12. Ceza Dairesi 2022/3238 E. , 2023/1943 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SUÇ : Taksirle öldürme Taksirle öldürme suçundan şüpheliler ... ve ... İbrahim haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07.08.2018 tarihli ve 2018/2816 soruşturma, 2018/4046 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik şüpheliler müdafii tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.08.2021 tarihli ve 2021/3358 değişik
**12. Ceza Dairesi 2022/3238 E. , 2023/1943 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SUÇ : Taksirle öldürme Taksirle öldürme suçundan şüpheliler ... ve ... İbrahim haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07.08.2018 tarihli ve 2018/2816 soruşturma, 2018/4046 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik şüpheliler müdafii tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.08.2021 tarihli ve 2021/3358 değişik ... sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. ... Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.03.2022 tarih ve 94660652-105-48-22082-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB- 2022/49397 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB- 2022/49397 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, 06/04/2018 tarihinde, Seydikemer İlçesi Karadere Mahallesinde ikamet eden Suriye uyruklu şüpheliler ... İbrahim ve ...'ın müşterek çocukları 12/12/2016 doğumlu müteveffa ... Kırcan Elhemem'in evin önünde oynadığı esnada evlerinin yan tarafında bulunan sulama kanalına düştüğünün ihbarı üzerine, olay yerine giden Jandarma ekipleri tarafından kanaldan çıkarılarak hastaneye kaldırıldığı ve ... Adlî Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 19/07/2018 tarihli rapora göre suda boğulmaya bağlı mekanik asfiksi etkisiyle vefat ettiğinin rapor edilmesi üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma evresi sonunda, müteveffanın şüphelilerin ortak çocuğu olduğu, ölümünde taksir derecesinde kusurlarının bulunduğu, ancak 5237 sayılı TCK'nun 22/6. maddesinde belirtildiği üzere ''Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir hâlinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir'' hükmünün yer aldığı, şüphelilerin bilinçli taksirle hareket ettiklerine dair dosyada somut delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü İşletme ve Bakım Dairesi Başkanlığınca yayımlanan 09/11/2007 tarihli ve 2007/19 sayılı genelgedeki "sulama ve drenaj kanalları veya taşkın tesisleri DSİ'ce inşa edilmiş olasalar bile, imara açılmış, çevresine konutlar yapılmış ve servis yolları şehir içi ulaşım amaçlı olarak trafiğe tahsis edilen bu tesislerde mal ve can güvenliğini temine yönelik tedbirlerin alınması yerel yönetimlerin görevlerindendir" şeklindeki düzenleme de göz önünde bulundurularak, Dosya kapsamına göre, dosyada herhangi bir bilirkişi raporunun bulunmadığı da dikkate alınarak, gerektiğinde uzman kişilerden de yararlanılarak olay yerinde keşif incelemesi yapılarak olayın meydana geldiği su kanalı etrafında gerekli güvenlik önlemlerinin alınmamasında veya mevcut güvenlik önlemlerindeki zaafiyetlerin denetiminde eksiklik, kusur ya da ihmali bulunan DSİ veya ilgili yerel yönetim birimleri ve sorumlu çalışanlarının tespiti doğrultusunda bilirkişi raporu aldırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, müteveffa çocuğun anne ve babası ile sınırlı olarak soruşturma yapılması suretiyle eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir..” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; "(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir...." Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun'da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; olay tarihinde... ilçesi, Karadere Mahallesinde ikamet eden Suriye uyruklu ... İbrahim ve ...'ın müşterek çocukları 12.12.2016 doğumlu ... Elhemem'in evin önünde oynadığı esnada sulama kanalına düşmesi sonucu ölmesi üzerine soruşturma işlemlerine başlanıldığı, ... Kırcan Elhemem'in kesin ölüm sebebinin tespiti için ... Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderildiği, Adli Tıp Kurumu ... Adli Tıp Şube Müdürlüğüne ait 19.07.2018 tarihli raporda, "...07/04/2018 tarihinde ölen ... oğlu, 2016 doğumlu, ... cesedine 07/04/2018 tarihinde ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünde yapılan otopsi bulguları ve ... Adli Tıp Grup Başkanlığı Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesinin Toksikoloji ve Morg İhtisas Dairesinin Histopatoloji raporu ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/2816 sayılı adli soruşturma dosyası dikkate alındığında, küçüğün ölümünün suda boğulmaya bağlı mekanik asfiksi etkisiyle meydana gelmiş olduğu..." şeklinde belirtilmesi üzerine, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma evresi sonunda, müteveffanın şüphelilerin ortak çocuğu olduğu, ölümünde taksir derecesinde kusurlarının bulunduğu, ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 22 nci maddesinin altıncı fıkrasında belirtildiği üzere ''Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir hâlinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir'' hükmünün yer aldığı, şüphelilerin bilinçli taksirle hareket ettiklerine dair dosyada somut delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olduğu, bu karara şüpheliler müdafii tarafından yapılan itirazın ise ... Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/08/2021 tarihli ve 2021/3358 değişik ... sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. 7. Dosya kapsamına göre; şüphelilerin müşterek çocuğunun ölümü nedeniyle haklarında kovuşturmaya yer olmadığına dair verilmiş karara karşı ... Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/08/2021 tarihli ve 2021/3358 değişik ... sayılı kararı ile şüpheliler müdafii tarafından yapılan itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın şüpheliler hakkında 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinine dayanak yapılarak verildiği, meydana gelen kaza ile ilgili başka şüpheliler varsa, bunun ayrı bir soruşturma konusu yapılabileceği dikkate alınarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2023 tarihinde karar verildi.