Ceza Genel Kurulu 2020/480 E. , 2023/682 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 204-287 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine ilişkin Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 20.03.2015 tarihli ve 465-121 sayılı hükümlerin, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Cez
**Ceza Genel Kurulu 2020/480 E. , 2023/682 K.** **"İçtihat Metni"** KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 204-287 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine ilişkin Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 20.03.2015 tarihli ve 465-121 sayılı hükümlerin, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 18.10.2017 tarih ve 7867-3455 sayı ile; ''Suriye uyruklu olan katılanın olaydan bir süre önce İstanbul’a gelerek burada tanık Ahmet Souran aracılığı ile sanık ... ile tanıştığı, adı geçenden Lazkiye Limanında bekleyen 11 konteyner suni derinin satışı konusunda yardım istemesi üzerine sanığın Gaziantep'te bulunup gümrük iş takipçisi olup amca oğlu olarak tanıttığı diğer sanık ...’ı arayarak satması konusunda anlaştığı ve katılanda bulunan 11 adet konşimentoyu alarak bu sanığa gönderdiği, adı geçenin 1 hafta sonra 5 konteyner, 1 hafta sonra da kalan 6 konteyner suni deriyi Lazkiye Limanından Mersin Limanı Serbest Bölgeye getirdiği, sanık ...’in katılanı arayarak malların kaçak olduğunu ve gümrükten geçebilmesi için 350 bin dolar gerektiğini söyleyerek para istediği, katılanın da bunun üzerine tanık ... ile Gaziantep'e gelerek daha önce ortak suni deri ticareti yaptığı ve 300 bin dolar alacaklı olduğu Suriye uyruklu olan sanık ...’nın bulunduğu Enfal Ticaret adlı iş yerine gittiği, burada sanıklar ... ve ... de olduğu, biraz sonra ...’ın iş yerinden çıkarak 10 kişi ile geri döndüğü, kapıları kapatarak sanık ...’nın silahla ve diğerlerinin tekme tokatla kendisini darp etmeye başladıkları, bilahare iş yerini tanık ...’nın biliyor olması nedeniyle hep birlikte katılanı buradan alarak sanık ...’a ait 27 MA ... plakalı araç ve diğer sanık ... Jabrini’nin kullandığı 2 araçla yine Suriye uyruklu ...’in evine götürdükleri, katılanın sonradan öğrendiğine göre araç içinde sanıklar ... ve ...’ın da olduğu, evde sanıkların öldüreceklerini beyan edip silahla kendisine telefonla tanık ...’yı arayarak konşimento, bilgisayar ve telefonların bulunduğu çantayı istedikleri, adı geçen tanığın da beyanında geçtiği üzere aynı gün sanık ...’ın gelerek çantayı aldığı, akabinde hep birlikte Gümrük Takipçisi sanık ...’ın evine gittikleri, burada diğer sanık ... ile ...’ın oğlunun da bulunduğu, sanık ...’in katılana 6 adet konteyner malın sanıklar ... ve ...’e geçtiğine ilişkin 2 adet evrak imzalattığı, aynı zamanda evrak altına sanıklar ..., ..., ... ve ...’in de imza attığı, sonrasında ...’ın evine götürdükleri katılandan ertesi günü kalan 5 konteyner malı da ...’i arayarak vermesini söylemesini istedikleri ve ...’i arayarak durumu bildirdiği, katılan’ın burada 3 gün kaldıktan sonra sanıklar ..., Cuma ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen ..., ... ve ... isimli şahısların katılanı Öncüpınar sınır kapısından 19.10.2012 tarihinde çıkartarak Suriyedeki muhalif grupların eline Esat yanlısı diyerek hapsedilmesi için verdikleri, akabinde katılanın ... adlı kişi tarafından Öncüpınar sınır kapısından geçirilerek sanık ...’ın evine getirildiği ve buradan da sanık ... tarafından tanık ...’nın evine götürülmesi ile son bulduğu iddia edilen olayda; 1- ...’den alınan çantanın içinde bulunan konşimento ve evrakların içerik ve mahiyetinin anlaşılabilecek ve ayırt edilebilecek şekilde katılana açıklattırılmak suretiyle bu evraklarla ilgili olarak gümrüklerde kimin adına işlem yapıldığının açıklığa kavuşturulmaması ve söz konusu 11 konteyner suni derinin kim tarafından ithal edildiği, Mersin Serbest Bölgeden nasıl ve ne şekilde kim tarafından çekildiğinin araştırılmaması, 2- Katılanın sanık ...’ın evinde, adı geçenin oğlunun da bulunduğu hâlde kendisine zorla belge imzalatıldığı hususuna ilişkin; sanık ...’ın oğlunun veya kızının tespiti ile bu kişinin olaya ilişkin bilgi ve görgüsünün sorulmaması, 3- Katılanın şikâyet etmesini önlemek amacıyla 19.10.2012 tarihinde adı geçen sanıklar tarafından zorla Öncüpınar sınır kapısından Suriye’ye götürüldüğünün ve muhalif gruplara teslim edilerek katılanın rızası dışında burada bir süre tutulduğunun iddia edilmesi karşısında; katılan ve sanıkların çıkış yaptığı tarihlerle aynı şekilde Türkiye’ye giriş yaptığı tarihlere ilişkin sınır kapısı giriş-çıkış kayıtları ile varsa kamera kayıtlarının araştırılması gerektiğinin gözetilmemesi, 4- Katılandan suça konu bilgisayarın temin edilerek, sanıklarda kaldığı iddia edilen zaman içinde ne gibi işlemler yapıldığının bilirkişi raporu ile tespit edilmemesi, 5- Katılanın iddia ettiği yağma ve hürriyeti tahdit eylemlerine maruz kaldığı tarihlere ilişkin sanıkların ve kendisinin baz istasyonlarını gösterir şekilde telefon kayıtlarının temin edilmemesi, 6- Katılanın sanık ...’ın iş yeri olan Enfal Ticaret adlı iş yerine gittiği iddiasına ilişkin tarihin net olarak tespiti ile adı geçen yere girdiğine veya bu yerde olduğuna ilişkin mobese güvenlik kamera kayıtları veya çevre güvenlik kamera kayıtlarının olup olmadığının araştırılmaması, 7- Katılanın, sanıklar tarafından ...’a ait olan araçla götürülüp sanık Cuma’ya ait telefonla tanık ...’yi arattıklarının ileri sürülmesi karşısında; bu hususlara ilişkin telefonlarla ilgili bir araştırmanın yapılmaması, 8- Sanık ... ile katılan arasında iddia edildiği gibi suni deri satışından kaynaklanan 300 bin dolar alacak olup olmadığının tespiti amacıyla; sanık ... ve katılana ait tüm defter ve kayıtların celbi ile, daha önceden ...’ın katılana ödediği meblağın hangi ödeme kanalıyla yapıldığı ve buna ilişkin belgelerde getirtilmek suretiyle böyle bir Alacak-Borç ilişkisinin olup olmadığının araştırılmaması ve bu şekilde eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise 20.11.2018 tarih ve 204-287 sayı ile; "...Ölen sanık ... dışında kalan diğer sanıklar yönünden mahkememizin 20.03.2015 tarih ve 2013/465 esas, 2015/121 karar sayılı hükmünde CMK'nın 307/3. maddesi gereğince direnilmesine, sanıklardan ... dışında kalan diğer sanıklar hakkında müsnet hürriyeti tahdit ve birden fazla kişi ile birlikte silahla nitelikli gasp suçlarından kamu davası açılmış ise de sanıklardan bir kısmı ile katılan arasında önceye dayalı ticari ilişki bulunduğu, katılanın rızası hilafına hürriyetini tahdit edildiği veya gasp edildiği yönünde iddia dışında sanıkların cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı," şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanıkların beraatlerine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de katılan ve vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2020 tarihli ve 16873 sayılı Bozma istemli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 15.12.2020 tarih ve 207-4968 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İnceleme dışı sanık ...'