14. Hukuk Dairesi 2011/9529 E. , 2011/11639 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.05.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği…
**14. Hukuk Dairesi 2011/9529 E. , 2011/11639 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.05.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Davalılar, maliki oldukları taşınmazda uygun geçit yeri bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava kabul edilmiş, bilirkişinin 5 numaralı alternatif olarak işaretlediği 807 sayılı parsel üzerinden davacının 802 sayılı parseli lehine geçit tesis edilmiştir. Hükmü, davalılardan Hasan ve ... temyiz etmiştir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Gerçekten, davacının 802 sayılı parseli mutlak geçit ihtiyacı içerisindedir. Bu bakımdan gene yolla bağlantısı sağlanmalıdır. Ne var ki, gerek 802 gerekse 807 sayılı parsellerin bulunduğu paftanın incelenmesinde; mahkemece kurulan geçidin ulaştığı yerde genel bir yolun paftasına işaretlenmediği görülmektedir. Başka bir deyişle, davacının 802 sayılı parseli kurulan geçitle genel yola bağlanmış değildir. Mahkemece yapılan bu saptamanın gözden kaçırılması doğru değildir. Diğer taraftan, geçit tesis edilirken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Bunun sonucu olarak da mahkemece davacının 802 sayılı parselinin ihtiyacı karşılanırken diğer bütün geçit alternatiflerinin de değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece bu husus da gözden kaçırılmış, diğer alternatiflerin niçin uygun görülmediği karar yerinde açıklanmamıştır. Yapılması gereken iş, yerinde yeniden keşif yapılarak davacının 802 sayılı parselinin paftada mevcut bir genel yola hangi seçeneklerden bağlanabileceğini tespit etmek, bu şekilde muhtelif geçit alternatifleri üzerinde durmak, bunlardan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibine göre en uygun olanını seçmek, başka parsellerden geçit verilmesi mümkünse malikleri hakkında dava açmak üzere davacıya mehil vermek, açılan davları birleştirmek ve istem sonucunu bütün bunlardan sonra hükme bağlamak olmalıdır. Değinilen yönler gözardı edildiğinden, karar bozulmalıdır.