3. Ceza Dairesi 2021/1889 E. , 2023/8909 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI :2019/1451 E., 2019/942 K. SUÇLAR :Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme (teşebbüs), cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER :İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi
**3. Ceza Dairesi 2021/1889 E. , 2023/8909 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI :2019/1451 E., 2019/942 K. SUÇLAR :Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme (teşebbüs), cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER :İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme (teşebbüs) ve cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 ... Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 ... Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 ... Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A.cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.05.2019 Tarihli Ve 2016/428 Esas, 2019/140 ... Kararı İle Sanık Hakkında 1.Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan, 5237 ... ... Ceza Kanunu’nun 302 inci maddesinin birinci fıkrası, 3713 ... Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 ... Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına ve mahsuba, 2.Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme (teşebbüs) suçundan, 5237 ... Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 3713 ... Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 ... Kanun'un 35 inci maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına, 3.Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 ... Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 3713 ... Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 ... Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına, Karar verilmiştir. B.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 12.07.2019 Tarihli Ve 2019/1451 Esas, 2019/942 ... Kararı İle Sanık Hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Mahkumiyet kararı için dosyada her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı ve somut delil bulunmadığına, mahkemenin mahkumiyet kararına gerekçe yaptığı delillerin de hukuka aykırı olup hükme esas alınmasının mümkün olmadığına, müvekkilin atılı suçlamalardan mahkumiyetine dayanak olarak yalnızca sonradan dönülen ve atfı cürüm mahiyetindeki teşhis tanıklarının beyanları esas alınmış olup, bu hususun açıkça hukuka aykırılık oluşturduğuna, bu beyanların tümünün mahkeme huzurunda inkar edilmiş beyanlar olup, birbirleriyle çelişkili hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edilmiş soyut nitelikli deliller olduğuna, müvekkilin atılı suçu işlediğine kesin delillerle ulaşılamadığına, teşhislerin PVSK'ya aykırı olduğuna, usule aykırı tanık beyanın maddi gerçeği temsil edip etmediği denetlenebilir ya da teyit edilebilir mahiyet arz edip etmediği şüpheli olduğuna, bu nedenle kriminal anlamda her suç tipi için yaygın bir biçimde bu kuruma başvurulması hak ihlallerinin artmasına sebebiyet verdiğine, teşhis yapan şahıslar başkaca soruşturma kapsamında gözaltında iken ifadeleri alındığına ve fotoğraf üzerinde kendilerinin tanıklığına başvurulduğuna, şahıslar şüpheli konumunda oldukları için “şüpheli hakları” hatırlatılarak teşhis işlemine geçilmesi gerektiğine, dosya kapsamındaki aleyhe teşhislerde bu şekilde yapılmayarak direk teşhis işlemine geçildiğine, belirtilen usul hatalarının olmadığı bir an düşünülse bile; teşhis içeriğindeki beyanlara bakıldığında somut verilerden yoksun genel ve soyut beyanların kullanılmış olduğuna, bu yönüyle de düşünüldüğü zaman teşhis işlemlerinde bulunanların da kendi dosyalarında şüpheli konumunda oldukları için kendilerini suçtan kurtarmaya veya pişmanlık yasasından yararlanmak için bu şekilde beyanda bulunma ihtimallerinin de mevcut olduğuna, teşhis tanıklarının kollukta vermiş olduğu beyanları reddettiklerine, kollukta CMK 148'de yer alan ifade alma ve sorguda yasak usullere riayet edilmeden ifadelerin alındığına, bu beyanların ... iradeyi yansıtmadığına, kolluk ifadesinin bir devamı niteliğinde olan teşhislerin de aynı şekilde müdafii huzurunda yapılmadığından hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, CMK 148 ve 217 maddleri gereğince hükme esas alınamayacağına, en önemlisi de yasaya göre, duruşmada okunacak belgeler arasında müdafii huzurunda alınan kolluk ifadesi olduğuna, kollukta müdafisiz alınan ifadenin duruşmada okunamayacağına, hükme esas teşkil edemeyeceğine, yerel mahkemenin, atılı suçun dayandığı tek delil olan teşhis tanıklarının çelişkili ifadelerinden sanığın aleyhine olan ifadeyi nazara alarak varsayıma ve olasılıklara dayalı olarak hüküm kurduğuna, suçlamaları kabul etmemekle birlikte müvekkilin TCK'nın 302 nci maddesinde düzenlenen vehamet arz eden eylemi gerçekleştirmediğine, müvekkil ile ilgili yapılan vahim eylem araştırmalarında kendisi ile ilişkilendirilebilecek herhangi bir eyleme rastlanılmadığına, bu suçun oluşabilmesi için iddia edilen vahim nitelikteki eylemlerin kesin bir şekilde ispatlanmış olması gerektiğine, ancak bu iddiaların soyut teşhis tanıklarının gerçeğe aykırı beyanlarına dayandırıldığına, yine ortada mağdur ve müşteki yok iken öldürmeye teşebbüs ve