ın 27.06.2016 tarihinde öldüğünden bahisle hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmiş olup direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan beraat hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar hakkındaki beraat hükümlerinin eksik araştırmayla kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin olup, katılanın, sanık ... hakkında şikâyetçi olduktan sonra kovuşturma aşamasında sunduğu dilekçesinde belirttiği sanıklar dışındaki hiç kimseden şikâyetçi olmadığını bildirmesi, belirttiği sanıklar içerisinde de sanık ...'ın olmaması karşısında, katılan ve vekilinin anılan sanık yönünden hükmü temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi de gerekmektedir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Suriye uyruklu olan katılanın, kendisine ait Yıwu Future Group Trading Limited Şirketi aracılığıyla deri ithalatı yaparak geçimini sağladığı, suç tarihinden önce Gaziantep ilinde ikamet eden ve yine Suriye uyruklu olan sanıklar ..., ... ve ... ile ortaklaşa gerçekleştirdikleri deri ticareti nedeniyle de onlardan 300.000 Dolar alacaklı olduğu, yurtdışından temin edeceği derilerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde kolayca müşteri bulabilmesi ve satışı konusunda kendisine yardımcı olması için 2012 yılı Eylül ayında sanık ... ile ortaklık kurduğu, sanık ...'in, katılana ait derilerin Türkiye'ye getirilmesine ilişkin işlemleri yürütmesi için Gaziantep ilinde gümrük müşaviri olarak görev yapan inceleme dışı sanık ...'a talimat verdiği ve ithalata konu 11 konteyner suni derinin mülkiyet hakkını gösterir konşimentoları katılandan temin ederek ...'a gönderdiği, söz konusu derilerin gümrük işlemlerinin yerine getirilebilmesi için de katılandan 350.000 Dolar istediği, bunun üzerine katılanın Gaziantep iline giderek sanıklar ..., ... ve ...'dan olan alacağını tahsil etmeye karar verdiği ve 17.10.2012 tarihinde tanık ... ile birlikte İstanbul'dan Gaziantep'e geldiği, katılanın sanıklardan olan alacağını uzun süre tahsil edememesi nedeniyle onlara olan ticari güvenini kaybettiği, bu nedenle sanıkların yanına gitmeden önce konşimentolarının, cep telefonunun ve bilgisayarının bulunduğu çantayı tanık ...'ye emanet olarak bıraktığı, sanık ...'in de katılanın alacağını tahsil etmek için Gaziantep'e geleceğini önceden sanıklar ..., ... ve ...'a bildirdiği ve katılanın elindeki konşimentoları zorla almak için birlikte hareket etme kararı aldıkları, sanık ...'ın katılan ile Gaziantep ilinde buluşarak sanıklar ... ve ...'ın bulunduğu Enfal Ticaret isimli iş yerine götürdüğü, sanıkların aralarındaki deri ticaretine devam etmek istediklerini beyan etmelerine rağmen katılanın bu teklifi reddederek alacağını tahsil etmek istediğini bildirmesi üzerine sanık ...'ın iş yerinden ayrılarak diğer suç ortakları olan sanıklar ..., ....... ile açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen .... ve iki oğlunu iş yerine davet ettiği, ardından sanıkların iş yerinin darabasını kapatarak katılanı darbettikleri, sanık ...'nın da ele geçirilemeyen tabanca ile katılanı tehdit ettiği, sanıkların katılanı buradan alarak .... isimli kişinin yine Gaziantep ilinde bulunan evine götürdükleri, burada sanıkların, katılanı tanık ...'yi arayarak emanet olarak bıraktığı konşimentoları sanık ...'a teslim etmesini söylemesi için ölümle tehdit ettikleri, bunun üzerine katılanın tanık ...'yi birden fazla kez arayarak konşimentoları sanık ...'a teslim etmesini istemesine rağmen, tanık ...'nin öncelikle katılanın zor durumda bulunduğunu düşünerek konşimentoları ancak kendisine teslim edeceğini bildirdiği, katılanın ısrarla araması üzerine ise teklifi kabul ederek ikametgahına gelen sanık ...'a konşimentoları teslim ettiği, konşimentoları aldıktan sonra sanıkların katılanın bilgisayar ve cep telefonunu alması için sanık ...'ı tekrar tanığın evine gönderdikleri, sanık ...'ın bunları da alması üzerine bu sefer katılanı ...'ın ikametgâhına götürdükleri, burada sanıkların katılana ait 6 konteyner suni derinin Gümrük Müdürlüğünde sanıklara devrini sağlayan evrakları katılana zorla imzalattıkları ve katılana ait Gümrük Müdürlüğünde bulunan derileri 08.11.2012, 16.10.2012 ve 19.12.2012 tarihlerinde Gümrük Müdürlüğünden teslim alarak haksız menfaat temin ettikleri, bu olaylar nedeniyle katılanın kendileri hakkında şikâyette bulunmasını engellemek amacıyla da katılanı Suriye'ye götürüp rejim karşıtı çatışmalara giren tanıklar .....'e rejim yanlısı olarak teslim ettikleri, katılanın bir süre cezaevinde tutulduktan sonra rejim yanlısı olmadığı anlaşılıp serbest bırakıldığı iddiası ile kamu davası açıldığı, Katılanın talimat mahkemesine sunduğu 22.11.2013 tarihli dilekçesinde; "...Beni kaçıran, darp eden, hapis eden, elimden zorla mallarıma konu konşimentolarımı ve daha sonra da mallarımı alan, ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ve halen Suriye'de olduklarını bildiğim tutuklanmayan ... ve iki oğlu, ... ... ve ... isimli kişilerden davacı ve şikayetçiyim. Bu kişiler dışında başka da hiç kimseden şikâyetçi değilim." şeklinde açıklamalara yer verdiği, Katılan hakkında Gaziantep Devlet Hastanesinde düzenlenen 20.05.2013 tarihli adli raporda; vücudunda eskiye ait veya yeni herhangi bir travmatik bulguya rastlanmadığının belirtildiği, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca kolluğa yazılan 08.05.2013 tarihli talimat yazısında; katılan tarafından yağma suçuna konu olduğu iddia olunan derilere ait gümrük belgelerinin temini ile derilerin hâlâ gümrük kapılarında bulunup bulunmadığı, gümrük kapılarında bulunmuyor ise kimin tarafından, hangi belgeye dayanarak gümrükten alındığı hususlarında ilgili gümrük müdürlükleri ile görüşme yapılarak düzenlenecek evrakın ikmalen iadesinin istendiği, Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 04.09.2013 tarihli cevabi yazıda; konuyla ilgili gümrük müdürlüğü ile gerekli yazışmaların yapıldığının ve konu hakkında düzenlenen evrakın yazı ekinde sunulduğunun belirtildiği, Mersin Gümrük Müdürlüğü tarafından Mersin Emniyet Müdürlüğüne hitaben düzenlenen tarihsiz yazıda; talep konusu transit refakat belgelerinin ve eklerinin sunulduğunun belirtildiği, Gaziantep Gümrük Müdürlüğü tarafından Gaziantep Emniyet Müdürlüğüne hitaben düzenlenen 03.07.2013 tarihli yazıda; bilgisayar kayıtlarından yapılan tetkikinden, 01.01.2012 - 31.12.2012 tarihleri arasında Müdürlüklerinden ... ile ilgili herhangi bir suni deri işlemi yapılmadığının anlaşıldığının bildirildiği, Katılana yaptırılan 15.09.2013 tarihli canlı teşhise ilişkin düzenlenen tutanakta; 1 numarada bulunan sanık ...'in diğer şahıslarla birlikte kendisini darbeden kişi olduğunu, 2 numarada bulunan inceleme dışı sanık ...'ın kendisini olay tarihinde ...'in evine götüren ve kendisine evrak imzalatan kişi olduğunu, 3 numarada bulunan sanık ...'ın ...'in evinde 30 konteynar konşimentoyu alan ve içeriğini bilmediği evrakı imzalatan kişi olduğunu, 4 numarada bulunan sanık ...'nın olay tarihinde kendisini darbeden, başına silah dayayan ... ve ...'