Başvurucu, işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açtığı davanın sonuçlanmasının yaklaşık 7 yıl sürmesi ve uzun süren yargılamaya bağlı olarak bir kısım alacaklarının zamanaşımına uğraması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açtığı davanın sonuçlanmasının yaklaşık 7 yıl sürmesi ve uzun süren yargılamaya bağlı olarak bir kısım alacaklarının zamanaşımına uğraması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 15/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 6/6/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölümün 24/7/2013 tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığı’nın 16/9/2013 tarihli görüş yazısı 24/9/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekili Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde 7/10/2013 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile ilgili dava dosyasında yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1/10/2002 tarihinden beri şoför ve çiftlik görevlisi olarak çalışan başvurucunun iş akdi, 1/11/2003 tarihinde işverenin mirasçıları tarafından feshedilmiştir. Başvurucu, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, ücret alacağı ve fazla mesai alacaklarının tahsili amacıyla, 25/4/2006 tarihinde Ankara İş Mahkemesinde (Mahkeme) alacak davası açmıştır. Mahkemece 20/03/2007 tarihli duruşmada başvurucu vekiline müvekkili ile görüşüp hizmet tespit davası açıp açmadığı hususunda beyanda bulunması istenmiştir. Başvurucu 30/5/2007 tarihinde Ankara İş Mahkemesinde 2007/422 esasına kayıtlı hizmet tespit davası açmıştır. Başvurucu 30/5/2007 tarihli duruşmada başka bir mahkemede hizmet tespit davası açtığını Mahkemeye bildirmiş, Mahkeme aynı tarihli ara kararında dosyanın ilgili Mahkemesinden istenmesine karar vermiştir. Başvurucu, 27/11/2007 tarihli duruşmada, açtığı hizmet tespit davasının bekletici mesele yapılmasını Mahkemeden talep etmiş, Mahkeme bu talebi aynı tarihli kararında kabul etmiş ve sonraki duruşmalarda da aynı şekilde ara kararlar vermeye devam etmiştir. Ankara İş Mahkemesinin 4/3/2009 tarihli kararıyla başvurucunun 1/1/2002-1/11/2013 tarihleri arasında hizmet akdi ile ve asgari ücretle çalıştığı tespit edilmiştir. Mahkeme Ankara İş Mahkemesinde görülen tespit davasının kesinleşmesinden sonra yargılamaya devam ederek başvurucunun kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, ücret ve fazla mesai alacaklarının miktarının belirlenmesi için dosyayı bilirkişiye göndermiş, 10/10/2011 tarihinde bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Başvurucu, alacak miktarına ilişkin 10/10/2011 tarihli bilirkişi raporuna istinaden 18/10/2011 tarihli dilekçesi ile ıslah talebinde bulunmuştur. Davalılar ise, 4/11/2011 tarihli dilekçeleriyle, 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi alacak kalemleri bakımından zamanaşımı def’i ileri sürmüşlerdir. Başvurucu ise 22/11/2011 tarihli duruşmada İş Mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılmış olduğunu bu nedenle zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını ifade etmiştir. Mahkeme, davalıların zamanaşımı itirazını dikkate alan ek bir rapor düzenlenmesi için dosyayı yeniden bilirkişiye göndermiş ve 14/12/2011 tarihli ek bilirkişi raporuyla başvurucunun ücret ve yıllık izin ücreti ile fazla mesai alacaklarının ıslah edilen kısmının zamanaşımına uğradığı tespit edilmiştir. Mahkeme, 8/5/2012 tarih ve E.2006/315, K.2012/1004 sayılı kararıyla, Ankara İş Mahkemesinin E.2007/422, K.2009/45 sayılı kesinleşmiş kararına göre başvurucunun 1/10/2002–1/11/2003 tarihleri arasında asgari ücretle toplam bir yıl bir ay süreyle çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini belirlemiş ve zamanaşımı def’ini dikkate alarak 14/12/2011 tarihli ek bilirkişi raporunda belirlenen miktarlara göre davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay Hukuk Dairesi 14/3/2013 tarih ve E.2012/15864, K.2013/5246 sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararını onamış, karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Kesinleşen karar başvurucuya 12/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İki taraftan her biri usule mütaallik olarak yaptığı muameleyi tamamen veya kısmen ıslah edebilir. Aynı davada her taraf ancak bir kere ıslah hakkını kullanabilir.” 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şu şekildedir:“Islah, tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinceye kadar ve tabi olmayanlarda muhakemenin hitamına kadar yapılabilir.” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şu şekildedir:“(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilme yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin fıkrası şu şekildedir:“ Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.” 22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun maddesinin son fıkrası şu şekildedir:“Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.” 4857 sayılı Kanunun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.”