İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili 30.10.2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; 08.09.2025 tarihli kayyum raporunun sonuç kısmının 6.fıkrasında belirtildiği ü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/115 KARAR NO : 2026/225 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 06/11/2025 NUMARASI : 2024/273 Esas (Derdest) DAVA: Tespit İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili 30.10.2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; 08.09.2025 tarihli kayyum raporunun sonuç kısmının 6.fıkrasında belirtildiği üzere '' Şirket tarafından yapılan ödemelerde; denetim kayyım onayı alınmadan ödemelerin gerçekleştirildiği, tespitleri yapılmıştır '' şeklinde bir ibarenin olduğunu, şirketin tek imza yetkilisi konumunda bulunan ...'ın şirkete atanan denetim kayyumuna danışmadan, onay almadan şirket adına ödemeler gerçekleştirdiğini, denetim kayyumuna rağmen yaşanan bu durumun açıkça HMK hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini belirterek; şirkete atanan denetim kayyumunun, yönetim kayyumu olarak değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 10.11.2025 tarihli ara karar ile "...Dosya kapsamında taraflar arasında ; nama yazılı payların devrinin geçerli olup olmadığı, geçerli bir devir varsa hisse devrinin, taraflarca Sulh ve Feragat sözleşmesi ile ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı ve bundan önce bu sözleşmenin imzalanmasında, davacıların iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığı, sulh ve feragat sözleşmesinde tarafların geçerli bir şekilde temsil edilip edilmediği konuları uyuşmazlık konusu olup deliller toplanmakta ve yargılama devam etmektedir.11.11.2024 tarihli Denetim Kayyım raporu dosya kapsamına ibraz edilmiştir.HMK'nın 389. maddesi gereğince, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yada ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Ancak davalı şirket bir Anonim Şirket olup, TTK'nın 365.maddesi uyarınca Yönetim Kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunurlar. Davalı şirketin organları mevcut olup,Yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenleme mevcut olmayıp TTK nın 408/2-b uyarınca YK üyelerinin seçimi hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri içerisinde olduğu kabul edilmiş olmakla şirketin mevcut yönetimi faal olup davacı vekilinin şirkete atanan denetim kayyumunun, yönetim kayyumu olarak değiştirilmesi talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRELEN İSTİNAF SEBEPLERİ :İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... tarafından şirket adına ödemeler gerçekleştirildiğini, bu ödemelerin şirkete atanan denetim kayyumunun bilgisi ve onayı alınmadan yapıldığını, bu durumun 08.09.2025 tarihli kayyum raporunun sonuç kısmının 6.fıkrasında belirtildiği üzere '' Şirket tarafından yapılan ödemelerde; denetim kayyım onayı alınmadan ödemelerin gerçekleştirildiği, tespitleri yapılmıştır '' şeklinde şirkete atanan denetim kayyumunun hazırladığı raporla da sabit olduğunu, gelinen durumda müvekkillerinin haklarının gasp edilme ihtimalinin ortadan kaldırılması amacıyla ...'ın şirketin tek ortağı konumunda olduğu ... A.Ş. şirketine yönetim kayyumu atanması gerektiğini beyanla istinaf başvurularının kabul edilerek şirkete atanan denetim kayyumunun, yönetim kayyumu olarak değiştirilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Talep, dava dışı iki hissedarın şirketteki tüm hisselerini şirket yönetim kurulu kararı ile basılan geçici ilmuhaberlerin pay sahiplerinin cirosu ile davacıların murislerine teslimi ve pay defterine kaydı, mülkiyetin davacıların murislerine ait olup, veraseten bu hisselere sahip oldukları iddiası ile davalı şirkete ortak olduklarının tespitine ilişkin derdest davada, denetim kayyımının yönetim kayyımı olarak değiştirilmesine ilişkin ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, bu ara karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır.İhtiyati tedbir HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan geçici hukuki korumadır. 389. maddeye göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Ayn yasanını 390 Maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nda, anonim şirketin münfesih olma durumlarının ortaya çıkması halleri dahil şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. Zira şirketin genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu tarafından idare olunması esastır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427/4. Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir isteyen tarafça şirketin yönetim kurulu başkan ve üyelerinin görev sürelerinin dolması nedeniyle şirkette organ boşluğu bulunduğu iddia edilmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda öngörülen üç yıllık görev süresinin dolmasına rağmen, yeni yönetim kurulunun seçilememesi durumunda, görev süresi dolan yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin devam edip etmediğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Son dönem Yargıtay içtihatları ve bilimsel görüşler görev süresi dolsa dahi yönetim kurulunun yeni yönetim kurlu seçilinceye kadar görevinin devam ettiği ve şirkette organ boşluğunun oluşmayacağı yönündedir. (Emsal Yargıtay 11 HD. 2021/1446 E. 2022/5737 K. , 2012/13135 E., 2014/3515 K., ilamları) Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK' nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay. 11. H.D'nin 08/03/2018 Tarih ve 2016/7714 E-2018/1804 K. sayılı kararı)Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, mahkemelerce zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esas olup, somut olayda davalı şirkette herhangi bir organsızlık durumu bulunmamaktadır. Buna göre mahkemece davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına dair talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi arar kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1- İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2- İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3- İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/02/2026