ın evine, oradan da Suriye'ye götüren şahıs olduğunu, 5 numarada bulunan sanık ...'ın Gazientep'e geldiğinde kendisini darbeden ve ...'in evine götüren ve tanık ...'de bulunan çantasını ve evraklarını alan şahıs olduğunu, 6 numarada bulunan sanık ...'ın Gaziantep'e gelmesini sağlayan ve başına bu olayın gelmesine sebep olan, bilgisayarını ve evraklarını alan, kendisini darbeden kişi olduğunu, 7 numarada bulunan sanık ... ile İstanbul'da tanıştıklarını ve ortak olduklarını, konşimentoları bu sanığa verdiğini, Gaziantep'te başına bu olaylar geldiğinde ...'ın evine bu sanığın da geldiğini, kendi el yazısıyla yazdığı evrakları imzalatan kişi olduğunu, 8 numarada bulunan sanık ....ın Gaziantep iline gelmesini sağlayarak başına bu olayların gelmesine sebep olan şahıs olduğunu, bu sanığın iş yerinde kendisini tehdit edip önce ...'e daha sonra da Suriye'ye götüren kişi olduğunu teşhis ettiği, Katılanın, sanıklar tarafından söz konusu malların sahte evrakla gümrükten çekildiğini beyan ederek şikâyetçi olması üzerine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.07.2018 tarih ve 17676-2619 sayı ile Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına yetkisizlik kararı verildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan ... kollukta; yaklaşık on yıldır tekstil işiyle uğraştığını, Suriye ve Çin'de şirketlerinin olduğunu, yaklaşık dört yıl önce de suni deri ticaretine başladığını ve 01.10.2011 tarihinde Suriye'de aynı işi yapan sanıklar ... ve ... ile tanıştığını, sanıklarla yaklaşık beş ay boyunca alışveriş yaptıklarını, sanıkların güven kazanmak amacıyla kendisine iki sefer 1.000.000 Dolar gönderdiklerini, kendisinin de bu para karşılığında onlara suni deri gönderdiğini, sanıkların üçüncü seferde 500.000 Dolar gönderdiklerini, kendisinin ise onlara 1.200.000 Dolarlık suni deri verdiğini, bu ticaretten dolayı sanıklardan 620.000 Dolar alacağının kaldığını, 01.05.2012 tarihinde sanık ... ile ortak hareket etmeye başladıklarını, bu ortaklıkları ile ilgili resmî sözleşmelerinin olmadığını, ortak olduktan sonra şirket hesabından 620.000 Dolar ile ilgili hesaplaştıklarını ve herhangi bir alacağının kalmadığını, sanıklar ... ve ...'ın ayrı bir işte ortaklıklarının olduğunu ve bu ortaklıkta kendisinden yaklaşık 375.000 Dolarlık suni deri aldıklarını, bunun karşılığında sanık ...'ın 75.000 Dolar gönderdiğini, 300.000 Dolar alacağının kaldığını, Mısır'da bulunan akrabalarının, Türkiye'ye gelmesi durumunda İstanbul ilinde bulunan sanık ... ile tanışmasını, Türkçe ve Arapça bilen bu şahsın kendisine yardımcı olabileceğini söylediklerini, 2012 yılının Eylül ayında İstanbul'a geldiğinde sanık ... ile tanıştığını, sanık ile İstanbul'da bulunan Hamidiye isimli otelinde görüştüklerini, Türkiye'deki ticaret işinin nasıl yürüdüğünü ve Türk kanunlarını bilmediğinden sanıkla ortak olmak istediğini, onun da Türkiye'deki ticaret ile ilgili işlemleri kendisinin yürüteceğini söyleyerek kabul ettiğini, bu ortaklığın sözlü olarak kurulduğunu, ortak olduktan sonra Suriye ülkesinde Lazkiye limanında bulun 11 konteynerlik suni derinin konşimentosunu sanığa verdiğini, sanığın Gaziantep ilinde bulunan ve gümrük müşavirliği yapan amcasının oğlu inceleme dışı sanık ...'ı arayarak 11 konteynerlik suni derinin işlemlerini yapıp Türkiye'ye getirmesini, gerekli evrakı hemen göndereceğini söylediğini ve hamiline yazılı konşimentoları gönderdiğini, ...'ın da işlemleri yaparak yaklaşık bir hafta sonra 6 konteyner suni deriyi Mersin Limanı Serbest Bölgeye getirttiğini, bundan bir hafta sonra da kalan 5 konteyner suni deriyi aynı yere getirttiğini, daha sonra sanık ...'in kendisini arayarak gümrüğe gelen suni derinin kaçak olduğu gerekçesiyle gümrüğün bu mallara el koyabileceğini, gümrükte sıkıntı olduğunu, gümrük işlemleri için çok acil 350.000 Dolar göndermesi gerektiğini söylediğini, normal şartlarda 11 konteyner için 800.000 Dolar civarında para ödemeleri gerektiğinden sanığa neden bu kadar düşük para ödediklerini sorduğunu, onun da serbest bölgeden kaçak yollarla bu malları çıkartacağını söylediğini, sanık ile ilk görüşmelerinde söz konusu suni derileri serbest bölgede satma konusunda anlaştıklarını, sanığa bunu ödeyecek parasının olmadığını ve bu malların kaçak yöntemle ülkeye sokulmasını istemediğini söylediğini, ancak Gümrüğün suni deriye el koymaması amacıyla da ortağı olan sanık ...'i arayarak sanık ...'dan olan 300.000 Dolarlık alacağını almasını istediğini, sanık ...'ın ise abisi olan sanık ...'den utanacağı için bu parayı isteyemeyeceğini söylediğini, bunun üzerine parayı sanık ...'dan kendisinin istediğini ve bu zamana kadar parayı neden vermediğini sorduğunu, onun da birkaç gün içerisinde Gaziantep'e gelmesi durumunda parayı vereceğini söylediğini, kendisinin de olaydan yaklaşık iki hafta önce Gaziantep'e gittiğini ve halasının oğlu olan ... aracılığıyla tanık ... ile tanıştığını, tanık ... ile telefonda görüştüklerini ve İstanbul ilinde buluştuklarını, sonra birlikte uçakla Gaziantep Havaalanına geldiklerini, Havaalanında tanık ...'ye içerisinde; bilgisayar, altı tane telefon ve otuz konteynere ait konşimentoların bulunduğu çantayı verdiğini, bu çantayı vermesinin sebebinin; sanıkların kendisinden suni deri istemeleri, kendisinin de alacağını almadan suni deriyi vermek istememesi olduğunu, tanık ...'nin kendisini Gaziantep Kalesine yakın bir yerde bıraktığını, sanık ...'ı araması üzerine sanık ...'ın tek başına sanık ...'ın arabası ile bulunduğu yere gelerek kendisini aldığını ve birlikte Enfal Ticaret isimli iş yerine gittiklerini, iş yerinde sanıklar ... ve ...'ın de olduklarını, yaklaşık beş dakika kadar oturduktan sonra sanık ...'in konşimentoları sorması üzerine onu ilgilendirmediğini, kendisinin kardeşi sanık ... ile ortaklıklarının olduğunu söylediğini, ardından 300.000 Dolar olan alacağını isteyerek parayı vermeleri durumunda onlara başka mal da satabileceğini söylediğini, sanık ...'in ise parayı vermeyeceğini belirterek; "Abu Ismail ve ... seni havaalanından beri takip ettiler, sen çantanı ...'ya verdin. Neden bizlere güvenmiyorsun?" diye sorduğunu, kendisinin de alacağını vermedikleri için güvenmediğini söylediğini, bu arada sanık ...'ın dışarı çıktığını, sanık ...'ın de ona acele etmesini söylediğini, neden böyle söylediğini anlamadığını, yaklaşık 3-5 dakika sonra sanık ...'ın yanında yaklaşık on kişi ile birlikte iş yerine geri döndüğünü, sanık ...'ın dışarıda kalan şahsa iş yerinin darabasını kapatmasını söylediğini, onun da kapattığını, iş yerindeki şahısların kendisine ağır küfürler etmeye başladıklarını, sanık ...'nın tabanca çekerek birden saldırdığını ve tabancayla kafasına vurduğunu, bunun üzerine dengesini kaybettiğini ve başını korumak için eğildiğini, bu sırada orada bulunan şahısların hepsinin kendisine tekme ve tokatla vurduklarını, sanıklar ... ve ...'