hürriyeti tahdit fiilinden de bahsedilemeyeceğine, mahkemenin gerekçesinin varsayım ve yoruma dayalı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü "....Dosya kapsamındaki bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde, Sanığın silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın şehirlerdeki gençlik yapılanması olan YPS/YDG-H üyesi olduğu, ancak hangi tarihte örgüte katıldığının kesin olarak belirlenemediği, bu kapsamda yukarıda zikredilen, Silopi ilçe merkezinde ve örgütün sözde öz yönetim ilanı kapsamında meydana gelen eylemler sırasında milis faaliyeti şeklinde, ilçe merkezinden katılım yaparak gençlik yapılanması dahilinde faaliyetlere katıldığı, Sanığın Silopi İlçesi Cudi Mahallesi, Yeşiltepe Mahallesi, Karşıyaka mahallesi ve özellikle Başak Mahallesinde faaliyet yürüttüğü ve adı geçen mahallelerde çukur ve barikatların yapımında rol aldığı, silahlı çatışma yaşanan bölgelerdeki hendek ve barikatlarda ele geçirilemeyen kaleşnikof marka silahla nöbet tuttuğu, güvenlik güçlerine karşı taşlı, molotoflu ve silahlı saldırılara katıldığı, ... isimli örgüt mensubu ile irtibatlı olduğu, çukur-barikatlarda faaliyet yürüten diğer örgüt mensuplarına lojistik destek sağladığı, telsiz ve silah taşıdığı, örgütsel gizlilik esaslarına uyduğu, örgütün sorumlu düzeydeki elemanlarından ... ve talimat aldığı, bu ... ve talimatları yerine getirdiği, diğer örgüt mensuplarıyla toplantılara katıldığı, ölen örgüt mensuplarının cenazelerine katıldığı, örgütle organik bağ kurduğu, bu eylemlerin mevcut teşhis tanığı beyanları, 19.10.2017 ve 25.12.2017 tarihli Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün sanığın silahla nöbet tuttuğu belirtilen bölgelerde silahlı çatışmaların yaşandığı ve yine sanığın silahlı saldırı eylemlerine katıldığı belirtilen bölgelerde de güvenlik güçlerine karşı taşlı, molotoflu ve silahlı saldırıların gerçekleştiğine dair vahim eylem araştırma tutanakları, sanığın YPS içinde faaliyet yürüttüğü, hendek kazma, barikat kurma ve silahlı nöbet tutma eylemlerine katıldığı, güvenlik güçlerine ve kamu binalarına yönelik saldırı eylemlerine yönelik istihbari bilgi kayıtları ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar sanığın vahamet arz eden hangi eyleme birebir iştirak ettiği somutlaştırılamamış ise de Yüksek Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin süregelen uygulamalarında da görüleceği üzere sanığın tespit edilen ve vahamet arz eden silahlı saldırı ve silahlı nöbet tutma eylemlerinden en az birine iştirak ettiğinin kabulü gerektiği, bu haliyle silahlı saldırı eylemlerine ilişkin olay tutanakları ile silahlı nöbet tutulan bölgelerde gerçekleşen vahim eylemlere ilişkin olay tutanak kayıtları karşısında sanığın en az bir kamu görevlisini görevinden dolayı öldürmeye teşebbüs ettiği ve silahlı hendek ve barikat eylemleri ile güvenlik güçlerinin ve bölgede yaşayan diğer insanların mahallelere girişini ve geçişini engellemesi nedeniyle cebir tehdit yolu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği değerlendirilmiştir. Bu haliyle sanığın, terör örgütü mensupları ile birlikte yaygın ve silahlı hendek ve barikat eylemleri ile güvenlik güçlerinin ve bölgede yaşayan diğer insanların mahallelere girişini ve geçişini engellemesi nedeniyle cebir tehdit yolu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit olduğu, yine sanığın olay tarihinde, amaç suç olan Devletin Birligini Ve Ülke Bütünlüğü Bozma eylemine yönelik olarak yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle silahlı çatışma yaşandığı anlaşılan barikat noktalarında silahlı nöbet ve çatışma faaliyetlerinde bulunduğunun anlaşıldığı olaylarda en az bir kamu görevlisine karşı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi sebebiyle kasten öldürmeye teşebbüs ettiği dosya kapsamında mevcut delil durumu itibariyle kabul edilmiştir. Bu eylemlerin de bütün halde yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vehamet arz eden olay mahiyetinde olduğu ve zikredilen eylemler neticesinde sabit görülen Kişiyi Yerine Getirdiği Kamu Görevi Sebebiyle Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Cebir Tehdit Yolu İle Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçlarının da amaç suç olan Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma suçunun işlenmesi doğrultusundaki, örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek araç suçlar niteliğinde olduğu, bu sebeplerle sanığın eylemlerinin ayrı ayrı Kişiyi Yerine Getirdiği Kamu Görevi Sebebiyle Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Cebir Tehdit Yolu İle Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçlarını ve bütün halde geçitli suç niteliğindeki Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma suçunu oluşturduğu sabit görülmüştür...." Tespitlerine yer verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A.Sanık Hakkında Devletin Birliğini Ve Ülke Bütünlüğü Bozma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerden en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı ... yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren birçok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı bilinen bir gerçektir. Sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, bu