20. Hukuk Dairesi 2014/1645 E. , 2014/4893 K. "" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında... Köyü 101 ada 1 parsel sayılı 2288 Hektar 9076.82 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle ...…
**20. Hukuk Dairesi 2014/1645 E. , 2014/4893 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında... Köyü 101 ada 1 parsel sayılı 2288 Hektar 9076.82 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle ... adına tesbit edilmiştir. Davacı, taşınmazın içinde kalan bir kısım yerin dedesi ...adına tapuda kayıtlı tarım alanı olduğu, onun ölümü ile kendisi ve paydaşlarına kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın 10/06/2009 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 9934.81 m2 ve (B) harfi ile gösterilen 8429.05 m2'lik bölümünün payları oranında ...mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 14/12/2010 tarih 2010/15068 - 15817 sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Öncelikle dayanılan kaydın çekişmeli yere ait olup olmadığı kesin bir biçimde saptanmalı, bu yere ait olduğunun belirlenmesi halinde ise ormanların mülkiyetinin ..., kullanım hakkının Orman Yönetimine ait olduğu düşünülerek husumet Hazineye de yaygınlaştırılmalıdır. Hazineye karşı gerçek kişinin zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının varlığının kanıtlanması yolunda yeniden yapılacak keşifte, davacının varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalıdır. Ayrıca, komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri ve zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmelidir. Toprak bilgisine sahip tarım uzmanı bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınıp, ilgili kurumda incelettirilip, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmelidir. 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının zilyetlik yolu ile kazandığı toprak bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı tapu ve ilgili kadastro müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da mahkeme yazı işleri müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu"na değinilmiştir.