23. Hukuk Dairesi 2013/9370 E. , 2014/1049 K. "" MAHKEMESİ : Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 30/01/2013 NUMARASI : 2009/338-2013/24 Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada sıra cetveline itirazın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, müvekkil…
**23. Hukuk Dairesi 2013/9370 E. , 2014/1049 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 30/01/2013 NUMARASI : 2009/338-2013/24 Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada sıra cetveline itirazın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı borçlu B. Ö.. arasında çeşitli davaların devam ettiğini, adı geçenin müvekkili aleyhinde Ankara 3. icra Dairesi'nin 2007/12851 sayılı dosyası ile takip yaptığını ve dosya borcunun yatırıldığını; öte yandan müvekkilinin alacağı için borçlu hakkında Şişli 6. icra Dairesi'nin 2002/16591 ve 2002/15592 sayılı takip dosyalarının derdest olduğunu ve itirazın iptali davası sonrasında borçlunun alacaklı konumunda bulunduğu yukarıda sayısı belirtilen dosya alacağı üzerine haciz konulduğunu; para üzerinde birden çok haciz bulunması nedeniyle Ankara 3. icra Dairesi'nin sıra cetveli düzenleyerek parayı davalının dosyasına isabet ettirdiğini; oysa davalının alacağının mal kaçırmaya yönelik olarak ve muvazaa ile oluşturulduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevabında, dava dışı borçlu B. Ö..'ün vekili olduğunu, davacı ile borçlu arasında toplam değeri 2.000.000,-TL.ye varan davaların devam ettiğini, bu davalar nedeniyle tahakkuk eden vekalet ücreti alacağının tahsili için takibe giriştiğini ve haciz tarihinin önce olması nedeniyle, paranın kendisine verilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.