11. Hukuk Dairesi 2010/15737 E. , 2012/6572 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/12/2009 tarih ve 2009/397-2009/1698 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanaklar…
**11. Hukuk Dairesi 2010/15737 E. , 2012/6572 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/12/2009 tarih ve 2009/397-2009/1698 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin yönetim ve denetiminin, Fon Kurulu'nun 13.02.2004 tarih 13 sayılı kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralındığını ve şirkete yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin atandığını, müvekkili şirketin ana sözleşmesinde davalının da şirket kurucu ortağı olarak yer aldığını, şirket ana sözleşmesinin 6. maddesinde şirketin esas sermayesi başlığı altında şirket sermayesinin gösterildiğini ve bu sermayenin muvazaadan ari olarak tamamen ve nakden hisse dağılımında gösterilmiş ortaklar tarafından ödenmesinin taahhüt edildiğini,bu sermayenin dörtte birinin tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde ödeneceğinin de belirlendiğini ancak davalının ana sözleşmeye göre 02.08.2003 tarihinde ödenmesi gereken ¼ oranındaki 3.125 TL tutarında sermayeyi müvekkili şirkete ödenmediğini, bu nedenle hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu tarafından söz konusu takibe karşı yapılan itiraz nedeni ile takibin durduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile borçlu aleyhine asgari %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının kurucu ortak olarak bulunduğu şirketin 02.05.2003 tarihinde tescil edildiği, şirket ana sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca davalı tarafından 1.250 hisseye karşılık 12.500 TL tutarında sermaye payının muazzadan ari olarak ve tamamen taahhüt edildiği, bunun 1/4'ünün şirketin tescil tarihinden en geç 3 ay içinde kalanın ise 01.04.2006 tarihinde ödeneceğinin belirlendiği, TTK'nın 407/1. maddesine göre sermaye borcunu vaktinde yerine getirmeyen pay sahibinin ihtara lüzum kalmaksızın temerrüt faizi ödemekle yükümlü olduğunun hüküm altına alındığı ve bu nedenle davalının 03.08.2003 tarihi itibari ile temerrüde düştüğü, ancak takip talebinde 19.09.2003 tarihinden itibaren işlemiş faiz talep edildiği gerekçeleri ile davalının Şişli 3.İcra Müdürlüğü'nün 2005/6675 esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının 3,125,00 TL asıl alacak 2.143,57 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.268,57 TL lik kısmı için iptaline ve bu kısım için takibin devamına, asıl alacağın %40'ına tekabül eden 1.250 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Mahkemenin gerekçeli kararı davalı vekiline 12/07/2010 günü tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK'nun 432 nci maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra, davalı vekili tarafından 21/07/2010 tarihinde temyiz edilmiştir. Aynı Yasa'nın 432/4 ncü maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay tarafından da bu konuda bir karar verebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalıya tebliğ edilen ödeme emrinde 19/09/2003 tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (3) nolu bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 3- Ancak, takip talebinde 3.125 TL asıl alacak ile 2.446,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.571,88 TL talep edilmiş olup bu meblağın tamamına davalı tarafından itiraz edilmiştir. İİK'nın 67/2. maddesi gereğince, davalının toplam miktar yönünden itirazında haksız olduğu anlaşılmakla asıl alacak yanında hükmedilen işlemiş faiz yönünden de icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken sadece asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 25,45 TL harcın temyiz eden davalıya iadesine, 20.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.