T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 15/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/10/2025 (Ara Karar) NUMARASI : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av.... KAYYIM : ... ... DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Ve…
T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 15/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/10/2025 (Ara Karar) NUMARASI : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av.... KAYYIM : ... ... DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilimiz ...'nın ... Petrol Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... San. Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı olduğunu, şirketlerin her ikisinin de aynı yönetim tarafından kontrol edildiğini, müvekkilinin kardeşlerinin diğer ortaklar olduklarını, ancak şirket yönetimi ve karar alma süreçlerinde müvekkilinin dışlanması sonucu, ortaklık ilişkilerinin tamamen bozulduğunu müvekkilinin ortaklık haklarının kullanılamaz hale geldiğini, kar payları ödenmemiş, bilgi alma ve denetleme haklarının engellendiğini, şirket kaynaklarının haksız ve keyfi şekilde diğer ortaklarca kullanıldığını, bütün bunlar yaşanırken diğer ortakların malvarlıklarının bir hayli artarak çoğaldığını, müvekkilinin ise davalı şirketlere ortak olmasının kendisine hiçbir fayda sağlamadığını, bu durumun şirketin işlevsizleşmesine ve faaliyetlerin durmasına yol açtığını, ortaklık ilişkisinin sürdürülmesinin imkânsız hale geldiğini, müvekkilinin haklı sebeplerle ortaklıktan çıkarılması ve payının gerçek piyasa değerinden hesaplanarak ödenmesi bütün bu sebeplerle zorunlu hale geldiğini, müvekkilinin azınlık pay sahibi olmasına rağmen şirketle ilgili temel bilgilere erişemediğini, müvekkilinin şirket yönetiminden fiilen dışlandığını ortaklık hakları sistematik olarak engellendiğini, uzun süredir kar payı ödemelerinin yapılmadığını, şirketin faaliyetlerinin fiilen durma noktasına geldiğini ve şirket organları ile ortaklar arasında çözülemeyen ciddi ihtilaflar doğduğunu, şirketin senelerdir hiçbir şekilde kar payı dağıtımı yapmadığını, daha önce ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyası ile müvekkili tarafından açılan dava sonucunda, ortaklıktan çıkış talebi ile şirket varlıklarının değerlemesine ilişkin uyuşmazlığın giderilmeye çalışıldığını, ancak söz konusu davada müvekkilinin şirket ortaklığına ilişkin mal varlığı tespiti ve değerlemelerinin eksik ve gerçekçi olmayan değerlendirmelere dayandırıldığını; taşınmazlar ve taşınırlar için piyasa rayiçlerinin dikkate alınmadığını, mali tabloların ayrıntılı ve doğru bir incelemesinin yapılmadığını, bu nedenle müvekkilinin gerçek haklarının tespiti ve ortaklıktan çıkışının sağlanması bakımından, yeniden kapsamlı bir inceleme ve değerleme yapılması gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkili ...’nın, davalı şirketlerdeki ortaklıktan haklı sebeple çıkarılmasına, müvekkilinin davalı şirketlerdeki ortaklık payının, hüküm tarihine en yakın tarihteki gerçek piyasa değeri üzerinden tespit edilerek kendisine avans faiziyle ödenmesine, davalı şirketlerde ortak olduğu tarihten itibaren biriken kâr paylarının hesaplanarak avans faiziyle birlikte ödenmesine, tüm bu taleplerin incelenip sonuçlandırılabilmesi ve şirket mal varlığının korunması için, HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca; davalı şirketlere ait taşınmazlar, taşıtlar, demirbaşlar, banka hesapları, marka, ticaret unvanı ve fikri mülkiyet hakları üzerinde 3. kişilere devir ve temlikin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, kararın ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilmesine, dava