22. Hukuk Dairesi 2017/8136 E. , 2017/13511 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin davalılara ait ayakkabı imalathanesinin k
**22. Hukuk Dairesi 2017/8136 E. , 2017/13511 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin davalılara ait ayakkabı imalathanesinin kesimhane bölümünde kesimci ustabaşı olarak çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından sebepsiz ve ihbar öneli verilmeksizin sona erdirildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili, yıllık izin ücret alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, davacının iş sözleşmesinin piyasadaki iş daralması nedeniyle feshedildiğini, davacının iddiasının aksine kesimci ustabaşı değil, deri kesimi yapan düz işçi olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, süresi içerisinde davalılar vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma şartlarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun’un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece re'sen araştırılmalıdır. Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, ilgili işçi ve işveren kuruluşları ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı internet sitesinde bulunan “Kazanç bilgisi sorgulama” ekranından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda, davacı ustabaşı olduğunu aylık net 1.935,00 TL ücret aldığını iddia etmiş, davalı işveren davacının vasıfsız kesim işçisi olduğunu ve asgari ücret aldığını savunmuştur. Davacı tanıklarından ... davacının ne kadar ücret aldığını bilmediğini, kendisinin 1.225,00 TL ücret aldığını, diğer davacı tanığı ... ise davacının son olarak 1.700,00 TL net ücret aldığını bildiğini söylemiştir. Davalı tanıkları ise asgari ücret aldıklarını ve elden ödeme yapılmadığını beyan etmişlerdir. Türkiye Deri İş Sendikası emsal ücret yazısında, kesimci ustabaşının 2012 yılında aylık ortalama net 1.300,00-1.600,00 TL alabileceği bildirilmiştir. Bilirkişi raporunda emsal ücret yazısındaki miktarların ortalaması alınarak net 1.450,00 TL aldığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Mahkemece yapılan hesaplamaya itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak yapılan emsal ücret araştırması yetersizdir. Bu sebeple, araştırma genişletilerek, davacının kıdemi ve yaptığı işin niteliği belirtilerek yukarıda açıklanan şekilde ilgili yer ve kurumlardan emsal ücret araştırması yapılarak davacının ücretinin belirlenmesi gerekir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 06.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.