11. Hukuk Dairesi 2023/3780 E. , 2024/6339 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/638 Esas, 2023/713 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/470 E., 2021/25 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adli
**11. Hukuk Dairesi 2023/3780 E. , 2024/6339 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/638 Esas, 2023/713 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/470 E., 2021/25 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya satışını yaptığı ve teslim ettiği ürünler nedeniyle haklı alacağını talep ettiğini, müvekkili tarafından davalı yana muhtelif hastane ve sağlık ekipmanlarının satışının yapıldığını, anılan satışlara konu ürünler ve faturaların davalı yana teslim edildiğini, müvekkilinin talebinin, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle bakiye alacağının tahsiline ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin ticari kayıtları gereğince davalı taraftan alacağını müteahhit kez davalıdan talep ettiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğü’nün 2018/5493 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davaya konu icra takibine geçilmeden öncede yine müvekkili adına davalı yana avukat mektubu gönderildiğini, davalının müvekkili şirket adına gönderilen avukat mektubu sonrası bir ödeme planı sunmuş iken icra takibine geçildiğinde borcu inkar etmesinin iyi niyetli olmadığını, davalının müvekkilinin alacağını ödememek adına sözde bahaneler ileri sürdüğünü, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davalı işbu davaya konu yaptığı icra takibi dosyasına yaptığı itirazda şirketin yakın zamanda hisse devri yaptığını, yönetimin ve hissedarlarının değiştiğini, mevcut yönetime bilgi verilmediğini belirtmiş olup, açıklanan nedenlerle haklı davanın kabulü ile davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %40 ‘dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri vekalet ücretinin de davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; AKFA Holding A.Ş. bünyesindeki Atlas Sağlık, AKFA Medikal SAMATIP Hastane Mobilyaları, FİNAPİS şirketleri, Atlas Sağlık Ürünleri Tic. A.Ş. çatısı altında birleşmiş ve SAMATIP Hastane Mobilyalarının marka, kalıp ve bir parti stoku, SAMATIP Medikal Sağlık Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş.'ye devir edildiğini, bu devir nedeni ile SAMATIP Medikal'in (MEYOSİS) bir kısım kurucu ortağının AKFA Holding çalışanı iken iş akitlerinin fesih edilmesi ile kıdem ve ihbar tazminatı alacak haklarının doğduğunu, bu işçilik tazminatı alacaklarının devir bedelinden mahsup edileceği konusunda anlaşılmış olmasına rağmen Atlas Sağlık'ın yine de SAMATIP'a kalıp, marka devri ve stoklar için fatura kestiğini, bu devir işleminden sonra AKFA Holding'in aslında usulsüz işlemler yaptığı ve kurucusunun da ne yazık ki Terör Örgütü mensubu olduğunun ortaya çıktığını ve böylece Marka Patent Enstitüsü tarafından SAMATIP'ın marka ve isim hakları üzerine tedbirler konularak iptal edildiğini, davalı müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, TTK gereğince basiretli bir tacir gibi hareket etmesine rağmen, kendisinin 3.kişilerce zarara uğratıldığını beyanla davanın reddine ve davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; davalının İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün 2018/5493 E sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 255.000,00 TL asıl alacak ve 1.363,82 TL faizi olmak üzere toplam 256.363,82 TL üzerinden devamına; alacak likit ve itiraz haksız olduğundan alacağın %20 'si oranındaki 51.272,76 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, bilirkişi incelemesinin taraflar önünde yapılmadığını, davacının defter incelemesinin taraflarına bildirilmeden davacının talebi ile yerinde incelendiğini ancak taraflarına hiçbir bildirim yapılmadığını, bu hususa ve bilirkişi raporunca belirlenen diğer itirazları doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi talep edilmişse de Mahkemece bu talebin dikkate alınmadığını, Mahkeme huzurunda müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelendiğini ve davacı şirketin ticari defterlerinin şirket merkezinde incelenmesi talebi nedeniyle bilirkişi telefonlarını ve maillerini alarak inceleme gününü taraflarına bildireceğini söylemişse de, inceleme gününü taraflarına bildirmeden defter incelemesi yaptığını, defter incelemesinin ne zaman yapılacağını bilirkişinin telefonları kendilerine verilmediği için davacı yan vekilinden öğrenmek üzere ofislerini telefon ile aradıklarında davacı vekili Tuğçe hanım'ın defter incelemesinin mahalde yapılmadığını, bilirkişinin defter tastik örneklerini ve cari hesabını mail ile göndermelerini istediğini ve mail atıldığını söylediğini, bilirkişinin taraflarına bilgi vermeden ve defter asıllarını incelemeden yaptığı inceleme ile hazırlanan