süresince şirket yönetiminin şeffaf şekilde yürütülmesi ve malvarlıklarının korunması amacıyla tedbiren müdürlerin görevden alınarak şirketlere yönetim kayyım atanmasına, kayyım giderlerinin şirketlerce karşılanmasına, şirketin mevcut yapısı ile faaliyetlerini sürdüremeyecek durumda olması ve aktiflerinin pasiflerinden az olması halinde, dilekçede dayanılan diğer sebepler de göz önünde bulundurularak, TTK’nun 636. maddesi uyarınca davalı şirketlerin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesi 30/10/2025 tarihli ara kararında; "A)Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edildiğinden, eldeki davanın, davalı limited şirketlerin feshine veya davacı ortağın/ortakların şirketten çıkmasına ve ortağın/ortakların çıkma pay(lar)ının verilmesine ilişkin olarak açıldığı nazara alınarak, HMK'nın 392/1.maddesi gereğince, takdiren TEMİNATSIZ OLARAK, davacı tarafın İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN KISMEN KABULÜNE, 1)*Davalı şirketlere ait marka ve patent hakkının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi ve ayrıca marka ve patent üzerinde borçlandırıcı işlemler (ipotek, rehin, kefalet vb.) yapılmaması için, 2)*Davalı şirketler adına trafik sicilde kayıtlı araç (lar)ın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi ve ayrıca araçların tescil kayıtları üzerinde borçlandırıcı işlem (ipotek, rehin, kefalet vb.) yapılmaması için, 3) Davalı şirketler adına kayıtlı hisseler üzerine, üçünçü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi ve ayrıca tapu sicil kayıtları üzerinde borçlandırıcı işlem (ipotek, rehin, sınırlı ayni haklar vb. borçlandırıcı yükümlülüklerin/takyidatların tesisi/tescili) yapılmaması için, 4)Davalı şirketlere ait olup, ... Ticaret Odasının veya başka bir yer Ticaret Odasının özel sicil kayıtlarında Davalı şirketler adına kayıtlı/tescilli iş makinası mevcut ise, bu makinaların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi ve ayrıca sicil kayıtları üzerinde borçlandırıcı işlem(ipotek, rehin kefalet vb.) yapılmaması için, 6100 HMK'nın 389. ve devamı maddeleri gereğince, İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, 5)*6102 sayılı TTK'nın 636/4. ve 638/2. Maddeleri gereğince, davalı şirketlere tedbiren Denetim Kayyımı olarak SMMM Bülent Tezcan'ın atanmasına, kayyımın emek ve mesaisine karşılık aylık net 25.000+25.000=50.000,00.TL ücret takdirine, kayyım ücretinin davalı şirketler tarafından ödenmesine, şirketlerin günlük işleri dışında borçlanması, günlük işler sınırını aşan nitelikte kredi çekilmesi ve borçlandırılması (ipotek,rehin, kefalet,aval vb. yollarla), kambiyo senedi düzenlenmesi, şirketlerin ticari faaliyeti kapsamındaki mallar dışında kalan malvarlığının satılması işlemlerinin, Denetim Kayyımı'nın onayına tabi tutulmasına, 6) İhtiyati tedbir kararının uygulanması (infazı) için ilgili tapu müdürlüğüne/müdürlüklerine, davalı şirkete ait iş makinalarına ilişkin tedbir kararının infazı bakımından ilgili Kuruma, marka ve patent haklarına ilişkin tedbir kararının infazı bakımından ilgili Kurum(lar)a, ara kararın bir sureti de eklenerek müzekkere(ler) yazılmasına, davalı şirketler adına kayıtlı trafik sicilinde kayıtlı araç(lar)a ilişkin tedbir kararının ise, Mahkememiz Yazı İşleri Müdürlüğü'nce trafik sicil kayıtları üzerine re'sen işlenmek suretiyle infazına, 7)Denetim Kayyımının görevine hemen başlaması bakımından, kendisine Mahkememizce gerekli bildirimin/tebliğin yapılmasına, B)Davalı şirketlerin banka hesaplarına tedbir konulmasına, şirketlerin halihazırdaki müdürlerinin şirketi temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırılarak şirketlere yönetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin ise REDDİNE," karar verilmiştir. Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesi incelendiğinde ise ortaklıktan çıkma talebine ilişkin olarak uyarlanmış haklı nedenleri sunmaya çalıştığının görüldüğünü, davacı tarafın haklı sebeple sunma amacıyla gerçeğe aykırı sebepler ileri sürdüğünü, her iki şirketin de ortakları ve hisse oranlarının aynı olup tüm hissedarların kardeş olduğunu, hali hazırda her iki davalı şirketin de müdürlerinin ...... ve ..... olduğunu, her ikisinin de uzun süreden beri ticari hayatın içerisinde ve basiretli iş adamları olduğunu, yıllardır süre gelen ticari işlere imzalar attıklarını ve hali hazırda da ... Petrol Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ... firmasının akaryakıt bayiliğini yapmakta ve ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ise ... akaryakıt istasyonundaki restoranın işletmeciliğini yaptığını, ancak davacı tarafın ise ev hanımı olup ticari hayata ilişkin hiçbir deneyimi ve tecrübesi de bulunmadığını, davacı tarafın şirketlerde ortak olarak yer almasının ana nedeninin ise; şirketlerin genel kurullarında diğer kardeşlerden ... ...'nın paylarını devir aşamasında davacı taraf kendisinin imza yetkisinin verilmesi ve şirketlere ortak yapılması şartıyla hisse devri için imza atacağını belirttiğinden işbu durumun diğer ortaklarca davacının kardeşleri olmasından ötürü kabul gördüğünü, davacı tarafın imzaya yetkili olmasından ve ortak olmasından sonra ise sorumsuz davranışları nedeniyle yönetimde sıkıntılar yaşandığını, şirketlerin devamları için kredi çekilmesi aşamalarında davacının da imzası arandığını ancak davacı tarafın hiçbir surette imza atmaya yanaşmadığını, davacı tarafın bu zamana kadar şirket işleriyle hiçbir şekilde ilgilenmediğini ve şirketin faaliyetlerini yürütmesi adına atması gereken imzalardan da imtina ettiğini, yine müvekkili şirketleri zor durumlara soktuğunu, kredilerin kullanılamaması nedeniyle Volvo markalı araçların alımı esnasında sıkıntılar yaşandığını ve müvekkili şirketlerin davacı taraf yüzünden kur farkı ödemek durumunda kaldıklarını, davacı tarafın birden fazla bu şekilde hareketleri olduğunu ve neticesinde de müvekkili şirketlerin zarar gördüğünü, davacı tarafın, müvekkili şirket ortaklarına bizzat ticari defterlerden anlamadığını, içeriklerinin ne anlama geldiğini bilmediğini, bu sebeplerle defterlerin kendisine teslim edilmesiyle birlikte bunları dışarıdan bir muhasebeciye inceletmek istediğini belirttiğini, şirket müdürlerinin ise bu talebi haklı olarak kabul etmediklerini, ticari sırların ortaya dökülmesinden endişe ettiklerini ve defter asıllarının saklanması gerektiğinden dışarıya çıkartılamayacağını davacıya belirttiklerini, yine de davacıya anlamadığı noktalarda yardımcı olacaklarını bu hususları kendilerine sorabileceklerini belirttiklerini, yine davacıya işyerinde defterleri incelemesinde yanında birini getirmesinde hiçbir sakınca olmadığının açıkça belirtildiğini, ancak davacının hiçbir zaman gelmediğini, davacı tarafın iddia ettiği defterleri inceleyememesi durumunun tamamıyla bundan ibaret olduğunu, davacı tarafın yine kendisine haklı neden oluşturabilmek amacıyla dava dilekçesinde diğer ortakların lüks yaşam sürdüğünü ileri sürdüğünü, davacı tarafın belirtilen lüks yaşam sürme hususunu ortaklıktan ayrılmak amacıyla haklı neden olarak ortaya koymasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira şirket ortakları .... ve ...'nın kendi ticari başarı ve çabalarıyla bu yaşamı sürdüklerini davacı tarafın ise aksine başarısız bir ticari hayata sahip olduğundan bu durumları yaşadığını, buna rağmen yine de şirket müdürleri kardeşleri olduğu