Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kardeşi ...’ın ile dava dışı ... A.Ş. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi'ne davacının müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imza attığını, asıl kredi borçlusu ...’ın davalı bankadan almış olduğu çekleri ödemediğini ve dava dışı bankanın çek yapraklarının sorumluluk tutarı ödemesi sebebiyle ödenen bedellere ilişkin Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... (kapatılan Kayseri 6. İcra Müdürlüğü'nün ...) Esas sayılı dosyası ile davacı ve kardeşi ...’a karşı icra takibi başlattığını, akabinde dava dışı bankanın 26/09/2019 tarih ve ... nolu alacağın temliki sözleşmesi ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasının ... Yönetim A.Ş.'ye devredildiğini, ... Yönetim A.Ş.'nin ... tarihli genel kurul kararı ile temlik alan şirket ... Yönetim A.Ş. adı altında birleşmesi sebebiyle davacı tarafça husumetin ... Yönetim A.Ş.'ye yöneltildiğini ancak davacının söz konusu kredi sözleşmesinde kefil olması ve ödenen çek yaprak bedellerine ilişkin kredi sözleşmesinin kefalet bölümünde davacının gayri nakdi alacaktan sorumlu olacağına dair açık bir hüküm olmaması sebebiyle davacının söz konusu takibe ilişkin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, dava dışı banka tarafından başlatılan ve sonrasında temlik edilen takibin konusunun kredi sözleşmesinden kaynaklı davalı bankanın ödenmeyen çek bedellerine ilişkin kanunen ödemekle sorumlu olduğunu, ödediği çek yaprak bedellerinin davacı ve asıl kredi borçlusu ...’dan tahsil edilmesine ilişkin olduğunu, davacının icra dosyasında diğer borçlu olan ...’ın bankadan kullanmış olduğu genel kredi sözleşmesinde kefilliğinin bulunmakta olduğunu, çek yaprak bedelinden kefilin de sorumlu olacağına ilişkin herhangi bir hükmün bulunmadığını, kefilin çek yaprak bedelinden sorumluluğunun olması için GKS'de veya kefilin kefaletinde düzenlenen sözleşmede ayrıca ve açıkça hüküm bulunması gerektiğini ancak davacının kefil olmak suretiyle akdetmiş olduğu genel kredi sözleşmesinde bu yönde bir hükmün bulunmaması sebebiyle davacının aleyhine başlatılan icra takibinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, alacaklı olduğunu ileri süren dava dışı bankanın ve temlik alan varlık yönetim şirketinin takibe konu çek yaprak bedeli veya çek tazmin borcunun kefalet kapsamında olmadığını bilmemesini ileri sürerek basiretli bir tacir sayılan banka veya varlık yönetim şirketince ileri sürülemeyeceği dikkate alındığında davacının aleyhine başlatılan icra takibinin kötü niyetli olduğunun, alacaklı varlık yönetim şirketinin aleyhine takip miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzeri davacının uğramış olduğu zarar için davacı lehine tazminata hükmedilmesini ve davacının akdetmiş olduğu Genel Kredi Sözleşmesindeki kefalet koşulları itibarıyla kefalet kapsamında olmayan çek yaprak bedelini veya çek tazmin borcunu içerir icra takibinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, davanın kabulü ile bankaya borçlu olmadığının tespitine, davacı hakkında başlatılan takibin yanıltıcı, haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle davalı ... yönetim şirketi aleyhine icra takibinin %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.