8. Hukuk Dairesi 2015/23796 E. , 2018/11138 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili, davaya konu 311 parsel sayılı taşınmazın 593,83 m2' lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını …
**8. Hukuk Dairesi 2015/23796 E. , 2018/11138 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili, davaya konu 311 parsel sayılı taşınmazın 593,83 m2' lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını açıklayarak, taşınmazın bu bölümüne ilişkin tapu kaydının iptali ile terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile Türk Medeni Kanunu'nun 715 ve 999. maddelerine dayalı olarak açılmış tapu kaydının iptali ile sicilden terkini isteğine ilişkindir. Somut olayda; her ne kadar Mahkemece yazılı şekilde kabul karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Zira; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; “Sözkonsu alanda yapılan çalışmalarda dava konusu alanın 593,83 m2'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içine girdiği anlaşılmıştır” şeklinde tespitlere yer verilmiş ise de, bilirkişileri bu tespitlere götüren çalışmaların ve verilerin neler olduğu raporda açıklanmadığından, raporun denetime elverişli olduğundan bahsedilemez. Aynı şekilde, bilirkişi heyetince, idare tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin doğru olup olmadığı yönünde irdeleme yapılmamış, bilirkişilerce tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile idare tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisi kroki üzerinde gösterilmemiş, her iki kıyı kenar çizgisinin çakışıp çakışmadığı, çakışmıyor ise nedenleri açıklanmamıştır. Hal böyle olunca, Mahkemece yapılması gereken iş; 3621 sayılı Kıyı Kanununun 4.maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak, aynı Kanunun 5. ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 gün ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları göz önünde tutularak, Kanunun 9/2.maddesinde belirtilen bilirkişi heyeti oluşturulup, İdare tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisine ait belgeler keşifte gereği gibi uygulanarak, dava konusu alandan temin edilen verilerin incelenmesi, kıyı kenar çizgisinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi, farklılık olursa sebebinin açıklattırılması, davaya konu taşınmazın kadastro tespit tutanaklarının ve tapu kaydının tüm tedavüllerinin getirtilerek, tapunun oluşumuna esas, Hazine'nin taraf olduğu her hangi bir mahkeme kararının olup olmadığı hususunun da gözönünde bulundurulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi olmaalıdır.