9. Hukuk Dairesi 2015/22784 E. , 2018/18537 K. MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalı işyerinde hizmetli olarak…
**9. Hukuk Dairesi 2015/22784 E. , 2018/18537 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalı işyerinde hizmetli olarak aralıksız ve fiilen çalıştığını, işe girişinin ...'ya geç bildirdiğini, her yılın 2 ayına tekabül eden dönemlerde sigortasız olarak çalıştırdığını, bir müddet de farklı işyerlerinde sigortalı gösterdiğini, asgari ücretle çalıştığını, fazla çalışması ücretlerinin hiç ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, ücretinin de ödenmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kıdem tazminatının fesih tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizle, ihbar tazminatı ile fazla ... ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davalı okul aile birliğinin tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti olmadığını, öncelikle davanın husumetten reddi gerektiğini, hizmetli olan davacının aralıksız çalışmadığını, yalnızca okulların açık olduğu dönemlerde yıl içinde eğitim-öğretimin başlayıp sona ermesine bağlı olarak belirli sürelerle çalıştığını, işten çıkarılmadığını, okulların kapanmasıyla birlikte, iş sözleşmesinin askıya alındığını, okulda tekrar çalışmak istemediğini sözlü olarak beyan etmesi üzerine ihtarname ile okulların açılmasıyla birlikte iş başlamasının bildirildiğini, davacının işe başlamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı tanıklarının anlatımlarından iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 4857 Sayılı Kanun'un 17.maddesi uyarınca feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin yerinde olduğu, yıllık izin kayıtları sunulmadığından, davacının yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu, tanık anlatımlarıyla fazla ... olgusu ispatlanamadığından ve bu iddiaya yönelik başkaca delil sunulmadığından, fazla ... ücreti alacağı talebi reddedildiği, 4857 Sayılı Kanun'un 2.maddesinde tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar da işveren olarak tanımlandığından ve davacının davalı okul aile birliği nezdinde iş sözleşmesiyle çalıştığından davalının husumet itirazı yerinde görülmediği ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı okul aile birliğinin tüzel kişiliği olup olmadığı, okul aile birliğine husumet yöneltilip yöneltilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı HMK.’un 114/d maddesi uyarınca tarafın, taraf ve dava ehliyetine sahip olması dava şartıdır. Bu şart olumlu giderilebilir dava şartıdır. Aynı kanunun 115. maddesi uyarınca süre verilerek tamamlatılması gerekir. İş sözleşmesi gereği işçiyi çalıştırma şart olduğundan, isçiyi çalıştıran herkes 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun anlamında işveren sayılmaktadır. Dolayısı ile feshin geçersizliği ve işe iade davasında aleyhine dava açılan ve davalı konumunda olan işveren, davacı işçiyi çalıştıran işverendir. Açılacak her dava, işveren olan kişi aleyhine açılmalıdır. İşverenin gerçek veya tüzel kişi olması mümkündür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde "İşyerinde işveren adına hareket eden ve işin ve işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı muamele ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu anlamda işveren adına hareket eden ve bu anlamda emrindeki işçinin iş sözleşmesini fesheden işveren vekilinin, bu işlemine karşı işveren taraf gösterilerek feshin geçersizliği isteminde bulunmak gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 49 ve 50. maddelerinde; tüzel kişilerin, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanacakları ve iradelerini bu organları aracılığıyla açıklayacakları, aynı şekilde HUMK'nun 39. (HMK.52) maddesine göre ehliyeti haiz olan tüzel kişilerin yasal organları ile hareket edecekleri hüküm altına alınmıştır. Organlar, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar. Tüzel kişinin, fonksiyonlarını, kanuna veya tüzel kişinin ana sözleşmesine göre, bağımsız olarak yerine getirmek üzere seçilen veya atanan ya da kendisine bu fonksiyonları bağımsız olarak yerine getirmek üzere fiilen ve dışarıdan belli olacak şekilde yetki verilen kişi ya da kişi gruplarına organ adı verilir. Organlar, hükmi şahsın iradesini açıklarlar, tüzel kişiyi içeride yönetir, dışa karşı da temsil ederler. Tüzel kişinin organından söz edebilmek için onun mutlaka tüzel kişinin irade ve karar organı olması zorunlu değildir. Onun içindir ki, genel kurul, yönetim kurulu yanında çeşitli yöneticiler tüzel kişinin organı olarak değerlendirilebilir. Bu kapsamda, genel olarak dış ilişkilerde, bazı kimselerin tüzel kişinin hukuki muamelelerine katılması öngörülmüşse, bu kimseler de tüzel kişinin organı sayılırlar.” (HGK. 2004/21-406 E, 2004/434 K). Kamu tüzel kişileri, görevleri bakımından kamu otoritesini temsil eden tüzel kişiler olup; kanunla ya da kanunun verdiği yetkiye dayanılarak idare tasarrufu ile kurulur (Anayasa md. 123; MK. 52). Taraf ehliyetine de kamu tüzel kişileri sahiptir. Devlet tüzel kişiliğine bağlı ve ayrı tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşların ise, taraf ehliyeti yoktur; bunların işlemleri ile ilgili davaların bağlı bulundukları tüzel kişiliğe karşı açılmaları gerekir. Bağlı bulunan kuruluşun 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi anlamında işveren sıfatına haiz olması, bağlı bulunduğu tüzel kişiliğin taraf sıfatını ve işverenlik sıfatını ortadan kaldırmaz. Zira bu kuruluş, tüzel kişiliğin bir organıdır. Mahkeme kararında davalı olarak gösterilen Okul Aile Birliği Başkanlığının taraf sıfatı yoktur. Bu durumda 6100 Sayılı HMK'nın 124. maddesi gereğince hasımda hata olduğu kabul edilerek davanın T.C. ... Eğitim Bakanlığı'na yöneltilmesi gerekirken Okulu Aile Birliği Başkanlığına yöneltilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.