Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ile dava dışı alt işverenler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacının alt işveren işçisi olarak davalı Bakanlığa ait işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışırken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ücretinin düşürüldüğünü, bundan dolayı ücret farkı, ikramiye farkı, ilave tediye farkı alacaklarının bulunduğunu, …
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının pandemi öncesi döneme ait fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Bozma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, 08.12.2024 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle hüküm kurulması yerindedir. Ne var ki Mahkeme kararının gerekçesinde söz konusu rapordaki hesaplanan miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmiş olmasına rağmen fazla çalışma ücreti alacağının yerinde olacak şekilde ıslah dilekçesindeki taleple sınırlı olarak hüküm altına alındığı anlaşılmakla Mahkemenin fazla çalışma ücreti alacağının miktarına ilişkin değerlendirmesi bu gerekçe ile yerindedir. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.