ın aralarında, tanık ...'nin iş yerine gelebileceğini ve kendisini orada görüp polise haber verebileceğini, bu nedenle kendisini buradan alıp ...'in evine götürmeleri gerektiğini konuştuklarını, daha sonra kendisini iş yerinden çıkartarak sanık ...'a ait 27 MA ... plakalı arabaya bindirdiklerini, arabada sanıklar ..., ..., ... ve ...'in olduklarını, sanık ...'e ait arabada da sanıklar ..., ...ve ... ile isimlerini bilmediği ...'in iki oğlunun olduğunu ve bu arabayla kendilerini takip ettiklerini, kendisini açık adresini bilmediği ...'in evine götürdüklerini, burada ...'in ...'dan silahı alarak başına dayadığını ve tanık ...'yi aramasını, çanta ve içerisindeki evrakları sanık ...'a vermesini söylemesini istediğini, bunu yapmadığı takdirde kendisini öldüreceğini söylediğini, bu arada sanık ...'ın da ... aracılığıyla tanık ...'yi aramaması durumunda oğlunu rehin alarak tehditle çantayı alabileceklerini söylediğini, bunun üzerine oğluna zarar vermemeleri için tanık ...'yi verdikleri telefonla aradığını ve çanta ile içerisindeki konşimentoları yanına gelecek olan sanık ...'a vermesini söylediğini, onun da bunları kendisinin almasını, başkasına vermeyeceğini bildirmesi üzerine telefonu kapattıklarını, daha sonra tanık ...'yi tekrar aradığını fakat onun yine kabul etmediğini, bunun üzerine sanık ...'ın sinirli bir şekilde bağırıp çağırmaya başladığını ve ...'in tercümanlığı aracılığıyla çantanın hemen gelmemesi durumunda kendisini öldüreceklerini söylediğini, bu arada ...'in oğullarından bir tanesinin ve sanık ...'nın sürekli küfür ettiklerini ve kendisini dövdüklerini, yaklaşık beş dakika sonra tanık ...'yi tekrar arayarak Allah rızası için ona emanet olarak bıraktığı evrakı sanık ...'a vermesini söylediğini, onun da kabul etmesi üzerine telefonu verdiği sanık ...'ın adresi öğrenerek gidip evrakı alıp geldiğini, sanıklar ... ve .....'ın konşimentoları sayıp 30 tane olduğunu tespit ettiklerini, daha sonra sanıklar ..., ...ve ...'in konşimentoları alarak evden ayrıldıklarını, yaklaşık yarım saat sonra da sanıklar ... ve ...'ın da çıktıklarını, ardından birinin sanık ...'yı aradığını ve kendisini inceleme dışı sanık ...'ın evine götürmeleri hususunda konuştuklarını, sanık ... ve ismini bilmediği üç kişinin sanık ...'ın arabasıyla kendisini ...'ın evine götürdüklerini, evde sanıklar ... ..., ..., ..., ...ve ... ile ...'ın oğlunun olduklarını, burada sanık ...'in bir evrak doldurduğunu, sanık ...'ın tercüme ettiği kadarıyla bu evrakın 6 konteyner suni deriyi sanıklar ... ve ...'e devretmesine ilişkin olduğunu, evrakı zorla imzaladığı ve ortak oldukları hâlde sanık ...'in hiç ses çıkartmadığını, söz konusu evrakı sanıklar ..., ..., ... ve ... ...'in de imzaladıklarını, buradan kendisini sanık ...'ın evine götürdüklerini, o akşam yatıp sabah uyandıklarında sanık ...'in; "Sen ortağın ... ...'i ara, bize 5 konteyner suni deri versin." dediğini ve sanık ...'i arayarak telefonu kendisine verdiğini, telefonda 5 konteyner deriyi vermesini istediği sanık ...'in zaten vereceğini söyleyip telefonu yüzüne kapattığını, sanık ...'ın evinde yemeklerine ilaç katmış olacaklar ki burada bulunduğu iki gün boyunca sürekli uyuduğunu, üçüncü günü akşam saatlerinde kendisini aynı apartmanın 6. katında oturan sanık ...'nın evine çıkarttıklarını, orada yemek yedikten sonra ... isimli bir kişinin arabası ile sanıklar ... ve ... ile ... ve ...'in kendisini 19.10.2012 tarihinde Öncüpınar Sınır Kapısından çıkartarak Membiç köyüne götürdüklerini ve buradaki bir evin bodrum katına kapattıklarını, burada yaklaşık üç gün kaldıktan sonra kendisini bir eve çıkarttıklarını, burada kaldığı 12. günde de sanıklar ... ve ...'ın bulunduğu eve gelerek tanık ...'yi aramasını ve onda kalan bilgisayarını sanık ...'a teslim etmesini söylemesini istediklerini, kabul etmeyince küfür ettiklerini, dövdüklerini ve işkence ettiklerini, bunun üzerine tanık ...'yi arayarak çantayı vermesini söylediğini, aynı gün kendisini silahlı muhaliflerin bulunduğu bir eve götürdüklerini, orada bulunan şahıslara çok tehlikeli bir suçlu olduğunu söyleyerek kendisini teslim ettiklerini, burada bulunan şahısların suçunun ne olduğunu sormaları üzerine başından geçenleri anlattığında suçsuz olduğunu anladıklarını, burada kaldığı 9. günün sonunda ...'i arayarak suçsuz olduğunu ve kendisini Türkiye'ye götürmesini söylediklerini, bunun üzerine ... ile birlikte10.11.2012 tarihinde Öncüpınar Sınır Kapısından Türkiye'ye giriş yaptıklarını, burada kendisini sanıklar ... ve ...'ın alarak sanık ...'ın babasının evine götürdüklerini, burada sanıklar ..., ..., ... ve ... ile ...'ın babası ve ... ile birlikte yemek yediklerini, daha sonra sanık ...'ın hesap evraklarını çıkartarak kendisine 129.000 Dolar borçlu olduklarını ve bunu alması hâlinde herhangi bir ortaklarının kalmayacağını söylediğini, sanık ...'in de 2.000 Dolar vererek bir gün sonra 40.000 Dolar, bir hafta sonra 80.000 Dolar, geri kalanını da daha sonra vereceğini söylediğini ve kendisini tanık ...'nin evine götürürken bilgisayar ve telefonlarını iade ettiğini, daha sonra yaptığı kontrolde bilgisayarının içerisindeki bilgilerin, müşterilerinin hesaplarının, bütün ticari sırlarının alınmış ve bozulmuş olduğunu anladığını, tanık ...'nin evinde kahve içtikten sonra sanık ...'in yanlarından ayrıldığını, kendisinin de tüm olanları tanığa anlattığını, bir gün sonra kendisine tercümanlık yapan Ahmet ile birlikte Enfal Ticaret isimli iş yerine gittiklerinde sanık ...'in kendisine 40.000 Dolar verdiğini ve gerisini daha sonra vereceğini söylediğini, aradan dört ay geçtikten sonra da 30.000 Dolarlık suni deri verdiklerini ve onların hesabına göre 50.000 Dolar borçlarının kaldığını, ancak gerçek hesabın bu olmadığını, 41 konteyner suni derinin karşılığı olan 1.800.000 Dolar ve sanık ...'dan alacağı olan 300.000 Dolar olmak üzere toplamda 2.100.000 Dolar zararının olduğunu, sanıklar ..., ..., ..., ..., Ferhat, ..., ... ve ... ..., ..., ..., ... ve üç oğlundan şikâyetçi olduğunu, Savcılıkta; Yıwu Future Group Trading Co Ltd. Şirketinin kendi adına kayıtlı olduğunu ve bu Şirket aracılığıyla ticaret yaptığını, Şirketin Çin'deki bir adreste bulunduğunu ve T.C. Şanghay Başkonsolosluğundan alınmış ihracat izninin olduğunu, 13.09.2012 tarihinde İstanbul'a geldiğini, 15.09.2013 tarihinde sanık ... ile görüştüğünü ve onunla ortak olduğunu, bu ortaklıkta % 80 hissenin kendisine; kalanının ise sanık ...'e ait olduğunu, Suriye'nin Lazkiye Limanında bulunan suni derilerini Türkiye'ye getirmek için 11 konteynerın konşimentolarını sanık ...'e verdiğini, sanık ...'in aynı gün bu konşimentoları inceleme dışı sanık ...'a göndererek bunlarla ilgilenmesini söylediğini, daha sonra söz konusu suni derileri sanık ...'ın tanık Sinan aracılığıyla aldığını öğrendiğini, bu malların nasıl ve ne şekilde alındığını bilmediğini, 20.09.2013 tarihinde sanık ... tarafından alınan ve göndericisi Fujian New Style Leather Co Ltd. olan suni derileri Çin'den sanık ...'a kendisinin gönderdiğini ve bunun karşılığı olan 75.000 Doların ödendiğini, 08.11.2012, 16.11.2012 ve 19.12.2012 tarihlerine ait, göndericisi Yıwu Future Group Trading Co Ltd. Şirketi olan, tanık Sinan aracılığıyla sanık ... tarafından alınan suni deriler karşılığında ise herhangi bir ücret ödenmediğini, bunların kendisinden silah zoruyla alınan konşimentolarla limandan alınan mallar olduğunu, Talimatla alınan beyanında; sunduğu dilekçenin içeriğini aynen tekrar ettiğini, dilekçesinde belirttiği kişilerden şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini, Tanık ...; olay öncesinden tanıdığı sanık ...'