için davacıya maddi ve manevi olarak hep yardım ettiklerini, davacı tarafın şirket kar paylarının kendisine ödenmediğini ileri sürerek lüks yaşam iddialarına dayanak hazırlamak istediğini, ancak müvekkili şirketlerin geçmiş yıllarda da olduğu gibi kar paylarını sürekli olarak sermayeye eklediğini ve yatırımlar yaptıklarını, davacının hiçbir şekilde sermaye arttırımında bir ödeme yapmadığını, müvekkili şirketlerde yapılan sermaye arttırımları ve yatırımların ortaklara ödenmemiş olan karlar aracılığıyla gerçekleştirildiğini, davacı tarafın ayrıca şirket ortaklarından Yüksel ...'nın rekabet yasağına aykırı olarak ... Lojistik Turizm Akaryakıt İnşaat Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirket kurduğunu ileri sürdüğünü, bu iddiaların da gerçeğe aykırı ve amaca uygun olmadığını, zira şirket ortaklarından Yüksel ...'nın müvekkili şirketlerde ortak olması nedeniyle ... Lojistik Turizm Akaryakıt İnşaat Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin aktif durumda olmadığını, yine davacı yanca şirketin yatırım yapmadığından bahisle dilekçesinde belirttiği kendisi dışındaki şirket ortaklarının şahıslarına para çıkardığı iddialarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, gerek ... Petrol Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. açısında ... Petrol A.Ş. olan sözleşmeleri ve güncellenen EPDK mevzuatları gereği işletmenin faaliyetlerine devam edebilmesi için bir çok yeniliği ve yasal zorunlulukları bünyesinde oluşturması gerektiğini, dolayısıyla masraf gerektiren işletme giderleri noktasında şirketten bütçeler ayrıldığını, yetmediği yerde ortaklar şahsi mal varlıkları ile şirkete sermaye koyduklarını, ayrıca ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti. olarak da şirketin yakın zamanda gelişen ve değişen hizmet koşullarından ötürü ciddi bir yatırım yüküne girdiğini ve davacının 2017 yılında ... .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile yine aynı konuda açmış olduğu dava dosyasında da değerlemesinin yapıldığı tesis günümüzde çok farklı ve prestijli bir konsepte kavuşarak faaliyetlerine devam ettiğini, bu bağlamda davacı yanın ortağı olduğu, dilediği zaman ve özellikle yaz ayları hemen hemen her gün tesiste bulunduğu halde şirketlerin bünyesindeki tesis ve petrol istasyondaki değişimleri görmezden gelip mal kaçırma iddialarından ötürü tedbir taleplerinin abesle iştigal olduğunu, müvekkili şirketlerin ticari faaliyetlerini ekonomik olarak şirketlerin zor dönemlerden geçtiği piyasalar nezdinde devam ettirebilmesi adına ve bankacılık sistemi dahilinde özellikle şu dönemde konulan tedbir kararının dolaylı yansımaları müvekkili şirketlerin kredi döngüsü zora sokacağından ve kredi maliyetlerini artırıcı bir etki de yaratabileceğinden mal varlıklarına konulan tedbir kararlarının kaldırılmasının önem arz ettiğini, müvekkili şirketlerin faaliyetlerine devam edebilmesi adına özellikle bankacılık ve finansal alanda veya ticari faaliyetlerine devamı için yatırımlar noktsında teminatlar gerekebileceğinden dolayı tedbir kararlarının ivedilikle kaldırılması mahkeme aksi kanaatte ise de tedbir kararlarının sadece devre yönelik kalması ve fakat özellikle ticari ilişki içerisinde olunan bankalar ve ... Petrol A.Ş. olmak üzere 3. kişiler yönünden ve lehine ipotek, rehin, kefalet vb. işlemlerinin tesisi noktasında tedbirlerin kaldırılmasını ve/veya muafiyet sağlanmasının şu ekonomik ortamda çok önemli olduğunu, kaldı ki dilekçeleri ekinde sunulu sözleşme taslağı uyarınca ... Petrol A.Ş. tarafından ... Petrol Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. kısmında bulunan petrol istasyonunun market alanında ... Petrol A.