Başvurucu, “kaçakçılık” suçunu işlediği iddiasıyla yargılandığı davanın makul sürede sonuçlanmadığını ve hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunmamasına rağmen dava konusu aracın müsaderesine karar verildiğini belirterek, Anayasa’nın 35. , 36. ve 38. maddelerinde tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesi veya maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, “kaçakçılık” suçunu işlediği iddiasıyla yargılandığı davanın makul sürede sonuçlanmadığını ve hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunmamasına rağmen dava konusu aracın müsaderesine karar verildiğini belirterek, Anayasa’nın , ve maddelerinde tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesi veya maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 7/6/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 10/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 29/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 31/3/2014 tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu süresi içinde, Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanlarını sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, 19/7/2002 tarihinde başvurucunun idaresindeki araca el konulmuş ve başvurucunun ifadesi alınmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, “kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik” suçlarından yapılan soruşturma sonunda, 30/12/2002 tarihinde, “kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik” suçlarına ilişkin soruşturma dosyalarının ayrılmasına karar verilmiştir. Başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 30/12/2002 tarih ve E.2002/50658 sayılı iddianamesi ile “kaçakçılık” suçunu işledikleri iddiasıyla Ankara Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Başvurucu dışındaki üç şüpheli hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 30/12/2002 tarih ve E.2002/94437 sayılı iddianamesi ile “resmi belgede sahtecilik” suçunu işledikleri iddiasıyla Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Ankara Asliye Ceza Mahkemesi, “kaçakçılık” suçundan yaptığı yargılama sonunda, 11/10/2006 tarih ve E.2003/62, K.2006/834 sayılı kararıyla suçun işlendiği hususunda kesin ve inandırıcı delil bulunamadığından başvurucunun beraatine ve suç konusu aracın ruhsat sahibine iadesine karar vermiştir. Katılanın temyizi üzerine karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 22/12/2008 tarih ve E.2008/7468, K.2008/22223 sayılı ilâmı ile sanıklar hakkında kaçakçılık suçundan açılan başka bir dava bulunup bulunmadığının araştırılması, “resmi belgede sahtecilik” suçundan açılan davanın sonuçlanıp sonuçlanmadığının tespiti ve gerekirse birleştirme kararı verilerek hüküm kurulması gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi “resmi belgede sahtecilik” suçundan yaptığı yargılama sonunda, 26/5/2009 tarih ve E.2009/74, K.2009/177 sayılı kararı ile sanıklardan A.B.’nin çalışmak için 1996-2000 yılları arasında Kırgızistan’da bulunduğu ve dönüş yapacağı sırada gümrük işlemleriyle uğraşan sanıklar K. ve B.K.’nın, sanık A.B. ile temasa geçerek permi hakkı olduğunu belirtmek suretiyle suça konu aracı yurda sokmaya karar verdikleri ve belgeleri sahte olarak hazırlamak suretiyle aracın gümrükten geçişini sağladıkları, daha sonra aracı üçüncü kişilere sattıkları, sanık A.B.’nin yurtdışından araç almadığı halde almış gibi belge düzenleyerek gümrük işlemlerinin yapıldığı, her üç sanığın işbirliği içinde sahte belgeler düzenledikleri, bu şekilde suçlarının sübuta erdiği gerekçesiyle “resmi belgede sahtecilik” suçundan ayrı ayrı 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiş ve 22/6/2009 tarihinde hüküm kesinleşmiştir. Ankara Asliye Ceza Mahkemesi, Yargıtay Ceza Dairesinin 22/12/2008 tarihli bozma ilâmına uyarak yaptığı yargılama sonunda, 16/6/2009 tarih ve E.2009/566, K.2009/665 sayılı karar ile başvurucu hakkında “kaçakçılık” suçundan açılan kamu davasının, 10/7/2003 tarih ve 4926 sayılı mülga Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (8) numaralı fıkrası gereği zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 26/5/2009 tarihli mahkûmiyet kararına göre suça konu aracın sahte belgelerle yurtdışından getirildiği, mevcut hali ile ithalat şartını taşımadığı ve kaçak olduğu gerekçesiyle 21/3/2007 tarih ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları delaletiyle 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca müsaderesine karar vermiştir. Başvurucunun müsadere kararı yönünden temyizi üzerine hüküm, Yargıtay Ceza Dairesinin 4/2/2013 tarih ve E.2011/12045, K.2013/2898 sayılı ilâmıyla onanmıştır. Karar, 17/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 7/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 765 sayılı mülga Kanun’un maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi; 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (8) numaralı fıkrası, 4926 sayılı mülga Kanun’un maddesinin birinci fıkrası. 5607 sayılı Kanun’un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Bu Kanunda tanımlanan suçlarla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümleri uygulanır.…(2) Etkin pişmanlık nedeniyle fail hakkında cezaya hükmolunmaması veya kamu davasının düşmesine karar verilmesi, sadece suç konusu eşya ile ilgili olarak müsadere hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.” 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (4) numaralı fıkrası.“(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.”