İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/01/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ:15/01/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tekneyi satmayı düşünmesi sebebiyle davalı ...'in kendisine yardımcı olabileceğini söylediğini, bu nedenle davacının davalı ...'e satış vekaletnamesi verdiğin…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/10/2025 DAVANIN KONUSU: SÖZLEŞMENİN İPTALİ İSTİNAF TALEP TARİHİ:13/11/2025 İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/01/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ:15/01/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tekneyi satmayı düşünmesi sebebiyle davalı ...'in kendisine yardımcı olabileceğini söylediğini, bu nedenle davacının davalı ...'e satış vekaletnamesi verdiğini, davacının sonradan yaptığı araştırma neticesinde bilgi ve rızası dışında teknesinin diğer davalı ...'a davalı ... tarafından devredildiğini öğrendiğini, davacı ile davalı ... arasındaki arabuluculuk anlaşmasına konu taşınmaz ve aracın da aynı şekilde davalı ...'a devredildiğini, davalı ...'in dava dışı şirketi üzerine alarak muvazaalı işlemler yaptığını, diğer davalı ...'in de mal kaçırmasına yardım ettiğini, dolayısıyla davalı ...'ın kötü niyetli olduğunu belirterek, 29/08/2025 tarihinde yapılan gemi satış sözleşmesinin vekaletin kötüye kullanılarak muvazaalı devir nedeniyle iptaline ve davacı adına tesciline, olmadığı takdirde teknenin güncel bedelinin tespit edilerek davalıdan tahsiline, teknenin tedbiren 3.kişilere devrinin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu teknenin bedelinin satıcıya davalı tarafından ödendiğini ve teknenin zilyetliğinin davalıya ait olduğunu, davacının bir gün bile tekneyi kullanmadığını, söz konusu teknenin bizzat davalının bulduğunu, sahibiyle iletişime geçip bedelini ödeyerek teslim aldığını, teknenin sigortasının da davalı tarafından yaptırıldığını, dolayısıyla teknenin gerçek sahibinin davalı olduğunu, ancak davacının limandaki tekne yerini kullanabilmek amacıyla aralarındaki samimiyet ilişkisine güvenerek davalının, tekneyi davacı adına tescil ettirdiğini, zilyetliğin ise hiçbir zaman davacıya geçmediğini, tekne ile ilgili tüm işlem ve gelişmelerin Antalya Liman Başkanlığı tarafından davalıya bildirildiğini, taraflar arasındaki ihtiyati arabuluculuk sözleşmesinde tekneye ilişkin özel bir düzenlemeye gidilmemesinin sebebinin teknenin davalıya ait olduğu hususunda tarafların hem fikir olmasından kaynaklandığını, sonradan davalının yaşadığı mali sıkıntılar nedeniyle satmak istediğini, satışı için davacının bizzat vekaletname verdiğini, teknenin davalı ...'e ücreti karşılığında satıldığını, ortada muvazaalı bir devir işleminin bulunmadığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının iyi niyetli 3.kişi olduğunu, tekneyi gerçek satış yoluyla davalı ...'ten satın aldığını, dava dilekçesinde bahsi geçen olaylarla davalının ilgisinin bulunmadığını, teknenin bedeli karşılığında satın alındığını, davacının iddialarının soyut ve gerçek dışı olduğunu, ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. YEREL MAHKEME KARARI: Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı 09/10/2025 tarihli ara kararı ile; "ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesi ile; vekaletnamenin kötüye kullanılarak teknenin 3.kişiye devredildiğini ve davacıya herhangi bir bedel ödenmediğini, sunulan delillerle bu durumun sabit olduğunu, davalı ...'in mal kaçırmak amaçlı bir çok taşınır ve taşınmazı davalı ...'a devrettiğini, teknenin 3.şahsa geçirilme olasılığının yüksek olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nun 355. Maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; Dava; vekaletin kötüye kullanılarak teknenin davacının bilgi ve rızası dışında muvazaalı şekilde devredildiği ve bedelinin de davacıya ödenmediği iddiasına dayalı teknenin satışına ilişkin sözleşmenin iptali ve teknenin davacı adına tescili, olmadığı takdirde teknenin güncel bedelinin tahsili istemlidir. Davacı vekili dava dilekçesinde; tedbiren teknenin 3.kişilere devredilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiş, ilk derece mahkemesince 06/10/2025 tarihli ara karar ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesi üzerine davacı vekilince bu kez 08/10/2025 tarihli dilekçe ile ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş, yerel mahkemece 09/10/2025 tarihli ara karar ile; bir geminin ihtiyati haczinin kanunda sınırlı olarak sayılan deniz alacakları için istenebileceği, deniz alacağının parasal değerinin yaklaşık olarak ispat edilmesi gerektiği, somut olayda alacağın deniz alacağı niteliğinde olduğu, TTK 353/5, İİK'nun 257/2 maddesinde öngörülen şartların gerçekleştiği yönünde somut delilin davacı tarafça sunulmadığı" yönündeki gerekçeyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, ara karar süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır. İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir; “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.” Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur. Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir. Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir. Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip,uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi yaklaşık ispat yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz. Bu yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı vekilince dava konusu teknenin vekaletin kötüye kullanılarak devredildiği iddiasıyla satış sözleşmesinin iptali ve teknenin davacı adına tescili istemli açılan davada terditli olarak olmadığı takdirde teknenin rayiç değerinin istenmiş olması karşısında davacı tarafça terditli olarak ileri sürülen asıl talepten feragat da edilmediği gözetildiğinde davanın konusunu teknenin oluşturduğu, ihtiyati haczin ise para alacağını teminen başvurulan tedbir müessesi olması sebebiyle somut olayda ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı,bunun yanında terditli olarak ileri sürülen alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat kuralı kapsamında alacağın varlığına dair mahkemede kanaat uyandıracak yeterlilikte dosyaya delilin sunulmadığı anlaşıldığından belirtilen gerekçelerle ihtiyati haciz talebinin reddi gerekirken davaya ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle talebin reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Ne var ki; mahkemenin bu yanılgısının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf talebinin belirtilen yönden kabulüne, sair yönlerden reddine, HMK'nun 353/1.b-2.maddesi uyarınca duruşma açılmaksızın ilk derece mahkemesi ara kararının gerekçesinin yukarıda izah edilen şekilde düzeltilerek yeniden esas hakkında ara karar tesis etmek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-Davacı vekilinin İSTİNAF TALEBİNİN KABULÜNE, II-HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/10/2025 tarihli ve ... Esas sayılı KARARININ GEREKÇESİNİN DÜZELTİLEREK, ESAS HAKKINDA AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, -İhtiyati haciz talebinin REDDİNE, -Ara kararın taraflara tebliğine, III-İstinaf yargılaması yönünden 1-İstinaf talebinde bulunan davacıdan peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde davacıya ilk derece mahkemesince iadesine , 2-İstinaf talebinde bulunan davacıdan peşin alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad kaydedilmesine, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin nihai kararla birlikte değerlendirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 15/01/2026 ...