T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:06/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:26/09/2022 DAVANIN KONUSU:Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:06/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:06/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:26/09/2022 DAVANIN KONUSU:Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:06/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalı ... Sitesi İşletme Kooperatifi yönetim kurulunun 28.04.2022 tarih ve ... sayılı kararı ile müvekkili ...'ın kooperatif üyeliğinden çıkarıldığını, bildiren ihtarnamenin 10.05.2022 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, kooperatifin müvekkilini üyelikten ihraç gerekçesinin müvekkilinin site dahilinde bulunan ... Blok ... numaralı dairesini dava dışı üçüncü kişiye satmış olması, kooperatif ana sözleşmesinin 10/2 hükmünde aranan şartları kaybetmesi olduğunu, ne var ki bu değerlendirmenin hukuka uygun olmadığını, davalı kooperatif ile müvekkili arasında daha önce de aynı sebebe dayalı ihraç kararının iptali konulu bir dava görüldüğünü, yargılama sonucu iptal istemlerinin kabulüne dair Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararının Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile uygun bulunarak kesinleştiğini, müvekkilinin site dahilindeki taşınmazını üçüncü kişiye satmasının kooperatif üyeliğinin devri anlamına gelmediğini, kooperatif ana sözleşmesinin 10. maddesinin 2. fıkrasında bahsi geçen şartların halen müvekkili açısından muteber olduğunu, müvekkilinin mülkiyeti kooperatife ait olan 46 adet dükkanda, kooperatif üyeliğinden kaynaklı hissesi bulunması dolayısıyla halen üyelik şartlarını taşıdığını, kaldı ki müvekkilinin sitedeki dairesini satarken kooperatif üyeliğini devretmediğini veya bu yönde herhangi bir beyanda da bulunmadığını, kooperatif bünyesinde yapılan taşınmazın bir başkasına devredilmesinin kooperatif üyeliğinin devredildiği sonucunu doğurmadığını, ortaklık (üyelik) devrinin ayrıca yapılmadıkça kendiliğinden taşınmazı satın alana geçmeyeceği hususunun yerleşik Yargıtay uygulaması olduğunu, önceki ihraç kararı ile bu kararın iptali sürecinden sonra da müvekkili tarafından kooperatif üyelik aidatlarının faiziyle birlikte ödendiğini, ödemenin davalı tarafça kabul edildiğini, müvekkilinin üyelik şartını kaybettiği değerlendirilmesine rağmen üyelik aidatının faiziyle beraber tahsil edilmesinin söz konusu ihraç iradesinin kötü niyetli olduğu izlenimini oluşturduğunu, müvekkilinin üzerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getirdiğini, bu nedenle yönetim kurulunun 28.04.2022 tarihli ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacının, vekil edeni ... Sitesi İşletme Kooperatifinin üyesi iken 07.07.2015 tarihinde site dahilinde bulunan ... Blok Kat:... No:...'te bulunan konutunu sattığını ve bu durumu davalı kooperatif yönetimine dilekçe ile bildirdiğini, dilekçe üzerine vekil edeni davalının ana sözleşmenin 10/2 maddesi uyarınca “site dahilinde konut maliki, oturma hakkı sahibi, genel hizmet tesislerinden birinin maliki ve kiracısı olmak gerekir” ortaklık şartını davacının kaybettiği gerekçesiyle, ana sözleşmenin 14. maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, işbu davanın davacısının ihraç kararının iptali için açtığı Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı davasında ... Karar sayılı ilamı ile davanın kabul edildiğini ve ihraç kararının iptaline karar verildiğini, tüm bu gelişmelerden sonra ve Yargıtay bozma ilamının gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere ortaklık şartlarını kaybeden üyenin ortaklıktan çıkarılması konusundaki prosedürlerin aynen uygulanması cihetine gidildiğini ve davacıya Antalya 9. Noterliği'nin 26.01.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, davacı tarafın vekili aracılığıyla Antalya 28. Noterliği'nden 03.02.2022 tarih ve ... yevmiye numarası ile cevabi ihtarname ve ihtarnameyi gönderdiğini, davacının ihtarnamesine karşı yine Antalya 9. Noterliği'nin 22.02.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yeniden ihtarname gönderildiğini, ihtarnamelerde davacıya, site dahilinde bulunan konutunu satması nedeniyle ana sözleşmede gerekli bulunan ortaklık şartlarını yerine getirmesi için 1 aylık süre verildiğini, davacıya ilk ihtarnameye ihtarla cevap vermesi üzerine 2. ihtarnamenin gönderildiğini ve burada da bir aylık süre verildiğini, ihtarnameleri tebliğ alan davacı tarafından üyelik şartlarının yerine getirildiğine ilişkin bir gelişme olmaması üzerine Yönetim Kurulu'nun 28.04.2022 tarihli ve ... numaralı kararı ile davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, ihraç kararının Antalya 9. Noterliği'nin 06.05.