T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/426 KARAR NO: 2026/240 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 09.11.2022 NUMARASI: 2020/483 Esas - 2022/799 Karar DAVA: Tazminat (Saklama sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair veri…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/426 KARAR NO: 2026/240 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 09.11.2022 NUMARASI: 2020/483 Esas - 2022/799 Karar DAVA: Tazminat (Saklama sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekilince ve davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı aracın davalı ... İşletmesine işletin ve davalı sigorta şirketinin sigortaladığı otoparkta bulunurken 17.08.2019 tarihinde su baskınına maruz kaldığını, zararın tazmini için işletme ile yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin aracına 23.000,00 TL tamir masrafı yaptığını, hasara uğrayan aracın ancak hasarlı olarak 29.11.2019 tarihinde 61.000 TL'ye satıldığını, aracın kasko değerinin ise yaklaşık 109.000 TL olduğunu, araçta 40,000,00 TL. tutarında değer kaybı meydana geldiğini ileri sürerek, 23.000,00 TL onarım bedelinin hasar tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsiline, değer kaybı için şimdilik 1.000,00 TL'nin hasar tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle;talebin zamanaşımı ve hak düşürücü süre geçtikten sonra ileri sürüldüğünü, iktisadi işletmenin tüzel kişiliği bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, tüketici mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkilin cari mevzuata uygun şekilde.... senedinin birinci maddesinde yazılı amaçla faaliyette bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu yerde kiracı olduğunu, kira sözleşmesine göre ...'nin bu yeri belediyeye devir etmesi nedeniyle tüm sorumluluğun belediye işletmesinde olduğunu, su baskınlarının önlenmesi için gerekli işlemler, duvar ve tertibatın belediye tarafından alınması gerektiğini, müvekkilinin Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi kapsamında işlettiği otoparkı 13.05.2019-13.05.2020 tarihleri arasında sigortaladığını, hasarın mücbir sebepten kaynaklandığını, hasarın sel baskını sebebiyle meydana gelmesi nedeniyle doğal afet kapsamında olduğu, olayın ani bir şekilde çok aşırı, afet derecesinde yağan yağmurun .... bölgesinde, 2-3 metre göl olacak şekilde yükselmesi sonucu duvarı aşıp otoparka girmesi sonucunda meydana geldiği ve bu durumun önlenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmemesi nedeniyle faiz talep edilemeyeceğini, araç değer kaybının talep şartlarının gerçekleşme diğini, davacının kusurlu hareketleri sebebiyle zararına sebebiyet verdiği, oluşabilecek sel tehlikesine karşı davacı ve diğer .... sahiplerinin uyarıldığını, araçlarını çekmelerinin söylendiğini, davacının müterafik kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 17.08.2019 tarihinde aşırı yağmur nedeniyle diğer davalının iktisadi işletmesinin işlettiği otoparkta su baskını meydana geldiği ve davacıya ait araçta hasar oluştuğunu, başvuru üzerine müvekkilince açılan hasar dosyasında, hasarın poliçe teminatı kapsamında olmaması nedeniyle ödeme yapılmadığını, otoparkın Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, hasarın tespiti için... İtfaiye Müdürlüğü tarafından 20.08.2019 tarihinde rapor düzenlendiği, bu raporda hasarın ....ilçesinde meydana gelen yoğun yağışlardan kaynaklandığının belirtildiği, rapor ve yağışın yoğunluğu dikkate alındığında, yağışın normal seyrinde ve önceden tedbir alınabilecek derecede olmadığı ve mücbir sebep kapsamında olduğu tespit edildiğini, mücbir sebepten kaynaklı zararlardan sorumluluğun doğmayacağını, bu sebeple müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, kaydı ki bu hasarın poliçe kapsamı dışında olduğunu, su hasarlarına yönelik teminatlarda 50.000 Euro olmak üzere sigorta bedelinden %5'i muafiyet öngörüldüğünü, hasarın poliçedeki muafiyet tutarının altında kalması nedeniyle teminat dışı kaldığını, ayrıca zararın poliçede bulunan 'Otopark Sorumluluğu' teminatı dışında olduğunu, aracın otoparka giriş-çıkış kayıtları bulunamadığını, davacının resmi kayıtlara ilişkin herhangi bir belgeyi müvekkiline sunamadığı, hasar şeklinin bilirkişi aracılığıyla tespit edilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava konusu kazanın 17/08/2019 tarihinde, davacıya ait olan ve davalı ... AŞ'ye sigortalı ... plakalı aracın davalı ...'nın işlettiği otoparkta park halinde iken şiddetli yağmur neticesinde su baskınına maruz kalması nedeniyle hasarlandığı, davalı ... ... araç işletmesinde ve davacıya teslimi gerçekleşemeden meydana gelen hasardan TBK 579. madde gereği sorumluluğunun bulunduğu, su baskını olayının iklim değişikliği sebebiyle sıkça görülen yağışlar nedeniyle TBK 579. maddede yer alan sorumluluktan kurtulma nedenleri arasında sayılan mücbir sebep teşkil etmediği ve sorumluluktan kurtulmasına neden olabilecek başka bir hususun ispatlanamaması nedeniyle davalı ... ...... meydana gelen hasardan sorumlu olacağı anlaşılmıştır. Davacı tarafça sunulan onarıma ilişkin faturada yer alan hasarların olaya ilişkin otopark ve aracın fotoğrafları kapsamında bilirkişilerce yapılan inceleme neticesinde uyumlu oldukları ve faturada yer alan tutarların rayice uygun olduğu belirlendiğinden davacının hasar onarım bedeli için ödediği 23.000,04 TL'yi davalı ... ..... talep edebileceği, ancak dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesindeki beyanları dikkate alındığında davacının davalıdan 23.000,00 TL hasar bedeli talep ettiği görülmekle davacının talebi ile bağlı kalınarak davacının davalı ... ... 