10. Hukuk Dairesi 2012/12109 E. , 2012/13587 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :678-371 Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.11.1983 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görü
**10. Hukuk Dairesi 2012/12109 E. , 2012/13587 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :678-371 Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.11.1983 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmünde yer alan düzenleme ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir. SSK kayıtlarına göre ...’a ait işyerinden verilen 02.11.1983 işe başlama tarihli işe giriş bildirgesinde, davacının “çırak” olarak işe başladığı belirtildiği anlaşılmaktadır. Davanın kanuni dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 3/II (B) bendine göre özel kanunda nitelikleri belirtilen çırakların, çıraklık devresi sayılan süre içinde malullük, yaşlılık, ölüm sigortalan hükümlerine tabi olamayacakları ve bu hükmün sonucu belirtilen sürelerin sözü edilen Yasa'nın 108. maddesinde de gösterilen sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Davada tesbiti istenen dönemde yürürlükte bulunan 2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Yasası'nın 4. maddesinde, bu Yasaya tabi bir sanatı o sanat için düzenlenen gün ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek amacıyla bir çıraklık sözleşmesi ile bir iş yeri sahibinin hizmetine giren kimseye çırak deneceği, 5. maddesinde çırak olabilmek için 18 yaşından büyük olmamak gerektiği, 16. maddesinde ise işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayın çalıştırmaya başlamadan önce velisi veya yasal mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20. maddesinde sözleşmenin bir örneğinin mahalli Çıraklık Eğitimi Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu bildirilmiştir. Somut olayda, çırak olduğu işe giriş bildirgesinde belirtilen davacının velisinin ve işverenin imzasını içeren çıraklık sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, okul, kurum kayıtları ve işyeri dosyasından araştırılmalı, aradaki ilişkinin hizmet aktine dayanıp dayanmadığı açıkça ortaya konulması gerekir. Öncelikle bir kimseye çırak denebilmesi için o kimsenin durumunun bu özel Kanunda çıraklar hakkında yapılan tamına ve nitelendirmeye uyması gerekir. Çıraklıkta, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma değil sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. O halde, Mahkemece; davacının çıraklık sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, çalışmasının üretime yönelik mi yoksa bir mesleğin öğrenilmesine yönelik mi olduğu araştırılarak, sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin YHGK’nun 21.09.2011 günlü 2011/527 E-2011/552 K sayılı sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Kabule göre de, 506 sayılı Kanunun 60/G maddesi; malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları uygulanmasında 18 yaşından önce malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edileceği ancak bu tarihten önceki sürelerin prim ödeme gün sayısına dahil edileceği hükmünü içermekte olup, aynı Kanunun Geçici 54.maddesi kapsamında 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmayan ve 20.02.1968 doğumlu olan davacı sigortalının; sigortalılık başlangıcı olarak 18 yaşını ikmal ettiği 20.02.1986 tarihinin esas alınması gerektiğinin karar yerinde gösterilmemiş olması da ayrıca isabetsizdir. O halde, davalı SGK Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 09.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.