11. Hukuk Dairesi 2023/3773 E. , 2024/6430 K. MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1958 Esas, 2022/1852 Karar HÜKÜM : Esastan ret-esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2015/934 E., 2022/405 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönün…
**11. Hukuk Dairesi 2023/3773 E. , 2024/6430 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1958 Esas, 2022/1852 Karar HÜKÜM : Esastan ret-esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2015/934 E., 2022/405 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından Rize İli Zincirliköprü Mevkiinde işletilmekte olan Hamzabey Hidroelektrik Santrali (HES) ile ilgili olarak müvekkil şirketin DSİ 22. Bölge Müdürlüğüne müracaat ederek; "HES'in regülatör rezervuar alanı maksimum su kotunun müvekkili şirkete ait fabrika çevre koruma su kotundan yüksek olduğu, yağışlar sonrası oluşan yüzeysel suların dereye deşarjın sağlanmayacağı ve fabrikanın sel baskını ile karşı karşıya kalacağı" belirtilerek gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettiğini, idarece inceleme ve ölçümlerin yapıldığını, tespit edilen eksikliklerin davalı şirkete bildirildiğini fakat davalı şirketin eksiklikleri gidermediği gibi alınması gereken zorunlu tedbirleri almadığını, 01.07.2015 ve 18.08.2015 tarihlerinde yağan yağmurlar neticesinde müvekkili işyerinde zarar meydana geldiğini, ayrıca müvekkilinin 23.07.2015-18.08.2015 tarihleri arasında ürün satamamasından kaynaklı müspet zararının olduğunu ileri sürerek, 1.440,70 TL delili tespiti masrafının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi zarardan dolayı şimdilik 9.000,00 TL'nin müspet zarardan dolay şimdilik 10.000,00 TL'nin haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 18.02.2022 tarhli ıslah dilekçesi ile dava değerini 534.619,58 TL'ye yükseltilmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili, davalının HES'in önce de bölgede sel olayının yaşandığını ancak sigortalısı şirkette hasar meydana gelmediğini, zararın davalıdan kaynaklandığını, asıl davaya konu zarar sebebi ile sigortalı iş yerinde gerçekleşen zarardan dolayı 449.093,66 TL'nin 03.11.2015 tarihinde müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek 449.093,66 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete ait HES'in bulunduğu bölgenin aşırı yağışa elverişli bir iklim yapısına sahip olduğunu, bu nedenle hemen her yıl taşkın ve heyelanın meydana geldiğini, dava konusu olayın aşırı yağışa bağlı meydana gelen bir olağan taşkın olup, doğal afet olduğunu, olayın ve zararın meydana gelmesinde müvekkilin kusuru bulunmadığını, DSİ’nin ilgili yazısından sonra, perde duvarlarının 36,60 metre kotundan, 37,50 metre kotuna yükseltildiğini, duvar arkasında biriken suyun deşarjını sağlamak amacıyla drenaj borusunu yerleştirildiğini, söz konusu doğal afet öncesinde 3 adet taşkın kapağının açık pozisyonda olduğunu, müvekkil şirketin çevreye zarar gelmemesi için gerekli önlemleri aldığını, bu durumun CCTV kayıtlarında da mevcut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş, müvekkili şirketin EUREKO Sigorta A.Ş. ile sigorta sözleşmelerinin mevcut olduğunu belirterek davanın Eureko Sigorta'ya ihbarını talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, barajın boşaltım kapasitesinin, gelen taşkın debisinden fazla olması nedeniyle olayın mücbir sebepten dolayı meydana gelmediği, baraj kapaklarının tam kapasite ise çalışması halinde taşkın suyu rahatlıkla boşaltabileceği, fakat kapakların fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmediği, bunda da olay tarihinden önce biriken alüvyon malzemesinin boşaltılamamasının (bakımının yapılamaması) etken faktör olduğu, davacının su basma olayından önceki başvuruları, DSİ tutanakları ve bilirkişi raporlaru birlikte değerlendirildiğinde, eldeki olayın davalının eylemi neticesinde gerçekleştiği, su basma neticesinde asıl dosya davacısının zararının mekanik yönünden 734.155,75 TL, 80.487,83 TL elektrik tesisatı zararı, 19.888,00 TL iş yeri temizliğinden kaynaklanan zarar, 149.181,66 TL gıda maddelerinde meydana gelen zarar olmak üzere toplam 983.713,24 TL olduğu, davacının kazanç kaybından dolayı zararının bulunmadığı, asıl dosya davacısının zararının 449.093,66 TL'sinin birleşen dosya davacısı sigorta şirketi tarafından asıl dosya davacısına ödendiği, birleşen dosya davacısının bu ödemiş olduğu bedele istinaden halefiyet kuralı gereği bu bedeli davalıya rücu edebileceği, davalı vekili her ne kadar asıl ve birleşen dosya davacıları aralarında imzalandığı belirtilen makbuz ve ibraname başlıklı sözleşme neticesinde asıl dosya davacısının dava hakkını birleşen dosya davacısına devrettiği için eldeki davayı açma hakkı olmadığına ilişkin itirazda bulunmuş ise de iş bu sözleşmenin, davacının birleşen dosya davacısına karşılanan zarar miktarınca dava hakkının devredildiği şeklinde anlaşılması gerektiği, eldeki davanın ise bakiye zarara ilişkin açıldığı, iş bu sözleşmede karşılanmayan zarara ilişkin dava hakkının sigorta şirketine devredildiğinin kabul edilemeyeceği, kaldı ki sigorta şirketinin de ödemiş olduğu bedele ilişkin rücuen tazminat davası açtığı, 24.08.2015 tarihinde davacı şirket iş yerine su basması neticesinde davacının toplam zararının 983.713,24 TL olduğu, bu zararın 449.093,66 TL'sinin birleşen dosya davacısı sigorta şirketi tarafından sigorta poliçesi sebebiyle davacıya ödendiği, ödenen bedelin ödeme tarihi olan 03.