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya tebliğ edildiğini, ortaklık şartlarının ana sözleşmenin 10/2 maddesi uyarınca site dahilinde konut maliki, oturma hakkı sahibi, genel hizmet tesislerinden birinin maliki ve kiracısı olmak gerekir şeklinde sınırlı sayıda belirtildiğini, üye olanların ancak bu 46 dükkan üzerinde hak sahibi olabileceklerini, bu dükkanların varlığının kimseye üyelik hakkı vermeyeceğini, davacının üyelik aidatının tahsili konusundaki açıklamalarını da kabul etmediklerini, zira söz konusu tahsilatın davacı hakkında verilen ihraç kararının iptali ve bu kararın kesinleşmesinden sonra gerçekleştirildiğini, kişinin üyeliğinin devam ettiği ahvalde yükümlülüklerini de yerine getirmesinden doğal bir şeyin olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... yukarıda özeti verildiği üzere taraflar arasındaki ilk dava davacıya " konut maliki, oturma hakkı sahibi, genel hizmet tesislerinden birinin maliki veya kiracısı olmak koşulunu" sağlaması için ihtar gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Davalı kooperatif tarafından ihtar çekilmiş ancak davacı kooperatif dahilinde malik, oturma hakkı sahibi yahut kiracı olmamıştır. Davacının iddiası kooperatif adına kayıtlı olan dükkanlarda hissesi bulunması sebebiyle bu şartı sağlıyor oluşudur. Ancak, kooperatif bir tüzel kişilik olup kendi adına hak sahibi olmaya yetkilidir. Kooperatif adına sahip olunan haklar kooperatif genel kurulunca tahsis gibi başkaca bir karar alınmadığı takdirde kooperatife aittir. Kişilerin kooperatife üye olması kooperatif tasfiye edilip tahsis yapılıncaya kadar kooperatif mallarına da ortak olması sonucunu doğurmaz. Bu sebeple davacının iddiasının aksine davacı ilgili dükkanlarda hak sahibi değildir. Bu sebeple davacı ana sözleşme 10/2. maddesinde sayılan şartları sağlamadığından alınan ihraç kararı yerinde görülmüş ve davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kooperatifin üyelikten ihraç gerekçesinin site dahilinde bulunan ... Blok ... numaralı dairesini dava dışı üçüncü kişiye satmış olması sonucu müvekkilinin kooperatif ana sözleşmesinin 10/2 hükmünde aranan şartları kaybetmesinden ibaret olduğunu, değerlendirme ve kooperatif yönetimi tarafından ihraca dair işletilen prosedürün hukuka uygun olmadığını, davalı kooperatif ile müvekkili arasında daha önce de aynı sebebe dayalı ihraç kararının iptali konulu bir dava görüldüğünü, yargılama sonucu iptal isteminin kabulüne dair karar verilen Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyanın celbini talep ettiğini, YHGK'nın 27/04/2010 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamında gönderilmesini zaruri gördüğü ihtarnamede kooperatif yönetimi tarafından üyeye verilecek sürenin hayatın olağan akışına, iyiniyet kurallarına ve kooperatifin amacına uygun olması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkiline gönderilen ihtarnamede müvekkilinden bir ay içerisinde site dahilindeki bir taşınmazı satın almasının veya en az taşınmaz satın alınması kadar meşakkatli bir süreç gerektirir nitelikte oturma hakkı tesis etmesi veya sınırlı sayıdaki genel hizmet tesislerinden birinin kiracısı olmasının istendiğini, anılan şartların bir ay içerisinde yerine getirilmemesi halinde müvekkilinin üyelikten ihraç edileceğinin bildirildiğini, bu ihtarname kapsamında müvekkiline verilen sürenin Yargıtay'ın belirlediği kriterlere uygun olmadığını, müvekkilinden anılan şartlardan birini yerine getirilmesinin istenmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarında 30 gün veya 2 ay gibi sürelerin makul bulunmadığını, somut olayda müvekkiline verilen sürenin de 1 ay olduğunu, müvekkilinin mülkiyeti kooperatife ait olan 46 adet dükkanda kooperatif üyeliğinden kaynaklı hissesi bulunması dolayısıyla halen üyelik şartlarını taşıdığının anlaşılacağını, müvekkilinin sitedeki dairesini satarken kooperatif üyeliğini devretmediğini veya bu yönde herhangi bir beyanda da bulunmadığını, söz konusu 46 adet taşınmazın ferdileştirilmesine dair işlemlerin yapılmamış olmasının müvekkilinden kaynaklanan sebeplerle değil kooperatif yönetiminin yetki alanında kalan sebeplerle ilgili olduğunu, kooperatifin ferdileştirilme yolunda hareket etmemesinin müvekkilinin müdahale edebileceği bir durum olmadığını, müvekkili tarafından kooperatif üyelik