4. Hukuk Dairesi 2022/6810 E. , 2023/2802 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/451 E., 2020/520 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı d
**4. Hukuk Dairesi 2022/6810 E. , 2023/2802 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/451 E., 2020/520 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalıların sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu, emniyet hizmetlerinde kullanılan motosikletin, davacı yayaya çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere tedavi ve ulaşım giderleri nedeniyle 400,00 TL, geçici iş göremezlik nedeniyle 400,00 TL, sürekli iş göremezlik ve iktisadi geleceğin sarsılması nedeniyle 100,00 TL ve geçici bakıcı gideri nedeniyle 100,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 21.01.2019 tarihli dilekçesiyle bakıcı ve tedavi gideri talebini 3.585,38 TL'ye, geçici iş göremezlik talebini 4.064,37 TL'ye, sürekli iş göremezlik talebini 218.742,34 TL'ye, ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle talebini 21.874,23 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP 1. Davalı Zurich Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumluluğunun bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının polis memuru olduğunu olay günü ve kaza saatinde görevi başında olduğunu, emniyetin aracı (motosikleti) ile dava konusu kazanın meydana geldiğini ve olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI İstanbul Anadolu (Kapatılan) 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.03.2014 tarihli, 2013/106 esas ve 2014/102 sayılı kararı ile; davalılardan ...'nın emniyet görevlisi polis memuru olduğu, olay günü ve kaza saatinde görevli olduğu İstanbul Emniyet Müdürlüğüne kayıtlı motosiklet ile kazanın meydana geldiği, aracın diğer davalı ... şirketine ZMSS ile sigortalı olduğu, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan ... tazminat davalarının kendilerine rücu edilmek kaydı ile ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceği, kamu görevlisi hakkında adli yargı yerinde dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 21.12.2015 tarihli, 2015/13004 esas ve 2015/14725 karar sayılı ilamı ile ''...Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan ... tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalı sürücünün salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması olayda KTK hükümlerinin uygulanması gerekliliği karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Mahkemece, bu husus göz önünde bulundurulmayarak davalı ...'ya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; ''...Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 09.04.2018 tarihli raporda davacının % 62 oranında iş gücü kaybına uğradığının belirlendiği, bilirkişi heyetinden alınan ve tarafların itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporunda dava konusu kazanın oluşumunda, davalı sürücü ...'nın % 75 oranında, davacı yaya ...'in ise % 25 oranında kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, davacının belirlenen maluliyeti ve davacının % 25 kusur oranı esas alınarak hazırlanan aktüer bilirkişi raporunda, davacının geçici iş göremezlik zararının 4.064,37 TL, sürekli iş göremezlik zararının 218.742,34 TL olmak üzere toplam tazminat tutarının 222.806,71 TL olarak hesaplandığı, davacının tedavi giderlerinin hesaplanması yönünden doktor bilirkişiden alınan raporda; davacının hastalığı sırasında yapmış olduğu tıbbi tedavi, bakım ve ulaşım giderleri zararının 1.789,71 TL olarak belirlendiği, söz konusu bilirkişi raporunun, dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve yeterli bulunmakla hükme esas alındığı, davacının bakıcı ve tedavi giderleri sigorta poliçesinde ayrıca teminat altına alındığından ve karar verilen kısmın tamamı teminat kapsamında olduğundan, 1.789,71 TL bakıcı ve tedavi giderlerinin her iki davacıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiği, ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle tazminat talep edebilmek için davacının; artist, sanatçı, spiker gibi fiziki güzelliği ve düzgünlüğünü kullanarak para kazanan biri olması gerektiği ve dosya kapsamından ev hanımı olduğu anlaşılan davacının ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle tazminat talebinin yerinde olmadığı'' gerekçesiyle davalılar ... ve Zurich Sigorta A.Ş.'ye karşı açılan bakım ve tedavi masraflarına ilişkin maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 1.789,71 TL maddi tazminatın 06.01.2010 tarihinden tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalılar ... ve Zurich Sigorta A.Ş.'ye karşı açılan iş gücü kaybına ilişkin maddi tazminat davasının kabulü ile; 222.806,71 TL maddi tazminatın, davalı Zurich Sigorta A.Ş. yönünden 150.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla 14.11.2012 tarihinden, diğer davalı ... yönünden tamamından sorumlu olmak kaydıyla 06.01.2010 tarihinden tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalılar aleyhine açılan ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin 21.874,23 TL'lik maddi tazminat isteminin reddine, davalı ...'ya karşı açılan manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 50.000,00 TL manevi tazminatın 06.01.2010 tarihinden tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kaza anında ve sonrasında olayın acı ve elemi içinde yapılan her harcamanın belgelendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu kaza nedeni ile birden çok kez ameliyat olduğunu, tedavi giderinin sadece yol parası olmayıp, özel yatak alındığını, aylarca bez kullanıldığını, pansuman ve her türlü tedavi malzemesi alındığını, bu nedenle mahkemece bakıcı ve tedavi giderleri yönünden kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle talep edilen tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının evlere temizliğe giderek geçimini sağladığını, nitekim 11 yıldan beri bir gün dahi işe gidemediğini, davacının yaralanma derecesi nazara alındığında takdir edilen manevi tazminat miktarının çok az olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Anayasının 129 uncu maddesinin 5 inci fıkrası ve Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararları gereğince, davanın görevli memur olarak davalıya değil, bağlı olduğu kurum (idare) İçişleri Bakanlığı'na aleyhine açılması gerektiğini, davalı aleyhine açılan davanın bu nedenle husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen, maddi ve manevi tazminat miktarı çok yüksek olup, davalının sosyal ve ekonomik durumu ile mütenasip olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 06.01.2010 tarihinde davalı ... tarafından trafik sigortalı ve diğer davalının sürücüsü olduğu aracın, davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci, 46 ıncı ve 47 nci maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu, 54 üncü ve 56 ncı maddesi). 