Başvurucular, 6/12/2004 tarihinde Bursa Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları tazminat davasında hakkaniyete uygun yargılama yapılmadığını, yürürlükteki yasaların dava konusu uyuşmazlığa uygulanmadığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler, yeniden yargılama yapılmasını veya tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
Başvurucular, 6/12/2004 tarihinde Bursa Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları tazminat davasında hakkaniyete uygun yargılama yapılmadığını, yürürlükteki yasaların dava konusu uyuşmazlığa uygulanmadığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler, yeniden yargılama yapılmasını veya tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir. Başvuru, 27/11/2013 tarihinde Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 4/8/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, 6/12/2004 tarihinde, ortakları oldukları şirketin yönetim kurulu başkanının, işçi alacakları nedeniyle şirket aleyhine icra yoluna başvurulmasının ardından diğer ortakları bundan haberdar etmeden söz konusu alacakları şahsen ödeyerek temlik aldığını, bu duruma istinaden kendini alacaklı, şirketi borçlu kılarak icra takiplerine devam ettiğini, ilerleyen aşamalarda şirketin tek gayrimenkulünü icra yolu ile gerçek değerinin çok altında sattırdığını, bu şekilde hileli işlemler sonucu şirketi zarara uğrattığını belirterek, Bursa Asliye Ticaret Mahkemesinde şirket yönetim kurulu başkanı aleyhine tazminat davası açmışlardır. Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi, 27/5/2009 tarih ve E.2004/946, K.2009/216 sayılı kararı ile davalı yönetim kurulu başkanının, davaya konu taşınmazın satışına neden olan şirket borçlarını diğer ortaklara bildirmediğini, ayrıca taşınmazın rayiç değerinin çok altında bir fiyat ile satıldığını, bu nedenle aradaki farktan davalının sorumlu olduğunu belirtmiş ve davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir. Temyiz incelemesi sonucunda ise Yargıtay Hukuk Dairesi, 16/6/2011 tarih ve E.2009/14436, K.2011/7339 sayılı ilâmı ile davalı yönetim kurulu başkanının, şirket yöneticisi olarak değil, alacağı temlik alan sıfatı ile hareket ederek yasal haklarını kullandığını, bu nedenle herhangi bir sorumluluk altında olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararını bozmuştur. Aynı Daireye başvurucular tarafından yapılan karar düzeltme istemi, 13/12/2011 tarih ve E.2011/13510, K.2011/16898 sayılı ilâm ile reddedilmiştir. Bozma kararı üzerine dosyanın tevzi edildiği Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi bozmaya uyarak, 1/3/2012 tarih ve E.2012/16, K.2012/49 sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamında belirtilen gerekçelere dayanarak davayı reddetmiştir. Başvurucuların kararı temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 2/5/2013 tarih ve E.2012/9145, K.2013/8924 sayılı ilâmı ile kararı onamış, karar düzeltme istemini de 19/9/2013 tarih ve E.2013/11591, K.2013/16162 ilâmı ile reddetmiştir. Bu karar, başvuruculara 1/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular, 27/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Bireysel başvuru dosyası üzerinde yapılan incelemede başvuruculardan Saniye Keskin’in 9/2/2014 tarihinde vefat ettiği tespit edilmiş, Anayasa Mahkemesince, başvurucular vekiline vefat eden başvurucu adına mirasçılarının başvuruya devam edip etmeyecekleri sorulmuş, başvurucular vekili, 20/10/2014 tarihli dilekçe ile, vefat eden başvurucu Saniye Keskin’in geriye tek mirasçı olarak bir diğer başvurucu olan oğlu Mustafa Esen’i bıraktığını, Mustafa Esen’in de murisi adına başvuruya devam ettiğini bildirmiştir. B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." 29/6/1956 tarih ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun maddesi şöyledir: “İdare meclisi azaları şirket namına yapmış oldukları mukavele ve muamelelerden dolayı şahsan mesul olamazlar. Ancak aşağıda yazılı hallerde gerek şirkete gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen mesuldürler. Hisse senetleri bedellerine mahsuben pay sahipleri tarafından vukubulan ödemelerindoğru olmaması; Dağıtılan ve ödenen karpaylarının hakiki olmaması; Kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız birsurette tutulması; Umumi heyetten çıkan kararların sebepsiz olarak yerine getirilmemesi; Gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasden veya ihmal neticesi olarak yapılmaması. …”