aidatlarının faiziyle birlikte ödendiğini, ödemenin davalı tarafça kabul edildiğini, müvekilinin üyelik şartını kaybettiğinin değerlendirilmesine rağmen kooperatif tarafından üyelik aidatının faiziyle beraber tahsil edilmesinin söz konusu ihraç iradesinin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, dava dilekçesinin ... numaralı bendindeki açıklamaları dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile tek celsede ret kararı verildiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 320/1. maddesince duruşma yapılmadan karar verilmesinin doğru olup olmadığı konusudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.03.2007 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile de belirtildiği üzere adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olarak hakim, taraflara duruşmalarda hazır bulunmak, iddia ve savunmalarını bildirmek için imkan vermeli ve bunun için usulüne uygun bir biçimde tarafları duruşmaya davet etmelidir. Fakat tarafların kendilerine tanınan bu imkana rağmen, duruşmaya gelmek zorunluluğu yoktur. Hukuk davalarında duruşmaya gelmemenin müeyyidesi, dava dosyasının işlemden kaldırılması veya yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilmesidir. Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuki dinlenilme ve savunma hakkı kısıtlanmış olur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre de iç hukuktaki duruşmada hazır bulunma hakkını kullanıp kullanmamaya karar verecek olan davanın taraflarına, duruşmaya katılma imkanı verecek şekilde duruşmanın bildirilmemesi, silahlarda eşitlik ve çekişmeli yargılama ilkelerini özünden yoksun bırakır. Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içermektedir. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilmelerini ve davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. Basit yargılama usulünde; dava ve cevap dilekçesi dışında cevaba cevap (replik) ve ikinci cevap (düplik) dilekçeleri verilmez. İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı dava açılması ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesi ile başlar, bu yargılama usulünde; dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat ve hüküm aşaması dışında, yazılı yargılamada olduğu gibi tahkikatın tamamlanmasından sonra sözlü yargılama için ayrıca bir aşama öngörülmemiştir. Bu aşamalar içinde yeni olan ise “ön inceleme” aşamasıdır. Yargılamanın gereksiz yere uzamasının engellenmesi, mahkemenin ve tarafların yargılamada gereken hazırlığı davanın başında yapmasının sağlanması bakımından, 6100 sayılı Kanun ile dilekçelerin verilmesinden sonra ve tahkikat aşamasından önce gelmek üzere "ön inceleme" adıyla yeni bir yargılama aşaması kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.04.2013 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ve sonraki kararlarında istikrar kazanmış ilkesi ön incelemenin duruşmalı yapılması yönündedir. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 320. maddesindeki; "daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür” düzenlemesi karşısında mahkemece yapılacak iş, taraflara usulüne uygun şekilde duruşma gününü gösterir davetiye tebliği ile duruşma açmak, 6100 sayılı Kanun'un 320 ve diğer hükümleri uyarınca gerekli incelemeyi yaparak tarafların uzlaştıkları ve uzlaşamadıkları hususları belirlemek ve tahkikat aşamasına geçmek, tarafların gösterdiği delilleri toplayarak sonucuna göre hüküm kurmaktır. Somut olayda; Mahkemece dava dilekçesi ve tensip zaptının davalıya, yine tensip zaptının davacıya tebliğ edildiği, ön inceleme duruşması yapılmadan, 26/09/2022 tarihli duruşma gününde davanın esasına yönelik karar verildiği görülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak; tarafların hak arama özgürlüğü kapsamında iddia, savunma, usulüne uygun şekilde bilgilendirme ve açıklama yapma hakkı ihlal edilerek, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın karar verilmesi yanında usulüne uygun olarak ön inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Bilindiği üzere 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 1. maddesinde kooperatifin tanımı yapılmış ve tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek kişilerle kamu tüzel kişileri tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar olarak ifade edilmiştir. Kooperatiflerde kuruluşunda kurucu ortak olarak, yahut giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devir alınmasının yönetim kurulu tarafından kabulüyle ortaklık sıfatını kazanan ortağın kooperatiften çıkma ve ya