Ş. genel standartları dahilinde tüm istasyonlarında standartilazyonu sağlam adına yatırım talebi olduğunu bunun karşılığında vereceği destek nispetinde de sözlşemenin 8. maddesinin d bendi kapsamında teminat ipoteği tesisi gerektiğini, bu ve benzeri faaliyetlerin şirketin asıl mamacı faaliyet konusu kapsamında olmasından mütevellit önem arz ettiğinden dolayı bu durumun tesisi noktasında karar verilmesinin şu ekonomik dönemde şirketin faaliyetlerine devamı açısından keyfilikten öte gerekliliği olduğunu, davacı taraf yüzünden yaklaşık 5 yıldır şirketlerde genel kurul toplantıları yapılamadığını, davacı tarafa defalarca bu husus söylendiğinde davacı tarafın yanaşmaması sebebiyle şirketlerin ticari devamlılıkları için elzem olmasına rağmen genel kurul toplantılarını yapamadıklarını, tarafların arasında kardeşlik ilişkileri bulunması sebebiyle de müvekkili şirket yetkilileri tarafından bu zamana kadar hukuki bir süreç yürütülmediğini, davacı tarafın dava dilekçesinde de kendi çocuklarının çalışmasına izin verilmediğini ve yine oğlunun işten çıkarılması nedeniyle ... İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açtıklarını ileri sürdüğünü, müvekkili şirketin işbu dosyadan kaynaklı olan gerekli tüm ödemeleri yaptığını, davacı tarafın işbu davayı açmasındaki ana nedenin tam olarak bu olduğunu, davacı tarafın yakın zaman içerisinde oğlunun yine müvekkili şirketlere ait işyerlerinde çalışmasını istediğini ve müvekkili şirketlerce davacı tarafın ve ailesinin bu tutumlarından ötürü bu isteklerinin kabul görmediğini, davacı tarafın bu istekleri reddedildiği için intikam duygularıyla müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini durdurmak maksadıyla iş bu davayı açtığını, davacı tarafın her ne kadar haklı sebeplerinin bulunduğunu ileri sürerek şirketten çıkarılmasına ve şirketin feshine karar verilmesini talep etmişse de açıklanan olaylar ve verilen bilgiler doğrultusunda şirketin feshi talebinin de reddine karar verilmesi gerektiğini, zira davacının amacının müvekkili şirketletin ticari faaliyetlerini sürdürmesine bir ortak olarak yardımcı olmak değil tam aksine müvekkili şirketlerin ticari faaliyetlerini ortaklık yetkilerini kötüye kullanarak engellemek olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararıyla da davacının amacına ulaştığını ve müvekkili şirketlerin ticari faaliyetlerini engellediğini, ilk derece mahkemesi tarafından davacı tarafça talep edilen müvekkili şirketler için yönetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verilse de müvekkili şirketler için denetim kayyımı atanmasına karar verildiğini, öncelikle taleple bağlılık kuralı gereğince davacı tarafın denetim kayyımı atanması talebinde bulunmamasına rağmen bu hususun re'sen uygulanmasının kabul edilemeyeceğini, bu sebeple müvekkili şirketler için uygulanan denetim kayyımı tedbirinin kaldırılması gerektiğini, verilen tedbir kararları sonucunda müvekkili şirketlerin cezalandırıldığını ve ticari faaliyetlerinin baskı altına alındığını, zira müvekkili şirketlerin ticari faaliyetlerini devam ettirebilmesi için gayrimenkuller, menkuller satın alıp, satıp, devretmesi elzem olmasına rağmen bu hususta tedbir kararı verilmesinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu sebeplerle öncelikle verilen tedbir kararlarının ivedilikle kaldırılmasını talep ettiklerini, ihtiyati tedbir talebinin kabulü halinde kural olarak teminat gösterilmesinin zorunlu olduğunu, ancak ilk derece mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararlarının teminatsız olarak verildiğini, davacı tarafın teminat göstermeyerek müvekkili şirketlerin ticari açıdan değer kaybetmesine, maddi olarak zarar görmelerine neden