Başvuru, kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının; hukuka aykırı olarak idari gözetim altında tutulma nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının; hukuka aykırı olarak idari gözetim altında tutulma nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 8/11/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvurucu bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Komisyonca tedbir talebinin ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 8/11/2016 tarihinde başvurucunun ülkesine sınır dışı edilmesine ilişkin işlemin geçici olarak (tedbiren) durdurulmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili kurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1976 doğumlu bir erkek olup İran İslam Cumhuriyeti (İran) vatandaşıdır. Başvurucu 24/8/2016 tarihinde eşi, kızı ve eşinin bakımını üstlendiği yeğeni ile birlikte 24/8/2016 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan Türkiye'ye giriş yapmıştır. Başvurucu ve ülkeye beraber giriş yaptığı yakınları 3/9/2016 tarihinde İzmir Adnan Menderes Havalimanı'ndan -çeşitli ülkelere ait- sahte pasaportlar ile Hollanda'ya gitmek üzere çıkış yapmak isterken yakalanmışlardır. Başvurucu ve eşi hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan adli işlem yapılmıştır. Başvurucu 4/9/2016 tarihli polise verdiği ifadesinde özetle; beraberindekilerle birlikte İran pasaportlarını görevli polislere göstererek Kıbrıs'a gideceklerini söylediklerini, havalimanındaki pasaport kontrol noktasını geçtikten sonra Hollanda'ya giden uçağa yöneldiklerini, buradaki görevliye Portekiz pasaportunu gösterdiğini fakat pasaportun sahte olduğu anlaşılınca polis ofisine götürüldüklerini belirtmiş ayrıca kendisi ve ailesi için sahte pasaportları nasıl temin ettiğini ayrıntılı şekilde anlatmıştır. Başvurucu ifadesinde İran'da siyasi bir durumu olmadığını, işsizlik ve kız çocuk yetiştirmenin zor olması nedeniyle ülkesinden ayrıldığını, Kanada veya İngiltere'ye gitmeyi amaçladığını beyan etmiştir. Başvurucu ve yanındakiler, haklarında adli işlemler yapıldıktan sonra 4/9/2016 tarihinde İzmir İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilmişlerdir. Başvurucu hakkında İzmir Valiliğinin 5/9/2016 tarihli kararıyla 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendi uyarınca sınır dışı etme ve idari gözetim altına alma kararları tesis edilmiştir. Başvurucu 5/9/2016 tarihinden itibaren İzmir'de bulunan Harmandalı Geri Gönderme Merkezinde (GGM) tutulmaya başlanmıştır. Başvurucu, idari gözetim altında bulunduğu sırada avukatı aracılığıyla uluslararası koruma başvurusu yaptığını beyan etmiştir. Sınır dışı etme kararının iptali için 5/9/2016 tarihinde İzmir İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açılmıştır. Dava dilekçesinde özetle ülkesinde sıhhi tesisat uzmanı olarak çalıştığını, aynı zamanda İran'daki idam cezaları aleyhinde faaliyette bulunan bir inisiyatifin üyesi olduğunu, bu oluşuma çeşitli siyasi görüşten ve meslekten kişilerin katıldığını, amaçları doğrultusunda eylemler yaptıklarını, son olarak Tahran'ın Kerec bölgesinde elli kişinin idamına karar verilip on kişinin infazı gerçekleştirilince protesto gösterisi düzenlediklerini belirtmiştir. Başvurucu, yapılan gösterinin kamu görevlileri tarafından kamerayla kaydedildiğini, gösteri sonrasında çalıştığı işyerine gelen güvenlik güçlerinin birçok kez dört günü bulan sürelerde kendisini gözaltına aldığını fakat serbest bırakıldığını, hakkında dava açılmadığını iddia etmiştir. Gözaltıların sık ve keyfî olarak tekrarlandığını, bu nedenle işten çıkarıldığını belirten başvurucu; ağustos ayı içinde ceza infaz kurumundaki bir arkadaşının kendisinin de tutuklanacağı haberini göndermesi üzerine ülkeden kaçmaya karar verdiğini, ülkesinde yaşamının tehlike altında olduğunu, kötü muamele görebileceğini beyan etmiştir. Bunlar dışında dava dilekçesinde başvurucu, eşiyle ilgili de bazı açıklamalarda bulunmuştur. Bir moda merkezinin sahibi olan eşinin ağır para cezalarına çarptırıldığını ve çeşitli baskılara maruz kaldığını, bu nedenle moda merkezini kapatmak zorunda kaldığını söylemiştir. İdare Mahkemesinin 21/10/2016 tarihli kararıyla başvurucunun açtığı dava kesin olarak reddedilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "Dava dosyasının incelenmesinden, 2016 tarihinde ülkemize yasal yollardan giriş yapan ve 90 günlük vizesi bulunan davacının, 2016 tarihinde İzmir Adnan Menderes Havaalanında Hollanda/Amsterdam'a gidecek yolcuların uçağa alınmadan 228 nolu körük kapısında yapılan kontrolde, ibraz ettiği pasaport ve biniş kartlarının üzerinde yurtdışı çıkış mührü bulunmadığının anlaşılması üzerine yapılan araştırmada, davacının ibraz ettiği pasaportun 1970 doğumlu Angelo Palma adına tanzim edilmiş Portekiz pasaportu olduğu ve tamamen sahte olduğunun anlaşıldığı, davacının üzerinden kendisine ait orijinal İran pasaportunun çıkması üzerine davacının da aralarında bulunduğu 4 kişinin gerekli işlemlerin yapılması için Havaalanı Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliğine teslim edildiği, davacının alınan ifadesinde, 2016 tarihinde eşi F., çocuğu N. ve eşinin ablasının kızı P. ile birlikte kendilerine ait İran pasaportu ile Kıbrıs'a gideceğini söyleyerek pasaport noktasından geçtiğini, önceden Hollandaya gitmek için temin ettiği bilet ve Portekiz pasaportu ile uçağa binmek isterken yakalandığı, sahte pasaportları [..] pound karşılığı Türkiyede temin ettiğini, Kanada veya İngiltereye gidebilmek için Hollandaya gitmek istediğini, İranda siyasi bir durumu olmadığını, işsizlik ve kız çoçuklarını yetiştirmek zor olduğu ve çalışma amaçlı gitmek istediğini beyan ettiği, 2016 tarihinde idari gözetim altına alındığı, dava konusu işlem ile de, 6458 sayılı Yasa'nın 54/1-h maddesi uyarınca sınır dışı edilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.Bu durumda, sahte pasaportla Türkiye'den çıkış yaparken yakalanan davacının, yukarıda anılan Yasa'nın 54/1-h maddesi uyarınca sınır dışı edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Öte yandan, davacının uluslararası koruma başvurusunda bulunduğu öne sürüldüğünden, sınır dışı etme kararının uygulanması sırasında; 6458 sayılı Yasa'nın 80'inci maddesinin, (1/e) bendinde yer alan; "İtiraz veya yargılama süreci sonuçlanıncaya kadar kişinin ülkede kalışına izin verilir." hükmünün dikkate alınacağı tartışmasızdır.Açıklanan nedenlerle, davanın reddine..." Başvurucu verilen karardan 4/11/2015 tarihinde haberdar olduğunu belirtmiştir. Başvurucu 8/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. Başvurucu 15/11/2016 tarihinde GGM'den salıverilmiştir. İlgili hukuk için bkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-38; Abdolghafoor Rezaeı, B. No: 2015/17762, 6/12/2017, §§ 20-