14. Hukuk Dairesi 2017/5875 E. , 2020/1818 K. "" 14. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06/11/2015 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04/05/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar ince…
**14. Hukuk Dairesi 2017/5875 E. , 2020/1818 K.** **"İçtihat Metni"** 14. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06/11/2015 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04/05/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_ K A R A R \_ Dava, ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı, kayınvalidesi ... tarafından ... 2. Noterliğinde düzenlenen 15.07.2014 tarihli ve 5120 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile ... ili, Merkez ilçesi, ... Köyü 149 ada 11 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kat karşığı inşaat sözleşmesi ile inşa edilmekte olan binadan kendisine düşen iki adet bağımsız bölümün mülkiyetinin kendisine verildiğini belirterek sözkonusu iki adet bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalılar, cevap dilekçesi ile davayı kabul etmişlerdir. Mahkemece, davanın kabulü ile 149 ada 11 parselde davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, taraflarca temyiz edilmeksizin 22.02.2017 tarihinde kesinleşmiştir. Davalı ... 03.04.2017 tarihli başvurusu ile tavzih talebinde bulunmuş, mahkemece tavzih talebinin reddi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesi uyarınca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile yardımcı talepler hakkında, şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir. Ayrıca, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 39. maddesi uyarınca "Kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz." hükmü yer almaktadır.