raporun usul yönünden eksik ve hatalı olduğunu, bu yönü ile rapora itiraz etmelerine ve bilirkişi incelemesinin yeni bir bilirkişi tarafından yeniden yapılmasını talep etmelerine rağmen Mahkemece yeniden inceleme kararı verilmeden, usulsüz inceleme yapılarak düzenlenen rapor doğrultusunda karar verildiğini, taleplerine rağmen delil araştırması yapılmadan dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini ve usulsüz ve eksik inceleme yapılarak hazırlanan rapor ile hatalı hüküm kurulduğunu, Mahkemeden davaya konu icra takibine yaptıkları itirazlarıyla ve davanın esasına yaptıkları itirazların açıklanması nedeniyle İstanbul Ticaret Odasına yazı yazılarak şirket devrine ilişkin ticaret sicil gazetelerinin dosyaya gönderilmesinin istenmesinin talep edildiğini ve delil dilekçesi ile davaya konu faturaların içeriğini oluşturan Marka, Patent, Faydalı model haklarının üzerlerine tedbir konulup konulmadığı, devirlerinin akıbetinin sorulması için Türk Patent Enstitüsüne yazı yazılması istenmişse de Mahkemece deliller toplanmadan dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini ve eksik usulsüz inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda Mahkemenin hukuka ve hakkaniyete aykırı bir karar verdiğini, yerel Mahkemede görülen dava bir itirazın iptali davası olup, davacı yanın FETÖ PYD terör örgütüne yardım ettiği, finasman sağladığının anlaşıldığını, bu nedenle İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliği 2016/4400 D.İŞ sayı ve 26/10/2016 tarihli kararı ile Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 13. ve 19. maddeleri ile CMK 133/I kapsamında Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu (TMSF) yetkililerinin kayyum olarak atandığını, müvekkili şirketin, davacı şirket Akfa Holding A.Ş. bünyesindeki Atlas Sağlık…., Akfa Medikal.., ... Hastane Mobilyaları, ... Şirketleri Atlas Sağlık Ürünleri Ticaret A.Ş. çatısı altında birleştiğini ve ... Hastane Mobilyalarının marka, kalıp ve bir parti stoğunun, ... Medikal Sağlık Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş’ye (Yeni Adı: Meyosis) devir edildiğini ve ...... Akfa Holding bünyesinde çalışan 3 kişinin iş sözleşmesi feshedilerek kıdem ve ihbar tazminatları karşılığında devredildiğini, ancak bu işçilik tazminatlarının devir bedelinden mahsup edileceği konusunda anlaşılmış olmasına rağmen temlik eden Atlas Sağlık'ın yine de ...’a, kalıp, marka devri ve stoklar için fatura kestiğini, ayrıca tazminatlarını da bu bedellerden mahsup etmediğini, bu devir işleminden kısa bir süre sonra Akfa Holding’in aslında usulsüz işlemler yaptığı ve kurucusunun FETÖ PYD Terör örgütü mensubu olduğunun ortaya çıktığını ve böylece Marka Patent Enstitüsü tarafından ...’ın marka ve isim hakları üzerine tedbirler konularak, akabinde haklarının iptal edildiğini, fatura ve ticari defterler üzerinde müvekkili şirket borçlu gözükse de alacağın yasal olmadığını, satıldığı ve devredildiği faturalarda düzenlenmiş kalemlerin aslında müvekkiline devredilmediği ve faturalar ile belirlenen stoğun da teslim edilmediğini, müvekkili şirketin ...'ın marka patent ve faydalı model haklarını, portföyünü ve fiili olarak ticaret yapmak üzere kalıplarını kullanmak adına şirketi devraldığını, bu durumun dava konusu faturalarda da görüleceğini, faturaların yemek arabası, plastik kalıbı, transfer sedyesi, teker enjeksiyon kalıbı, köşe takozu enjeksiyon kalıbı, basamak kalıbı, tek gözlü takoz kalıbı, 25lik serum boru yuvası kalıbı, makas ml yataklama enjeksiyon kalıbı, serum askısı enjeksiyon kalıbı, paslanmaz transfer sedyesi oval tekerlek kalıbı, sama1, sama2, sama3, sama4, sama5, sama6,sama7, sama08, sama09,sama10,sama11 kalıpları, sama5 140 lık kalıbı, sama5 170lik kalıbı gibi daha bir çok kalıbın devri nedeni ile kesildiğini, bu kalıplar tümü ile ...'ın olup üzerlerinde ... ismi ve logosunun basılı olduğunu ve her birinin Samadesign, ..., Samacare, samatıp hospital furniture, ... isimleri altında Türk Patent Enstitüsü'nde tescillendiğini, müvekkilinin devir bedeli olarak bu kalıpların bedeli ile bunların marka patent bedellerini ve bir kısımda stoğun devir bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini ve davacı yan tarafından dava konusu faturaların kesildiğini, her iki tarafın bunları ticari defterlerine işlediğini, real durumda kesilen dava konusu faturalara konu kalıplar, ... isim hakkının ve tüm marka, patent, faydalı model ile diğer hakların davacının FETÖ PYD terör örgütü mensubu olması nedeniyle tedbir konulması ile kullanılamadığını ve müvekkilinin ismini dahi MEYOSİS olarak değiştirmek zorunda kaldığını, o dönemde davacının tüm mal varlığına tedbir konulması nedeniyle fiili olarak da stoğun dahi müvekkiline teslim edilemediğini, müvekkili o dönemde derdini anlatacak ve mağduruyetini giderecek bir muhatap bulamadığı gibi, yaşanan