ın Gaziantep'te Trans Atlantik isimli kargo şirketinde çalıştığını, olay günü katılanın çantasını almaya gelenin de sanık ... olduğunu, sanıklar ... ve ...'in kardeş olduklarını ve ticaret yaptığı için bu sanıkları tanıdığını, bir defa da iş yerlerine gittiğini, ...'in de Suriye'de bir kargo şirketinde çalıştığını, mallarını bu şahıs aracılığıyla gönderdiğini, sanık ...'ın Gaziantep'te ayakkabı imalatı ile uğraştığını ve onunla da 1-2 defa ticaretlerinin olduğunu, diğer şahısları tanımadığını, katılanı da daha önceden tanımadığını, Suriye'deki dostu olan Muhammed Abu Hasan'ın katılana; "Türkiye'ye gidersen benim orada dostum var, başın sıkıştığında ona gidebilirsin." diyerek telefon numarasını verdiğini, katılanın da 2012 yılı Kasım ayında kendisini arayarak İstanbul'da olduğunu ve deri numunelerinin bulunduğunu söyleyip bunların satışı konusunda yardımcı olmasını istediğini, kendisinin de bu numuneleri Gaziantep'e getirmesini ve yardımcı olacağını söylediğini, katılanın da Gaziantep'e gelerek bu numuneleri kendisine verdiğini ve bu şekilde tanıştıklarını, numuneleri birkaç kişiye gösterdiğini ancak alıcı çıkmadığını, katılanın Mersin'de konteynırlarda suni derisinin olduğunu, bunları alıp alamayacağını sorduğunu, kendisin de bu kadar parasının olmadığını, İstanbul'da bu derilere müşteri bulabileceğini, kendisinin de birkaç tanıdığının olduğunu ve bu şahısların derileri alabileceğini söyleyerek bu şahısların numaralarını verdiğini, katılan İstanbul'a döndükten iki hafta sonra işleri nedeniyle kendisinin de İstanbul'a gittiğini, İstanbul'dan dönmek için uçağa bineceği sırada katılanın arayarak; "Gaziantep'e geliyorum. Beni alabilir misin?" diye sorduğunu, kendisinin de uçakta olduğunu söylediğini, katılanın da aynı uçağa binmiş olduğunu, katılanla Gaziantep Havaalanında buluştuklarını ve onu aracıyla şehir merkezine getirdiğini, katılanın elindeki çantayı göstererek; "Bu çanta sana emanet." dediğini ve çantayı açarak birkaç evrak çıkartıp "Bunlar Mersin'de bulunan derilerin gümrük dokümanlarıdır, bunlar çok önemli, sende kalsın, benim ... ve ... ... ile bir hesabım var ve onlarla görüşmeye gidiyorum." dediğini, bu çantayı alarak katılanı Çakmak mahallesine bıraktığını, ertesi gün akşam üzeri sanık ...'ın katılanın numarasından arayarak; "...'in çantası sende imiş, onun içerisinde dokümanlar var, bize onları ver." dediğini, kendisinin ise bunların emanet olduğunu ve kendisinin gelip almasını söylediğini, bu sırada telefonu katılanın alarak; "Çantayı bu şahıslara ver, bir şey olmaz." dediğini, yine kendisinin almasını söylemesine rağmen katılanın bir şey olmayacağını söylemesi üzerine kabul ettiğini, aradan yirmi dakika kadar geçtikten sonra sanık ...'ın evine gelerek dokümanları istediğini, dokümanları çantadan çıkartarak ona verdiğini, ancak katılanın konuşmalarından başkalarının elinde tutsak olduğunu anladığını, çünkü çantasında önemli evrakların olduğunu, başkasının elinde tutsak olmasa kendisinin gelip alacağını düşündüğünü, sanık ... dökümanları alıp gittikten yirmi dakika sonra kendisini tekrar arayarak katılanın bilgisayarını da istediklerini, bir süre sonra sanık ...'ın tekrar gelerek bilgisayarı da aldığını, yaklaşık yirmi beş gün sonra katılan ve sanık ...'in evine geldiklerini ve birlikte kahve içtiklerini, bir süre sonra sanık ...'in yanlarından ayrıldığını, daha sonra katılana çantayı neden istediğini sorduğunda kendisini kaçırdıklarını ve kafasına silah dayadıklarını, dokümanları aldıklarını ve evrak imzalattıklarını, kafasına silah dayadıkları için çantayı istediğini, daha sonra bu şahısların kendisini Suriye'ye götürdüklerini, muhaliflere teslim ettiklerini ve yaklaşık yirmi beş gün kadar burada tutsak kaldığını söylediğini, üzerindeki elbiselerin eski ve yırtılmış olduğunu, zor durumda olduğunu için katılana acıdığını ve elbise aldığını, daha sonra katılanın otele gittiğini, İnceleme dışı sanık ...; 1982-1990 yılları arasında Adana ilinde gümrük müşavirliği yaptığını, 1990 yılında da Gaziantep’e gelerek aynı işi yapmaya burada devam ettiğini, sanık ...'ın, yaklaşık 3-4 yıldır Gaziantep'te kendi fırmasının olduğunu, bu firma üzerinden ithalat ve ihracat yaptığını, kendilerinin de bu firmanın gümrükleme işlemlerini yaptıklarını, bu nedenle sanığı tanıdığını, sanık ...'ın da Gaziantep'te şirketinin olduğunu, onun şirketinin gümrükleme işlemlerini de kendilerinin yaptıklarını ve bu nedenle onu tanıdığını, sanık ...'in akrabası olduğunu ve İstanbul'da yaşadığını, akraba olmaları nedeniyle onu tanıdığını ancak samimiyetlerinin bulunmadığını, bunun dışında eğer sanık ... Hacı Yasir’in kardeşi ise onu da sanık ... dolayısıyla tanıdığını, diğer sanıkları tanımadığını, katılanı da tanımadığını ve kimseyle böyle bir ticari ilişkisinin olmadığını, kimseden zorla imza almadığını ve konuyla hiçbir alakasının olmadığını, İfade etmişlerdir. Sanık ...; işletmekte olduğu Hamidiye Otelinde eşi ile birlikte ikamet ettiğini, inceleme dışı sanık ... ile akraba olduklarını ancak onunla herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, sadece akraba olmaları nedeniyle ara sıra görüştüklerini, diğer sanıkları ve katılanı tanımadığını, Gaziantep ilinde akrabaları olduğu için ara sıra gidip geldiğini ancak katılanın belirttiği tarihte gidip gitmediğini hatırlamadığını, katılanın bahsettiği şekilde bir olayın kesinlikle yaşanmadığını, Ahmet Souran diye birini de tanımadığını ve suçlamaları kabul etmediğini, kendisine iftira atıldığını, Sanık ...; Enfal Ticaret isimli şirketin sahibi olduğunu, sanık ...'i yaklaşık bir yıldır tanıdığını ve iş ortaklıklarının olduğunu, ...'i de Suriye'den tanıdığını, aralarında herhangi bir sosyal ya da ekonomik ilişki bulunmadığını, inceleme dışı sanık ...'ın gümrük işlemlerini takip ettiğini, sanık ...'i uzun süredir tanıdığını ve ortak olduklarını, üç yıl önce Türkiye'ye geldiğinde sanık ...'ın yanında tercüman olarak çalıştığını, şu an da iş yeri komşusu olduklarını, kardeşi olan sanık ...'nın Suriye'deki olaylardan dolayı yaklaşık bir yıl önce Türkiye'ye geldiğini, sanık ...'ı tanımadığını, yaklaşık altı yedi ay kadar önce tanıştığı katılanın, sanık ...'ın Suriye'deki işlemlerini takip eden komisyoncusu olduğunu ve birkaç kez iş yerine geldiğini, sanık ...'