11. Ceza Dairesi 2023/891 E. , 2024/4085 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/52 E., 2014/158 K. SUÇ : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İskenderun 2.
**11. Ceza Dairesi 2023/891 E. , 2024/4085 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/52 E., 2014/158 K. SUÇ : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2014 tarihli ve 2011/52 Esas, 2014/158 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi, 43 üncü ve 52 nci maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 10.250,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.12.2022 tarihli ve 2021/1359 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/159111 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/159111 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/06/2014 tarihli kararı ile sanık ... ile birlikte sanık ...'nın başkası adına 3 adet GSM hattı çıkardıkları gerekçesiyle özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 30/03/2015 tarihli ve 2015/3601 esas, 2015/22674 karar sayılı ilamı ile bozulmasını takiben, yeniden yapılan yargılama neticesinde adı geçen sanıkların özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine ilişkin İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/03/2017 tarihli ve 2015/134 esas, 2017/42 sayılı kararının sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 29/04/2019 tarihli ve 2018/5211 esas, 2019/4376 karar sayılı ilamı ile katılan ... adına 3 adet Avea hattı çıkarma eyleminin özel belgede sahtecilik suçunu değil, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet suçunu oluşturduğundan bahisle sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden bozma kararı verildiği ve bozmanın da anılan kararı temyiz etmeyen sanık ...'e sirayetine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında, sirayetin mahallinde mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği düşünülerek yapılan incelemede, Benzer bir olayla ilgili Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 15/06/2020 tarihli ve 2020/1421 esas, 2020/5777 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca, 20 ilâ 100 Türk lirası arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği, sanığın elde ettiği haksız menfaatin iki katının, 4.200,00X2: 8.200,00 Türk lirası olduğu kabul edildiğine göre, sanık hakkında hüküm kurulurken sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 158/1-j, 158/1-son maddesi uyarınca 4 yıl hapis ve 410 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun'un 43. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapılarak 5 yıl hapis ve 512 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ve anılan Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20,00 Türk lirası üzerinden hesaplama yapılarak sonuç olarak 5 yıl hapis cezası yanında 10.240,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi yerine, anılan kararda, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 158/1-j maddesi uyarınca 4 yıl hapis ve 100 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20,00 Türk lirası üzerinden hesaplama yapılarak 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilecek adli para cezasının suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olamayacağından bahisle adli para cezasının 8.200,00 Türk lirasına çıkartılmasını müteakip, anılan Kanun'un 43. maddesi uyarınca 1/4 oranında indirim yapılarak sonuç olarak 5 yıl hapis cezası yanında 10.250,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedilerek fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde; " Dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." ve aynı fıkranın son cümlesinde; "Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." hükümleri yer almakta olup, 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “iki yıldan yedi yıla” ibaresinin “üç yıldan on yıla” şeklinde, “(j) ve (k)” ibaresinin “(j), (k) ve (l)” şeklinde ve “üç yıldan” ibaresinin “dört yıldan” şeklinde değiştirildiği anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un adli para cezası başlıklı 52 nci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları; " (1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir." (2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir. (3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. " şeklinde düzenlenmiştir. 3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde, aynı fıkranın son paragrafı gereğince temel para cezası suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde gün karşılığı olarak tespit edilerek, artırım ve indirimlerin belirlenen gün üzerinden yapılması ve buna göre sonuç para cezasının saptanması gerekirken, sanık hakkında temel cezanın 100 gün adli para cezası olarak belirlenip, günlüğü 20 TL den hesaplanarak 2.000,00 TL adli para cezasına hükmedildikten sonra, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katı olan 8.200,00 TL adli para cezasına çıkartılması ve bu miktar üzerinden 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapılarak sanığın 10.250,00 TL adli para cezası ile cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayini Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2014 tarihli ve 2011/52 Esas, 2014/158 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Hüküm fıkrasındaki para cezasına ilişkin bölümün çıkartılarak, yerine; “sanığın 410 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca cezası 1/4 oranında artırılarak 512 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 52 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca günlüğü 20 TL’den paraya çevrilerek neticeten 10.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinin yazılmasına, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, para cezasına ilişkin infazın belirlenen şekilde yapılmasına, kararın diğer kısımlarının yerinde bırakılmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2024 tarihinde karar verildi.