İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Ankara 2. FSHHM'ne sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun 233 sayılı KHK hükümlerine tabii, kamu yararı amacıyla ve kamu hizmetinin gereklerine uygun nitelikte iktisadi alanda faaliyetlerini sürdüren ve sermayesinin tamamı devlete ait olan bir iktisadi devlet teşekkülü olduğunu, …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1457 KARAR NO : 2025/1754 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 25/05/2023 NUMARASI : 2022/10 E. - 2023/109 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Ankara 2. FSHHM'ne sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun 233 sayılı KHK hükümlerine tabii, kamu yararı amacıyla ve kamu hizmetinin gereklerine uygun nitelikte iktisadi alanda faaliyetlerini sürdüren ve sermayesinin tamamı devlete ait olan bir iktisadi devlet teşekkülü olduğunu, müvekkili kurumun ünvanının “... Genel Müdürlüğü” iken 25/03/2013 tarih ve 2013/4553 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “...” olarak değiştirildiğini, müvekkili kurumun TPMK nezdinde sicile 2009/03281, 2010/31025, 2013/52156 ve 2013/62596 tescil numaraları ile kayıtlı fikri eşyaların mülkiyetine haiz olduğunu, anılan markaların tamamının tescil edildikleri tarihlerden bu yana fasılasız olarak gerek unvanlarında, gerekse ticari emtialarında doğrudan doğruya kullanıldığını, davalının işyeri tabelasında “... ...” ifadesini kullandığını, anılan tabelada tercih edilen renk ve yazı karakterlerinin de müvekkili kurumun bünyesindeki mağazaların tabelalarında kullanılan renk ve yazılarla benzeşmesi nedeniyle tüketicileri yanıltıcı özellikte olduğunu, işletmedeki camekan, yazar kasa fişi, barkotlu ürün etiketi ve mağaza poşetindeki kullanımlar itibariyle de marka haklarına ihtilas suretiyle tecavüzde bulunulduğunu, işyeri tabelası, camekan ve mağaza poşetinde teşhir edilen büyükbaş hayvan figürü, bu şekli çevreleyen sözcük ve kısaltmalarda da müvekkili kurumun tescilli markası ile karışıklığa neden olabilecek benzerlikler ve unsurların mevcut olduğunu, davalının böylelikle müvekkili kurumun ülke çapındaki tanınmışlığı ve güvenilirliğinden yararlanmak suretiyle tüketiciyi yanılttığı ve ortalama tüketici düzeyinde işletmesini müvekkili kurumla ilintili göstermeye çalıştığı iddiasıyla şirket yetkilisi hakkında iltibas suretiyle marka hakkına tecavüz suçundan ceza soruşturması yürütülmesini 29/07/2020 tarihli başvurularıyla talep ettiklerini, ilgili talep üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/123767 Soruşturma numarasına kayıtlanan tahkikata başlandığını, ceza soruşturma dosyasından tanzim olunan 25/09/2020 tarih ve 2020/76334 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile tahkikat makamınca şüpheli kullanımının 2017 94023 tescil numaralı markaya dayalı olduğunu ve markaya dayalı bu kullanımın soruşturma konusu suça vücut vermediği sonucuna varıldığını, kurumlarının hukuk mahkemelerinden hükümsüzlük talep etmekte muhtar olduğunun düşünüldüğünü, SMK'nun 5/1-ç, 6/1 ve 6/5. maddeleri hükümleri uyarınca ret sebeplerinin varlığına rağmen tescil edilmiş bir marka bakımından hükümsüzlük talep edilebileceğini, davalının, kullanımındaki tescilli marka ile hitap ettiği alıcı kitlesini iltibasa düşürdüğünü, “...” ibarelerinin bir tesadüf eseri tercih edilmiş olmasının akli imkan dahilinde olmadığını, tüm Türkiye sathında “...” tan kast edilenin direkt olarak müvekkili kurum olduğunu, müvekkili kurumun hiçbir bayiinin mevcut olmadığını, kendi bünyesindeki halihazır on yedi satış mağazasında perakende satış yaptığını, tüketicilerin, müvekkili kurumun perakende satış faaliyetlerini, takriben yetmiş yıldır “mağaza” olarak vasıflandırdığı üniteleri aracılığıyla yürüttüğünü bildiğini, ihlalin meydana geldiği İstanbul’da müvekkili kurumun İstanbul Beylikdüzü Satış Mağazasının bulunduğunu, davalı şirketin işyeri poşetinde “... ... – ... Mağazası” ibarelerinin geçtiğini, davalı markanın lanse edildiği tabelada zeminin kırmızı ve karakter grubunun beyazla teşkil edilmesinin de rastlantısal bir seçim olamayacağını, dava konusu markanın ihtiva ettiği dairesel