ın katılandan alacağının olduğunu, kendisinin ise katılanla herhangi bir sosyal veya ekonomik ilişkisinin bulunmadığını, katılanın 2012 yılı Ağustos aylarında sanık ... ile hesap yapmak için 3-4 kez iş yerlerine geldiğinin olduğunu, kendisinin de alacak verecek meselesiyle ilgili katılanla görüştüğünü, ancak kesinlikle katılana silah göstermediklerini, zorla bir yere götürmediklerini, evrak imzalatmadıklarını ve çantası ile bilgisayarını almadıklarını, hatta katılanın sanık ... ile birlikte iş yapma teklifinde bulunduğunu, katılanla herhangi bir alacak verecek meselesinin olmadığını, 19.12.2012, 23.11.2012, 16.11.2012, 08.11.2012, 20.09.2012, 19.09.2012 ve 19.09.2012 tarihlerinde katılana ait malların sanık ... tarafından gümrük müşaviri Sinan Bulut aracılığıyla gümrükten çekildiğine dair belgeler okunup sorulduğunda; belgede gözüken Yıwu Future Group Trading isimli şirketin katılana ait olduğunu, bu Şirkete hatırlamadığı miktarda para ödediğini, bunun karşılığında da Şirketin kendisine Çin'den miktarını hatırlamadığı kadar deri gönderdiğini, bu malların Mersin Gümrüğünde bulunduğunu, bunların gümrük işlemlerini halletmesi için İpekyol Gümrük isimli bir şirkete genel vekâletname verdiğini, adına gümrükten deriyi alan Sinan Bulut'u tanımadığını, İpekyol Gümrük isimli şirketin bu şahsı kullanarak adına gelen derileri gümrükten çekmiş olabileceğini, bu malların bir kısmını sanık ...'e; bir kısmını Suriye'ye; geri kalanını da iç piyasaya sattığını, katılanı tanımadığını ve deriyi gönderen Şirket'in katılana ait olduğunu sonradan öğrendiğini, katılan ile aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını ve neden böyle bir iddiada bulunduğunu bilmediğini, atılı suçlamaları kabul etmediğini, Sanık ...; Gaziantep ilinde deri alım satım işiyle uğraştığını, sanık ...'ın elindeki malları sattığını ve bu şekilde ortak iş yaptıklarını, sanık ...'in abisi olduğunu ve birlikte suni deri işi yaptıklarını, abisi ile ortak iş yapan sanık ... ile de on dört ay önce Türkiye'ye geldiğinde tanıştığını, sanık ...'i de sanık ...'ın kardeşi olduğu için tanıdığını, inceleme dışı sanık ...'ı tanımadığını, sadece sanık ...'dan ismini duyduğunu, sanık ...'ın kardeşi olan sanık ...'nın Suriye'de esnaflık yaptığını ve aralarında alış veriş olduğunu, katılan ile ... Kezha isimli şahıs aracılığıyla tanıştığını ve birlikte Çin'den deri getirip sattıklarını, daha sonra katılanın birkaç şirkete borcu olduğunu öğrenince ortaklıklarını bitirdiklerini, katılanla 2012 yılının Ekim ayı gibi Gaziantep ilinde görüşüp hesap yaptıklarını ve katılandan 13 konteyner alacağının olduğunu tespit ettiklerini, bunun üzerine katılanın 13 konteyner derinin konşimentosunu verdiğini, kendisinin de bu malları Lazkiye Gümrüğünden çekip sattığını, katılanı tehdit ederek zorla konşimentolarını almadıklarını hürriyetinden yoksun kılmadıklarını, Sanık ...; Suriye'deki olaylardan dolayı bir yıl önce Türkiye'ye geldiğini, burada herhangi bir işinin olmadığını ve abisi olan sanık ... ile birlikte kaldıklarını, sanık ... ile yaklaşık 2-3 ay kadar önce abisinin iş yerinde tanıştıklarını, aralarında herhangi bir sosyal veya ekonomik ilişki bulunmadığını, şu an Suriye'de bulunan ...'i tanıdığını, sanık ...'in Suriye'de deri ticareti işiyle uğraştığını ve aralarında ticari ilişki bulunduğunu, sanık ... ile de aralarında alış veriş olduğunu, sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'ı tanımadığını, daha öncesinden tanımadığı katılanın beş ay kadar önce sanık ...'ın iş yerine geldiğini, katılan ile sanıklar ... ve ... arasında geçmişten gelen bir alacak verecek meselesinin bulunduğunu, sanık ...'ın katılandan alacağının olduğunu ve aralarında hesaplaştıklarını, katılana silah göstermediklerini, zorla bir yere götürmediklerini, evrak imzalatmadıklarını ve çantası ile bilgisayarını almadıklarını, kendisi ile katılan arasında herhangi bir alacak verecek meselesinin olmadığını, neden bu şekilde ithamda bulunduğunu anlamadığını ve atılı suçlamaları kabul etmediğini, Sanık M. ... ...; 4-5 ay kadar önce savaştan dolayı Türkiye’ye geldiğini, suni deri işiyle uğraştığını, sanık ...'ı tercüman olduğu için tanıdığını, aralarında herhangi bir sosyal veya ekonomik ilişki bulunmadığını, sanık ...'ın kardeşi olduğunu ve birlikte aynı işi yaptıklarını, arkadaşı olan ...'i on yıldır tanıdığını ve bu şahsın gerçek isminin ... olduğunu, 3-4 yıldır tanıdığı sanık ...'ın Halep şehrine gelerek kendisinden emtia satın aldığını, Türkiye'ye geldiğinde de sanık ...'ın kendisine küçük bir dükkân verdiğini, burada işe başladığını ve hâlâ da devam ettiğini, 2-3 ay kadar önce tanıştığı inceleme dışı sanık ...'ın Çin'den getirdiği suni derilerin gümrük işlemlerini yaptığını, sanık ...'nın sanık ...'ın kardeşi olduğunu ve onlara suni deri sattığı için tanıdığını, sanık ...'i tanımadığını, katılan ile yaklaşık iki yıl kadar önce Halep'e geldiğinde tanıştıklarını, daha sonra da aralarında alış veriş başladığını, katılanın kendisine suni deri gönderdiğini ve yaklaşık 1.000.000 Dolarlık ticaret yaptıklarını, bunların faturalarının ve havale evraklarının mevcut olduğunu, katılanın yalan söylediğini ve suçlamaları kabul etmediğini, katılanın 41 konteyner deriyi getirmesi hâlinde bunların Türkiye kayıtlarına girmesi gerektiğini ancak böyle bir kaydın olduğunu zannetmediğini, bir gün katılanın kendisini arayarak; "Gaziantep'e gel, ticari hesabımızı yapalım." dediğini, kendisinin de kabul ederek Gaziantep'teki iş yerine yakın başka bir iş yerinde katılan ile buluştuğunu, bu buluşmada sanıklar ... ve ... ile ...'in de olduğunu, katılanın ilgili evrakın yanında olmadığını, tanık ...'de olduğunu söyleyerek tanığı aradığını ve çantayı sanık ...'a vermesini söylediğini, tanık ...'nin de kabul ettiğini ve bulunduğu yeri tarif etmek için sanık ... ile konuştuğunu, daha sonra sanık ...'ın çantayı alıp geldiğini ve katılanla aralarında hesaplaştıklarını, ardından herkesin işine döndüğünü, katılanı zorlamalarının veya alıkoymalarının söz konusu olmadığını, katılan ile hesaplaştıktan sonra Suriye'ye geri döndüğünü, buna ilişkin giriş-çıkış kayıtlarının bulunduğunu, Sanık ...; terlik imalatı yaptığını, sanık ...'ın daha önce yanında çalıştığını, sanık ...'ın iş yeri komşusu olduğunu, ...'in daha önceden Gaziantep'te terlik imalatı yaptığını, bu nedenle onu ve oğullarını tanıdığını ancak bu şahsın veya oğullarının yanında çalışmadığını, gümrük müşaviri olan inceleme dışı sanık ...'ı da tanıdığını ancak aralarında herhangi bir sosyal veya ekonomik ilişki bulunmadığını, sanık ...'in iş yeri komşusu olduğunu ve aralarında ticari ilişki bulunduğunu, katılanı tanımadığını ve katılanın herhangi bir şekilde iş yerine gelmesinin söz konusu olmadığını, ayrıca katılanın kaçırılması ve mallarına el konulmasıyla ilgili de herhangi bir bilgisinin bulunmadığını, sadece bir sohbet ortamında katılanın, Çin'de bir acentesinin olduğunu, sanık ...'in Çin'deki 65 konteyner malının gümrükten çekilmemesi için bu mallara şerh koydurttuğunu ve bu nedenle sanık ... ile aralarında sorun olduğunu duyduğunu, bu konuyla kendisinin hiçbir alakasının olmadığını ve katılanın neden hakkında böyle bir ithamda bulunduğunu bilmediğini, atılı suçlamaları kabul etmediğini, Sanık ...; terlik imalatı yapan iş yerinin olduğunu, yaklaşık üç yıl kadar önce Suriye'den gelen sanık ...'ın, abisi olan sanık ...'ın yanında tercüman olarak işe başladığını ve hâlâ da devam ettiğini, yaklaşık 6-7 aydır tanıdığı sanık ... ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, inceleme dışı sanık ...'