Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 16/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ile eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 12/1/2013 tarihinde bel ağrısı şikâyetiyle Gölbaşı Devlet Hastanesine (Hastane) başvurmuş, yapılan muayene sonucunda doktorun talimatıyla hemşire, başvurucuya enjeksiyon işlemi uygulamıştır. Enjeksiyondan kısa süre sonra sol bacağında uyuşma ve ağrı şikâyetleri meydana gelen başvurucu, 21/1/2013 tarihinde Hastaneye müracaat etmiştir. Burada yapılan tetkikler sonucunda başvurucuda siyatik sinir lezyonu oluştuğu belirlenmiştir. Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesinde üç hafta süre ile fizik tedavi uygulanan başvurucunun iyileşme olanağının bulunmadığı tespit edildiğinden tedavisine son verilmiştir. Başvurucu, gerekli dikkat ve özen gösterilmeden hatalı şekilde yapılan enjeksiyonun sol ayak sinirini zedelemesi sonucunda kısmi felç oluştuğunu belirterek meydana gelen manevi zararlarının tazmini istemiyle Sağlık Bakanlığı aleyhine 23/9/2013 tarihinde tam yargı davası açmıştır. Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) görülen yargılama sırasında alınan 22/8/2014 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda; başvurucuya yapılan intramüsküler enjeksiyon sonucunda ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin tıbben bilindiği, somut olayda enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğuna dair delil bulunmadığı belirtilmiştir. Raporda, meydana gelen neticenin her türlü özene rağmen gerçekleşebilecek nitelikte, ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olduğu, bu itibarla sağlık personeline kusur izafe edilemeyeceği bildirilmiştir. Mahkeme tarafından 27/11/2014 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde, ATK raporuna göre enjeksiyonu yapan hemşire ile talimatı veren doktora kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı ve şikâyetleri nedeniyle başvurucuya enjeksiyon yapılmasının tıbbi kurallar içinde olduğu belirtilerek davanın ispatlanamadığı ifade edilmiştir. Başvurucu tarafından, dava dilekçesindeki iddialarına ek olarak enjeksiyon işlemi öncesinde bu işlemin olası sonuçları hakkında bilgi verilmediği, ayrıca idarenin meydana gelen neticede kusursuz sorumluluğu bulunduğu belirtilerek istinaf yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi Kurulu (Kurul) tarafından 9/3/2016 tarihinde itiraz isteminin reddi ile usul ve hukuka uygun olduğu belirtilen Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Onama kararında; ATK raporuna atıf yapılarak meydana gelen neticenin tıbbi komplikasyon olduğu ve hizmet kusuru bulunmadığı bildirilmiştir. Başvurucu, itiraz dilekçesindeki iddialarını tekrarlayarak karar düzeltme talebinde bulunmuş; kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek 23/11/2016 tarihinde istemin reddine karar verilmiştir. Nihai karar 16/12/2016 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Fındık Kılıçaslan, B. No: 2015/97, 11/10/2018, §§ 19-27; Cihan Beyribey, B. No: 2014/19450, 26/12/2018, §§ 23-28; Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24-