çıkarılma koşulları yine ana sözleşmeler ile belirlenmektedir. Davalı kooperatif ana sözleşmelerinde; ortak olabilmek için gereken nitelik ve şartların kaybedilmesi durumu ihraç sebebi olarak düzenlenmiştir. Nitekim davalı kooperatif ana sözleşmesinin 10. maddesinde site dahilinde konut maliki, oturma hakkı sahibi, genel hizmet tesislerinden birinin maliki veya kiracısı olmak koşulunun gerçekleşmemesi ortaklıktan çıkarılma sebebi olarak belirlenmiştir. Ancak kooperatif üyelerinin bu sebeple "derhal" üyelikten ihracının benimsenmesi, kooperatiflerin temel mantık ve işleyişiyle bağdaşmaz. Ana sözleşmede ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nda ortaklık şartlarını kaybedenler için ihraç öncesinde ihtar gönderilmesi öngörülmemiş ise de, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesinde parasal yükümlülükler için aranan uygun süre verilmesi koşulunun bu durumda da kıyasen uygulanması gerekir. Yargıtay HGK'nın 24/10/2010 tarih, ... Esas ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere üyeye gönderilecek ihtarın hayatın olağan akışına, iyiniyet kurallarına ve kooperatifin amacına uygun olduğunun kabulü gerekir. Bunun yanı sıra üyeye ihtar ile verilecek sürenin makul sürelerde olması gerekmektedir. (Aynı yönde Yargıtay 23. HD'nin 2016/458 Esas 2018/3400 Karar; Yargıtay 6. HD'nin 2024/3720 Esas 2025/179 Karar; Yargıtay 6. HD'nin 2025/186 Esas 2025/595 Karar sayılı ilamları ) Öte yandan aidat yükümlülüğü bulunan bir kooperatifte, ortağın uzun süre kooperatife uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi, genel kurullara katılmaması çok uzun süre kooperatifle hiçbir ilişki kurmaması üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, diğer anlatımla üyelik haklarından zımnen vazgeçtiği, eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı anlamına gelir. Böyle bir ortağın açtığı davanın TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı düştüğü ilke olarak kabul edilmelidir (Aynı yönde Yargıtay 6. HD.'nin 2021/2328 Esas 2022/1933 Karar; Yargıtay 23. HD'nin 2014/6821 Esas 2015/1816 Karar; Yargıtay 11. HD'nin 2005/5488 Esas 2006/8131 Karar sayılı ilamları). Somut olayda davalı kooperatif tarafından davacıya ihtar çekilerek, ortaklık şartlarını yerine getirmesi için süre verilmiş ise de, verilen sürenin ortaklık şartlarının yeniden sağlanması için makul süre olup olmadığının Yerel Mahkeme tarafından tartışılması, varsa davalı kooperatifin site yönetim planının ve kooperatife ait defter ve kayıtlarının dosyaya temini sağlanıp, gerekirse Ticaret Sicil Memurluğundan ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü'nden kooperatifin bilançosu, gelir gider cetvelleri, yönetim ve denetim raporları, genel kurul tutanakları, ortaklık cetvelleri celbedilip kooperatif uygulamaları konusunda uzman bir bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak kooperatifin aidat toplayan bir kooperatif olup olmadığı, genel kurul yapılıp yapılmadığı, davacının kooperatife uğramasını gerektirir bir yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı, kooperatif aidat yükümlülüğünün tespiti halinde taşınmaz devri sonrası davacı tarafın aidat yatırıp yatırmadığı, davacı tarafa bu süre içerisinde kâr payı dağıtılıp dağıtılmadığı, genel kurullara çağrılıp çağrılmadığı araştırılıp, davacı tarafın, davalı kooperatif ile olan bağlantısının devam edip etmediği, davacının kooperatife uğramasını zorunlu kılan bir yükümlülüğü varsa bunun üzerinde durularak dava tarihine kadar geçen süre içerisinde davacı talebinin TMK'nın 2. maddesine uygun olup olmadığının ayrıca davacıdan taşınmazını devralan kişinin kooperatife ortaklık başvurusunun bulunup bulunmadığı, böyle bir başvuru varsa bu kişinin kooperatife ortak yapılıp yapılmadığı hususlarının alınacak bir bilirkişi raporu ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 15/2 ve kooperatif anasözleşmesinin 10 ve 14. maddeleriyle birlikte tartışılması ve ayrıca davacının halen genel hizmet tesislerinden birinin maliki olup olmadığı hususları üzerinde durularak oluşacak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yukarıda açıklanan hususlarda inceleme yapılmak üzere kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı vekilinin istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesi'nce talebi halinde davacıya İADESİNE, 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesi'nde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgiliye İADESİNE, 9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.06/03/2026 ...