(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/2203 E. , 2007/3412 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.1.2006 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek g…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/2203 E. , 2007/3412 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.1.2006 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı 17.1.2006 tarihli dava dilekçesi ile davalıların malik oldukları 307 parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi adına kayıtlı olduğu sırada, bedel ödemek suretiyle 9.7.1980 yılında aldığı muvafakatname ile iyi niyetle bina yaptığını ileri sürerek Medeni Kanunun 724 maddesi uyarınca temliken tescil istemiş; davalılar; binayı davacının yaptığını, karara bağlanan izaleyi şüyu davası ile taşınmazın satışına karar verildiğini beyan etmişlerdir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir. Dava konusu binanın, davalıların murisi ... oğlu ... tarafından verildiği anlaşılan 9.7.1980 tarih, 8371 yevmiye numaralı muvafakatnameye dayanılarak yapıldığı, ancak Medeni Kanunun 724 maddesi uyarınca tescile karar verilebilmesi için gerekli objektif ve subjektif koşulların oluşmadığı anlaşıldığından temliken tescil talebinin reddine ilişkin karar verilmesi doğrudur.Ancak binanın davacı tarafından yapıldığı hususunda taraflar arasında çekişme bulunmadığından ve ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle davacının hukuki yararı bulunduğundan mahkemece, ileride olması muhtemel uyuşmazlıkların giderilmesi ve usul ekonomisi de dikkate alınarak, her ne kadar davacının tespite ilişkin bir talebi bulunmasa da “çoğun içinde az da vardır” kuralının bir gereği olarak taşınmaz üzerindeki binanın davacıya ait olduğunun tespiti yönünde karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.3.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.