10. Hukuk Dairesi 2011/5797 E. , 2012/9989 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :341-358 Dava, rücuan tazminat davasıdır. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Y
**10. Hukuk Dairesi 2011/5797 E. , 2012/9989 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :341-358 Dava, rücuan tazminat davasıdır. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasa’nın 26. maddesidir. Bu maddeye dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, öncelikle, iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa, çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir. Somut olay incelendiğinde; davalı T.C.D.D 5. Bölge Müdürlüğü'nde çalışan sigortalı ...'in binanın girişindeki 3 basamaklı beton merdivenden düşerek yaralandığı ve 26.11.2005 tarihinde kaldırıldığı hastanede vefat ettiği anlaşılmaktadır. 27.03.2006 tarih ve 20.SR.13 sayılı sigorta müfettişi tarafından hazırlanan raporun sonuç kısmında; belgeleri sunulan ve açıklanan tıbbi teşhis ve tedaviler ile kazalının önceden mevcut olduğu kesinlik kazanmış olan kronik rahatsızlıklarının da göz önünde tutulmak suretiyle,ölüm olayının iş kazasına sebep olan düşme sonucunda meydana gelip gelmediğinin müdavi hekimlerden sorulması ve ölümün bu düşmeye bağlı olduğunun kesinlik kazanması durumunda 506 sayılı yasanın 12. maddesinde belirtilen yardımların yapılması gerektiği belirtilmiş olduğu ve sonrasından da sigortalı hak sahiplerine gerekli sosyal yardımların yapıldığı anlaşılmaktadır. 30.07.2007 tarih ve KK-88 sayılı iş müfettişi tarafından hazırlanan rapor incelendiğinde; sigortalı işçinin duyma oranındaki kayıp nedeniyle özürlü olarak işe girdiği, yemekhane ve buna müteakip Loko atölyesinde çalışmaya başlatıldığı, işyerinde düzenli atfedilecek iş yeri hekimi çalıştırılmadığı, işçinin 1990 yılında yemekhanede çalıştırılmaya başlanılmasına rağmen ilk muayenesinin 1995 yılında yapıldığı, 1999 yılında Loko Bakım Atölyesine Akaryakıt ve Kumlama Postasına nakil gitmesine ilişkin hekim raporunda herhangi bir görüş bildirilmediği, sadece çalışabileceğinin belirtildiği, ... işçinin özürlü kadrosunda çalıştığı, özellikle ... işçinin geçmişinde “kişide karaciğer ve dalak büyümesine neden kronik bir hastalığın bulunduğu, menejit hastalığı sekeline bağlı sinirsel işitme azlığı dizarti yüksek kumanda sesini ancak kulak saymanı önünde duyabilmekte olup, duyma oranında “% 40” kayıp olduğu, iş kazası olayın sebep sonuç ilişkisinde karar verme noktasında şüpheler ve yeterli kanaat hasıl olmaması nedeniyle kusur addedilemeyeceği, ölüm olayı ile ilgili ... işçinin düşmesine bağlı bir süreç sonrası vefat ettiğinin adli mercilerde görev alan doktor bilirkişiler tarafından değerlendirilmesinin daha uygun olacağı yönünde kanaat bildirdiği anlaşılmaktadır. Savcılık tarafından yapılan hazırlık soruşturması sonucunda; kazazedenin ölümünün künt bel travmasına bağlı iç organ lezyonu ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu ve kazazededen başkasına kusur verilemeyeceği gerekçesi ile takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, dosya üzerinden üç uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmış, 1. heyet raporunda iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı gerekçesi ile hiç kimseye kusur izafe edilemeyeceğinin belirtildiği, 2. heyet raporunda gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı gerekçesi ile işverene %70 kusur verildiği kazalıya %30 kusur verildiği ve 3. heyet raporunda ise kazanın önlenebilmesi için alınabilecek bir tedbir bulunmadığı,ölüm ile güvenlik önlemleri ve sigortalının bedenine uygun işte çalıştırılması arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçeleri ile davalının kusurlu olmadığının belirtildiği ve mahkemece işverene atfedilecek kusur bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. 506 sayılı Kanunun 26. maddesinde düzenlenmiş bulunan rücu davaları, sigortalının alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalı olup; anılan Yasal düzenleme çerçevesinde kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi hükmü doğrultusunda raporda tartışılması gerekir. İşverenin tamamen kusursuz kabul edilebilmesi için ise, anılan madde gereğince, işyerindeki işçilerin sağlığı ve iş güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbiri alması, uygun çalışma ortamı hazırlaması, araçları noksansız bulundurması, işçileri etkin bir biçimde denetlemesi, gözetlemesi, bütün yükümlülüklerini özenle yerine getirmesi gerekir. Hal böyle olunca, Mahkemece, öncelikle, ... sigortalıya ait tüm tedavi kayıtları getirtilmeli, İş güvenliği Tüzüğünün 81. maddesinin 4. bendi kapsamında davalı işveren tarafından sigortalının periyodik sağlık muayenelerinin yaptırılıp yaptırılmadığı araştırılarak, yaptırılmadığının belirlenmesi halinde, alanından uzman bilirkişi, yada, bilirkişi heyetinden, periyodik sağlık muayenesinin yaptırılmamasının sigortalının ölümündeki etkisi, başka bir anlatımla ölüm olayı ile muayene yaptırılmaması eylemi arasında illiyet bağının varlığı yönünde rapor alınmalı, illiyet bağının varlığının tespiti halinde ise, iş kazasının meydana geldiği iş kolunda ve İşçi sağlığı ve İş Güvenliği mevzuatında uzman bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınmalı, ayrıca aldırılacak rapor ile hak sahipleri tarafında açılmış Malatya İş Mahkemesi'nin 2008 /196 Esas sayılı maddi manevi tazminat dosyasının güçlü delil niteliği de gözetilerek,bu dosyadaki raporlar arasında çelişki var ise giderilerek, sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 0 halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S0NUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.