T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO : 2024/1135 Esas KARAR NO : 2026/80 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/02/2024 NUMARASI: 2023/208 E. - 2024/131 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/01/2026 K.YAZILDIĞI TARİH: 19/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO : 2024/1135 Esas KARAR NO : 2026/80 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/02/2024 NUMARASI: 2023/208 E. - 2024/131 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/01/2026 K.YAZILDIĞI TARİH: 19/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde borç olarak gönderilen havale dekontuna konu bakiye borcun davalıca ödenmesi gerekirken bugüne kadar müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, ticari iş ilişkisinden kaynaklı alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul 22. İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini, takibin durduğunu, değer kaybının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini beyanla, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını ve davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasını ve davalı adına kayıtlı bulunan mal varlığının yeter miktarı üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirkete borcunun bulunmadığını, davacının borcun neye ilişkin olduğunun açıklanması ve borcun dayanağının somutlaştırılmasının gerektiğini, davacının, bahse konu dekontta belirtilen ödeme ile müvekkiline olan borcunu kapattığını, söz konusu ödemenin davacı tarafa verilen hizmetler kapsamında olduğunu, müvekkili şirkete borç verilen bir paranın bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. MAHKEME KARARI: İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi 28/02/2024 tarihli 2023/208E. - 2024/131K. sayılı kararıyla; "...Yukarıda yapılan tüm açıklamalar doğrultusunda; Davanın kısmen kabulü ile, İstanbul 22. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyasında davacının 77.726,00 TL yasal faiz uygulanması suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlar altında aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle %20'si oranına tekabül eden 15.545,2 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, dair açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, İstanbul 22. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyasında davacının 77.726,00 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki İTİRAZIN İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlar altında aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle %20'si oranına tekabül eden 15.545,2 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin EFT ile yapılan ödemelerde ödemeyi yapan kişinin hesabından para çıkana kadar para gönderen kişinin hesabı için banka tarafından oluşturulan borç kaydını para gönderme açıklaması sanarak karar verdiğini, Mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığını ve kararın eksik inceleme ile verildiğini, Davacı tarafça sunulan dekontta "...ödeme-10 bin usd" şeklinde açıklama ile paranın gönderildiğini, bu paranın borç olarak gönderilmediği, ödeme yapıldığının anlaşıldığını, Basiretli bir tacirin borç göndermek isterken "borç" yerine "ödeme" açıklaması ile para göndermeyeceğinin de açık olduğunu, Yargıtay kararlarında da havalenin ödeme vasıtası olduğunun ve varolan bir borcun ödendiğini gösterdiği, bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerektiğinin belirtildiğini, Davalının talebinin tarafların iyi giden ticari ve arkadaşlık ilişkilerinin zaman içerisinde bozulmasından kaynaklandığını, davacının yaptığı ödemenin 2020 tarihinde olmasına rağmen 19/01/2023 tarihinde ilk kez icra konu olmasının, verildiği iddia olunan borcun bu tarihten önce hiçbir şekilde talep edilmemiş olması gibi hususlar düşünüldüğünde müvekkilinin davalıya borcu olmadığının anlaşılabileceğini, Davacının bahse konu dekontta belirtilen ödeme ile müvekkiline olan borcunu kapattığını, davacının bu durumu kendi ticari defterine alacak olarak kaydetmesinin müvekkilinin bilgisi dahilinde olmadığını, bu paranın borç olarak ödendiğini ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunu belirterek, açıkladıkları ve re'sen gözetilecek sebeplerle, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/208 Esas, 2024/131 Karar sayılı kararının kaldırılarak, talepleri doğrultusunda davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul 22. İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ...... Şirketi, borçlunun ...Ticaret Limited Şirketi oldukları, 77.726,00 TL asıl alacak, 13.990,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 91.716,68 TL alacak için 19/01/2023 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığı, borç dayanağı olarak "... borç olarak gönderilen EFT 77.726,00 TL" yazıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 23/01/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 27/01/2023 tarihinde borcun tamamına ve tüm ferilerine itiraz edildiği, itirazın iptali davasının yasal süresinde açıldığı tespit edilmiştir. Takip dayanağı olarak icra dosyasına sunulan ...'a ait banka dekontu incelendiğinde; davacı şirket tarafından davalı şirketin hesabına 77.726,00 TL paranın EFT yoluyla gönderildiği, açıklama olarak "...