T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1035 KARAR NO : 2025/1727 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03.04.2024 NUMARASI : 2022/983 Esas 2024/209 Karar DAVANIN KONUSU : Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti - İptali KARAR TARİHİ : 04.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04.12.2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı Aydın Asliye Ticaret …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1035 KARAR NO : 2025/1727 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03.04.2024 NUMARASI : 2022/983 Esas 2024/209 Karar DAVANIN KONUSU : Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti - İptali KARAR TARİHİ : 04.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04.12.2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.04.2024 tarih ve 2022/983 Esas 2024/209 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 2019-2020-2021 yıllarına ait olağan genel kurulu için çağrının 27/09/2022 tarih ve 10669 Sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nin 224. sayfasında ilan edildiğini, müvekkiline genel kurul çağrısı tebliğ edilmediğini, bahse konu genel kurul çağrı kararının ... ve ... imzaları ile alındığını, 21.09.2022 tarihinde toplantı yerine gittiğinde ...'nın toplantıya katılmadığını, bunun üzerine ortaklardan müvekkili ve ...'nın genel kurul toplantısının toplantı nisabı sağlanamadığı için ileri bir tarihe ertelendiğine dair tutanak tanzim ettiklerini, bunun üzerine ileri tarihe ertelenen genel kurul toplantısı için ... ve ... imzası ile genel kurul çağrı kararı alındığını, davacının 23.11.2022 tarihinde genel kurul toplantısının yapılacağı adrese gittiğini, ...'nın yine toplantıya katılmadığını, çalışanların hazırladığı ve sanki genel kurul yapılmış gibi düzenlenen gerçeğe aykırı evraklara da müvekkilin imza atmadığını, ...'lının toplantıya katılmaması üzerine, ilk toplantı ertelendiği için ikinci genel kurul toplantısı olması nedeniyle genel kurul toplantı nisabı aranmaksızın genel kurul toplantısı yapıldığını ve saat 13:20'de tamamlanarak Kuşadası 3. Noterliğinin 23.11.2022 Tarih, 12540 yevmiye nolu işlemi ile genel kurul toplantı tutanağı tasdik edildiğini, tasdik edilen genel kurul toplantı tutanağının tescil ve ilan edilmesi için Kuşadası Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne teslim edildiğini, aynı gün ancak saat olarak daha sonra ...'nın tek başına, kendisinden başkasının genel kurul toplantısına katılmadığını belirtilen gerçeğe aykırı bir genel kurul tutanağı ve hazirun cetveli ile diğer belgeleri eklemek suretiyle Kuşadası Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tescil edilmesi talebiyle müracaatta bulunduğunu, ...'nın genel kurul saatinde genel kurul toplantısında hazır bulunmadığını, bu sebeple ... tarafından tek başına alınan ve tescil için Kuşadası Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne sunulan Kuşadası 4.Noterliği 23.11.2022 Tarih, 12584 yevmiye no ile onaylı, davalı şirketin 23.11.2022 tarihli Genel Kurul Kararı, Genel Kurul Toplantı tutanağı ve bu işleme ait tüm belgelerin yok hükmünde olduğunun tespiti ile tescil ve ilan edilmemesi gerektiğini belirterek usulsüz olarak yapılan davalı şirketin 23.11.2022 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş,17.01.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle usulsüz ve gerçeğe aykırı olarak yapılan 23.11.2022 tarihli 2022/03 Yönetim Kurulu Kararının, 23.11.2022 tarihli 2019/2020/2021 Yılları Olağanüstü Genel Kurul Tutanağı Sayılı Genel Kurul Kararının, 25.10.2022 tarihli 2022 sayılı yönetim kurulu kararlarının tamamının yoklukla malul olduğunun tespiti ile geçersizliğinin tespitini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davanın 16/12/2022 tarihinde açıldığını, davanın açıldığı tarihte ticaret sicile tescil edilmiş bir kararın bulunmadığını, bu nedenle işbu dava için dava şartının gerçekleşmediğini, davalının müvekkili şirkette %2,65 hissedarı olduğunu, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılacağını, pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirileceğini, bu irade beyanının pay sahiplerine ya da temsilcilerine yönetilmesinin zorunlu olduğunu, iyi niyetle yapılan çağrının muhatabına ulaşmamış olmasının çağrıyı sakatlamayacağını, davacıya tebligatların usulüne uygun olarak yapıldığını, iki farklı