11. Hukuk Dairesi 2023/6099 E. , 2024/7539 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1947 Esas, 2023/1260 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1200 E., 2021/502 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Te…
**11. Hukuk Dairesi 2023/6099 E. , 2024/7539 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1947 Esas, 2023/1260 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1200 E., 2021/502 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'in inşaat malzemeleri sattığını, diğer müvekkilinin ise emlakçı olduğunu, yakın arkadaş olduklarını, bayanlarla buluşup içki içmek amacıyla gittikleri bir fabrikada silahla tehdit edilmek suretiyle kendilerine 350.000,00 TL bedelli bir senet imzalatıldığını, senedi ...'in keşideci olarak ...'nın ise kefil olarak imzaladıklarını, senedin lehtarının davalı ... olduğunu, oysa bu senedi gerektirecek bir ticari ilişki bulunmadığını, ...'in bilahare senedi ... ciro ettiğini, onun tarafından da müvekkilleri aleyhine İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/28991 sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, senedin zorla alındığını, bu nedenle bedelsiz olduğunu belirterek dava konusu 350.000,00 TL bedelli senedin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iddiaların yalan olduğunu, imzaların davacılara ait olduğunu, davacıların borçlanma iradeleriyle ve kendi özgür iradeleriyle senedi imzaladıklarını, davacıların kendilerine ait iş yerine ortak olmak istediklerini, söz konusu senetlerin de ortaklıktan alacakları hisseye karşılık verildiğini, daha sonra davacıların ortak olmaktan vazgeçtiklerini, bu nedenle hakikat dışı bu olayları uydurarak bu davayı açtıklarını belirtip davanın reddine, davacılardan kötü niyetli dava tazminatı tahsiline karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... alacaklı olduğunu, söz konusu senedin de bu nedenle ... tarafından müvekkiline ciro edildiğini, müvekkilinin taraflar arasındaki ilişkiyi bilmediğini, kambiyo senedine güvenerek senedi ciro aldığını belirtip, davanın reddine karar verilmesini, davacılardan kötü niyetli dava tazminatı tahsiline karar verilmesini, mahkemece verilen ihtiyati tedbirin de kaldırılmasını istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacıların, iptalini talep ettiği senedin, zorla alınan senet olduğunu iddia ettikleri ancak bu iddialarını ispatlayamadıkları; aksine ceza soruşturmasında da iddialarının kısmen çürütülmüş olduğu nazara alınarak iddialarını ispat edememiş oldukları gerekçesiyle davanın reddine; davalılar her ne kadar kötü niyetli dava tazminatı talep etmişlerse de, buna hükmedebilmek için mahkemece verilen bir ihtiyati tedbir kararının bulunması, icra veznesine de bir miktar alacağın girip, tedbir kararı nedeniyle bu alacağın davalılara ödenmemiş olması gerektiği, Mahkemece icra takibinden sonra açılan davada, menfi tespit yoluyla icra veznesine girecek paranın davalılara ödenmemesine karar verilmiş, tedbir uygulanmış, ancak icra veznesine girecek bir tahsilat yapılamadığı için takip alacaklısına tedbirden zarar görmediği belirlenmiş olup, kötü niyetli dava tazminatı şartı doğmadığı gerekçesiyle de kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince,davacıların dava konusu senedin zorla imzalatıldığını ispat etmeleri gerektiği, buna ilişkin tanık delilinden başkaca bir delil sunmadıkları, dinlenen davacı tanıklarının olayla ilgili görgüye dayalı bir bilgilerinin bulunmadığı, olayı davacılardan duyduklarını belirterek duyduklarını aktardıkları, bu nedenle tanık beyanlarının davacıların iddialarını ispatlamak için yeterli olmadığı, ceza soruşturmasında dinlenen şüphelilerin beyanlarının birbiri ile çelişkili olmadığı, dava konusu senedin silahlı kişiler tarafından tehditle yazılıp imzalandığı iddia edilmesine rağmen, senetteki yazıların dava dışı Gülsüm Gül’e ait olduğunun tespit edildiği, bu şekilde davacıların iddialarının kısmen çürütülmüş olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, zorla imzalatıldığı iddia edilen senetle ilgili menfi tespit davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.