ödeme 10 bin usd" yazılı olduğu tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince muhasebeci ...'dan alınan 28/12/2023 tarihli bilirkişi anılı raporunda özetle; dava dosyası içeriğindeki belgeler incelendiğinde, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin varlığına rastlanılmadığı, davacı şirketin ibraz edilen yasal defterlerinin yasal süresi içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olduğu, kazıntı ve silintiye rastlanmadığı ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğunun değerlendirildiği, davacı yan defterlerinde davalının, 329.01.072 nolu Diğer Ticari Borçlar hesabında takip edildiği, 2019 yılında davacı adına 16.001.-TL değerinde fatura düzenlendiği ve davalının da davacıya 16.300.-TL ödeme gerçekleştirdiği, 2019 yılı sonu davalının davacıdan 300.-TL alacaklı olduğu ve bu hesabın bir başka hesaba virmanlanarak kapandığının anlaşıldığı, 2020 yılı açılış bakiyesinde davacının, davalıdan borçlu ya da alacaklı olmadığı, davalı adına toplam 2 adet fatura karşılığında 14.000.-TL değerinde 2 adet fatura düzenlendiği, aynı bedelde tahsilat yapılarak hesabın kapatıldığı, hal böyleyken 05.12.2020 tarihinde davalı adına Garanti Bankası 6296805 nolu hesaba 77.726.-TL eft yapıldığı, ödeme dekontu açıklamasında; “...ödeme 10 bin usd” yazdığının görüldüğü, davacı tarafın defter kayıtlarına göre davalıdan 05.12.2020 tarihinden bu yana ve 19.01.2023 takip tarihinde 77.726.-TL alacaklı durumda olduğu, BA/BS formları incelendiğinde tarafların birbiri ile mutabık olduklarının anlaşıldığı, B formlarına konu, KDV hariç 5.000.-TL üzerinde düzenlenen faturalar olduğundan ve huzurdaki davanın da fatura karşılığı olmaksızın gönderilen bedelin iadesi talebini içerdiğinden B formuna konu olmadığının anlaşıldığı, 19.01.2023 tarihinde davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası ile 77.726.-TL asıl alacak ve 13.990,68.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 91.716,68.-TL alacak için takip başlatıldığı, Borçlar Kanunu 117. maddesinde "Borçlunun temerrüdü" koşulları sayılmış olup; "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." düzenlemesinin mevcut olduğu, davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin herhangi bir belge yer almadığı, davacının söz konusu alacak için faiz talep edemeyeceğinin anlaşıldığı, sonuç olarak, davacı tarafından ibraz edilen yasal defterlerin yasal süresinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olduğu, kazıntı ve silintiye de rastlanmadığı ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğunun görüldüğü, davacı taraf defter kayıtlarına göre davalıdan 05.12.2020 tarihinden bu yana ve 19.01.2023 takip tarihinde 77.726.-TL alacaklı durumda olduğu şeklinde görüş bildirildiği tespit edilmiştir. İlk derece Mahkemesince aynı bilirkişiden alınan bilirkişi ek raporu incelendiğinde; davalı tarafından iş bu tutar için fatura düzenlenmediği, irsaliye yahut teslim tutanağı vb belge ibraz edilmemesi sebebi ile davacının davalıya ödeme yapmasına sebep olabilecek herhangi bir hizmet ifa edilmediği/mal ve ürün satışı yapılmadığının anlaşıldığına dair görüş bildirilmiştir. G E R E K Ç E : Dava, itirazın iptali davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davaya konu icra takibinin dayanağı olarak dosyaya sunulan banka dekontunda davacı tarafından davalıya gönderilen 77.726,00 TL paranın gönderilme nedeni olarak açıklama kısmında "...ödeme 10 bin usd" yazılı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece davanın aydınlatılması için tarafların ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve her iki taraf vekilinde ticari kayıtlarını sunmaları için HMK’nın 222. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak ihtar yapılarak kesin süre kesin süre verildiği halde, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı anlaşılmıştır. Davacının ticari kayıtları üzerinde yapılan incelemede ise davacının davalıdan 77.726,00-TL alacaklı olduğu tespit edildiğinden, HMK’nın 222/3. maddesi gereğince davacının ticari defterlerindeki kayıtların davacı lehine delil teşkil ettiği, davacı yanın bu delilin aksini ispatlayacak bir delil sunmadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 5.309,46TL nispi harçtan, peşin alınan 1.327,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.981,96 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak davalı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 19/01/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi. Bu belge, 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu gereği elektronik imza ile imzalanmıştır.