adresi olması nedeniyle iki ayrı tebligat yapıldığını, ...'nın %96,34 hisseye sahip olduğu, 3 üyeden oluşan yönetim kurulunda temsil yetkisinin münferiden ...'ya ait olduğunu belirterek davanın dava şartı yokluğundan reddini, olmadığı taktirde davanın esastan reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, diğer yönetim kurulu üyelerinin ... ve ... olduğu, yönetim kurulu başkanının ... olduğu, davalı şirketin davaya konu yönetim kurulu kararlarının yönetim kurulu başkanı ... ve üye ... imzaları ile oy birliği ile alındığının anlaşıldığı, yönetim kurulunun TTK'nun 390/4. Maddesi gereğince toplantı yapılmadan, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı karar şeklinde yazılmış önerisi üzerine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle karar alınabileceği, ancak yönetim kurulu başkanının toplantıya çağrısı ile toplanabileceği, yönetim kurulu toplantısı yapılacağına ilişkin yönetim kurulu başkanı tarafından davacıya çağrı yapılmadığı, davacıya bir çağrı yapıldığının davalı tarafça idda edilmediği gibi ispatlanamadığı da, tüm bu sebeplerle davacının yönetim kurulu toplantısına davet edilmediği, iş bu sebeple dava konusu yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduğu davaya konu 21/09/2022 tarih 2022/01 nolu, 23/10/2022 tarihli, 2022/bila karar nolu davalı şirkete ait yönetim kurulu kararlarının geçersiz olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, davaya konu 23/11/2022 tarihli, davalı şirkete ait genel kurul toplantısının mahkemece yok hükmünde kabul edilen 23/10/2022 tarih 2022/bila karar nolu yönetim kurulu kararına göre toplanarak alındığı, usulüne uygun yönetim kurulu kararına göre çağrılıp toplanmayan genel kurulda alınan kararlarında iptali gerektiği anlaşılmakla 23/11/2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ :Davalı vekili, davacının dava dilekçesinde özetle usulsüz olarak yapılan ve tescil için Kuşadası Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne sunulan Kuşadası 4.Noterliği'nin 23.11.2022 tarih ve 12584 yevmiye nolu davalı şirkete ait 23.11.2022 tarihli genel kurul kararı, genel kurul toplantı tutanağı ve bu işleme ait tüm belgelerin yok hükmünde olduğunun tespitine" karar verilmesini talep ettiğini, akabinde, dosyaya sunulan ıslah dilekçesi ile "TTSG'de ilan 07.11.2022 tarihli genel kurul çağrı kararının 5. gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesi, 8. Gündem maddesinde ise yönetim kurulu üyelerine TTK md. 395 ve 396 maddelerinde sayılan izinlerin görüşülmesi talebi salt .....'nin oyu ile alındığı için TTK m. 436'ya açık bir şekilde aykırı olduğunun tespiti ile geçersizliğine, usulsüz ve gerçeğe aykırı olarak yapılan 23.11.2022 tarihli 2022/03 Yönetim Kurulu Kararı, 23.11.2022 tarihli, 2019/2020/2021 Yılları Olağanüstü Genel Kurul Tutanağı Sayılı Genel Kurul Kararı, 25.10.2022 tarihli 2022 sayılı yönetim kurulu kararlarının tamamının yoklukla malul olduğunun tespiti ile geçersizliğine karar verilmesini" talep ettiğini, dava konusu uyuşmazlık açısından Genel Kurul Kararının İptali talebiyle açılan davada, davacının ıslah talebinin bağımsız ve ikinci bir dava niteliğinde olduğunu, bu nedenle davacının Yönetim Kurulu Kararının Butlanına yönelik talebinin reddi gerektiğini, HMK'nun 297. Maddesine aykırı olarak ıslaha ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, diğer taraftan, yerel mahkemece, davacının talebinin "Dava, davalının 21/09/2022 tarih, 2022/01 nolu yönetim kurulu kararı, 23/10/2023 tarih 2022/03 sayılı yönetim kurulu kararı ve 23/11/2022 tarihli genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti ve iptali istemine ilişkin" olduğu belirtilmiş ise de, davacının ıslah dilekçesi incelendiğinde davacının 23.11.2022 tarihli 2022/03 Yönetim Kurulu Kararı, 23.11.2022 tarihli, 2019/2020/2021 Yılları Olağanüstü Genel Kurul Tutanağı Sayılı Genel Kurul Kararı ve 25.10.2022 tarihli 2022 sayılı yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduklarının tespitini istediğini, dolayısıyla yerel mahkemece davacının talepleri dışına çıkılarak karar verildiğini, mahkemece davanın Genel Kurul Kararlarının iptaline ilişkin olduğu belirtilmesine karşın, davacının Yönetim Kurulu Kararlarının iptalini talep ettiğini, iptali istenen kararların Genel Kurul Kararları olmayıp Yönetim Kurulu Kararları olduğunu, bu nedenle davacının talebini açık, tereddüt