 414. maddesinin tatbiki cihetine gidilmiştir. Demek, söz konusu 414. maddenin tatbiki için başkasının işini görme iradesinin aranmayacağı cihetinde hukuk alimlerinin görüşleriyle Federal Mahkemenin görüşleri birleşmiş bulunmaktadır ki bu hukuki anlayış, heyetin büyük bir ekseriyetince de kanuna uygun bulunmuştur” şeklindeki açıklamalara da yer verildikten sonra; “Bir kimsenin başkasına ait olduğunu bildiği veya bilebilecek durumda bulunduğu bir gayrimenkulü kendi malı imiş gibi kiraya verip kiraları toplamış olması sebebiyle hak sahibinin o kimseden kiraların alınması için açacağı davanın gerek Borçlar Kanunun 414. maddesine dayanan, gerekse Medeni Kanunun 908. maddesine dayanan bir dava olarak tavsifi mümkün olduğuna ve fakat tereddüt halinde, Borçlar Kanununun 414. maddesi hükmüne dayanan menfaatlerin devri davası sayılacağına ve bundan dolayı on yıllık müruruzamana tabi olacağına” karar verilmiştir.(Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/04/2021 tarih, 2017/11-2407 E., 2021/502 K ve 23/09/2020 tarih, 2017/1-1257 E., 2020/661 K sayılı ilamları) Açıklanan bu yasal düzenleme ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ...'ın mülkiyetindeki ... parsel sayılı 47,50 m² yüzölçümlü taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişilere kira bedellerinin tahsil edildiğini, kendilerine herhangi bir bedel ödenmediğini bildirerek davalının elde ettiği gelirlerin davalıdan tahsilini talep ettiği görülmüştür. Dava dilekçe içeriği ve dayanılan maddi vakıalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde istemin gerçek yönünün haksız işgal tazminatı veya sözleşmeden kaynaklı alacak olmayıp, kendilerinden onay almaksızın sözleşme hükümlerine aykırı olarak mülkiyeti davacıya ait taşınmaz/taşınırı kiraya veren davalıdan gerçek olmayan vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca elde ettikleri menfaatin devri istemine ilişkindir. Vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada , yani vekaletsiz iş görme halinde, 818 sayılı BK (6098 sayılı BK.), özel bir zamanaşımı süresi öngörmediğinden, BK'nın 125. maddesindeki (6098 sayılı yasa 146.madde) on yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmektedir. (Emsal Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 29/11/2021 tarih, 2021/3857 E., 2021/12136 K) Bu bağlamda, mahkemece, taraflar arasındaki İHDS'nin ve bunun dayandığı mevzuatta davacıya devredilen tesislerin mülkiyet hakkının açıkça davacıda olduğunun yazıldığı ve sözleşmelerde bunların kiralanması, reklam alınması vs şekilde gelir elde edilmesi ve edilecek gelirin davalıya ait olacağına dair hüküm bulunmadığından eldeki davanın gerçek olmayan vekâletsiz iş görme hükümlerinden doğan menfaatin devrine ilişkin alacak davası olduğu ve eldeki davada vekaletsiz iş görmeye ilişkin on yıllık zaman aşımı süresinin uygulandığı gözetilerek, delillerin bu hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmesine rağmen yukarıda yazılı olduğu şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir. Hal böyle olunca, davalı tarafın davacı ...'ın mülkiyetindeki ... parsel sayılı 47,50 m² yüzölçümlü taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye ( ... Gıda San. Tic. A.Ş) kiralamak suretiyle mülkiyeti davacıya ait olan taşınmazdan gelir elde ettiğinin bilirkişi raporu ile belirlendiği, davacı tarafça yukarıda açıklanan yasal düzenleme çerçevesinde gerçek olmayan vekaletsiz iş görme hükümleri kapsamında dava tarihinden geriye dönük on yıl süre ile davalının elde ettiği gelirlerin kendisine ödenmesini davalıdan talep edebileceği dikkate alınarak , hem davalı şirket defterleri hem de davalı şirket tarafından EPDK'ya bildirilen tutarların incelenerek denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli rapor alındıktan sonra sonucu dairesi hüküm tesis etmek üzere ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına davanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine , davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 96.245,62 TL harçtan peşin alınan 24.061,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 72.184,22 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2- Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2024 tarih 2022/456 Esas 2024/183 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafça yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcı ile 31.497,37 TL tamamlama harcının talep halinde davacı tarafa iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı/davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -