DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/100 E. , 2024/303 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/100 Karar No : 2024/303 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 15/10/2021 tarih ve E:2016/57929 , K:2021/3111 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kap…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/100 E. , 2024/303 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/100 Karar No : 2024/303 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 15/10/2021 tarih ve E:2016/57929 , K:2021/3111 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 15/10/2021 tarih ve E:2016/57929, K:2021/3111 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmediğinden işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; UYAP kayıtlarının incelenmesi sonucu, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Soruşturma No:... , K:... sayılı kararı ile davacı hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verildiğinin görüldüğü, Davacı hakkında terör örgütü üyeliği suçundan kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin irtibat ve iltisak yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, HTS İnceleme Raporu yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğinden hakkında işlem yapılan birçok kişiyle çok sayıda telefon görüşmesi yaptığına ilişkin tespitin, FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, öncelikle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği, meslekten çıkarmaya ilişkin kararın ceza hukuku anlamında şüpheye yer vermeyecek şekilde bir ceza olduğu, ceza hukuku ilkeleri ile AİHS'nin bütün güvencelerinden yararlandırılmasının gerektiği, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini askıya almasının yerinde olmadığı, AİHS'nin 6/2, 7 ile 8. maddelerinin ayrı ayrı 14. maddesiyle birlikte ihlal edildiği, dava konusu meslekten çıkarılma cezasının Anayasanın 38. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Şözleşmesinin 7.maddesinde belirtilen suç ve cezaların kanuniliği ve geçmişe yürümezliği ilkesine aykırı olduğu, dava konusu meslekten çıkarılma cezasının savunması alınmadan tesis edildiği, diğer taraftan dava konusu işlemlerin kalıcı etki doğurması nedeniyle OHAL mevzuatına aykırı olduğu, uyuşmazlığa ilişkin pek çok bilgi, belge ve delilin tebliğ edilerek kendisine makul süre, imkân ve kolaylıklar sağlanıp görüşleri alınmadan karar verildiği için çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine açıkça aykırı hareket edildiği, masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği, dava konusu işlem tesis edilmeden önce 6087 ve 2802 sayılı Kanun çerçevesinde etkili bir disiplin soruşturması yapılmadan meslekten çıkarma cezası verildiği, meslekten çıkarma cezasının olağanüstü tedbir olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemlerde dayanılan eylemlerin 30 Mayıs 2016 tarihinden çok öncesine ilişkin olduğu ve AİHS'nin 7. maddesine aykırı olduğu için dava konusu işlemin iptalinin gerektiği, hakkındaki iddialarla ilgili adli tahkikat yapıldığı ve Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, takipsizlik kararı ile FETÖ ile herhangi bir bağının bulunmadığının ortaya çıkarıldığı, kararda FETÖ'yle irtibatını gösterecek somut bir tane bile eylemine yer verilmediği, tamamen soyut ve yoruma dayalı değerlendirmelerle davanın reddine karar verildiği, tanık beyanının somut olgu ve delillere dayanmadığı ve hiçbir gerçekliğinin bulunmadığı, tutuklaması öncesinde itirafçı tanıkla selamlaşma dışında ilişkisinin bulunmadığı, basında bir itirafçı örgüt üyesinin 2. derece örgüt üyeleri ile ilgili "Namaz kılmasa da Müslüman olanlar ancak henüz Cemaat'le yakın ilişkisi olmayanlar." dediği haberleri yer aldığı, kendisinin uzun yıllardır namaz kıldığı, tanığın ifadesinin son kısmında kendisi ile ilgili somut bir bilgisinin olmadığını da açıkça ikrar ettiği, anılan tanık beyanının hukuken geçerli olmamasına rağmen karara dayanak alındığı, tanığın ifadesinin doğru olması halinde bile bunun aleyhe değerlendirilemeyeceği, anılan ifadenin FETÖ ile ilgisinin olmadığını ortaya koyduğu, işlemlerin tesis edildiği tarihte hukuk aleminde olmayan bu delile dayanılarak meslekten çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu, HTS raporununda örgütsel olarak kabul edilebilecek ve örgütle iltisaklı olduğunu gösterecek bir irtibatını göstermediği, görüştüğü kişilerin meslektaşları olan hakim ve savcılar ile müracaat savcısı olması nedeniyle kolluktan olan polisler olduğu, bu görüşmelerin örgüt üyeleriyle yaptığı görüşmeler gibi değerlendirilerek davanın reddedildiği, temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Öte yandan, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... sayılı Soruşturması kapsamında davacının 18/07/2016 tarihli sorgulama tutanağına geçen ifadesine göre, çocuğunu örgütün illegal yüzünün ortaya çıktığı 2014 yılından sonra 2015-2016 eğitim döneminde örgüte müzahir okula göndermesi ile Konya KOM Şube Müdürlüğünün 02/02/2016 tarihli yazısına ekli HTS analiz ve inceleme raporuna göre, örgütle irtibatlı olan Kimse Yok Mu Derneği’ne 2014 yılı içerisinde birden fazla SMS bağışı göndermesi şeklindeki fiillerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını destekler nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 15/10/2021 tarih ve E:2016/57929 , K:2021/3111 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 19/02/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; temyizen bakılmakta olan dosyada, davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık görülmemiş olup, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.