T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/135 KARAR NO : 2026/216 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08.07.2025 NUMARASI : 2013/414 Esas 2025/641 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 09.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09.02.2026 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 0…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/135 KARAR NO : 2026/216 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08.07.2025 NUMARASI : 2013/414 Esas 2025/641 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 09.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09.02.2026 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.07.2025 tarih ve 2013/414 Esas 2025/641 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı ....A.Ş. vekili ve davalı .... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... işleteni, davalı ....'un sürücüsü, davalı sigortacının da sigortacısı olduğu .... plakalı kamyonetin 02/03/2013 tarihinde davacı ....'ın kullandığı motorsiklete çarparak müvekkilinin ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olarak belirlendiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, davacı .... için 12.000,00 TL maddi tazminatın bütün davalılardan 02.03.2013 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı....'a ödenmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü .... ve diğer davalı işleten .....'dan 02.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ....'a ödenmesine, Davacı ....için 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ... ve diğer davalı işleten ....'dan 02.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ....'a ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının maluliyetinin tespiti için dosyanın İstanbul ATK 'ya gönderilmesi gerektiğini, daha sonra aktüer bilirkişiden rapor alınmasını talep ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, dava konusu olaya ilişkin uygulanması gereken faizin yasal faiz olabileceğini, kaza ile ilgili müterafik kusur bulunup bulunmadığının mahkemece tespiti gerektiğini belirterek açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar .... ve ....'un davaya cevap vermedikleri görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu zararın haksız fiilden kaynaklandığı ve kazanın tarihi itibarıyla uygulanması gereken “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre sürekli maluliyet oranının belirlenmesi gerektiği, tazminat hesabında TRH–2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yönteminin uygulanması gerektiği, ceza dosyasındaki ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda taraflara %50-%50 oranında kusur izafe edilmesinin hükme esas alınabilir ve denetime elverişli olduğu, kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre alınan maluliyet raporuyla davacının %15,2 oranında sürekli iş göremezliği ile 18 aylık geçici iş göremezlik süresi bulunduğunun tespit edildiği, aktüerya bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda iş göremezlik ve tedavi gideri kalemlerine isabet eden tazminat miktarlarının tespit edildiği, raporların hükme esas alınabilecek mahiyette olduğu gerekçeleriyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı .... A.Ş. vekili ve davalı .... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı .... A.Ş. Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararında davalı .... A.Ş. yönünden poliçe teminat limiti gözetilmeksizin hüküm kurulduğunu, ZMSS teminatının 02.03.2012 tarihli kaza itibariyle kişi başı 225.000 TL ile sınırlı olmasına rağmen sürekli iş göremezlik ve tedavi giderlerinin iki ayrı teminat kalemi gibi değerlendirilerek toplamda 227.387,75 TL üzerinden sorumluluk tesis edildiğini, tedavi ve sağlık giderlerinin SGK sorumluluğunda olmasına karşın davalı aleyhine tazminata hükmedildiğini, davanın 2918 sayılı KTK m.109 gereği zamanaşımına uğramış olmasına rağmen kaza tarihinden yaklaşık 12 yıl sonra yapılan ıslaha dayanılarak kabul kararı verildiğini, maluliyet raporunun usule aykırı, eksik ve yüzeysel incelemeye dayalı, somut tıbbi verilerle desteklenmeyen, yalnızca davacı beyanları ile oluşturulmuş olması nedeniyle hükme elverişli olmadığını, kusur bilirkişisinin 6754 sayılı Kanun m.3/2’ye açık aykırılık teşkil edecek biçimde hukuki nitelendirme yaparak oran belirlemesi ve ceza dosyası ile kaza tespit tutanaklarına dahi ulaşılamadan rapor düzenlemesinin hatalı