T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-a.6 Maddesi Uyarınca Kararın Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi) ESAS NO : 2025/772 KARAR NO : 2026/341 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2025 NUM…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-a.6 Maddesi Uyarınca Kararın Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi) ESAS NO : 2025/772 KARAR NO : 2026/341 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2025 NUMARASI : 2022/78 Esas - 2025/142 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 09/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; taraflar arasında aktedilen eser sözleşmesi uyarınca müvekkilinin yüklendiği edimlerini yerine getirmeye çalışırken, davalı tarafından sahada atıl vaziyette bekletildiğini, davalı tarafından projenin iptal edildiğini, sonra müvekkilinin sahadan çıkarıldığını, uğradığı zararın tespiti için Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/144 D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırdığını, bu zararın tahsili için Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9962 takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine karşı davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili; davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkili ile davacı arasında 23/10/2019 tarihinde taşeronluk sözleşmesi aktedildiğini, davacının sözleşme ile yükümlendiği işleri belirtilen sürede sözleşmeye göre ifa etmediğini, yapılan işlerin eksik ve ayıplı olduğunu, müvekkilinin itibar kaybına uğramak suretiyle zarar ettiğini, işin sözleşme ve fenne uygun yapılamayacağının anlaşılması ve işten beklenen faydanın tamamen ortadan kalkması üzerine, müvekkili tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın öncelikle mahkemenin görevsizliği nedeniyle, aksi halde esastan reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında 20/10/2019 tarihli, kalıp demir beton ve malzemeli duvar işçiliği konulu taşeronluk sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede iş verenin davalı, taşeronun davacı olduğu, tarafların hak, yetki ve sorumluluklarının etraflıca düzenlendiği, davacının edimini ifa etmeye başladığı, iddiasına göre sözleşmesine son verildiği, tespit yaptırdığı, işin başkası tarafından tamamlandığını ve kendisini sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini ileri sürerek, alacağının tahsili bakımından icra takibi başlattığı, bu takibin davalının itirazı ile durduğu, davalının ise davacının edimlerini ayıplı ve eksik şekilde ifa ettiğini, temerrüdü nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini savunduğu, işbu itirazın iptali davasının süresinde açıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Çekişme, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesinin feshedilip edilmediği, davacının alacağının olup olmadığı, varsa takip tarihi itibariyle tutarı, davalının ayıp ve eksik imalat savunmasının yerinde bulunup bulunmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Eser sözleşmesi, taraflarına haklar sağlayan ve borçlar yükleyen tam iki taraflı iş görme akdidir. Ana edim olarak yüklenici, yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye, eklerine, teknik ve sanatsal ilkeler ile amacına uygun imal edip iş sahibine teslim, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle yükümlüdür. Yüklenici teslimi, iş sahibi de bedeli ödediğini ispat etmelidir. Dava konusu olayda, iddia, savunma, taraflar arasındaki yazılı sözleşme, davacının yaptırdığı tespit ve düzenlenen rapor, icra takip dosyası, aldırılan bilirkişi raporları ile tüm delillerden, davalının iş veren, davacının ise taşeron sıfatıyla, aralarında davalının imal ettiği inşaatın kalıp demir beton ve malzemeli duvar işçiliğinin yapımının davacı tarafından üstlenildiği hususu çekişmesizdir. Davacının işi ifa etmeye başladığı, tamamlamadan davalı tarafından sahadan çıkarıldığı ve başka bir taşeronun inşaat alanına sokulduğu anlaşılmaktadır. Davacı, mahallinde yaptığı imalatın tutarının belirlenmesi bakımından mahkeme kanalı ile tespit yaptırmıştır. Yazılı sözleşme olmasına rağmen sözleşmenin feshi, öncesinde önel verilmesi veya tarafların birbirlerini uyarmaları ile temerrüde yönelik taraflarca yazılı bir belge ve bilgi sunulmamıştır. Tarafların beyanları ile dosya kapsamından, sözleşmenin eylemli olarak feshedildiği, bu fesihte davalı tarafın kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. O halde, sözleşmenin mahkememiz kanalı ile tasfiye edilmesi gerekmiştir. Her ne kadar davalı taraf eksik ve