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak birleşen dosya davacısına ödenmesi gerektiği, bakiye zarar olan 534.619,58 TL'nin davacı tarafından davalıdan talep edilebileceği, davanın bu bedel üzerinden belirli hale getirildiği ancak dava dilekçesinde 1.000,00 TL yoksun kalınan kâr talebi olduğu, yoksun kaldığı kârın ispatlanamaması nedeniyle 1.000,00 TL yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne 533.619,58 TL'nin haksız fiil tarihi olan 24.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kabulüne 449.093,66 TL'nin ödeme tarihi olan 03.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak birleşen dosya davacısına ödenmesine karar verilmiş, hüküm birleşen dosya davacı vekili ile asıl ve birleşen dosyalar davalısı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalıya ait işletmenin Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığı tarafından geçici kabulünün 31.12.2014 tarihinde yapıldığı 01.01.2015 tarihinde faaliyete başladığı, geçici kabul tutanağında işletmedeki bazı eksikliklerin belirtildiği bu eksikliklerin giderilmesi için öncesinde DSİ 22. Bölge Müdürülüğü tarafından 17.06.2014, 12.08.2014, 12.12.2014 ve 20.12.2014 tarihli yazılarla davalıya bildirimde bulunulduğu, yine davacı şirketin DSİ 22. Bölge Müdürlüğü'ne taşkın riskine karşı yaptığı bilgilendirmeye cevaben yazmış olduğu 17.06.2014 tarihli yazı cevabında da bu eksikliklerden bahsedildiği ve bunun davalı işletme tarafından giderileceğinin bildirildiğinin dosya içerisine alınan belgelerden anlaşıldığı, 11.11.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda da bu hususların belirtildiği, davalı şirket tarafından belirtilen eksikliklerin giderilmemesinin taşkında eken olduğunun tespit edildiği, taşkının oluştuğu gün santral havuzunu besleyen derede DSİ akarsu (akım) gözlem istasyonu tarafından yapılan ölçümlerde su debisinin 415 m3/sn olarak tespit edildiği ancak santralin tahliye kapasitesinin 634 m3/sn olduğu dolayısıyla taşkının oluşmasında santral havuzunun düzgün tahliye edilememesinin de etkili olduğu bunun sorumluğunun da davalı işletmede olduğu, davalı şirketin zararın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, zararın oluşmasında mücbir sebebin bulunmadığı, davacının taşkın öncesi taşkına sebebiyet verecek eksiklikleri ilgili kurum olan DSİ'ye bildirdiği, bu eksikliklerin giderilmesinin davalının sorumluluğunda olduğu, bu eksikliklerin davacı tarafından giderilmesinin işletmenin mahiyeti gereği beklenilemeyeceği dolayısıyla gerek zararın oluşmasında gerekse artmasında davacının herhangi bir ortak kusurunun bulunmadığı, birleşen dosyada zararı yüklenen sigorta şirketinin halefiyet ilkesi gereği kusuru bulunan davalıya rücu etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ve asıl birleşen dosya davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar birleşen dosyada davacı vekili ile asıl ve birleşen dosyalarda davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, haksız fiil nedeniyle tazminat talebine; birleşen dava ise asıl davaya konu zararın sigortalıya tazmini sebebi ile rücuan tazmin talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Birleşen davada davacı vekilinin temyiz talebine gelince, Mahkemece birleşen davanın kabulüne karar verilerek yasal faize hükmedilmişse de, davacı ... dava dilekçesinde avans faizi talep etmiş olduğundan yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz isteminin REDDİNE, asıl davaya ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, (2) numaralı bend uyarınca temyiz olunan birleşen davada, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının birleşen dosyaya ilişkin (1) numaralı bendinde yer alan “Açılan davanın kabulü ile 449.093,66 TL'nin ödeme tarihi olan 03.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak birleşen dosya davacısına ödenmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “Açılan davanın kabulü ile 449.093,66 TL'nin ödeme tarihi olan 03.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak birleşen dosya davacısına ödenmesine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde birleşen davada davacıya iadesine, 16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.