olağanüstü dönemde ne yapacağını da bilemediğini, ... kalıpları olmadan kendisinin yeni kalıplar üreterek faaliyetine devam ettiğini, Mahkemece talep ettikleri delil araştırması yapılmadan ön inceleme duruşmasında tahkikata geçilerek deliller toplanmadan hemen dosyanın bilirkişiye gönderildiğini ve salt ticari defter incelemesi yapılarak eksik inceleme ile yasaya ve hakkaniyete aykırı rapor ışığında davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin, fatura içeriği kalıpları, devir sözleşmesi bedelini oluşturan; şirketin isim ve pörtföy değerini yani marka değeri ile kalıplarını hiç bir zaman kullanamadığını, rapora itiraz dilekçesi ile itirazları doğrultusunda araştırma yapılarak yeniden rapor alınmasını talep etmiş olmalarına rağmen Mahkemenin talebi reddederek, hakkaniyetli ve usulüne uygun bir yargılama yapmadan hakkaniyete aykırı bir karar verdiğini, fatura konusu malların şirkete teslimine ilişkin teslim irsaliyesi yada fişi bulunmamakta olup, fiiliyatta stoğun şirket yetkililerine teslim edilmediğini, davacı yanca teslime ilişkin bir belge sunulmadığı gibi faturaların büyük bir kısmında da imza bulunmadığını, yerleşik Yargıtay İçtihatlarında yalnızca faturanın tek başına alacağın varlığına delil olmadığı görüşünün hakim olduğunu, dava konusu faturaların altında davalının imzasının olmadığını, teslim hukuki bir işlem olup, ancak yazılı delille ispat edilebileceğini, davacı yanın bu hususta da delil sunmadığını, Mahkemece, "Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan alacağın %20'si oranındaki 51.272,76 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine" karar verildiğini, alacak yargılamaya tabi bir alacak olup bu kararın yerinde bir karar olmadığını, müvekkilinin fatura konusu malları teslim almadığını, fatura konusu kalıpları da yukarıda anlattıkları nedenlerle kullanmadığını, davacının olağan üstü hal kapsamında bir şirket olması nedeniyle müvekkilinin ne itiraz edebildiğini, ne de itiraz da bulunarak hakkını arayacak bir muhatap bulabildiğini, Mahkemece yapılan yargılama ile müvekkilinin mağduriyetinin giderileceği yerde aleyhine haksız bir karar verildiğini beyanla yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu ile davacı tarafından düzenlenen 3 adet faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı ve tarafların karşılıklı olarak usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerine uyarınca davacının takip tarihinde davalıdan 255.000 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, davacı tarafından söz konusu 3 adet fatura ile bu faturalara konu malların teslimine dair sevk irsaliyeleri dosyaya sunulmuş ve sevk irsaliyelerinin teslim alan kısmının ... tarafından imzalandığı, sevk irsaliyelerinde herhangi bir ihtirazi kayıt olmadığı, davalının ...'nin çalışanı veya imzanın geçerli olmadığına yönelik bir itirazda bulunmadığı, bu noktada davacı tarafından teslim olgusunun ispat edildiği, davalının, şirket devri nedeniyle işine son verilen işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarının alacaktan mahsup edileceğine dair iddiasını ispata yarar bir delil sunmadığı, davacı şirketin terör örgütü ile bağlantılı olması ve davacının isim hakkı ile tüm marka, patent, faydalı model ile diğer haklarına tedbir konulması nedeniyle davacıdan aldığı malları kullanamadığına yönelik iddiasının ise hukuki ayıp iddiası olduğu, bu iddia kapsamında davacıya gönderilmiş bir ayıp ihbarı olmadığı, ayıp iddiasını ispata yarar bir delil de sunulmadığı, bu minvalde Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı gibi, alacak her iki taraf için de muayyen ve icra takibine itiraz haksız olduğundan hüküm altına alınan alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, bilirkişi incelemesinin usulsüz yapıldığını, İlk Derece Mahkemesinde delil listesinde talep edilen delillerin toplanmadan bilirkişiye gönderildiğini ve eksik inceleme yapıldığını, davacı yan tarafından müvekkilinden talep edilen alacak, davacının müvekkiline devir ettiği isim hakkı ile tüm marka, patent, faydalı model ile diğer hakları üzerine ihtiyati tedbir konduğu ve bu nedenlerle alacağın sebebi olan isim hakkı, klıp ve diğer tüm haklarını kullanmaz hale geldiği açıklanarak bu durumun delil listesi ile talep ettiği gibi marka patent enstütüsünden sorulması talep edilmişse de ilk derece mahkemesi alacağın sebebi ve müvekkilinin kullanamaması ile alacaklı şirketin FETÖ terör örgütü ile bağlantısını hiç araştırılmadığını, alacağın konusunu oluşturan stok mallar fiili olarak müvekkil şirkete hiç teslim edilmediğini, davacı lehine verilen icra inkar tazminatının da yanlış olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin ilamında yalnızca "alacağa takip tarihinden avans faizi uygunlanması" yönünden onanmasını diğer yönlerden kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.