olduğunu, tedavi gideri hesaplarının dayanak ve yöntem içermeyen varsayımsal hesaplamalarla yapıldığını, kazanın iş kazası niteliği araştırılmadan hüküm kurulması ve SGK’ya müzekkere yazılarak peşin sermaye değerinin ve olası geçici iş göremezlik ödemelerinin sorulmaması nedeniyle mükerrer ödeme riski olduğunu, haksız fiile dayalı tazminatta yasal faiz uygulanması gerekirken davalı salt ticari şirket olduğundan bahisle avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yargılamada müvekkilin sunduğu dilekçe, itiraz ve delillerin değerlendirilmemesi nedeniyle Anayasa m.36 ve AİHS m.6 kapsamındaki hak arama hürriyetinin ihlal edilmesi ve gerekçeli karar hakkının yerine getirilmemesi, ayrıca tazminat hesaplamasında güncel ve zorunlu hesaplama yöntemi niteliğindeki TRH-2010 yaşam tabloları ve ZMSS Genel Şartları’na göre %1,8 teknik faiz esas alınmaksızın hesaplama yapılması nedenleriyle hükmün hatalı olduğunu, davalının poliçe limiti dışında sorumluluğu bulunmadığını, sağlık gideri teminatı kalmadığından tedaviye ilişkin kalemlerin reddi gerektiğini, gizli iş kazası niteliğinin araştırılması ve SGK ödemelerinin tenzili zorunluluğunun yerine getirilmediğini, maluliyet ve kusur raporlarının hükme esas alınamayacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu 02.03.2012 tarihli kazaya ilişkin tazminat davasında davacıların 16.12.2024 tarihli ıslah ile talep artırımı zamanaşımına açıkça uğramış olmasına rağmen bu hususta gerekçesiz biçimde ret kararı verildiğini, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi içtihadına aykırı olarak ıslah edilen kısmın zamanaşımıyla reddi gerekirken kabul edildiğini, ayrıca davalı ....’nun kazaya karışan aracın “işleten”i olmadığını, aracın fiilen ve hukuken .... A.Ş. tarafından işletildiğini ve davalının şirket işçisi olduğunun İzmir 13. İş Mahkemesi 2019/106 E., 2021/233 K. başta olmak üzere kesinleşmiş yargı kararlarıyla sabit olduğu halde davalıya husumet yöneltilmesi ve sorumluluk yüklenmesinin hatalı olduğunu, kesinleşmiş muvazaa ve işçi-işveren ilişkisinin varlığını tespit eden kararlar karşısında davalının “işleten” sıfatını taşımadığını, aracı kullanmadığı ve sorumluluk yüklenemeyeceğini, kusur raporunda Adli Tıp Kurumu’nun .... ile ......’ı eşit kusurlu göstermesine karşın tanık beyanları (.......) ve olayın oluş şekline göre.....’un tüm trafik kurallarına uygun davrandığını, kazanın davacı sürücünün kusuruyla meydana geldiğini, bu nedenle davalıya veya diğer davalı sürücüye kusur atfedilemeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 4 üncü fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine; maddenin 5 inci fıkrasında ise "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücu edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre uyuşmazlık konusu kazanın iş kazası olarak kabul edildiği sabit olup Konak Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 05.02.2024 tarihli müzekkere cevabı ve eki belgelere göre davacıya iş kazası nedeniyle gelir bağlandığı ancak peşin sermaye değerinin cevabi yazı tarihi itibariyle hesaplanmadığının belirtildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından davacının tespit edilen sürekli maluliyet oranına göre tazminat hesabı yapılırken SGK tarafından iş kazası nedeniyle bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin yarısının mahsup edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda; ilk derece mahkemesince Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan, davaya konu kazadan dolayı oluşan kalıcı maluliyeti nedeniyle davacıya iş göremezliğine ilişkin gelir bağlanıp bağlanmadığı, gelir bağlanmış ise rücuya tabi olup olmadığı ve rücu istemli dava açılıp açılmadığı ve gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu hususlarının sorulması, bağlanan gelir rücuya tabi ise 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi değerlendirilerek tazminatın belirlenmesi gerekirken bu hususta eksik incelemeyle hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 29.05.2023 tarih ve 2022/2925 Esas 2023/7115 Karar 25.03.2023 tarih ve 2022/221 Esas - 2023/6889 Karar sayılı ilamları ) Davalı .... A.Ş.'nin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davalı ..... A.Ş'nin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.07.2025 tarih ve 2013/414 Esas 2025/641 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre davalı .... vekilinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.