ın gümrük işlemlerini yürüttüğünü, sanık ...'yı sanık ...'ın kardeşi olması nedeniyle tanıdığını, ancak aralarında herhangi bir sosyal veya ekonomik ilişki bulunmadığını, katılanı tanımadığını ve herhangi bir alış verişlerinin olmadığını, bahsedilen olay hakkında herhangi bir bilgisinin olmadığını, katılanı alıkoymadığını ve yağmalanmasına aracılık etmediğini, katılanın beyanlarının uydurma niteliğinde olduğunu ve suçlamaları kabul etmediğini, Savunmuşlardır. IV. GEREKÇE A. Katılanın, sanık ... hakkında şikâyetçi olduktan sonra kovuşturma aşamasında sunduğu dilekçesinde belirttiği sanıklar dışındaki hiç kimseden şikâyetçi olmadığını bildirmesi, belirttiği sanıklar içerisinde de sanık ...'ın olmaması karşısında katılan ve vekilinin bu sanık yönünden hükmü temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunup bulunmadığı; 1. İlgili Mevzuat CMK'nın mağdur ve şikâyetçinin haklarını düzenleyen "Mağdur ile şikâyetçinin hakları" başlıklı 234. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi; "Kovuşturma evresinde; 1. Duruşmadan haberdar edilme, 2. Kamu davasına katılma, 3. Tutanak ve belgelerden vekili aracılığı ile örnek isteme, 4. Tanıkların davetini isteme, 5. Vekili yoksa, baro tarafından kendisine avukat atanmasını isteme, 6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma" şeklinde olup, buna göre mağdur ile şikâyetçinin kovuşturma evresinde; duruşmadan haberdar edilme, kamu davasına katılma, tutanak ve belgelerden vekili aracılığı ile örnek isteme, tanıkların davetini isteme, vekili yoksa baro tarafından kendisine avukat atanmasını isteme ve davaya katılmış olmak şartıyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu hüküm altına alınmış, maddenin; "Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır." şeklinde düzenlenen son fıkrasında ise, bu hakların mağdur ve şikâyetçiye anlatılıp açıklanacağı ve bu hususun tutanağa yazılacağı belirtilmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, kamu davasına katılmanın kanun koyucu tarafından, mağdur ve şikâyetçi için kovuşturma aşamasında kullanılabilecek bir hak olarak düzenlendiği görülmektedir. Bir hak olarak hüküm altına alınmış olan kamu davasına katılma, CMK'nın "Mağdur, Şikayetçi, Malen sorumlu, Katılan" başlıklı dördüncü kitabının, "Kamu Davasına Katılma" başlıklı ikinci kısmında 237 ile 243. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 237. maddesinde; "(1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler. (2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır." hükmüne yer verilmiş, Katılma usulünü düzenleyen 238. maddesinde ise; "(1) Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur. (2) Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur. (3) Cumhuriyet savcısının, sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir. (4) Sulh ceza mahkemesinde açılmış olan davalarda katılma hususunda Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaz." biçiminde, katılma isteminin şekli ve istem üzerine yapılacak işlemler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre mağdur, şikâyetçi, suçtan zarar gören ve malen sorumlu olanların kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılmaları mümkün olup, bunun için kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi ya da katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi yeterlidir. Kamu davasına katılma hakkını kullanmanın öncelikli şartı şikâyetin devam etmesi olduğundan, şikâyet hakkı bulunan kişinin şikâyetten vazgeçmesi hâlinde davaya katılma hakkı bulunmamaktadır. CMK’nın 243. maddesindeki; "Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır." biçimindeki düzenleme ile istikrarlı olarak sürdürülegelen Ceza Genel Kurulu ve Ceza Daireleri uygulamalarına göre; soruşturma aşamasındaki şikâyetten vazgeçme sonradan kovuşturma aşamasında kamu davasına katılmaya engel değil ise de kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde davaya katılma olanağı kalmayacak, katılma kararı verilmiş ise bu hükümsüz kalacaktır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun suç tarihinde yürürlükte bulunan "Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar" başlıklı 73. maddesi; "(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (3) Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez. (4) Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. (5) İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. (6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. (7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikâyetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz." şeklinde olup anılan maddenin beşinci fıkrası uyarınca iştirak hâlinde suç işleyen sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçmenin diğerlerine de sirayet edeceği kabul edilmiştir. Anılan madde başlığının "Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar" olması da gözetildiğinde şikâyetten vazgeçmenin sirayeti suçun takibinin şikâyete bağlı suçlardan olması ve suçun iştirak hâlinde işlenmesi hâlinde mümkündür. 2. Ön Soruna İlişkin Hukuki Değerlendirme Sanıklar ..., ..., ..., M. ... ..., ..., ... ve ...'ın nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yargılandıkları kamu davasında; katılanın soruşturma aşamasında tüm sanıklar hakkında şikâyetçi olduğu, talimatla alınan beyanı sırasında sunduğu dilekçesinde ise; "...Beni kaçıran, darp eden, hapis eden, elimden zorla mallarıma konu konşimentolarımı ve daha sonra da mallarımı alan, ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ve halen Suriye'de olduklarını bildiğim tutuklanmayan ... ve iki oğlu, ... ... ve ... isimli kişilerden davacı ve şikayetçiyim. Bu kişiler dışında başka da hiç kimseden şikâyetçi değilim." şeklinde açıklamalara yer verdiği ve talimatla alınan beyanında; "Ben yazılı beyanda bulundum, şu an mahkemeye sunuyorum, sunduğum dilekçemin içeriğini aynen tekrar ederim, dilekçemde belirttiğim kişilerden şikâyetçiyim, bu olay nedeniyle maddi zararım vardır, uzlaşmak istemiyorum, davaya katılmak istiyorum." dediği anlaşılan dosyada; katılan soruşturma aşamasında sanık ... hakkında şikâyetçi olmuş ise de kovuşturma aşamasında bu sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçmesi ve CMK’nın 237. maddesinin birinci fıkrasında, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabileceklerinin düzenlenmesi nedeniyle, katılanın, sanık ... hakkında yürütülen kamu davasına katılmasının mümkün olmaması ve CMK’nın 234. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yoluna başvurma hakkına sahip olma koşulunun gerçekleşmemesi ve vekilinin de bu haktan yararlanamaması karşısında, katılanın ve vekilinin sanık ... hakkında verilen hükmü temyiz etme haklarının bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, temyize hak ve yetkisi bulunmayan katılan ve vekilinin sanık ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmeli ve inceleme, sanıklar ..., ..., ..., M. ... ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmalıdır. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; katılan ve vekilinin sanık ... hakkında kurulan beraat hükümlerini de temyiz etme hak ve yetkisine sahip oldukları düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. B. Sanıklar ..., ..., ..., M. ... ..., ... ve ... hakkındaki beraat hükümlerinin eksik araştırmayla kurulup kurulmadığı; 1. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delilerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu gerekse CMK; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur. 2. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Yıwu Future Group Trading Limited Şirketi aracılığıyla deri ithalatı yaparak geçimini sağlayan katılanın, suç tarihinden önce Gaziantep ilinde ikamet eden ve Suriye uyruklu olan sanıklar ..., ... ve ... ile ortaklaşa gerçekleştirdikleri deri ticareti nedeniyle onlardan 300.000 Dolar alacaklı olduğu, yurt dışından getireceği derilerin satışı için de 2012 yılının Eylül ayında inceleme dışı sanık ... ile ortaklık kurduğu, ... ...'in, derilerin gümrük işlemlerinin yapılabilmesi için katılandan 11 konteyner suni derinin mülkiyet hakkını gösterir konşimentoları temin ederek inceleme dışı sanık ...'a gönderdiği ve gümrük işlemleri için katılandan 350.000 Dolar talep ettiği, bunun üzerine katılanın sanıklardan olan alacağını tahsil etmek için 17.10.2012 tarihinde tanık ... ile birlikte İstanbul ilinden Gaziantep iline geldiği, katılanın sanıklardan olan alacağını uzun süre tahsil edemeyip onlara olan ticari güvenini kaybettiği için sanıkların iş yerine gitmeden önce konşimento, cep telefonu ve bilgisayarının bulunduğu çantayı tanık ...'ye emanet bıraktığı, sanıkların öncesinde katılana ait derilerin mülkiyet hakkını gösterir konşimentoları zorla alarak haksız menfaat temin etmek için plan yaptıkları, bu plan çerçevesinde sanık ...'ın katılan ile buluşarak onu sanıklar ... ve ...'ın bulunduğu Enfal Ticaret isimli iş yerine götürdükleri, burada sanıkların katılan ile deri ticaretine devam etmek istediklerini söylemelerine rağmen katılanın bunu kabul etmediği, bunun üzerine sanık ...’ın iş yerinden çıkarak sanıklar ..., ...ve ... ile açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemeyen Abu Ismail ve iki oğlunu iş yerine davet ettiği, sanıkların iş yerinin kapısını kapatarak fikir ve eylem birliği içerisinde katılanı darbettikleri, bu sırada sanık ...'nın ele geçirilemeyen silahı kafasına dayamak suretiyle katılanı tehdit ettiği, daha sonra sanıkların katılanı bu iş yerinden alıp yine Gaziantep ilinde bulunan Abu Ismail'in evine götürdükleri, burada sanıkların katılanı ölümle tehdit ederek tanık ...'yi arayıp konşimentoları sanık ...’a vermesini söylemesi için zorladıkları, bunun üzerine katılanın rızası dışında tanık ...'yi birden fazla kez arayarak konşimentoları sanık ...'a teslim etmesini söylediği, tanığın bunu kabul etmeyerek katılanın zor durumda bulunduğunu düşünüp konşimentoları sadece kendisine teslim edeceğini beyan ettiği, ancak katılanın ısrarla arayıp bu talebini tekrar etmesi üzerine tanığın bunu kabul ederek ikametgâhına gelen sanık ...'a konşimentoları teslim ettiği, sanıkların katılanın konşimentolarını aldıktan sonra bu sefer de katılanın cep telefonu ve bilgisayarını alması için sanık ...'ı tekrar tanığın evine gönderdikleri, cep telefonu ve bilgisayarı da aldıktan sonra katılanı inceleme dışı sanık ...’ın evine götürdükleri, burada 6 konteyner suni derinin mülkiyet hakkının sanıklara devrine ilişkin evrakları katılana zorla imzalattırarak bu derileri 08.11.2012, 16.10.2012 ve 19.12.2012 tarihlerinde Gümrük Müdürlüğünden teslim alıp haksız menfaat temin ettikleri, sanıkların olay nedeniyle haklarında şikâyetçi olmasını engellemek için de katılanı Suriye ülkesinde yaşanmakta olan iç çatışmadan da faydalanarak Suriye ülkesine götürüp devlet rejimi yanlısı olarak tanıtıp muhalif gruplara teslim ettikleri, katılanın muhalif gruplar tarafından sorgulanarak bir süre cezaevinde tutulduktan sonra rejim yanlısı olmadığı anlaşılıp serbest bırakıldığı iddiası ile kamu davası açılan olayda; katılanın; sanıkların kendisini inceleme dışı sanık ...’ın evine götürdüklerini, evde ...’ın oğlunun da bulunduğunu, daha sonra sanıklar ... ve ... ile ... ve ...'in kendisini 19.10.2012 tarihinde Öncüpınar Sınır Kapısından çıkartarak Membiç köyüne götürdüklerini, sanık ...'in kendisini tanık ...'nin evine götürdüğü sırada bilgisayarını iade ettiğini, daha sonra yaptığı kontrolde bilgisayarının içerisindeki bilgilerin, müşterilerinin hesaplarının, bütün ticari sırlarının alınmış ve bozulmuş olduğunu anladığını beyan etmesi karşısında; ...’ın oğlunun açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek tanık olarak ifadesinin alınması, 19.10.2012 tarihinde Öncüpınar Sınır Kapısından katılan ile birlikte ..., ..., ... ve ...'in de çıkış yapıp yapmadıklarının sorulması ve silinmemiş ise bu tarihe ilişkin Sınır Kapısındaki kamera kayıtlarının aldırılması, katılan ve sanıkların kullanmış oldukları telefon numaralarının suç tarihlerindeki HTS kayıtlarının istenmesi, katılanın bilgisayarı temin edilerek, sanıklarda kaldığı süre içerisinde ne gibi işlemler yapıldığının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi, katılanın, sanıklar tarafından söz konusu malların sahte evrakla gümrükten çekildiğini beyan ederek şikâyetçi olması üzerine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.07.2018 tarih ve 17676-2619 sayı ile Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına yetkisizlik kararı verildiği anlaşılmakla söz konusu soruşturmanın akıbetinin araştırılması, dosya içerisindeki Gümrük Müdürlüğünden temin edilen belgeler katılana gösterilerek tanık ...'ye emanet olarak bıraktığı çantanın içerisindeki konşimentoların ve zorla imzalattırılan evrakın hangilerine ilişkin olduğunun detaylı şekilde sorulması ve gerekirse Gümrük Müdürlüğünden eksik belgelerin tamamlanması, Enfal Ticaret adlı iş yerine ait tüm defter ve kayıtlar celp edilerek bilirkişiye verilip katılana ait suni derilerin karşılığının ödenip ödenmediğinin, katılanın 300.000 Dolar alacağının bulunup bulunmadığının, söz konusu işlemlerin gerçek bir ticari ilişkiye dayanıp dayanmadığının tespit edilmesi, bunların sonuçlarına göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırmayla hükümler kurulduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemece sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında eksik araştırmayla beraat hükümleri kurulması isabetsizliğinden hükümlerin bozulmasına karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Temyiz hak ve yetkisi bulunmayan katılan ve vekilinin sanık ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin REDDİNE, 2- Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 204-287 sayılı kararının, sanıklar ..., ..., ..., M. ... ..., ... ve ... hakkında eksik araştırmayla beraat hükümleri kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA, 3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde yapılan müzakerede ön sorun yönünden oy çokluğuyla, asıl uyuşmazlık konusu yönünden ise oy birliğiyle karar verildi.