şeklin içerisindeki simge (boynuzlu büyükbaş hayvan kafası figürü), sözcük ve kısaltmaların da iltibasa ayrıca katkı sağladığını, davalıya ait markanın ihtiva ettiği unsurların bir bütün halinde verdiği imajın iltibaslı olduğunu, davalı markasına dayalı tüm kullanımların da bu nedenle aynı haksız neticeyi doğurduğunu, davalının marka tescilinde mutlak surette kötü niyetli olduğunu, internet ortamında arama motorlarına “İstanbul – ... – ... – ... – Mağaza” parametreleriyle aratıldığında davalıya ait işyerine ulaşıldığını, oysa davalıya ait işyerinin müvekkili kurumla hiçbir ilgisinin olmadığını, davalı markasının bizatihi tüketicilerde iltibas oluşturmak için peydah edildiğini ve markaya dayalı tüm kullanımların da yine bu hedefe yöneldiğini, müvekkili kurumun hak sahibi olduğu markalar ile davalı markasının ticari hayatta beraberce, karıştırılmaksızın ve biri diğerini çağrıştırmaksızın varlıklarının sürdürmelerinin olanaksız olduğunu belirterek, davalarının kabulüne, 2017 94023 tescil numaralı davalı adına tescilli markaya hüküm kesinleşinceye dek üçüncü kişilere devri önleyecek şekilde teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, davalı adına 2017 94023 numarası ile tescilli markanın müvekkili kurumun maliki bulunduğu markayla iltibaslı olduğunun tespiti ile neticeten hükümsüzlüğüne karar verilerek sicilden terkinine, mahkeme ilamının masrafı davalı yandan alınmak suretiyle ilanına ve yargılama giderleri ile bu meyanda avukatlık ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Ankara 2. FSHHM’nin 2020/364 Esas, 2021/134 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilerek dosya Mahkemeye gönderildiği, yargılamaya İstanbul 1. FSHHM'sinde devam olunmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK'nun 156/5. maddesinin açık hükmü gereğince işbu davanın müvekkilinin yerleşim yeri olan İstanbul’da açılması gerekirken davacının yerleşim yeri olan Ankara’da açıldığını, bu sebeple yetki itirazını ileri sürdüklerini, yetkisiz mahkemede açılan işbu davanın yetkisizlik kararı verilerek yetkili İstanbul mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin 20/10/2017 tarihinde 2017 94023 numarası ile “... ...” markasını kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin üç yıl boyunca faaliyetine devam ettiğini, akabinde Davacının işbu dava ile müvekkili şirketin kendi marka hakkına iltibas suretiyle tecavüz etmesi iddiasıyla markanın hükümsüzlüğünü talep ettiğini, davacının bu iddialarının somut gerçeklikten uzak ve kötüniyetli olduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/123767 Soruşturma ve 2020/76334 Karar numaralı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında, davacının “E.B.K. ...” ve “...” markalarının 18., 19. ve 40. sınıflarda tescilli olduğu, müvekkilinin ise işletmesinde kullandığı “... ...” isim ve şekil markasının 35. sınıfta TPE’ye tescilli olduğu, şikayet konusu davalıya ait markanın tescilli oldukları şekilde kullanıldığı ve bu kullanımın marka sahibinin marka hakkına dayandığı, davacının markalarıyla karışıklığa sebebiyet verecek şekilde kullanıldığına dair delil bulunmadığı ve müvekkilinin marka kullanımının “iktibas ve iltibas” oluşturmadığı şeklinde karar verildiğini, işbu davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı şirketin iltibas yarattığını iddia ettiği “... ...” markasının verilen hizmetin içeriğinin çok basit şekilde izahından ibaret olduğunu, ... semtinde ... satan müvekkili şirketin markasını bu kelimeler üzerine oluşturmasının kaçınılmaz olduğunu, buna ek olarak marka görseli olarak kullanılan büyükbaş hayvan figürünün et ürünü satan hemen hemen çoğu mağaza tarafından kullanıldığını, kırmızı ve beyaz olacak şekilde kullanılan renk ve yazı stilinin tabelalarda yaygınca kullanıldığını, müvekkilinin davacı kurumun markasını iltibas ederek onun tanınmışlığından yararlanma gibi bir düşüncesi olmadığını, yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda bu durumun anlaşılacağını, davacı ...'nun sattığı ürünlerin fiyatlandırmasının piyasa değerinin altında olduğunun herkesçe bilindiğini, tercih edilmesinin en büyük sebebinin bu