İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkillerinin dava dışı ... Ltd. Şti.'nin eski çalışanları olduğunu, ilgili dava dışı şirketin yine dava dışı şirket olan ... A.Ş.'nin muvazaalı taşeronu olduğunu, davalı ...'ın dava dışı ...'nın çalışanı ve ortaklarının ahbab…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1730 KARAR NO : 2026/197 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/05/2023 NUMARASI : 2019/625 E. - 2023/409 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkillerinin dava dışı ... Ltd. Şti.'nin eski çalışanları olduğunu, ilgili dava dışı şirketin yine dava dışı şirket olan ... A.Ş.'nin muvazaalı taşeronu olduğunu, davalı ...'ın dava dışı ...'nın çalışanı ve ortaklarının ahbabı olduğunu, diğer davalı ...'nun dava dışı ...'nın ortaklarının damadı olduğunu, müvekkillerinin işçilik alacaklarını talep etmesi üzerine dava dışı ...'nın ortaklarının müvekkillerinden çalışırken bir şekilde aldıkları boş senedi doldurarak, iptali istenen senedi icra takibine konu ettiklerini, takip konusu senet karşılığında müvekkillerinin davalılara hiçbir borcunun bulunmadığını beyanla müvekkillerinin davalılara borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava edilmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın kötü niyetle açıldığını, davacıların senette imzaların kendilerine ait olduğunu kabul ettiklerini, senedin bedelsiz olduğunun ispatı ile mükellef olduklarını, davanın görevli mahkemede açılmadığını ve görevsizlik kararı verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davanın kabulüne, Dava konusu İstanbul 31. İcra Dairesinin ... esas (...yeni esas) sayılı takip dosyasında takibe konu davacı ...'nın keşideci, davacı ...'nın kefil, davalı ...'ın lehtar, davalı ...'nun ciranta olduğu, 12/08/2008 düzenleme tarihli, 01/02/2015 vade tarihli 14.000,00-TL bedelli bonoya ilişkin olarak davacıların davalılara borçlu olmadığının tespitine, İstanbul 31. İcra Dairesinin ... esas (...yeni esas) sayılı dosyasında davacı ...'nın ödemiş olduğu 23.216,29-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine, Takibe konu alacağın % 20'si oranında 2.800,00-TL kötü niyet tazminatının davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme dava konusu senedin bir teminat senedi olduğunu kabul ederek davayı kabul ettiğini, senedin teminat senedi olması için Senet üzerine teminat senedi olduğu, teminatın hangi ilişkiden kaynaklandığı varsa hangi sözleşmeden kaynaklandığı açıkça yazılması gerektiğini, senet üstünde veya senedin teminat senedi olduğuna dair dosyada herhangi bir belge olmadığını, sadece davacı tanıklarının gerçeği yansıtmayan beyanları olduğunu, tanıklar beyanında sadece bir kısım belgeler imzalatıldığını ifade ettiklerini ancak senet imzaladık demediklerini, davacılar senette imzanın kendilerine ait olduklarını kabul ettiklerini, mahkeme ispat yükünü davalı tarafa yüklediğini ve senedin teminat senedi olmadığını ve bu anlamada delil sunmadıklarını ifade ettiğini, ispat külfeti davacı tarafta olduğunu, mahkeme gerekçe zorlama ve hukuki gerekçeden ziyade duygusal saikler ile kurduğunu, müvekkili ... davalılardan alacaklı olması sebebi ile borçlarına karşılık senet verdiğini, müvekkilde diğer müvekkili ile bu senedi borcuna karşılık ciro ederek verdiğini, bu tür borç alacak ilişkisi hayatın olağan akışına uygun olduğundan istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalıların itirazları hukuki dayanaktan yoksun ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece verilen kararın hukuka uygun olduğunu, davalılar iddia ettiği hususları ispatlayamadığını, söz konusu hususlar yargılama esnasındaki tanık beyanları, ticaret sicil kayıtları, nüfus kayıt örnekleri ile tüm resmi belge ve bilgi ile ispatlandığını, davalıların istinaf itirazları hukuki dayanaktan yoksun olduğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Dava İstanbul 32. İş Mahkemesi’nde açılmış , uyuşmazlığın kambiyo senedine dayalı borç ilişkisine dayalı olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararına yönelik istinaf talebi İstanbul BAM 30. HD tarafından reddedilerek dosya yukarıda yazılı esasa kayıtla yargılamaya devam edilmiştir. Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı ... Şirketinin eski çalışanları olduğunu, boş olarak imzalayarak verdikleri senedin, dava dışı ...'nın çalışanı ve ortaklarının ahbabı olan davalı ... ile dava dışı ...'nın ortaklarının damadı olan diğer davalı ...'nun doldurarak ve ciro edilerek icra takibine konu edildiğini, davalılarla aralarında hiçbir gerçek borç ilişkisi olmadığını, müvekkillerinin işçilik alacaklarını talep etmesi üzerine gerçekte teminat olarak alınan senedin takibe konu edildiğini, bu nedenle davalılara borçlu olmadıklarının tespitini, takip nedeniyle ... tarafından ödenen toplam 23.216,29 TL’nin yasal faiziyle birlikte istirdadını ve davalı ...’nun takipte kötü niyetli olduğunun tespitiyle takibe konu alacağın %20’si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. İstanbul 31. İcra Dairesinin ... esas sayılı (... eski esas) dosyasında, alacaklı ... tarafından ... ve ... aleyhine takibe geçildiği , takibe dayanak 12/08/2008 düzenleme tarihli, 0102/2015 vade tarihli 14.000,00-TL bedelli bononun keşidecisinin davacı ..., kefilin davacı ... , olduğu davalı ... lehine düzenlendiği , lehtar tarafından davalı ...'ya ciro edildiği , takip nedeniyle toplam 23.216,29-TL tahsilatın davacı borçlu ... tarafından ödendiği belirlenmiştir. Mahkemece, davacıların ...’da uzun süre çalıştıkları, Tanık ... ve ...’nın beyanlarından işyerinde işçilere sürekli belge imzalatıldığı, boş senet de imzalatıldığı, ticaret sicil kayıtlarından ... hissedarının ... olduğu, SGK kayıtlarından davalı ...’