Başvurucu, Göçmen Konutları Projesi kapsamında alınan konut için avans olarak ödenen ve konut taksit ödemelerinden mahsup edilmeyen tutarın tahsili amacıyla Ankara 7. Tüketici Mahkemesinde açtığı davanın reddedildiğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, Göçmen Konutları Projesi kapsamında alınan konut için avans olarak ödenen ve konut taksit ödemelerinden mahsup edilmeyen tutarın tahsili amacıyla Ankara Tüketici Mahkemesinde açtığı davanın reddedildiğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir. Başvuru, 27/6/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 11/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölümün 12/12/2013 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığı, 14/2/2014 tarihli yazı ile yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığına dair ihlal iddialarına ilişkin görüş sunulmayacağını, diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olduğunu bildirmiş, başvurucu vekili 7/3/2014 tarihli dilekçesinde, Adalet Bakanlığı görüşüne katılmadığını belirterek başvuru dilekçesindeki iddialarını tekrar etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Bakanlık görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1989 yılında zorunlu göçe tabi tutulması sonucu Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelmiş, Ankara ili Pursaklar ilçesine yerleştirilmiştir. Başvurucu, 14/2/2008 tarihinde Başbakanlık, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) ve T. Ziraat Bankası A.Ş. aleyhine Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, Türkiye'ye geldikten sonra Türkiye'nin değişik yerlerinde göçmen evlerinin yapıldığını, bu evlerden Ankara’da bulunan bir konuta sahip olmak için toplam 12,40 TL peşinat ve avans ödediğini, bu miktarın, konutun maliyet hesabı çıkarıldıktan sonra evin taksit miktarlarından mahsup edilmesi gerektiği halde, mahsup işleminin gerçekleştirilmediğini ileri sürerek, 12,40 TL'nin günün ekonomik koşullarına göre güncellenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, 26/3/2008 tarih ve E.2008/60, K.2008/10 sayılı kararla işbölümü itirazı kabul edilerek, dosya Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir. Ankara Asliye Ticaret Mahkemesince, 18/6/2008 tarih ve E.2008/195, K.2008/352 sayılı kararla; davanın konut satışından kaynaklanan uyuşmazlık niteliğinde olduğu ve davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin Mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine, dosyanın Ankara Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Yargılamaya Ankara Tüketici Mahkemesinde devam edilmiş, başvurucu anılan Mahkemede, 20/11/2009 tarihinde verdiği ıslah dilekçesi ile talebini 336,00 TL'ye yükseltmiştir. Ankara Tüketici Mahkemesi, 8/6/2010 tarih ve E.2008/575, K.2010/284 sayılı kararla; başvurucunun konut almak için avans yatırdığı, yatırılan tutarın konut taksit ödemelerinden mahsup edilmediği, paranın Banka nezdinde Devlet Bakanlığı adına açılan hesapta tutulduğu, hesabın daha sonra TOKİ'ye devredildiği gerekçesiyle Ziraat Bankası A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, TOKİ ve Başbakanlık aleyhine açılan davanın kabulüne, 12,40 TL’nin rayiç değerinin hesaplanması sonucu, 500,00 TL'nin dava tarihinden, 836,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar vermiştir. TOKİ ve Başbakanlık tarafından temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 1/2/2011 tarih ve E.2010/11392, K.2011/1356 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır. TOKİ tarafından yapılan karar düzeltme istemi üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 2/6/2011 tarih ve E.2011/6284, K.2011/8726 sayılı ilamıyla; davalı TOKİ'nin, başvurucu tarafından yapılan ödemelerin taksit ödemelerinden mahsup edildiğini karar düzeltme safhasında bildirdiği, ödeme definin yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği, başvurucunun yaptığı ödemelerin taksit ödemelerinden mahsup edilip edilmediğinin araştırılması gerektiği belirtilerek, onama kararının kaldırılmasına, Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 27/12/2012 tarih ve E.2011/843, K.2012/1552 sayılı kararla; “başvurucunun 1991 ve 1992 yıllarında, kesin maliyet hesabı çıkarıldığında mahsup edilmek üzere, 12,40 TL yatırdığı, proje kapsamında Başbakanlık Göçmen Konutları Bürosu, Emlak Bankası ve Emlak Bankasının devredildiği Banka ve TOKİ’den gelen yazı cevaplarına ve kurumlar arası yapılan iç yazışma kayıtlarına göre mahsup işleminin yapıldığını kabul etmek gerektiği, göçmen konutları projesi kapsamında Çorlu, Ankara, Sincan, İkitelli, Pendik ve Görüklü'de yapılan konutlar için yatırılan avansların mahsup edildiği, bu nedenle Ankara Pursaklar, Bursa Kestel ve Tekirdağ'da yapılan konutlar için alınan avansların da mahsup işlemine tabi tutulduğunu kabul etmenin zorunlu olduğu, Yüksek Yargıtay yerleşik içtihadının da bu doğrultuda olduğu, tüm deliller, tapu kaydı örneği, ödeme makbuz örnekleri, bankadan gelen yazı cevapları, aynı nitelikteki emsal dosyalar, emsal bilirkişi raporları, Yargıtay Hukuk Dairesinin bu konudaki yerleşik uygulaması, bozma ilamı ve tüm dosya içeriğine göre yatırılan avansın mahsup edildiğinin anlaşıldığı” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 6/5/2013 tarih ve E.2013/11377, K.2013/11493 sayılı ilamıyla; “dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere” karar verilmiştir. Karar, 28/5/2013 tarihinde başvuruya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 27/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Asıl borç tediye ile veya sair bir surette sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin ve sair fer'i haklar dahi sakıt olur.” 11/1/2011 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.” 18/6/1927 tarih ve mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir:“ Yargıtay kararlarına karşı tefhim veya tebliğden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki sebeplerden dolayı karar düzeltilmesi istenebilir;1- Temyiz dilekçesi ve kanuni süresi içinde verilmiş olması şartiyle karşı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürülüp hükme etkisi olan itirazların kısmen veya tamamen cevapsız bırakılmış olması,2- Yargıtay kararında birbirine aykırı fıkralar bulunması, 3- Yargıtay incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde bir hile veya sahteliğin ortaya çıkması. 4- Yargıtay kararının usul ve kanuna aykırı bulunması, Yargıtay evvelce cevapsız bırakılan itirazları kendi görüşüne göre hükme etki yapacak nitelikte bulmazsa karar düzeltilmesi isteği üzerine vereceği kararda bu itirazları reddederken herbiri hakkında gerekçe göstermek zorundadır. …” 23/2/1995 tarih ve mülga 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketici mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre kaydedilen bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir kaydedilir. Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Yedinci Babı, Dördüncü Faslı hükümlerine göre yürütülür.”