olduğunu, ancak müvekkili şirketin ürünlerini piyasa değerinde sattığını, müşterinin mala yönelmesinde en büyük etkenin fiyat olduğu göz önünde bulundurulduğunda, piyasa değerinde satış yapan müvekkili şirketin markasının davacı kurumun markası ile karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, müvekkili şirketin davacı ...'nun ürünlerini sattığını iddia etmediği gibi, sattığına yönelik müşteriyi yanıltacak bir reklam kampanyası da yapmadığını, mağazasında yanıltıcı bir afiş dahi kullanmadığını, müvekkili şirketin iş yeri poşetinde “mağaza” kelimesini kullanmasının tek sebebi yeni bir şube açma çalışmalarına devam etmeleri, bu istek ve arzuyu barındırmaları olduğunu, kaldı ki anlamı yönünden “ürünlerin satıldığı yer” olarak bilinen bir kelimenin iltibas yaratmak için kullanıldığını düşünmenin abesle iştigal olduğunu, davacı kurumun dava dilekçesine eklediği internet sitesi görüntülerindeki mağaza isimlerinin müvekkilinin haberi ve onayı olmadan iradesi dışında yayınlandığını, hatta müvekkilinin işbu yazımları öğrenmesinin akabinde değiştirilmesini talep ettiğini, dolayısıyla bu paylaşımlar üçüncü bir kişi tarafından yapıldığından müvekkilinin bu konuda cezai ve hukuki bir sorumluluğunun doğmayacağını, davacının daha baştan zayıf karakterli “...” ibarelerini markasına koyarken sonradan üçüncü kişiler tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini ön görme ve buna katlanma zorunluluğu olduğunu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin taraf markalarının farklı markalar olduğunu anlayabileceğini, bir an için müvekkilinin iltibas oluşturma saikiyle hareket etme ihtimali düşünüldüğünde dahi davacı marka sahibi tacir olduğundan piyasayı iyi analiz ederek markasını ihlal niteliği olan markalara derhal dava açması gerektiğini, buna rağmen somut olayda da olduğu gibi üç yıl gibi uzun bir süre sessiz kalmasının davacının MK'nun 2. maddesi kapsamında kötüniyetli olduğuna karine teşkil edeceğini belirterek, davanın reddine, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacının ayırt ediciliği yüksek logosuna, renklerine ve "E.B.K" ibareleri ile benzer "E.B.B" ibaresine kendi markasında yer veren davalının davacının tanınmışlığından ve itibarından yararlanmak amacıyla hareket ettiği, tüketicileri yanıltmak amacı taşıdığı, davalının markasının tesadüfen oluşturmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle markasının kötü niyetli tescil edildiği kanaatine varılmıştır. Kötü niyetli tescil hali mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp markanın tamamı ile ilgili olduğundan, davalının markasının tescili olduğu tüm mal ve hizmetler için hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, davalının markası için SMK'nun 6/9. Maddesi uyarınca da hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle; davanın kabulüne, davalının markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için hükümsüzlüğüne, hükümsüzlük kararının kamuya ilan yoluyla duyurulmasını gerektiren bir kanun maddesi bulunmadığından, Davanın KABULÜNE, Davalı adına tescilli 2017 94023 tescil numaralı "...+ŞEKİL" markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE, Hükmün ilanı talebinin reddine" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -müvekkili şirketin 20.10.2017 tarihinde 2017 940 numarası ile "... ..." markasını kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin üç yıl boyunca "... ..." markası ile faaliyetlerine devam ettiğini, "... ..." markasının ... semtinde ... satan müvekkili şirketin bu sebeplerden kaynaklı olarak marka oluşturmasından ibaret olduğunu, büyükbaş hayvan figürü, et ve et ürünü satan işletmelerde yaygın olarak kullanılan bir figür olup, yine aynı şekilde müvekkili şirketin hizmetinin içeriğini de karşıladığı için tercih edildiğini ve tabelalarda yaygınca kullanılan kırmızı ve beyaz renk ve yazı stili ile marka görseli olarak kullanıldığını, Müvekkili şirketin kötü niyetli hareket etmiş olmayıp, amacı iltibas yaratmak değil, hayatın olağan akışı içinde hemen hemen aynı hizmeti sağlayan çoğu işletmenin de dahil olduğu şekilde hareket ederek markasını kullanmak olduğunu, -Müvekkili şirkete ait "... ..." markası için, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/123767 S. - 2020/76334 K. sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda, müvekkiline ait markanın tescilli olduğu şekilde kullanıldığı, bu kullanımın müvekkilinin marka hakkına dayandığı, karşı tarafın markalarıyla karışıklığa sebebiyet verecek şekilde kullanıldığına dair delil bulunmadığı, müvekkilinin marka kullanımının iltibas ve iktibas oluşturmadığına yönelik karar verildiğini,-Müvekkili şirketin davacı kurumun tanınmışlığından ve itibarından yararlanma ve müşterileri yanıltma amacı bulunmadığını, davacı kurum piyasasının çokça altında bir bedelle hizmet sunduğunu, müvekkili şirketin ise piyasa bedelleri ile hizmet sunduğunu, tanınmışlıktan yararlanması için müvekkili şirketin de piyasanın altında fiyatlarla hizmet sunuyor olması gerektiğini,-Müvekkili şirketin tescil sınıfı 35. sınıf olup, davacı kurumun tescil sınıfları 18., 29. ve 40. Sınıf olduğunu, Yargıtay kararı ışığında bu sınıf farklılıkları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiğini, müvekkili şirkete ait markanın iltibaslı olmadığını, kullanılan kelimelerin zayıf karakterli olması sebebiyle davacı kurumun buna katlanmak zorunda olduğunu, müvekkili şirketin tek amacının sunduğu hizmet içeriğini belli etmek amacıyla dava konusu markayı tercih ettiğini ve buna dayanarak aynı faaliyet kolunda yaygın şekilde kullanılan logo ve yazıyı hiçbir art niyet ve hasız çıkar sağlama amacı olmadan tamamen iyi niyetli olarak hareket ettiğini, kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Kurumlarının hak sahibi olduğu markaları, faaliyet gösterdikleri sektörde hukuka aykırı olarak kimi zaman iktibas ve kimi zaman da iltibas yoluyla kullanan şahıslara karşı dava açtıklarını, davalıların haksız ve suç teşkil eden eylemlerinde "...", "Et Süt", "...", "Et ve Süt", "Mağazası" ve "Satış Mağazası" sözcükleri ile cepheden konumlandırılmış boynuzlu büyükbaş hayvan başı figürü veya (bir başka markamızın bileşeni olan) fiyonk şeklindeki boynuz figürünü (veya benzeşenlerini) kullandığını, bu kullanımların rastlantısal olmadığını, şu ya da bu yerde faaliyet gösteren bir kasap işletmesi için "..." ibareleriyle marka tesciline gidilmesini iltibastan başka bir sebebe yorumlanamayacağını, Davalı tarafın, Savcılık aşamasında verdiği ifade de ikrar ettiği üzere, davacı Kurum markalarından, Kurumları ile birlikte ticari iş ilişkisi bulunmasından ötürü haberdar olduğunu, ticari ilişkinin 2012 yılında başladığını, Türkiye sathında "..."tan kasıt; direkt olarak müvekkili Kurum olduğunu, kendi bünyesindeki halihazır 17 satış mağazasında perakende satış yapıldığını, dava konusu 2017 94023 Tescil No ’lu markanın bileşeni olan şekil (boynuz figürü), ihtiva ettiği sözcük ve kısaltmalar bir bütün olarak iltibaslı olduğunu, davalıya ait markanın kullanımında verdiği imajın kötüniyetli olduğunu, davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalı adına tescilli 2017 94023 numaralı "... + Şekil" markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkindir. Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; 2017 94023 numaralı "... + Şekil" ibareli markanın 35.sınıfta 13/03/2018 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; 2009 03281 tescil numaralı “E.B.K. 1952 ...+Şekil” markasının 18, 29 ve 40. Sınıflarda, 2010 31025 tescil numaralı “E.B.K. 1952 ...+Şekil” markasının 18, 29 ve 40. Sınıflarda, 2013 62596 tescil numaralı “...+Şekil” markasının 18, 29 ve 40. Sınıflarda ve 2013 52156 tescil numaralı “... GENEL MÜDÜRLÜĞÜ+Şekil” markasının 18, 29 ve 40. sınıflarda davacı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.Dava konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, ...'den oluşan bilirkişi heyeti 21/02/2023 tarihli raporda; davalının 2017 94023 numaralı "...+Şekil" markası ile davacının sahibi olduğu 2009 03281 numaralı "E.B.K ... 1952+Şekil" ve 2010 31025 numaralı "E.B.K ... 1952+Şekil" markaları arasında iltibasa sebebiyet verecek şekilde benzerlik olduğu, davalının 2017 94023 numaralı "...