23.000,00 TL hasar bedeli talep edebileceği anlaşılmış, değer kaybı yönünden ise bilirkişilerce yargıtay içtihatlarına uygun olarak kazalı aracın onarım sonucu sahip olacağı piyasa değeri ile kazasız aracın piyasa değeri arasındaki fark esas alınarak 2019 yılı için aracın kazasız halinin ortalama rayiç bedelinin 110.000,00-TL olduğu ve dava konusu hasar nedeniyle rayiç değerinin %25'i oranında 27.500,00-TL değer kaybının bulunduğu belirlendiğinden davacının 27.500,00-TL değer kaybı bedelini de yine TBK 579.madde uyarınca sorumluluğu bulunan davalı ... ... talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Davalı ... ile Davalı ... AŞ arasında akdedilen 13/05/2019-13/05/2020 vade tarihli poliçe kaza tarihini kapsamakla birlikte poliçede otopark içerisinde meydana gelen kaza, çarpma ve çarpışma zararlarının teminat altına alındığı, su baskınının ise poliçe teminatı kapsamında olmadığı belirlendiğinden davacının poliçenin teminat kapsamında su baskınının olmaması nedeniyle davalı ... AŞ'den onarım ve değer kaybı zararlarını talep edemeyeceği kanaatine varılmış..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile taleple bağlı kalınarak, araç için 23.000,00 TL onarım bedeli ve 27.500,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam 50.500,00 TL'nin kaza tarihi olan 17.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... AŞ'ye yönelik davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ile davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece talep edilen ticari faiz yerine yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ticari davalarda ticari faize hükmedilmesi gerektiğini, davalı ... açısından davanın kabul edilip reddedilen bir miktar bulunmadığı halde davanın kısmen kabulüne karar verilerek Su Vakfı lehine vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükümde vekalet ücretleri, yargılama giderleri ve harçların yanlış oran ve miktarda belirlenmesi nedeniyle düzeltilmesi gerektiğini,Davalı sigorta şirketine yönelik talebin kabulü gerektiğini, hasarın paket sigorta poliçesi kapsamında teminat altında olduğunundan davanın bu davalı yönünden de kabulü gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümüyle kabulüne, karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece mevzuata aykırı şekilde ve gerekçesiz olarak davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemenin hangi gerekçe ile kabul kararı verdiğinin anlaşılamadığını, tanıkların ifadelerine başvurulmayarak savunma ve hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığını, kararın HMK'nın 297/1-c maddesine aykırı ve gerekçesiz olduğunu, tanık beyanlarının alınarak kararda değerlendirilmemesinin başlı başına hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğunu, Gerekçe gösterilmeksizin karar verilmesinin Hukuk Genel Kurulu Kararları ve bir çok Yargıtay Daire kararında hukuka aykırı olarak belirlendiği, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.11.2017 tarihli 2016/6923E., 2017/12361 K. sayılı kararında bu durumun hak ihlali olarak görüldüğünü, kararlarının gerekçeli olmasının, temel bir hak olarak kabul edilmekte ve “gerekçeli karar hakkı” olarak adil yargılanma hakkının temel bir unsurunu oluşturduğunu, bu hakkın ihlalinin AİHM içtihatlarında ve AİHS'nin 6. maddesi kapsamında korunduğu gibi Anayasamız kapsamında korunduğunu, Kararının gerekçe kısmının değerlendirme ve sonuç başlıklı bölümünde deliller hukuka ve içtihatlara aykırı şekilde eksik değerlendirilmesinin başlı başına bir bozma sebebi olduğunu, delillerin incelenmesinde hataya düşüldüğünü, şablon cümleler kullanılarak hangi delile dayanılarak davanın kabulüne karar verildiğinin anlaşılamadığını, 01.03.2021, 04.032021 ve 17.06. 