ın ... çalışanı olduğu, nüfus kayıtlarından davalı ...’nun, ... hissedarı ...’ın damadı olduğu delillerine dayalı olarak davacıların işçi olduğu dönemde teminat mahiyetinde boş senet imzaladıkları, dava ve takibe konu senedin de teminat senedi olduğu davalıların ise bononun gerçek bir borç ilişkisinden doğduğunu ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekili istinaf talep etmiştir. Davalılar vekili , mahkemenin senedin teminat senedi olduğuna dair senet üzerinde hiçbir kayıt bulunmamasına ve dosyada yazılı delil olmamasına rağmen yalnızca davacı tanıklarının beyanına dayanarak teminat senedi sonucuna vardığını, tanıkların senet değil belge imzaladık dediğini, bu beyanlardan teminat senedi sonucuna gidilemeyeceğini, ispat yükünün davacılarda olduğunu teminat/bedelsizlik iddiasının yazılı delil ile ispatlanmadığı halde ispat külfetinin fiilen davalılara yüklediğini ileri sürmüştür. Dava hakkında daha önce verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararının varlığı karşısında, artık görev hususunda değerlendirme yapılması mümkün değil ise de ; dosya kapsamında toplanan delillere göre, davacıların dava dışı ...'nın eski çalışanları olduğu, senetteki diğer imza sahibi davalıların ise, yine bu şirketin çalışanı ve hissedarı ile akrabalık bağı olan kişiler olduğu, İş mahkemesinde dinlenen tanık anlatımlarından ; iş yerinde çalışanlardan boş senede imza alınması yolunda uygulama bulunduğu anlaşıldığına göre ,kambiyo senetleri, kural olarak soyut borç ikrarı içeren, temel ilişkiden bağımsız nitelikte olmakla birlikte menfi tespit ve istirdat davalarında taraflar, senedin dayandığı temel ilişkiyi açıklamak ve ispat etmek suretiyle senedin bedelsiz, teminat veya başka bir hukuki sebebe bağlı olduğunu ileri sürebilirler. Teminat iddiasını ileri süren taraf kural olarak bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ancak olayın niteliği ve işçi konumundaki davacılar ile işveren ile yakın bağlantılı davalılar arasındaki ilişki çerçevesindeki muvazaa ve kötüniyet iddiası dikkate alınarak, tanık ve diğer delillerin somut olayın özelinde değerlendirilmesi gerekli ve mümkündür. Nitekim uygulamada yaygın olarak işverenlerin, işçilerden teminat senedi aldığı bilinen bir olgudur. İşveren tarafından iş ilişkisi nedeniyle imzalatılan senetler yönünden, işçinin teminat/bedelsizlik iddiasının tanık ve dolaylı delillerle ispatı olanaklıdır. Aksi halde, tek taraflı olarak işverence alınan ve işverenin elinde tuttuğu senede dayalı uyuşmazlıkta sadece kambiyo hukukuna özgü ispat vasıtalarına itibar edilmesi işçi aleyhine tarafların eşitliği ve hak ve adalet dengesinin bozulması sonucunu doğurur. Bu itibarla, dosya kapsamındaki tüm deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacıların dava dışı ...’da uzun yıllar çalıştıkları, bu çalışma sürecine bağlı olarak işçilik alacaklarının tahsiline yönelik olarak çeşitli davalar açtıkları, tanık anlatımlarından işyerinde işçilerden boş senet alınması uygulamasının varlığının açıkça anlaşıldığı, ticaret sicil, SGK ve nüfus kayıtlarından da davalı ...'nun dava dışı işverenle olan yakın akrabalık ilişkisi, lehtar ...’ın işveren şirket çalışanı olması, davalıların işveren ile bağlantılı oldukları, buna karşılık davalıların senedin hangi borç ilişkisine dayandığını, hangi hukuki sebebe dayalı olarak düzenlendiğini kanıtlayan delil sunamadıkları görülmektedir. Bu delil durumu karşısında, senedin iş ilişkisi kapsamında teminat amacıyla alındığı, daha sonra (2017 yılı) işçi alacakları davası açıldığında doldurularak takibe konulduğu, davacıların davalılara karşı gerçek ve geçerli bir borçlarının bulunmadığı, mahkemenin, iş ilişkisi, tanık anlatımları, resmi kayıtlar ve davacıların işçilik alacakları davaları ile ispatlanan bu delillere dayanarak senedin teminat senedi niteliğinde olduğu ve davalıların gerçek borç ilişkisini ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın kabulü ve davalının sadece davacılar aleyhine takip başlatıp takibi lehtara yöneltmemesi birlikte değerlendirildiğinde, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacıların teminat iddiasını yukarıda açıklanan delillerle ispat ettikleri, ispat kuralları ve delillerin değerlendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, istinaf talebinin reddi gerektiği sonucuna sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2023 tarih ve 2019/625 E. 2023/409 K. sayılı kararına karşı davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.585,90 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 396,47-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.189,43-TL harcın davalılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026