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davacı ve davalı ...'ya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Uyuşmazlık; 06.01.2010 tarihinde davalıların sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece bozmadan sonra verilen kararda; davacının bakım ve tedavi masraflarına ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 1.789,71 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının iş gücü kaybına ilişkin talebinin kabulü ile 222.806,71 TL'nin davalı ... yönünden 150.000,00 TL ile sınırlı olmak ve davalı sürücünün tamamından sorumlu olması kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin maddi tazminat isteminin reddine 21.10.2020 tarihinde karar verilmiş; hüküm davacı ile davalı sürücü tarafından temyiz edilmiş; davacı vekili karar tarihinden sonra UYAP üzerinden gönderdiği mahkemeye hitaben 16.12.2020 tarihinde gönderdiği dilekçesi ile davalı ... şirketine karşı açtıkları davadan feragat ettiklerini, davalı sürücü yönünden ise davaya devam ettiklerini bildirmiştir. Kaza tarihinde sakatlanma ve ölüm halinde kişi başına poliçe limiti ise 150.000,00 TL'dir. Davaya son veren taraf işlemlerinden olan feragat, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 307 nci maddesinde, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 311 inci maddede ise feragatin kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı açıklanmıştır. 310 uncu madde uyarınca, hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Feragatin, mahkemece nihai karar verilmesi üzerine yapılması hâlinde ne gibi işlem yapılacağı konusuna ilişkin 7251 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesiyle 6100 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesine eklenen ikinci fıkrasına göre feragatin, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden önce yapılması hâlinde hükmü veren mahkemece dosya kanun yolu incelemesine gönderilmeksizin feragat hususunda ek karar verilir. Feragatin, mahkemece nihai karar verilmesi üzerine dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmış olması hâlinde ne gibi işlem yapılacağı konusuna ilişkin 7251 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesiyle 6100 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesine eklenen üçüncü fıkrasına göre ise Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir. Davadan feragat öncelikle bir usul işlemidir. Davaya konu olayda davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan davacı tarafın davalılardan birisi hakkındaki feragati usul hukuku bakımından diğer davalı aleyhine bir sonuç doğurmaz ise de davacı hakkından (hakkın esasından) vazgeçerek uyuşmazlığın maddi hukuk bakımından sona ermesi sonucuna yol açmakta olup davadan feragat aynı zamanda bir maddi hukuk işlemi olduğundan, davalı ... hakkındaki feragatin, diğer davalıyı etkileyip etkilemediğinin üzerinde de durulması gerekir. Bir trafik kazasında ortaya çıkan zararı kısmen veya tamamen karşılayan sürücü, işleten veya zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, kendi aralarında yaptığı ödeme nedeniyle bazı sorumlulara rücu edebilirken bazılarına rücu edememektedir. Örneğin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, teminat limiti kapsamında zarar görene yaptığı ödemeyi sorumluluğunu üstlendiği işletene ve o işletene ait araç sürücüsüne rücu ... bulunmamaktadır. Zira trafik sigortacısı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91 inci maddesi gereği teminat limiti kadar bu zararı karşılamak zorundadır. Bu nedenle, rücu edemez. Kaza tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde diğerleri bu oranda borçtan kurtulur. Ancak, müteselsilen borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri için alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması gerekir. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için alacaklının açıkça davadan feragat etmiş olması veya böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması gerekir. Yine 818 sayılı Kanun'un 147 nci maddesine göre rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağına ve alacaklının diğerleri zararına müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceğine dair hükmüne havidir. Böyle bir durumda davacının feragati ile davalı ... tüm borçtan kurtulmuş olmakla, diğer davalı sürücünün de teminat limiti kadar borçtan kurtulduğunun kabulü gerekir. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.166,1, 168/2; 818 sayılı Borçlar Kanunu m.145/1, 147/2) Bir başka deyişle, davacının sigortacı yönünden davadan feragat etmesi, sürücünün sigortacıya rücu ... bulunmadığından, sürücünün durumunu ağırlaştırmayacaktır. Bunun sonucu olarak sürücü, ancak yapılan ödeme kadar tazminat borcundan kurtulacak ve zarar gören, bakiye zararının giderilmesi için sürücüye başvurabilecektir. Somut olayda, her ne kadar davalı ... yönünden davacının maddi tazminat taleplerinin poliçe limiti dahilinde diğer davalı sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili yönünden hüküm kurulmuş ise de, mahkemece karar verilmesinden sonra davacının davalı ... hakkındaki feragati ile davalı ... şirketinin tüm borçtan kurtulduğu anlaşılmakla, hükümden sonra ve temyiz aşamasında ortaya çıkan ve temyiz incelemesine usulen engel oluşturan bu durumun ve diğer davalıya etkisinin mahkemece değerlendirilip karara bağlanması gerekli olup feragat dilekçesinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre 6100 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bir ek karar verilmek üzere dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan; Sayın Çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.