2021 tarihlerinde bildirilen delillerin toplanmadığını, Meteroloji Genel Müdürlüğüne yazı yazılmadığını, keşif yapılmadığını, olayın gerçekleşme anına ilişkin cd ve video kayıtları izlenerek çözümlenmediğini, şahitlerin dinlenmediğini,Davaya tüketici mahkemesince bakılması gerektiğini, ...nin tüzel kişiliğinin bulunmadığını ve davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, yazılı beyan ve delillerin değerlendirilmeden karar verildiğini, Müvekkili vakfın senedinin birinci maddesine göre faaliyette bulunduğunu, kiralanan otoparkın tüm mevzuat hükümlerine uygun şekilde işletildiğini, müvekkilinin bu yerde kiracı olduğunu, kira sözleşmesine göre ...'nin dava konusu yeri belediyeye devrettiğinden, tüm sorumluluğun belediye ait olduğunu, sel baskınının önlenmesi için .... meydanında gerekli iş ve işlemler, önlemler,duvarlar ve tertibatlar yapılmadığını, otoparkın 13.05.2019 ila 13.05.2020 tarihleri arasında sel baskını teminatını da içerir şekilde sigorta örtüsü altına alınmasına rağmen bu hususun bilirkişi tarafından görülmediğini, öngörülemeyen ve mücbir sebepten kaynaklanan olaydan müvekkilinin sorumlu olmadığını, sel baskının doğal afet kapsamında olması nedeniyle bakanlıkça mağdur olan başka işyeri sahiplerine yardımda bulunulduğunu, mahkemece olaya ilişkin görüntüler ve haberler incelenmeden karar verildiğini, normal yağış miktarının çok çok üzerindeki yağış miktarının kısa bir süre içerisinde yağması ile sel oluştuğunu, başka dosyalarda bu talebin mücbir sebep olarak değerlendirildiğini kaldı ki müvekkilinin TBK'nın 579/2. maddesine göre sınırlı sorumlu olduğunu, temerrüt oluşmadan temerrüt faizine hükmedilemeyeceğini, araç değer kaybının müvekkilinden istenemeyeceğini, davacının müterafik kusurunun değerlendirilmediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, saklama sözleşmesi ile davalı vakfın otoparkına teslim edilen araçta sel baskını sonucu oluşan hasar bedelinin, saklayan ve onun sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkin bir maddi tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı ... tarafından işletilen otoparka adına kayıtlı olan ... plakalı aracı saklama sözleşmesi kapsamında teslim etmiştir. 17.08.2019 tarihinde aracın bulunduğu otoparkta meydana gelen yangın sonucu oluşan hasar bedeli ile değer kaybı tazminatının tahsilini istemiştir. Davalı ise, hasarın oluşmasında kusuru bulunmadığını, yağan yağmurun mücbir sebep ölçüsünde olması nedeniyle eylem ve illiyet bağının kesildiğini savunmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-22 E 2018/1102 K 16.05.2018 tarihli karar gerekçesinde belirtildiği üzere; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesinde tüketici; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi”yi, sağlayıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, satıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Anılan Kanunun 73/1. maddesinde; “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.” düzenlemesine yer verilmiştir.Tüketici sözleşmesinde iki taraf mevcut olup, zıt amaçların güdülmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla satıcı ve sağlayıcı tanımında da yer verildiği gibi satıcı ve sağlayıcının işlem yaparken ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmesi, karşısında yer alan kişinin ise bunun tersine bir amaçla yani ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket etmesi gerekir.Tüketici mahkemesinin görevli olması için öncelikle uyuşmazlığın bir tüketici uyuşmazlığı olması gerekir. Hangi tür uyuşmazlıkların tüketici uyuşmazlığı olduğu ise dava konusu işlem veya uygulamanın taraflarından birinin tüketici, diğerinin ise girişimci/satıcı/sağlayıcı olmasına göre belirlenmektedir.Hâl böyle olunca, davacının, davalı vakfın iktisadi işletmesinden saklama hizmeti aldığı, davacının aracının özel kullanıma tahsis edilmiş araç olduğu, davacının tacir olduğuna yahut mesleki amaçla hareket ettiğine ilişkin bir iddia veya kanıt bulunmadığı, bu durumda davacının tüketici olduğu ve taraflar arasındaki saklama sözleşmesi ilişkisinin, tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1- k maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, 3/1-l maddesine göre tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere, ticari veya mesleki amaçlarla hareket veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak ifade eder. Yine anılan Kanun'un 73/1. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesi uyarınca ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun göreve ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hükme bağlanmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında ve kanun yolu incelemesi aşamasında da kendiliğinden dikkate alınmalıdır, Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, kararı veren ilk derece mahkemesinin görevsiz olduğu anlaşıldığından, kararın kaldırılmasına ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nun 353/1.a.3. maddesi uyarınca, kararı veren İlk Derece Mahkemesinin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İstanbul Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine fiziken ve UYAP üzerinden derhal gönderilmek üzere, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, ilk derece mahkemesi tarafından, talep hâlinde yatıranlara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin, esas hükümle birlikte, görevli ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Gerekçeli kararın, görevli mahkemece taraflara çıkarılacak duruşma davetiyesiyle birlikte taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a.3. maddesi uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 12.02.2026 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.