7. Hukuk Dairesi 2009/3462 E. , 2010/2288 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 207 ada 30 parsel sayılı 1415,80 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras hakkına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak eşit paylarla davalı ... ve pa…
**7. Hukuk Dairesi 2009/3462 E. , 2010/2288 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 207 ada 30 parsel sayılı 1415,80 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras hakkına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak eşit paylarla davalı ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacı ... tapu kaydına, mahkeme ilamlarına ve miras hakkına dayanarak taşınmazın miras bırakanı ... mirasçıları adına kayıt ve tescili istemiyle tereke adına dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit tutanağındaki nitelikleri ile tespit malikleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davanın reddine, tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26. maddesi hükmünde bir taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlenmesi ile kadastro mahkemesinin görevinin başlayacağı, 27. maddesi hükmünde de mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan veya henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevinin sona ereceği, dava dosyalarının resen kadastro mahkemesine devrolunacağı açıklanmış, müracaata kalmış davaların yenilenmesi halinde de bu hükmün uygulanacağı, kadastro hakiminin devredilen bu dava dosyaları ile beşinci madde gereğince müdür tarafından gönderilen kadastro tutanaklarını birleştirerek 11. maddede yazılı şekle uygun olarak askı ilanını yaptıracağı, ilan süresi bitmeden duruşmaya başlanamayacağı, henüz kesinleşmemiş olan davalara, kaldıkları noktadan bu kanunda öngörülen esas ve usul dairesinde devam olunacağı belirtilmiştir. Bu olguların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle istek olmasa bile mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Toplanan delillerden davaya konu taşınmazın kadastro tespitinin 09.04.2006 tarihinde yapıldığı, Kemah Sulh Hukuk Mahkemesinin 1975/16 esas, 1975/60 karar sayılı dosyasında tespit gününden önce İbrahim Özcan mirasçıları olan davalılarca Miyase Karakoyun ve davacı ...'ın miras bırakanı olan ... aleyhine noterde resen düzenlenmiş 21.05.1965 tarih ve 157 sayılı satış vaadine dayanılarak ferağa icbar davası açıldığı, mahkemece 04.02.1975 günlü ilk kararla davanın kabulüne karar verildiği, ... ile ....'un temyizi üzerine verilen kararın Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 1975/1156-1393 esas ve karar sayılı 10.03.1975 günlü ilamı ile karşılıklı irade beyanlarını içermeyen satış vaadinin hükmen tescile hak vermediği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğine değinilerek bozulduğu, mahkemece bozmaya uyulduğu, 04.11.1975 günlü kararla davanın reddine karar verildiği, ancak, davacılardan ...'ın temyiz etmesi ve davacılardan ...'a tebligat yapılmamış olması nedeniyle verilen hükmün henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Genel mahkemede açılan bu dava sonucunda verilen bu hükmün kadastro tespitinin yapıldığı ve tutanağının düzenlendiği günde henüz kesinleşmediği, davanın da kadastro mahkemesine aktarılması gereken davalardan olduğu gözetildiğinde, davaya konu taşınmazın tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malik hanesi açık bırakılmak suretiyle yapıldığının kabulü gerektiği, davanın tarafı olmayan gerçek hak sahipleri hakkında da aynı yasanın 30/2 maddesi hükmünün uygulanması gerektiği kuşkusuzdur. Nitekim öğreti ve uygulamada da, bir taşınmazın kadastro tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca yapılması halinde yanılgı ile malik hanesinin doldurulmasının hukuksal bir sonuç doğurmayacağı kabul edilmektedir. O halde mahkemece öncelikle Kemah Sulh Hukuk Mahkemesinin 1975/16 esas, 1975/60 karar sayılı dosyası mahkemesine iade edilmeli, mahkemece verilen ve henüz kesinleşmediği anlaşılan 04.11.1975 günlü hükmün davacılardan ...'a tebliği ve temyiz süresinin geçmesi, daha sonra dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmesi, verilen hükmün Yargıtay'ca bozulması halinde az yukarıda açıklanan hukuksal olgular da gözetilerek dava dosyasının kadastro mahkemesine aktarılması ve görülen dava dosyası ile birleştirilmesi sağlanmalı, aktarılan davanın kapsamı duraksamasız belirlenmeli, taşınmazın tespitinin malik hanesi açık bırakılmak suretiyle yapılmış sayılacağı, bu nedenle malik hanesinin mahkemece doldurulması gerektiği gözden kaçırılmaksızın söz konusu davada taraf olan....'a dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğe çıkartılmalı, bu yolla husumet yaygınlaştırılarak davada taraf koşulu oluşturulmalı, adı geçen duruşma oturumuna geldiğinde davaya karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, temyiz incelemesi sonucunda hükmün onanması ve verilen kararın kesinleşmesi halinde ise ortada aktarılması gereken bir davanın kalmayacağı, ancak kesinleşecek bu hükmün halefiyet yoluyla davanın taraflarını bağlayacağı ve taraflar arasında kesin hüküm oluşturacağı gözetilmeli, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 82,80 TL harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 19.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.