1. Hukuk Dairesi 2012/43 E. , 2012/2782 K. MAHKEMESİ: BURHANİYE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, tapu kaydına güvenerek satın aldıkları taşınmazın tapusunun Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan kıyı kenar çizgisi kapsamında kalması nedeniyle iptal edildiğini ileri sürerek, oluşan maddi zararlarından ötürü tazminat isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Davanın usül yönünden reddine ilişkin olar…
**1. Hukuk Dairesi 2012/43 E. , 2012/2782 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ: BURHANİYE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, tapu kaydına güvenerek satın aldıkları taşınmazın tapusunun Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan kıyı kenar çizgisi kapsamında kalması nedeniyle iptal edildiğini ileri sürerek, oluşan maddi zararlarından ötürü tazminat isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Davanın usül yönünden reddine ilişkin olarak verilen mahkeme karara Yargıtay 4.Hukuk Dairesince işin esasının değerlendirilmesi gerektiğine değinilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı Hazine tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Davacılar, 319 m² miktarındaki .. ada, . parsel sayılı taşınmazın 209.72 m²'sinin Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/237-203 sayılı kararı ile kıyı kenar çizgisi içerisinde olduğundan bahisle terkinine karar verildiğini ileri sürerek, davacı F.M. T. için 25.000.-TL, davacı D.. Ö.. için ise 18.750.-TL tazminatın tahsilini istemişlerdir. Mahkemece, toplam 70.000.-TL tazminata hükmedilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden çekişmeli taşınmazın 1953 yılında dava dışı M.. T.. adına mahkeme kararı ile tescil edildiği, davacı tarafın 1954 yılında satın aldığı, 1978 yılında .. ada, .. parsel olarak adlarına tespit ve tescil edildiği, 209 m²'lik bölümünün Hazine tarafından açılan dava sonucu terkin edildiği, keşif masraflarının ihtara rağmen yatırılmaması üzerine mahkemece verilen ret kararının Yüksek 4.H.D.'nce; "masrafın yatırılmamasının davanın reddini gerektirmediği, ancak keşif delilinden vazgeçmiş sayılması gerektiği, tapu kaydında yazılı satışa esas değer ile dosyadaki mevcut delil durumu dikkate alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle kararın bozulduğu, bunun üzerine dosyanın bilirkişi kuruluna tevdii sonucu taşınmazın 2004 yılı itibariyle değerinin 70.000.-TL olacağının bildirildiği; bu kez davacıların davayı ıslah ile 70.000.-TL talepte bulundukları, mahkemece de anılan bedele hükmedildiği görülmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, bozma kararından sonra, mahkemece atanan bilirkişi kurulunca, gerek 2000/237 esas sayılı dava dosyası içeriği ve gerekse eldeki davada toplanan delillerde muvacehesinde bilimsel verilere ve yöntemlere uygun olarak değer belirlenmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak, bilindiği üzere, 4.2.1948 tarih ve 10/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca;"... ıslah HUMK.'nun 84.maddesinin açık hükmü karşısında soruşturma ve yargılama bitinceye kadar yapılabilip, Yargıtay'ca karar bozulduktan sonra bu yoldan yararlanmaya olanak yoktur. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK:'nun 177 nci maddesi de aynı doğrultuda hüküm içermektedir. Islah ile arttırılması istenilen bedel, koşulların varlığı halinde ayrı bir dava konusu yapılabilir. Hal böyle olunca, bozma kararından sonra ileri sürülen ıslah isteğinin reddedilmesi ve dava dilekçesindeki istekle bağlı kalınarak bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir. Davalı Hazine'nin, temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.