Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğin kesilmesi işlemi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğin kesilmesi işlemi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/2/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 2008 yılında Jandarma Genel Komutanlığında astsubay olarak göreve başlamıştır. Evli değildir. 16/5/2013 tarihinde bir İnternet sitesinde başvurucu ile bir sivil memur arasında geçtiği iddia edilen konuşma kayıtları yayımlanmış, bunun üzerine başvurucu ve sivil memur hakkında Jandarma Genel Komutanlığı tarafından idari tahkikat başlatılmıştır. Tahkikat kapsamında başvurucunun ve sivil memurun konuyla ilgili ifadeleri alınmıştır. Ayrıca Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığından ses kaydı üzerinde kurgu ve manipülasyon -ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri değiştirme- incelemesi raporu alınmıştır. Başvurucu ifadesinde isnatları kabul etmediğini, kayıttaki sesin kendisine ait olmakla beraber bu şekilde konuşma yapmadığını, sivil memur ile mesai arkadaşlığı dışında gayri ahlaki bir ilişkisinin olmadığını beyan etmiştir. Sivil memur da isnatları reddetmiştir. Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı raporunda kayıt içerisindeki konuşmalar üzerinde anlam bütünlüğünü bozmak amacıyla konuşulan kelimelerin yerlerini değiştirerek farklı anlamlar üretmek, farklı sesler eklemek veya çıkarmak gibi herhangi bir işlemin yapılmadığı kanaati bildirilmiştir. Bu rapordan sonra başvurucunun ve sivil memurun ek beyanları alınmıştır. Başvurucu ek beyanında sivil memur ile gayri ahlaki bir ilişkisinin bulunmadığını, şakalaşma mahiyetinde konuşmaları olduğunu söylemiştir. Tahkikat sonucunda hazırlanan raporda başvurucunun ahlaki zayıflık fiilini işlediği kanaati belirtilerek TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi teklifi getirilmiştir. Bu teklif doğrultusunda başvurucu hakkında 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun maddesi uyarınca 28/10/2013 tarihinde TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmiştir. Başvurucu TSK'dan ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde isnatların doğru olmadığını, İnternet'ten alınan ve hukuka aykırı şekilde elde edilen ses kaydının delil olarak kullanılamayacağını, takdirlerle dolu başarılı bir sicile sahip olmasına rağmen bu durumun dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. AYİM davayı reddetmiştir. Kararda, başvurucunun ve sivil memurun önce ses kayıtlarını kabul etmedikleri, ek ifadelerinde ise ses kayıtlarını doğruladıkları, olay sonrası sivil memurun subay olan eşinden boşandığı, bu itibarla başvurucunun TSK'nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğu ve tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı şeklinde değerlendirmeler yer almıştır. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemi de reddedilmiştir. Nihai karar 27/1/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili tarafından 23/2/2015 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine dayanak oluşturan mevzuata (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkin uluslararası hukuka (Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması" kenar başlıklı maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir: “Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır....Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun'un "Özel hayatın gizliliğini ihlal" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerinkayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır."