4. Hukuk Dairesi 2021/26075 E. , 2024/10636 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1795 Esas 2021/2068 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/247 Esas 2019/180 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafı
**4. Hukuk Dairesi 2021/26075 E. , 2024/10636 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1795 Esas 2021/2068 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/247 Esas 2019/180 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Halk TV televizyon kanalında genel yayın yönetmeni ve program yapımcısı olarak görev yaptığını, davalı tarafından Aydınlık Gazetesi'nde kaleme alınan 21.07.2016 ve 18.03.2017 tarihli yazılarda kullanılan söz ve ifadelerle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, gerçek dışı yazılarda müvekkilinin terör örgütü ile ilişkilendirilerek itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını, dava dışı kişi tarafından kaleme alınıp doğruluğuna dair bilgi bulunmayan kitaptan yapılan alıntıların da hukuka aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu yazılarda ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşıldığını belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili, hukuka aykırılığın tespiti ile kararın yayınlanması isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından kaleme alınan köşe yazılarında davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden söz ve ifadenin bulunmadığı, ifade özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu; basın özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yazıların görünür gerçekliğe uygun olduğu, kamu yararının amaçlandığı ve kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğindeki ifadelere yer verilmediği, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu yazılarda müvekkilinin terör örgütü ile irtibatlandırılmaya çalışıldığını, alıntı yapılan dava dışı kişi tarafından kaleme alınan kitaptaki iddiaların teyid edilmeden dava konusu yazıya konu edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, yazılarda geçen söz ve ifadelerin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini, gerçek dışı ifadelerle müvekkiline zarar vermek kastı ile hareket edildiğini, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davanın ispatlandığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davalı tarafından kaleme alınan 21.07.2016 ve 18.03.2017 tarihli yazılarda kullanılan söz ve ifadelerle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, hukuka aykırılığın tespiti ve kararın yayınlanması istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu yazılarda ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, tüm bu açıklamalar ışığında haberde geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığının anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.