ve çelişki doğurmayacak şekilde belirtmesi gerektiğini, yerel mahkemece, anonim şirketlerde yönetim kurulu kararlarının butlanının ancak eşit işlem ilkesine aykırılık, şirketin temel yapısına uymayan ve sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden ve diğer organların devredilmez yetkilerine giren veya bu yetkilerin devrine ilişkin karar alınması hallerinde söz konusu olabileceğini ve söz konusu olayda bu hallerden hiçbirinin mevcut olmadığını, davacının sistematik olarak müvekkili ile hissedar olduğu bütün şirketler açısından dava açıp, şirketleri zarar uğratmaya çalıştığını, çağrı usulüne uyulmamakla beraber ortağın, toplantıyı bir şekilde öğrenmesi ve katılması halinde Genel Kurul Kararının yokluğunun tespitine ilişkin dava açamayacağını, dava konusu Genel Kurul Toplantısına davacı vekili 21.09.2022 tarihli ve 2021/1 sayılı yönetim kurulu kararına dayalı olarak yapılan genel kurul toplantısı çağrısının geçersiz olduğunu iddia etmekte ise de davacının daha önceden şirkete bildirildiği iki adrese de iadeli taahhütlü çağrıyı yapıldığını, çağrı usulsüz yapılmış olsa dahi, davacının 21.10.2022 tarihinde yapılması planlanan genel kurul toplantısından haberdar olup, hatta toplantıya katıldığını ikrar ettiğini, davacının payının %2.6 olup, TMK'nun 2. Maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılmasının müeyyidesinin, bu hakkın hukuken korunmaması olacağını belirtmiştir. GEREKÇE : Dava, davalı anonim şirket genel kurulunda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesiyle, dava konusu edilen genel kurul kararlarıyla birlikte, söz konusu genel kurulun toplanması hususunda alınan yönetim kurulu kararlarının da yoklukla malul olduğunun tespitinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda davacı vekili, dava dilekçesinde 23.11.2022 tarihli genel kurul kararı, genel kurul toplantı tutanağı ve bu işleme ait tüm belgelerin yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ederken, 17.01.2023 tarihli ıslah dilekçesinde ise 23.11.2022 tarihli 2022/03 Yönetim Kurulu Kararı,23.11.2022 tarihli 2019/2020/2021 Yılları Olağanüstü Genel Kurul Tutanağı Sayılı Genel Kurul Kararı ve 25.10.2022 tarihli 2022 sayılı yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduklarının tespitini istemiştir. Görüldüğü üzere dava dilekçesinde davalı anonim şirket genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, ıslah dilekçesiyle söz konusu genel kurul kararı ile birlikte yönetim kurulu kararlarının da yoklukla malul olduğunun tespitinin talep edildiği ve davacı vekilince sunulan 17.01.2023 tarihli ıslah dilekçesinin HMK'nun 187. ve devamı maddelerinde düzenlenen davanın tamamen ıslahı niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 187. ve devamı maddelerinde düzenlenen ıslah müessesesi, tek taraflı olarak dava dilekçesinde belirtilen vakıaların, dava konusunun veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkanını sağladığı, bu itibarla yargılaması devam eden bir davada ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmadığı, ıslah ile dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınmasıınn mümkün olmadığı, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.09.2011 tarih 2011/1-364 E, 2011/453 K saylı kararında da dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı belirtilirken, kısmi ıslah yoluyla dava dilekçesinde belirtilen taleplerin yanına, ayrıca ikinci bir dava açılmasını gerektirecek taleplerin eklenemeyeceğine işaret edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, genel kurul kararının iptali talebiyle açılan davada, davacının ıslah talebinin bağımsız ve ikinci bir dava niteliğinde olduğu, diğer taraftan mahkemenin 1 nolu hüküm fıkrasıyla yoklukla malul olduğuna hükmedilen yönetim kurulu kararları ile davacı tarafça ıslah dilekçesinde yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi talep edilen yönetim kurulu kararlarının birbiriyle uyuşmadığı, mahkemece davacının talep ettiği yönetim kurulu kararlarından farklı kararlar yönünden hüküm tesis edildiği, bu hususun da taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Davalı vekilinin istinaf itirazları bu yönlerden yerinde olup, ilk derece mahkemesi kararının bu nedenle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.04.2024 gün ve 2022/983 Esas 2024/209 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.