7. Hukuk Dairesi 2011/4189 E. , 2012/4232 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamında toplanan delillere uygun düşmemiştir. Borçlar Kanununun 44/1 maddesi hükmünde; zarar gören taraf…
**7. Hukuk Dairesi 2011/4189 E. , 2012/4232 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamında toplanan delillere uygun düşmemiştir. Borçlar Kanununun 44/1 maddesi hükmünde; zarar gören tarafın zararın meydana gelmesine razı olması yahut kendi fiili ile zararın meydana gelmesine veya zararın artmasına yardım etmesi veya zararı meydana getiren kişinin durumunu ağırlaştırması durumunda, hâkime hükmedilecek tazminatta indirim yapma veya tazminata hükmetmekten tümüyle kaçınma yetkisi tanımak suretiyle ortak (müterafık) kusurlu davranışın tazminata etkisini kabul etmiş bulunmaktadır. Zararla sonuçlanan hukuka aykırı bir davranışta bu maddenin uygulanabilmesi için, öncelikle ortak kusurun belirlenmesi gerekir. Bunun için de zarar görenin zarardan kaçınma görevini yerine getirmemesi ile ortaya çıkan davranışının objektif ölçülerle bir kusur sayılıp sayılamayacağı ve bu kusurun zararın meydana gelip gelmemesinde bir payı (illiyet bağı) olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Somut olaya gelince, davacı, davalı şirkete ait iş makinesinin havai şebeke kablosuna takılarak hasar verdiğini öne sürmüştür. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, dava konusu tellerin yönetmelikte belirtilen yükseklikte olmaması sebebiyle hasarın meydana geldiği açıklanmıştır. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın tam kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Tellerin yönetmelikte belirtilen yükseklikte döşememiş olması nedeniyle hasar meydana gelmiş olsa dahi, gündüz vakti yerleşim merkezindeki yolda seyreden davalı araç sürücüsünün kendisini yol koşullarına uydurarak seyretmesi gerektiği, yönetmelikte belirtilen yükseklikte olmayan telleri görmemesinin de kazanın meydana gelmesinde etken olduğu gözetildiğinde, davacı tarafın tam kusurlu olduğundan değil, ancak bölüşük (müterafik) kusurundan ve kusurun çoğunun davalı tarafa ait olduğundan söz edilebilir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan olgular dikkate alınarak dosyanın yeniden bir başka bilirkişi heyetine verilmesi, davacı ve davalı tarafa açıklanan kusurlu davranışları nedeniyle yükletilmesi gereken müterafik kusur oranlarının saptanması, uzman bilirkişi heyetinden BK 44.maddesi hükmü de dikkate alınarak yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olguları yansıtacak biçimde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davacının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.