ayıplı imalat savunmasında bulunmuş ise de, bu savunmasına yönelik bir kanıt sunmamıştır. Tespit raporu ile mahkememizce alınan birinci rapor arasında çelişki olduğu gibi birinci raporun hüküm kurmaya el verişli olmaması ve ikinci raporun taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de irdelenerek tespit ile statik ve mimari proje verileri değerlendirilmek sureti ile düzenlenmesi ve hüküm kurmaya el verişli olması nedeniyle mahkememize bu rapora itibar edilmiş, davacının yaptığı imalat bedelinin 764.760,44 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak, davacının talebi ile bağlı kalınarak alacağının takip talebinde belirtildiği gibi 640.404,49 TL olduğu kabul edilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları birbiri ile uyuşmadığından, davalının defter ve kayıtlarındaki ödeme bilgilerinin mesnedi belgelerin ibrazı sağlanmış, davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin mahsubu sonrasında takip tarihi itibariyle davacının 407.184,65 TL alacağı olduğu, davacı tarafından davalının usulüne uygun bir şekilde temerrüde düşürülmediği, takip tarihi itibariyle davalının temerrütünün gerçekleştiği, işlemiş faiz alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, alacağın likit olmadığı" gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 1. Genel İcra Dairesi’nin 2023/112013 (Kapatılan Ankara 32 İcra Müdürlüğü’nün 2021/9962 ) takip sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 407.184,65 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, koşulları oluşmayan inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, bilirkişi raporları arasında hesaplanan fiyatlar arasında fahiş değer farklarının bulunduğunu, dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek müvekkilince bilirkişi raporuna yapılan itirazları karşılar şekilde yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini, aynı bilirkişi heyetinin ek ve kök raporları arasında dahi fahiş farklar bulunduğunu, bu çelişkilerin giderilmeden dosyanın karara bağlanmasının doğru olmadığını, bilirkişinin Ankara 5. Sulh Hukuk mahkemesinin 2020/144 D. İş sayılı tespit dosyasından tanzim edilen raporda yazılı 640.404,49 TL alacağa atıf yapmak suretiyle rapor tanzim etmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, bu hususu kanıtlar nitelikte ticari kayıtlar ile diğer bilgi ve belgelerin bulunduğu halde gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan tanzim edilen raporun hükme dayanak teşkil edemeyeceğini, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı tarafça istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 23/10/2019 tarihli sözleşme ile, davalının yüklenimindeki işin kalıp, demir, beton, duvar işlerini yapmayı davacı üstlenmiştir. Davacı, imalat bedeli alacaklarının eksik ödendiği iddiasıyla ilamsız icra takibi başlatmış, davalının takibi itiraz etmesi üzerine iş bu davayı açmıştır. 1-6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi; aynı kanunun 297/2 maddesinde ise, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. HMK'nın 297/2 bendinde hüküm fıkrasında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Somut olayda Mahkemece verilen karardan davacının imalat bedeli alacağının kaç TL olarak kabul edildiği, davalı ödemesinin ne kadar olduğu, mahsubun kaç TL üzerenden yapıldığı anlaşılamamıştır. İnfaza elverişli bir hüküm mevcut değildir. 2-Mahkemece yargılama aşamasında inşaat mühendisi, mali müşavir ve hukukçu bilirkişilerden oluşturulan heyetten bilirkişi raporu ve ek rapor alınmış, sonrasında aynı şekilde farklı isimlerden ikinci bir bilirkişi heyeti oluşturularak bilirkişi raporu ve ek rapor alınmış ve bu ikinci bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Bilirkişi heyeti raporlarında tespit edilen imalat bedeli alacakları konusunda bariz farklılık vardır. Bu nedenle yeni ve uzlaştırıcı bir bilirkişi raporu alınmalı, daha önce alınan bilirkişi raporları ve bu raporlara taraflarca yapılan itirazlar, bilirkişi heyetince irdelenmeli, davacının imalat bedeli alacağı, davalı ödemesi ayrıntılı ve açık bir şekilde belirtilmeli, HMK 26. maddesinde düzenlenen "Taleple Bağlılık İlkesi" doğrultusunda, davacının takipte istediği 640.404,49 TL'den daha fazla bir imalat bedeli alacağı kabul edilemeyeceği hususu da davalı ödemelerinin mahsubu yapılırken dikkate alınmalı, uyuşmazlık bu çerçeve içinde çözümlenmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/78 Esas, 2025/142 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 7-Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır