Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurum bünyesinde 15.08.1989 tarihinde çalışmaya başladığını, hâlen davalı Kurum nezdinde işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, üyesi bulunduğu Türkiye Orman İşçileri Sendikası ile davalı Kurum arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmeleri ile kararlaştırılan ücret artış oranının davacı ücretine tam olarak yansıtılmaması fark alacağının tahsili için daha önce ikame ettiği davada verilen kabul kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurum bünyesinde 15.08.1989 tarihinde çalışmaya başladığını, hâlen davalı Kurum nezdinde işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, üyesi bulunduğu Türkiye Orman İşçileri Sendikası ile davalı Kurum arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmeleri ile kararlaştırılan ücret artış oranının davacı ücretine tam olarak yansıtılmaması fark alacağının tahsili için daha önce ikame ettiği davada verilen kabul kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davacının Mahkeme kararı ile belirlenen yevmiye farkının dava tarihine kadar geçerli olduğunu, bu nedenle davacının oluşan fark alacakları nedeniyle uğradığı mağduriyetin giderilmesi amacıyla, önceki dönem toplu iş sözleşmelerinde öngörülen ücret artışları kapsamında, kesinleşen yargı kararı ile belirlenen 71,81 TL tutarlı yevmiyeye, 2, 3, 4, 5 ve 6. Dönem Toplu İş Sözleşme artışları da eklenmek suretiyle olması gereken yevmiyenin hesaplanarak ödenen ile arasındaki fark üzerinden ücret farkı, ikramiye farkı ve ilave tediye farkı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava tarihinden itibaren 5 yıldan önceki kalem ve alacaklar için zamanaşımı süresinin geçtiğini davacının ve çalışan işçilerin günlük ücretlerinin müvekkili Bakanlığın Türk-İş ile yapmış olduğu toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenerek ödendiğini, davacının Kanun ve/veya toplu iş sözleşmesine dayalı bir fark alacağının bulunmadığını, davacının dava konusu yapmış olduğu alacak kalemlerine ilişkin olarak davalı Kuruma müracaatının olmadığını, iddia edilen alacak kalemlerinin tahakkuk edeceği bir çalışma yapılmadığını, resmî Kurum olan müvekkili tarafından personeline mevzuat çerçevesinde hesaplama yapılarak belirlendiğini ve Sayıştay denetiminden de geçerek ödenebilir hâle geldiğini, müfettişlerce de hesapların ve yapılacak ücret ödemelerinin denetlendiğini, davacının belirttiği kalemdeki ödenmeyen ya da eksik ödenen ücret alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının hesaplamaya esas alınması gereken ücretinin tespiti ve buna göre dava konusu alacakların hesaplanması yöntemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.