kapsamda tanıklar ... ..., ... ... ve ...'in soruşturma aşaması beyanları ve gizli tanıklar Batı ve Uyvar'ın aşama beyanları birlikte değerlendirildiğinde; Silopi ilçesinde kazılan hendeklerde kaleşnikof silahla nöbet tuttuğu sabit olan sanığın sübutu kabul olunan, silahlı terör örgütünün stratejisi doğrultusunda güvenlik güçlerinin ve halkın giriş çıkışını engellemek amacıyla kazılan hendek barikatlarda silahlı nöbet tutma ve buralarda faaliyet yürüten örgüt mensuplarına lojistik destek sağlama şeklinde tezahür eden eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçunun sabit olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar tanıklar ... ..., ... ... ve ... kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında hazırlık beyanlarından dönmüşlerse de, tanıklar ... ... ve ... ...'in kollukta müdafisiz olarak yaptıkları teşhisleri daha sonra müdafi huzurunda alınan beyanlarında kabul ettikleri, tanık ...'in de kollukta yaptığı teşhisleri Cumhuriyet savcısı huzurunda yaptığı görülmekle, CMK'nın 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince soruşturma aşamasında alınan beyanların hukuka uygun olduğu, yine 5726 ... Tanık Koruma Kanununun 9/8 maddesine göre gizli tanık beyanının tek başına hükme esas teşkil edemeyeceği ilkesi de gözetilerek, mezkur dosyada gizli tanık beyanlarını destekleyen tanıklar ... ..., ... ... ve ...'in teşhislerinin olması nedeniyle gizli tanık beyanları da sanık aleyhine değerlendirilmiş, bu beyanların hükme esas alınmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. 5271 ... CMK'nın 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince "müdafi bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin, hakim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınmayacağına" ilişkin emredici hüküm gözetilerek; kollukta şüpheli sıfatıyla müdafisiz olarak sanık aleyhine verdikleri beyanları hükme esas alınan ... ... ve ... ...'ın savcılık veya mahkeme aşamasında bu beyanlarını doğrulayıp doğrulamadıkları dosya kapsamından anlaşılamadığından söz konusu beyanların hükme esas alınamayacağı açık ise de diğer delillere göre atılı suçun kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede; Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiği, sübutu kabul olunan eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezanın bireyselleştirilmesi usule uygun takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş olduğundan; sanık müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdükleri temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.Sanık Hakkında Kişiyi Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 5726 ... Tanık Koruma Kanununun 9/8 maddesine göre gizli tanık beyanının tek başına hükme esas teşkil edemeyeceği ilkesi de gözetilerek, tanık ... ...'nın kollukta müdafisiz olarak yaptığı teşhis tutanağında "ayrıca bu şahsın halk arasında 52 Nokta olarak bilinen 99 Polis noktasına ve emniyet binasına yapılan tüm saldırılara aktif olarak katıldığını bilirim" şeklinde beyanda bulunduğu, tanık ... ...'ın kollukta müdafisiz olarak alınan beyanlarında bu hususu destekleyici beyanlarda bulunduğu görülmekle, CMK'nın 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince "müdafi bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin, hakim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınmayacağına" ilişkin emredici hüküm gözetilerek; tanıklar ... ... ve ... ...'ın aşama beyanlarının getirtilerek kollukta yaptıkları teşhisleri kabul edip etmediklerinin belirlenmesi, ayrıca Silopi ilçesinde meydana gelen olay tutanaklarının -özellikle 52 Nokta olarak bilinen 99 Polis noktasına ve emniyet binasına yapılan eylemlerin- getirtilerek gizli tanıklar ve tanıkların beyanlarını destekleyip desteklemediği belirlendikten sonra tüm delillerin bir arada değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. C.Sanık Hakkında Cebir, Tehdit Veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Oluşa ve dosya kapsamına göre; anılan bölgede hendek-barikat kazıp burada silahla nöbet tutan ancak somut olarak hangi kişi ya da kişileri hürriyetinden yoksun kıldığı her türlü şüpheden uzak kesin şekilde kanıtlanamayan sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A.Sanık Hakkında Devletin Birliğini Ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde A bendinde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 12.07.2019 tarihli ve 2019/1451 Esas, 2019/942 ... Kararında sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 ... Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 ... Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B.Sanık Hakkında Kişiyi Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Öldürmeye Teşebbüs Ve Cebir, Tehdit Veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde B ve C bentlerinde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 12.07.2019 tarihli ve 2019/1451 Esas, 2019/942 ... Kararının 5271 ... Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 ... Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 ... Kanunun 304. maddesi uyarınca Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise bilgi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2023 tarihinde karar verildi.