8. Hukuk Dairesi 2023/3746 E. , 2025/2535 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2753 E., 2023/1224 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/202 E., 2021/205 K. Taraflar arasındaki kadastro (tespite itiraza ilişkin) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl dosya davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerin…
**8. Hukuk Dairesi 2023/3746 E. , 2025/2535 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2753 E., 2023/1224 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/202 E., 2021/205 K. Taraflar arasındaki kadastro (tespite itiraza ilişkin) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl dosya davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dosya davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili özetle; İstanbul ili ... ilçesi Mecidiye mahallesinde kain 152 ada 5 parsel sayılı, 238 m² ölçümlü taşınmazın 2/B kapsamında tespitte davalı ... adına yazıldığını ancak hak sahibinin davacı olduğunu, taşınmazın 1985 yılında davacı tarafından bedeli ödenerek satın alındığını, ancak davacının İstanbul dışında çalışması sebebiyle ağabeyi ... kullanımına bıraktığını ancak dava konusu taşınmazı davacının yine diğer ağabeyi olan ... adına yazıldığını, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/147588 soruşturma sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın davacı tarafından alındığına yönelik beyanı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına yapılan tespitin iptali ile davacı adına kaydın düzeltilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davacısı vekili özetle; İstanbul ili ... ilçesi Mecidiye mahallesinde kain dava dilekçesinde belirttiği taşınmazların geldisi olan 709 parsel sayılı taşınmazın 1967 yılında yapılan kadastro ile Hürmüz Tunca vd. adına tespit edildiğini, taşınmazın maliklerine karşı, Hazine tarafından Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/1293 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescili davası açıldığını, 709 parsel sayılı taşınmazda 1981 tarihinde 2/B kadastrosu yapıldığı, taşınmazın orman sınırları dışa çıkartıldığı, 1985 tarihinde tapu maliklerince davacı ...'a satış vaadi sözleşmesiyle taşınmazın satışının yapıldığını, Pendik Kadastro Mahkemesinin 2008 tarihinde kesinleşen kararıyla tapu malikleri adına olan tapu kaydının iptaline ve taşınmazın Hazine adına orman olarak tapuya tesciline karar verildiğini, davacı tarafından emlak vergilerinin önce Pendik Belediyesine, sonrasında ise ilçe sınırları değiştiğinden Sultanbeyli Belediyesine ödendiğini, 3402 sayılı Kanun'un ek-4. maddesine göre yapılan kullanıcı tespitinin hatalı düzenlendiğini ileri sürerek; kullanıcılığa ilişkin kadastro tespitinin iptal edilerek taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine davacının kullanıcı olarak şerh verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu; "..Taşınmazın fiili kullanım durumu ile ilgili olarak Mahkememizce icra edilen keşif sırasında taşınmazın üzerinde bir adet kümes bulunduğu, kısmen de bahçe olarak kullanıldığı, bahçe olan kısmın sebze ekili ve etrafının çevrili olduğu görülmüştür. Davacı taraf taşınmazı kendisinin satın aldığını ancak fer'i zilyet olarak kullanımını ...'e bıraktığını iddia etmiş davalı taraf ise ...'ün taşınmazı satın alırken davacıdan borç para aldığını ve daha sonra borcunu ödediği, 1995 yılında da taşınmazı davalıya devrettiğini bildirmiştir. Çekişmeli 152 ada 5 parsel üzerinde ev bulunan 152 ada 4 nolu parselin devamında olup 4 parselle ilgili olarak İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 2019/201 Esas sayılı dosyasında dava görülmüş ve davacı ...'ün davasının reddine karar verilmiş ancak verilen karar kesinleşmemiştir. Keşifte dinlenilen ... dava konusu taşınmazla birlikte bitişiğinde evi bulunan 152 ada 4 parseli tek parsel olarak 1985 yılında satın aldığını, 1995 yılında dava konusu 152 ada 4 parseli kardeşi ...'e sattığını ve halen onun izni ile taşınmazı kendisinin kullandığını söylemiştir. Diğer davalı tanıkları da ...'ün taşınmazı 1995 yılında davalı ...'e sattığını o tarihten itibaren vergilerini ...'in ödediğini, davacı ...'un taşınmazda bir kullanımı bulunmadığını ifade etmişlerdir. Davacın kardeşinin eşi olan davacı tanığı İbrahim Hakkı Dilek ise taşınmazı davacı ...'un satın aldığını, satış bedelini de onun ödediğini, İsmet'in taşınmazı ...'un izni ile kullandığını söylemiştir. Dava dışı ...'ün taşınmazı satın alırken davacı kardeşi ...'dan bir miktar para aldığı davalı tarafında da kabulünde olup davacı tarafın dayanağı İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/147588 sayılı soruşturma dosyasındaki ifadesinde de arsanın alımı sırasında kardeşi ...'un ödediği satış bedelini ...'un düğünü sırasında kendisine ödediğini ve bu ödemeden sonra ...'un taşınmazda hak sahibi olmadığını beyan etmiştir. Satış senedi ... adına düzenlenmiş ve fiilen de taşınmazı İsmet kullanmış, daha sonra 1995 yılında dava konusu kısmı davalıya devretmiş, devir taşınmazın belediye nezdinde tutulan emlak vergisi kayıtlarına da işlenmiş, bu işlemler sırasında davacının zilyetliğin korunmasına yönelik herhangi bir talebi olmamıştır. Davanın kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin olduğu gözetildiğinde taşınmazda davacının fiili bir kullanımı da bulunmamaktadır. Bu durumda dava dışı ...'ün davalı ...'e devrettiği 1995 yılında taşınmazı asli zilyet sıfatıyla kullanmakta olduğu aksinin davalı tarafça ispatlanamadığı kabul edilmelidir. Devir tarihinden sonra da davalı ...'in izni ile taşınmazın ... tarafından kullanılmaya devam edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle ispatlanmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı ... satış vaadi sözleşmesi ile 709 nolu parseli satın aldığını, emlak vergisi de ödediğini, bu kapsamda taşınmazda kullanıcı olarak tespit edilmesini talep etmiş ise de Sultanbeyli Belediyesinin yazısından da anlaşıldığı gibi ...'ın emlak kaydının 1573 nolu parsel bakımından oluşturulduğu, bu parselin 709 parselde tapu malikleri adına tescil edilen 18.373,44 m²lik kısım olduğu, 709 parselin tamamı için oluşmadığı, ayrıca yukarıda açıklandığı gibi 709 nolu parselin fiilen bir çok parsele ayrılıp, bu parsellerin bir çoğunun bina yapılmak ve arsa olarak çeşitli kişilerin zilyetliğinde bulunduğu, fiilen dava konusu taşınmazda ...'ın kullanımının bulunmadığı, ...'ın Hazine tarafından açılan davada yargılamanın devamı sırasında 709 parseli satış vaadi sözleşmesi uyarınca almayı taahhüt etmesine rağmen 434.876,56 m²lik kısmın Hazine adına tesciline karar verilmiş ve bu alanın daha sonra 2/B vasfı ile kullanım kadastrosuna tabi tutulmuş olması nedeniyle adına tescil edilen 1573 nolu parsel dışındaki bir yer için tapu kaydından kaynaklanan bir hak iddiasının bulunamayacağı kanaatine varıldığından ..." ispatlanmayan davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı asıl dosya davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, asıl dosya davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.