olduğunu, bu sebeplerle tedbirlerin kaldırılması talebimiz kabul görülmezse de mahkemece belirlenen teminat karşılığında tedbirlere hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin tüm yasal müracaat hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikli olarak müvekkili şirketlerin ticari faaliyetlerini ekonomik olarak şirketlerin zor dönemlerden geçtiği piyasalar nezdinde devam ettirebilmesi adına malvarlıklarına konulan tedbir kararlarının ivedilikle kaldırılmasına, dairemiz bu hususlarda aksi kanaatteyse de müvekkili şirketlerin faaliyetlerine devam edebilmesi adına özellikle bankacılık ve finansal alanda veya ticari faaliyetlerine devamı için yatırımlar noktsında teminatlar gerekebileceğinden dolayı tedbir kararlarının sadece devre yönelik kalması ve fakat özellikle ticari ilişki içerisinde olunan bankalar ve ... Petrol A.Ş. olmak üzere 3. kişiler yönünden ve lehine ipotek, rehin, kefalet vb. işlemlerinin tesisi noktasında tedbirlerin kaldırılmasını ve/veya ipotek, rehin, kefalet vb. işlemlerinin tesisi noktasında muafiyet sağlanmasına, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacı tarafça denetim kayyımı atanması talebinde bulunulmadığından bu hususta müvekkili şirketlere denetim kayyımı atanmasına ilişkin kurulan ara kararın kaldırılmasına, dairemiz bu hususlarda aksi kanaateyse de müvekkili şirketlerin maddi zararlarının temini amacıyla tedbirlerin belirlenecek olan teminat karşılığında uygulanmasına karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma ile alacak, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nun 389/1. fıkrasına göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanunun 390/3. fıkrasına göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. HMK'nın ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz başlıklı 394.maddesi " (1) Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz. (2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir. (3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. (4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. (5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz." şeklindedir. HMK'nın 394. maddesi uyarınca ihtiyati tedbirin dayandığı sebeplere, teminata ve mahkemenin yetkisine itiraz edilebilir. Bu itiraz üzerine mahkeme tarafları davet edip dinledikten sonra itiraz konusunda karar verir. Taraflar duruşmaya gelmese bile mahkeme dosya üzerinden itirazı değerlendirir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Somut olayda, mahkemece davalıların yokluğunda verilen ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne yönelik ara karara karşı, davalılar açısından HMK'nın 394/1. maddesi uyarınca öncelikle itiraz yolu açık olmasına rağmen, doğrudan istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmektedir. HMK'nın 394/5. maddesi uyarınca itiraz hakkında verilen karara karşı, istinaf kanun yoluna başvurulabileceğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, ancak davalı tarafın istinaf dilekçesi, itiraz dilekçesi olarak kabul edilip, yoklukta verilen ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararına itiraza ilişkin yukarıda belirtilen prosedüre uygun incelenerek bir karar verilmek üzere dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/10/2025 tarih, ...Esas sayılı ara kararına karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341. ve 352. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davalılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatırana iadesine, 3-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. 15/01/2026 ... Başkan ... Üye... Üye ... Katip... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.