+Şekil" markası ile davacıya ait diğer markalar olan 2013 6259 ve 2013 52156 numaralı markaları bakımından ise iltibas yaratacak seviyede bir benzerlik olmadığı, davacının 2009 03281 numaralı ve 2010 31025 numaralı markaları ile davalının 2017 94023 numaralı markasının tescilli olduğu 35. sınıftaki “… et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri…” şeklindeki mallar bakımından iltibas yaratacak düzeyde benzerlik bulunduğu, davacı markalarının Türkiye’de hitap ettiği kesim bakımından tanınmış olduğu, davalı tescilinin kötüniyetli olduğu yönünde görüş belirtilmiştir. ... Kurumunun 1952 yılında Kamu İktisadi Teşebbüsü olarak kurulduğu, 2013 yılında kurumun adının ... olarak değiştirildiği ve faaliyet konularına sütün de eklendiği, “E.B.K.” nın açılımının ... olduğu tüketiciler tarafından yüksek oranda ile bilindiği anlaşılmıştır.Davacı tarafın markaları 18,29 ve 40 ıncı sınıflarda yer alan emtia ve hizmetlerde tescilli olduğu, Davalı adına tescilli ve hükümsüzlüğü talep edilen markanın ise 35 inci sınıfta tescilli olduğu, Davalı tarafın 35 inci sınıfta yer alan hizmet sınıfına bakıldığında "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) Tescil edilen hizmetlerden ; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinin davacı tarafın markaları ve faaliyet alanın ile ortak olduğu, bu hizmetler bakımından markalar arasında sınıfsal açıdan da benzerlik olduğu anlaşılmıştır. Davacı ve davalı markaları incelendiğinde, davacı tarafın markasının... KURUMU iken davalı yanın ...markası olduğu, markalarda yer alan “et” “balık”, kelimelerinin yardımcı unsur ve cins vasıf bildirdiğinden zayıf marka konumunda olduğu ileri sürülmüş ise de, ...'nun 1952 yılından beri faaliyet gösteren bir kurum olması nedeniyle, kurumun bilinir ve marka ile özdeşleşmiş olduğu, görsel olarak da ... kelimeleri bağımsız olarak ürün adı olsa da, bu ürün isimlerinin bir arayla getirilerek 1952'den beri kullanılıyor olması nedeniyle kurum ile özdeşleşmiş marka olduğu, davalının da bu ürün isimlerini bir araya getirerek bir bütün olarak kullanıldığı ve markaların boğa resminin üst kısmında bu ibarelerin kısaltımı olan “E.B.B” ibarelerinin yazılarak ön plana çıkartıldığı ve markasal olarak kullanıldığı, Davalı tarafından kullanılan markada kırmızı renk ve boğa boynuzlarına benzer şekil kullanıldığı, davacı markasının da kırmızı renk ve boğa unsuru olduğu, davalı şirket ile davacı arasında franchise sözleşmesi kapsamında ticari ilişkide bulunulduğu, Franchise ilişkisinin sona ermesiyle birlikte, davalı şirketin kurulduğu, markaların bileşeni olan boynuz figürünün, ihtiva ettiği sözcük ve kısaltmalar bir bütün olarak incelendiğinde iltibas teşkil ettiği, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı ya da benzer olması gerektiği, karıştırma ihtimalinin değerlendirilmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiği, markalar ile karşı karşıya kalan tüketicinin markaların aynı işletmeye ait olduğunu düşünebileceği, seri marka izlenimi yarattığı, davalı markalarındaki ... ibaresinin yanına ve önüne getirilen ibarelerin ayırt edicilik katmadığı, kurumun bir birimi yerelde bir mağazası gibi algılanabileceği, karşılaştırma yapılırken bu ibarelerin dikkate alınması gerektiği, taraf markalarının aynı ve benzer alt sınıflarda tescilli olduğu, ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, davacı markalarının ... olarak kullanıldığı, ... olarak kullanılmadığı ileri sürülmüşse de, her iki kullanımının da bulunduğu, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu kabul edilerek, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davanın kabulüne karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı ayrıca İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/123767 S. - 2020/76334 K. sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın da , markanın tescilli olduğu şekilde kullanıldığı gerekçesi ile verildiği, markanın hükümsüz kılınmasına ilişkin inceleme içermemesi nedeniyle iş bu dosya kapsamında değerlendirmeye esas alınamayacağı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/05/2023 tarih ve 2022/10 E. 2023/109 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025