a olaylar başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvuru numarası karar tarihi am muhasebe ltd ştinin vergi borçlarının bu şirketten tahsil edilememesi üzerine şirket ortağı olduğundan bahisle başvurucu adına ödeme emirleri düzenlenmiştir başvurucu söz konusu şirketin ortağı olmadığını ve bununla ilgili ticaret mahkemesinde dava açtığını belirterek ödeme emirlerinin iptali istemiyle vergi mahkemesinde dava açmıştır vergi mahkemesi tarihli ve sayılı
a olaylar başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvuru numarası karar tarihi am muhasebe ltd ştinin vergi borçlarının bu şirketten tahsil edilememesi üzerine şirket ortağı olduğundan bahisle başvurucu adına ödeme emirleri düzenlenmiştir başvurucu söz konusu şirketin ortağı olmadığını ve bununla ilgili ticaret mahkemesinde dava açtığını belirterek ödeme emirlerinin iptali istemiyle vergi mahkemesinde dava açmıştır vergi mahkemesi tarihli ve sayılı ve sayılı kararlarıyla davaları reddetmiştir kararların gerekçesi şöyledir ticaret kanununun temsil hükümlerini taşıyan maddesinde aksi mukavelede belirtilmedikçe şirketlerin birlikte yahut bir mümessil vasıtasıyla üçüncü şahıslara karşı yaptıkları işlemlerden müteselsilen sorumlu oldukları ifade edilmiştir bu haliyle ticaret sicil memurluğunun sayılı yazısından anlaşıldığı üzere davacının ortak olması ve müdür olarak ortaklardan birisinin atanmaması karşısında yasanın maddesi gereği her iki ortağında anılan şirketin kanuni temsilcisi sayılacağı yasa gereğidir her ne kadar davacı tarafından ticaret sicil memurluğundaki belgelerin geçersiz olduğu ortak olmadığının tespiti amacıyla karşıyaka asliye ticaret mahkemesinde dava açıldığı belirtilmiş ise de mahkememizce günü yapılan ara karar ile anılan mahkemeden davacının açmış olduğu davanın neticesi sorulmuş olup mahkemeden gelen ara kararı cevabından dosyanın tarihinden itibaren tarafların üç aylık süre içinde yenileme talebinde bulunmaması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşıldığından davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir bu durumda borcun doğduğu dönemde kanuni temsilci olan davacı adına düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirlerinde amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanun ile vergi usul yukarıda sözü edilen hükümlerine aykırılık görülmemiştir başvurucu kararları temyiz etmiş daha sonra danıştaya verdiği dilekçesinde asliye ticaret mahkemesinin tarihli ve sayılı kararıyla şirket ortağı olmadığı hususunun tespit edildiğini belirterek vergi mahkemesi kararlarının bozulmasını istemiştir danıştay üçüncü dairesi tarihli ve sayılı ve sayılı kararlarıyla temyiz istemini reddetmiştir kararların gerekçesi şöyledir hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan vergi mahkemesi kararı aynı gerekçe ve nedenlerle dairemizce de uygun görülmüş olup temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına başvurucu karar düzeltme taleplerinde de şirket ortağı olmadığına ilişkin mahkeme kararının bulunduğunu aynı şirket ile ilgili adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı açtığı ve tek hâkimli görülen davalar hakkında yaptığı itiraz üzerine bölge mahkemesinin kabul kararları verdiği hususlarını ileri sürmüş ise de aynı dairenin tarihli ve sayılı ve sayılı kararlarıyla bu talep reddedilmiş söz konusu kararlar başvurucu vekiline tarihinde tebliğ edilmiştir başvurucu tarihinde bireysel başvuru yapmıştır başvuru numarası karar tarihi öte yandan asliye ticaret mahkemesinin tarihli ve sayılı temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir sonuç olarak davanın kabulü ile davacının davalı şirkette ortak olmadığının tespitine ve tarihli sermaye artırımına ilişkin şirket ortaklarınca alınan karar altındaki imzanın davacıya ait olmadığının tespitine ve bu kararın davacı yönünden iptaline b hukuk tarihli ve sayılı vergi usul maddesi şöyledir kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların vakıflar ve gibi tüzel kişiliği teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır bu hüküm türkiyede bulunmayan mükelleflerin türkiyedeki temsilcileri hakkında da uygulanır temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmaz tarihli ve sayılı amme alacaklarının tahsil usulü hakkında maddesi şöyledir vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi resim harç ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı vergi cezası para cezası gibi asli gecikme zammı faiz gibi feri amme alacakları ve aynı idarelerin akitten haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur türk ceza kanununun para cezalarının tahsil şekli ve hapse tahvili hakkındaki hükümleri mahfuzdur aynı maddesinin birinci fıkrası ise şöyledir ödeme emri tebliğ olunan şahıs böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir şekli incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında vergi usul kanunu hükümleri tatbik olunur iv